Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8968 E. 2013/22891 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
güven ilişkisi↗ eş rızası↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı ...'nin annesi olduğu, davacının hesabındaki paranın irade ve inancının fesada uğratılması sonucunda davalı ...'nin hesabına aktarıldığının tanık beyanları ile ortaya konduğu, bankaların müşterisi tarafından yatırılan mevduatı saklama, muhafaza etme ve istenildiğinde de iade etme yükümlülüğünün bulunduğu, bankaların yapacağı işlemlerde azami dikkati ve özeni.göstermek zorunda oldukları, buna göre 94.490 Euro gibi büyük meblağlı mevduat işleminde gerekli belge ve imza örneklerinin alınması, okuma-yazma bilmeyen müşterinin bu durumunun tespiti ile parmak izi ve şahitler huzurunda yapılması ve ödemeler de yapılırken gerekli incelemelerin yapılması gerektiği, banka tarafından davacının okuma yazma bilmemesinin bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı ...'nin bu hususlara uymadan işlem yaptığı, davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, güven ilişkisine dayalı banka-müşteri ilişkisine de aykırı davrandığı, gerekçesi ile davanın kabulüne, 176.000 TL nin 07/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık davacının hesabında bulunan paranın davacının rızası fesada uğratılarak diğer davalı oğlunun hesabına aktarılıp aktarılmadığı noktasındadır. Dosya içeriğinde de sabit olduğu üzere davacı, banka tediye fişini imzaladığı gibi hesap cüzdanında da imzası mevcuttur. Tek başına okuma-yazma bilinmemesi iddiası iradenin fesada uğratıldığı sonucunu doğurmaz. Kaldı ki, davacının kabul ettiği bir kısım banka işlemlerini dahi aynı şekilde yaptığı anlaşılmaktadır. Öte yandan işlem tarihi ile bankaya başvuru tarihi arasındaki süre de nazara alındığında davacı iddiası da hayatın olağan koşulu ile bağdaşmaz. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5929 E. 2022/6891 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kambiyo senedi · genel kredi sözleşmesi · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan «kıymetli evrakın» imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür.
Hukuk Dairesi'nin 15.07.2017 gün, 2016/13764 Esas 2017/3903 Karar sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmış, keza HGK’nın 28.06.2022 gün, 2019/(19)11-253 Esas- 2022/1036 Karar sayılı ilamında ise, bir kimsenin okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanarak «kambiyo senedi» düzenlemesinin mümkün olduğunu belirlemiştir.
Belirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4269 E. 2024/538 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:resmi senet · ipotek akit tablosu · ipoteğin fekki · ipoteğin paraya çevrilmesi · ispat külfeti · sahtecilik · bedelsizlik · cy/cy şerhi
Benzer bu kararda250.000 TL bedel” ile «ipotek» tesis edildiği, tesis olunan ipotek bir karz ipoteği olup, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının borcun ödendiği ve ipoteğin «bedelsiz» kaldığı iddiası bulunmadığı, davacının okuma/yazma bilmemesinden ve yaşlı olmasından faydalandığı iddiasının ise tapu dairesinde imzalanan resmi senedin aksini tüm dosya kapsamında ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… en ve yaşlı olmasından faydalandığını, müvekkilini tapu müdürlüğüne götürdüğünü ve burada yetkilisi olduğu şirketin kullanacağı kredi için taşınmazını davalı lehine «ipotek» verdirdiğini, daha sonra kredi borçlarını ödemediğini ve davalı banka tarafından davacıya ait taşınmazdaki «ipoteğin paraya çevrilmesi» için Gaziantep 13.
İcra Müdürlüğünün 2016/193865 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığını, parmak basılması ve tanık dinlenmesi gerekirken imzasının alındığını, «ipotek» tarihinden önce ve sonra yapılan diğer işlemlerde okuma yazma bilmeyenlere özgü usullere göre hareket edildiğini ileri sürerek taşınmaz kaydındaki ipotek «şerhinin» kaldırılmasını talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5056 E. 2024/2194 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · usul ekonomisi · ipoteğin fekki · tanık beyanı · butlan · sözleşmenin iptali · hile · ipotek
Benzer bu kararda… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Mahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… arklılıklarını dahi anlayabilecek durumda olmadığını, Tapu Sicil Tüzüğü gereği okuma yazma bilmeyenlere ilişkin merasimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin «butlanla» batıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5440 E. 2017/3844 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı alacağı · ilamsız icra takibi · ikrar · kâr payı · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava şirkete verilen hisse bedeli ve kâr «payı alacağının» tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı dava dilekçesinde itirazın iptali istemiyle dava açmış olduğu, 31.07.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davayı ortaklığın tespitine çevirmek istediği, davacı yargılama sırasında ve dava dilekçesinde okuma yazma bilmediğini beyan ettiğinden 31.07.2015 tarihli dilekçe içeriğinin doğru olup olmadığı hususu 19.11.2015 tarihli duruşma da davacıya sorulduğu, dilekçe içeriğinin kabul edildiğini ve kendisinin şirket ortağı olduğunu beyan ettiği, davacının itirazın iptali davasını ortaklığın tespitine çevirmek istemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının bu yöndeki ıslahının mümkün bulunmadığı, davacının 31.07.2015 tarihli ıslah dilekçesi ve duruşmadaki beyanında davalı şirkette ortak olduğunu açıkça «ikrar» ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirkete ait hisse bedeli ve kâr «payı alacağına» ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «ıslah» talebi ile itirazın iptali davasını ortaklığın tespiti davasına dönüştürmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı 31.07.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ederek davalı şirkette ortaklığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın tamamen «ıslahını» düzenleyen HMK 176/1 fıkrasına göre davanın tamamen ıslahı herzaman mümkün olup, mahkemece ıslah talebi gereğince davacının davalı şirkette ortaklığının tespiti talebi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8968 E. , 2013/22891 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/01/2013 tarih ve 2010/50-2013/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Ziraat Bankası Şubesi'nde bulunan 34678439-5002 numaralı hesabına 04/10/2005 tarihinde 89.600 Euro yatırdığını, bu paranın daha sonra 34678439-5004 nolu hesaba aktarıldığını, müvekkilinin 18/06/2009 tarihinde hesabından para çekmek için bankaya gittiğinde hesabındaki paranın çekildiğini öğrendiğini, Savcılığa şikayet sonucu paranın müvekkilinin oğlu olan davalı ...'in hesabına aktarıldığının anlaşıldığını, bu işleme müvekkilinin bilgisi ve rızası olmadığını, müvekkilinin çok yaşlı olduğunu, okuma yazma bilmediğini, davacı müvekkilinin okuma-yazma bilmemesinin banka personeli tarafından bilindiğini, davacı müvekkilinin imza atmadığını, mühür ya da parmak izi kullandığını, müvekkilinin irade fesadına uğratılarak parasının oğlunun hesabına aktarıldığını, bankaların yapacağı işlemlerde azami dikkati ve özeni göstermek zorunda olduklarını, buna göre 94.490 Euro gibi büyük meblağlı mevduat işleminde gerekli belge ve imza örneklerinin alınması, okuma-yazma bilmeyen müşterinin bu durumunun tespiti ile parmak izi ve şahitler huzurunda yapılması ve ödemeler de yapılırken gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini, davalı ...'nin bu hususlara uymadan işlem yaptığını ileri sürerek, 95.490 Euro karşılığı 176.000 TL'nin 07/10/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının davaya konu 34678439-5004 nolu hesabının 04/10/2005 tarihinde talebi üzerine 3 ay vadeli Euro hebası olarak açılmış olduğunu, hesaba 04/10/2005 tarihinde 89.600 Euro yatırıldığını, söz konusu hesabın vade sonları ve temdit (yenileme) tarihleri davacı tarafından çok iyi bilindiğinden bu hesapla ilgili davaya konu işlemlerde davacı tarafından 07/10/2008 tarihinde gerçekleştiğini, oğlu olan diğer davalı ile birlikte bizzat bankaya gelerek paranın oğlunun hesabına aktarılmasını istediğini, söz konusu havale işleminin davacının vadeli hesabında para kalmaması nedeniyle davacı yönünden hesabının kapatılması ve akabinde de kapatma fişindeki talimata karşılık diğer davalının hesabına yatırma şeklinde gerçekleşmiş olduğunu, sözkonusu işlemin mudi talimatı gereğince davalı ...
adına üç ay vadeli hesap açılmak üzere kapatıldığı açıklaması ile davacının vadeli hesabında para kalmaması nedeniyle kasadan vadeli hesap kapama şeklinde gerçekleştiğini, Bankacılık Kanununda havale işlemleriyle ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığını, genel olarak havale işleminin BK.'nun 457-462. maddelerinde düzenlendiğini, 07/10/2008 tarihinde gerçekleştirilen havale talimatına davacının imzasının alındığını, havale talimatının şekli hususunda kanunda herhangi bir düzenleme bulunmadığından, davacı vekilinin davacının okuma yazma bilmediği gerekçesiyle imzasının geçerli olmadığı hususundaki iddialarının da davanın sonucuna bir etkisi bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, duruşmadaki beyanında davacının rızası ile bu parayı müvekkiline verdiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı ...'nin annesi olduğu, davacının hesabındaki paranın irade ve inancının fesada uğratılması sonucunda davalı ...'nin hesabına aktarıldığının tanık beyanları ile ortaya konduğu, bankaların müşterisi tarafından yatırılan mevduatı saklama, muhafaza etme ve istenildiğinde de iade etme yükümlülüğünün bulunduğu, bankaların yapacağı işlemlerde azami dikkati ve özeni.göstermek zorunda oldukları, buna göre 94.490 Euro gibi büyük meblağlı mevduat işleminde gerekli belge ve imza örneklerinin alınması, okuma-yazma bilmeyen müşterinin bu durumunun tespiti ile parmak izi ve şahitler huzurunda yapılması ve ödemeler de yapılırken gerekli incelemelerin yapılması gerektiği, banka tarafından davacının okuma yazma bilmemesinin bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı ...'nin bu hususlara uymadan işlem yaptığı, davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, güven ilişkisine dayalı banka-müşteri ilişkisine de aykırı davrandığı, gerekçesi ile davanın kabulüne, 176.000 TL nin 07/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık davacının hesabında bulunan paranın davacının rızası fesada uğratılarak diğer davalı oğlunun hesabına aktarılıp aktarılmadığı noktasındadır. Dosya içeriğinde de sabit olduğu üzere davacı, banka tediye fişini imzaladığı gibi hesap cüzdanında da imzası mevcuttur. Tek başına okuma-yazma bilinmemesi iddiası iradenin fesada uğratıldığı sonucunu doğurmaz. Kaldı ki, davacının kabul ettiği bir kısım banka işlemlerini dahi aynı şekilde yaptığı anlaşılmaktadır. Öte yandan işlem tarihi ile bankaya başvuru tarihi arasındaki süre de nazara alındığında davacı iddiası da hayatın olağan koşulu ile bağdaşmaz. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/565485700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz