İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5929 E. 2022/6891 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıymetli evrak↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ müteselsil kefil↗ kambiyo senedi↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ kefil↗ geçersizlik↗ yetki↗ kredi sözleşmesi↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının okuma yazma bilip bilmediğinin tespiti için ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, ilgili kurumca müzekkereye verilen cevapla, davalı adına bir kayda rastlanmadığının bildirildiği, verilen cevaptan davalının okuma yazma bilmediğinin tespit edildiği, davacı yanın, okuma yazma bilmeyen davalının imzası bulunan belgenin içeriğini bildiğine dair kanıt sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli genel kredi sözleşmesini, davalı müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davalı sözleşme altındaki imzasını inkar etmemekte ancak okuma yazma bilmediğini ileri sürerek, sözleşmeyi patronu olan asıl borçlunun isteğiyle içeriğine vakıf olmadan imzaladığını savunmaktadır.
İmza, kişinin kimliğini gösteren, onu belirleyen ve diğerlerinden ayıran bir işarettir. Borç altına girme iradesini ve özellikle beyan iradesini kesin olarak açıklar, tamamlayıp ortaya koyar (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Baskı, Yetkin, Ankara 2017, s. 289). İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür. Keza, fiziksel bir engeli ya da okuma yazma bilmemesi sebebiyle imza atamayanlar imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilirler (6098 sayılı TBK 16. maddesi). Ancak okuma yazma bilmeyen kişi imza kullanıyorsa, bu imzası ile sözleşme yapıp borç altına girebilir. Mevzuatımızda buna engel teşkil edecek bir hüküm bulunmamaktadır. Nitekim, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 15.07.2017 gün, 2016/13764 Esas 2017/3903 Karar sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmış, keza HGK’nın 28.06.2022 gün, 2019/(19)11-253 Esas- 2022/1036 Karar sayılı ilamında ise, bir kimsenin okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanarak kambiyo senedi düzenlemesinin mümkün olduğunu belirlemiştir. Belirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez. Davalıdan sadır olduğuna şüphe bulunmayan imza sözleşmenin kurulması ve davalının borç altına girmesi için yeterlidir. Bu itibarla, mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8968 E. 2013/22891 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · eş rızası · yasal faiz
Benzer bu kararda… cının okuma yazma bilmemesinin bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı ...'nin bu hususlara uymadan işlem yaptığı, davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, «güven ilişkisine» dayalı banka-müşteri ilişkisine de aykırı davrandığı, gerekçesi ile davanın kabulüne, 176.000 TL nin 07/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Uyuşmazlık davacının hesabında bulunan paranın davacının «rızası» fesada uğratılarak diğer davalı oğlunun hesabına aktarılıp aktarılmadığı noktasındadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4269 E. 2024/538 K.
Ortak:geçersizlik
İncelediğiniz karardaBelirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» tesis edilirken «resmi senet» akit tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının kendi el yazısı ile "okudum" yazdığını ve resmi senedi imzaladığını, dolayısı ile davayı açma iddiasının sunulan belgelerle tamamen ortadan kaldırıldığını, belli usuli işlemlere tabi tutulan ipotek işleminin, okuma yazma bilenlere uygulanan süreç tamamlanarak müvekkili bankaya «ibraz» edildiğini, ayrıca davacı yanın ipotek verildiği tarihten bugüne kadar geçen zaman dilimi içerisinde söz konusu ipoteğin «geçersizliği» iddiasında bulunmadığını, anılan taşınmazın satışından sonra ilgili davayı açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:resmi senet · ipotek akit tablosu · ipoteğin fekki · ipoteğin paraya çevrilmesi · ispat külfeti · sahtecilik · bedelsizlik · cy/cy şerhi
Benzer bu kararda250.000 TL bedel” ile «ipotek» tesis edildiği, tesis olunan ipotek bir karz ipoteği olup, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının borcun ödendiği ve ipoteğin «bedelsiz» kaldığı iddiası bulunmadığı, davacının okuma/yazma bilmemesinden ve yaşlı olmasından faydalandığı iddiasının ise tapu dairesinde imzalanan resmi senedin aksini tüm dosya kapsamında ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… en ve yaşlı olmasından faydalandığını, müvekkilini tapu müdürlüğüne götürdüğünü ve burada yetkilisi olduğu şirketin kullanacağı kredi için taşınmazını davalı lehine «ipotek» verdirdiğini, daha sonra kredi borçlarını ödemediğini ve davalı banka tarafından davacıya ait taşınmazdaki «ipoteğin paraya çevrilmesi» için Gaziantep 13.
İcra Müdürlüğünün 2016/193865 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığını, parmak basılması ve tanık dinlenmesi gerekirken imzasının alındığını, «ipotek» tarihinden önce ve sonra yapılan diğer işlemlerde okuma yazma bilmeyenlere özgü usullere göre hareket edildiğini ileri sürerek taşınmaz kaydındaki ipotek «şerhinin» kaldırılmasını talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5056 E. 2024/2194 K.
Ortak:geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez.
Benzer bu karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · usul ekonomisi · ipoteğin fekki · tanık beyanı · butlan · sözleşmenin iptali · hile · ipotek
Benzer bu kararda… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Mahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… arklılıklarını dahi anlayabilecek durumda olmadığını, Tapu Sicil Tüzüğü gereği okuma yazma bilmeyenlere ilişkin merasimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin «butlanla» batıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2003 E. 2023/4205 K.
Ortak:müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… z dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini ancak gerekçenin hatalı olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğini, kandırılarak «kredi sözleşmelerine» imza attırıldığını, davalının «kefil» olma iradesinin bulunmadığını, tanıkların da davalının okuma yazma bilmediğini beyan ettiğini, alacak hesabındaki faiz oranının fahiş olduğunu, davalının borcu bul …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · ipotek limiti · ilamsız takip · ticari temerrüt faizi · takibin durdurulması · takipsizlik kararı · ipoteğin paraya çevrilmesi · kefalet sözleşmesi
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye «kefil» sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât «ihtarnamesi» ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine «takibin durdurulduğunu» iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satışı sonrası alacağın tamamının tahsil edilemediğini, 200.000,00 TL üst sınır ipoteği ile 240.000,00 TL alacağın karşılanamayacağının açık olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5929 E. , 2022/6891 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kumluca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.05.2014 tarih ve 2013/133 E. - 2014/324 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili ile dava dışı asıl borçlu arasında 31.03.2011 tarihinde akdedilen genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlunun kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine müvekkili tarafından asıl borçlu ve davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının, takibe okuma yazması olmadığından bahisle itiraz ettiğini ancak kredi sözleşmesinde imzası bulunduğunu, iddia ettiği gibi okuma yazma bilmese dahi bu durum temyiz kudretini ortadan kaldırmayacağından kefaletinin yine de geçerli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının okuma yazma bilip bilmediğinin tespiti için ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, ilgili kurumca müzekkereye verilen cevapla, davalı adına bir kayda rastlanmadığının bildirildiği, verilen cevaptan davalının okuma yazma bilmediğinin tespit edildiği, davacı yanın, okuma yazma bilmeyen davalının imzası bulunan belgenin içeriğini bildiğine dair kanıt sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli genel kredi sözleşmesini, davalı müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davalı sözleşme altındaki imzasını inkar etmemekte ancak okuma yazma bilmediğini ileri sürerek, sözleşmeyi patronu olan asıl borçlunun isteğiyle içeriğine vakıf olmadan imzaladığını savunmaktadır.
İmza, kişinin kimliğini gösteren, onu belirleyen ve diğerlerinden ayıran bir işarettir. Borç altına girme iradesini ve özellikle beyan iradesini kesin olarak açıklar, tamamlayıp ortaya koyar (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Baskı, Yetkin, Ankara 2017, s. 289). İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür. Keza, fiziksel bir engeli ya da okuma yazma bilmemesi sebebiyle imza atamayanlar imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilirler (6098 sayılı TBK 16.
maddesi). Ancak okuma yazma bilmeyen kişi imza kullanıyorsa, bu imzası ile sözleşme yapıp borç altına girebilir. Mevzuatımızda buna engel teşkil edecek bir hüküm bulunmamaktadır. Nitekim, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 15.07.2017 gün, 2016/13764 Esas 2017/3903 Karar sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmış, keza HGK’nın 28.06.2022 gün, 2019/(19)11-253 Esas- 2022/1036 Karar sayılı ilamında ise, bir kimsenin okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanarak kambiyo senedi düzenlemesinin mümkün olduğunu belirlemiştir. Belirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez.
Davalıdan sadır olduğuna şüphe bulunmayan imza sözleşmenin kurulması ve davalının borç altına girmesi için yeterlidir. Bu itibarla, mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme hükmünün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/858314300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz