İpoteğin fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5520 E. 2021/6448 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fiil ehliyeti↗ hmk 297↗ ipoteğin fekki↗ sözleşmenin iptali↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ipotek↗ taraf ehliyeti↗ geçersizlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının fiil ehliyetini ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından ipotek sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek sözleşmesinin iptalini talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da geçersiz hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen ipoteğin fekkini talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte fiil ehliyetine sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhangi bir tartışma yapılmamıştır. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi uyarınca, hüküm; tarafların iddia ve savunmalarını, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri kapsamak ve bu delillerin tartışılması ile değerlendirilmesini içermek zorundadır. Bu durumda, mahkemece, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanılarak sözleşmeyi imzalamasının sağlandığı iddiasının sözleşmeye uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 14. ve 15. maddesi tahtında tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5056 E. 2024/2194 K.
Ortak:fiil ehliyeti · ipoteğin fekki · sözleşmenin iptali · ipotek · taraf ehliyeti · geçersizlik · İpoteğin fekki
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · tanık beyanı · butlan · hile
Benzer bu kararda… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
… arklılıklarını dahi anlayabilecek durumda olmadığını, Tapu Sicil Tüzüğü gereği okuma yazma bilmeyenlere ilişkin merasimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin «butlanla» batıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5929 E. 2022/6891 K.
Ortak:geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBelirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kambiyo senedi · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
… okuma yazma bilip bilmediğinin tespiti için ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, ilgili kurumca müzekkereye verilen cevapla, davalı adına bir «kayda» rastlanmadığının bildirildiği, verilen cevaptan davalının okuma yazma bilmediğinin tespit edildiği, davacı yanın, okuma yazma bilmeyen davalının imzası bulunan bel …
İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan «kıymetli evrakın» imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür.
Hukuk Dairesi'nin 15.07.2017 gün, 2016/13764 Esas 2017/3903 Karar sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmış, keza HGK’nın 28.06.2022 gün, 2019/(19)11-253 Esas- 2022/1036 Karar sayılı ilamında ise, bir kimsenin okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanarak «kambiyo senedi» düzenlemesinin mümkün olduğunu belirlemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5440 E. 2017/3844 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı alacağı · ilamsız icra takibi · ikrar · kâr payı · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava şirkete verilen hisse bedeli ve kâr «payı alacağının» tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı dava dilekçesinde itirazın iptali istemiyle dava açmış olduğu, 31.07.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davayı ortaklığın tespitine çevirmek istediği, davacı yargılama sırasında ve dava dilekçesinde okuma yazma bilmediğini beyan ettiğinden 31.07.2015 tarihli dilekçe içeriğinin doğru olup olmadığı hususu 19.11.2015 tarihli duruşma da davacıya sorulduğu, dilekçe içeriğinin kabul edildiğini ve kendisinin şirket ortağı olduğunu beyan ettiği, davacının itirazın iptali davasını ortaklığın tespitine çevirmek istemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının bu yöndeki ıslahının mümkün bulunmadığı, davacının 31.07.2015 tarihli ıslah dilekçesi ve duruşmadaki beyanında davalı şirkette ortak olduğunu açıkça «ikrar» ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirkete ait hisse bedeli ve kâr «payı alacağına» ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «ıslah» talebi ile itirazın iptali davasını ortaklığın tespiti davasına dönüştürmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı 31.07.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ederek davalı şirkette ortaklığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın tamamen «ıslahını» düzenleyen HMK 176/1 fıkrasına göre davanın tamamen ıslahı herzaman mümkün olup, mahkemece ıslah talebi gereğince davacının davalı şirkette ortaklığının tespiti talebi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2003 E. 2023/4205 K.
Ortak:ipotek
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
Benzer bu karardaBaşsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… nda hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve «kefalet» iradesinin bulunmadığını, «ipotekli» takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel «bilirkişi incelemeleri» ile sonuca gidilerek «eksik inceleme» ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan «temlik» alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, «yargılama giderlerinin» kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir C.
… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · ipotek limiti · ilamsız takip · ticari temerrüt faizi · takibin durdurulması · takipsizlik kararı · ipoteğin paraya çevrilmesi · kefalet sözleşmesi
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye «kefil» sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât «ihtarnamesi» ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine «takibin durdurulduğunu» iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satışı sonrası alacağın tamamının tahsil edilemediğini, 200.000,00 TL üst sınır ipoteği ile 240.000,00 TL alacağın karşılanamayacağının açık olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4269 E. 2024/538 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipotek · geçersizlik · İpoteğin fekki
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» tesis edilirken «resmi senet» akit tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının kendi el yazısı ile "okudum" yazdığını ve resmi senedi imzaladığını, dolayısı ile davayı açma iddiasının sunulan belgelerle tamamen ortadan kaldırıldığını, belli usuli işlemlere tabi tutulan ipotek işleminin, okuma yazma bilenlere uygulanan süreç tamamlanarak müvekkili bankaya «ibraz» edildiğini, ayrıca davacı yanın ipotek verildiği tarihten bugüne kadar geçen zaman dilimi içerisinde söz konusu ipoteğin «geçersizliği» iddiasında bulunmadığını, anılan taşınmazın satışından sonra ilgili davayı açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini i …
Taraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… en ve yaşlı olmasından faydalandığını, müvekkilini tapu müdürlüğüne götürdüğünü ve burada yetkilisi olduğu şirketin kullanacağı kredi için taşınmazını davalı lehine «ipotek» verdirdiğini, daha sonra kredi borçlarını ödemediğini ve davalı banka tarafından davacıya ait taşınmazdaki «ipoteğin paraya çevrilmesi» için Gaziantep 13.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:resmi senet · ipotek akit tablosu · ipoteğin paraya çevrilmesi · ispat külfeti · sahtecilik · bedelsizlik · cy/cy şerhi · mirasçılık
Benzer bu kararda250.000 TL bedel” ile «ipotek» tesis edildiği, tesis olunan ipotek bir karz ipoteği olup, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının borcun ödendiği ve ipoteğin «bedelsiz» kaldığı iddiası bulunmadığı, davacının okuma/yazma bilmemesinden ve yaşlı olmasından faydalandığı iddiasının ise tapu dairesinde imzalanan resmi senedin aksini tüm dosya kapsamında ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... «mirasçıları» vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
… en ve yaşlı olmasından faydalandığını, müvekkilini tapu müdürlüğüne götürdüğünü ve burada yetkilisi olduğu şirketin kullanacağı kredi için taşınmazını davalı lehine «ipotek» verdirdiğini, daha sonra kredi borçlarını ödemediğini ve davalı banka tarafından davacıya ait taşınmazdaki «ipoteğin paraya çevrilmesi» için Gaziantep 13.
İcra Müdürlüğünün 2016/193865 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığını, parmak basılması ve tanık dinlenmesi gerekirken imzasının alındığını, «ipotek» tarihinden önce ve sonra yapılan diğer işlemlerde okuma yazma bilmeyenlere özgü usullere göre hareket edildiğini ileri sürerek taşınmaz kaydındaki ipotek «şerhinin» kaldırılmasını talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/644 E. 2023/3967 K.
Ortak:ipotek · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «temlik» eden Şekerbank T.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden; temliğin tahsili gecikmiş alacaklılara ilişkin olduğu bu haliyle ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere bankanın «çek» sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit «depo» bedelinin temliğinden söz edilemeyeceği, temlik eden davacının 22.09.2016 tarihinden itibaren davayı takip etmediği, her ne kadar mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca davacı yönünden «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmemiş ise de, davacının davayı takip edeceği yönünde karar tarihine kadar bir beyanda bulunmamış olması gözetildiğinde, Mahkemece, temlik eden yönünden temlik kapsamında yer almayan 19.260,00 TL gayri nakit risk depo bedeline yönelik davanın açılmamış olması sayılmasına ve davalı lehine «vekalet ücretine» karar verilmesinin doğru olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; temlik eden bankanın tarafı olduğu 23.05.2011 tarihli «ipotek» resmi senedinde ipotek veren davalı ...'un okuma yazma bilmediğinin kabul edilmiş olduğu, bu durumda bu davalının «müteselsil kefaletinin» «geçerlilik şartı» olan el yazılı kısımlardaki yazıların davalının eli ürünü olup olmadığının incelenmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle bu davalının söz konusu 29.08.2012 ve 06.09.2012 sözleşmelerdeki kefaletinin geçerli olmadığının kabulü gerektiği, yine 24.05.2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen koşulların aranmadığı, ancak davalının sözleşmede yer alan imzasının (işaretin) o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 15 inci ve 1086 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı geçerli kefaletinin de bulunmadığının kabulü gerektiği, yine davacı temlik eden banka tarafından «ipotek akit tablosunda» davalı ...'un okuma yazma bilmediği kabul edildiği halde «geçersiz» müteselsil kefaletini içeren sözleşmelere dayalı takip başlattığı, davalının kefaletinin 412.500,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen takipte bu davalının «kefalet limiti» yönünden «sınırlı sorumlu» olduğu belirtilmeksizin tüm banka alacağı ile ilgili takip başlatılmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilerek bu davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar ... ve Düriye Gökçe'nin imzaladığı «kredi sözleşmelerinden» kaynaklanan banka alacağının tespit edildiği, bu davalıların kefalet imzalarını içermeyen sözleşmelerden kaynaklı banka alacağından sorumlu olmadıklarının kabulü gerektiği, davalı «kefile» «hesap kat ihtarı tebliğ» edilmeden «temerrüdün» gerçekleşmeyeceği, bu durumda davalı kefil Düriye Gökçe'ye hesap kat ihtarının tebliğ edilmemiş olmasına göre temerrütünün takip tarihinden sonra başlatılmasının d …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Aysima Gıda...Ltd.Şti. arasında «genel kredi sözleşmeleri» ("GKS") imzalandığını, davalı ...'un aynı zamanda 412.500,00 TL tutarla taşınmazı üzerine banka lehine «ipotek» tesis ettiğini, ...'un «kefil» olduğu borçlar için sorumlu olduğu miktarı sınırlayarak eşinin de «muvafakati» ile geçerli «kefaletinin» bulunduğunu, ...'un taşınmazı üzerindeki ipoteğin ipotek tutarının ödenmesi ile kaldırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçluların kredi hesabı kat edilip 05.09.2013 tarihli «ihtarname» gönderilmesine rağmen davalıların ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine işbu davaya dayanak takibin başlatıldığını, takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, bu durumun davacınında imzası bulunan «ipotek» belgelerinde de kabul edildiğini, okuma yazma bilmeyen müvekkilinin atacağı imzanın noter huzurunda atılması gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin 24.05.2011, 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli «kredi sözleşmelerindeki» «kefaletinin» geçerli olmadığını, davacı banka tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi nedeniyle kefalet için eş «muvafakati» gerektiğinden 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli kredi sözleşmelerinin imza atılan kısmına müvekkilinin kredinin yalnız 412.500,00 TL'lik kısmından sorumlu olduğunun yazıldığını, müvekkilinin ipotekli taşınmazının satılacağı korkusu ile bankaya başvurması üzerine banka tarafından 13.08.2013 tarihli yazı ile 412.500,00 TL ödemesi halinde «ipoteğin kaldıracağının» bildirildiğini, davalının bu tutarı ödemesi üzerine ipoteğin kaldırılması ile banka alacağından kaynaklanan sorumluluğunun sona erdiğini savunarak davanın reddini …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nakit alacak · sözleşmesel sorumluluk · ipotek akit tablosu · geçerlilik şartı · müteselsil kefalet · hesap kat ihtarı · ihtar tebliği · dosyanın işlemden kaldırılması
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «temlik» eden Şekerbank T.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden; temliğin tahsili gecikmiş alacaklılara ilişkin olduğu bu haliyle ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere bankanın «çek» sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit «depo» bedelinin temliğinden söz edilemeyeceği, temlik eden davacının 22.09.2016 tarihinden itibaren davayı takip etmediği, her ne kadar mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca davacı yönünden «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmemiş ise de, davacının davayı takip edeceği yönünde karar tarihine kadar bir beyanda bulunmamış olması gözetildiğinde, Mahkemece, temlik eden yönünden temlik kapsamında yer almayan 19.260,00 TL gayri nakit risk depo bedeline yönelik davanın açılmamış olması sayılmasına ve davalı lehine «vekalet ücretine» karar verilmesinin doğru olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; temlik eden bankanın tarafı olduğu 23.05.2011 tarihli «ipotek» resmi senedinde ipotek veren davalı ...'un okuma yazma bilmediğinin kabul edilmiş olduğu, bu durumda bu davalının «müteselsil kefaletinin» «geçerlilik şartı» olan el yazılı kısımlardaki yazıların davalının eli ürünü olup olmadığının incelenmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle bu davalının söz konusu 29.08.2012 ve 06.09.2012 sözleşmelerdeki kefaletinin geçerli olmadığının kabulü gerektiği, yine 24.05.2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen koşulların aranmadığı, ancak davalının sözleşmede yer alan imzasının (işaretin) o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 15 inci ve 1086 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı geçerli kefaletinin de bulunmadığının kabulü gerektiği, yine davacı temlik eden banka tarafından «ipotek akit tablosunda» davalı ...'un okuma yazma bilmediği kabul edildiği halde «geçersiz» müteselsil kefaletini içeren sözleşmelere dayalı takip başlattığı, davalının kefaletinin 412.500,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen takipte bu davalının «kefalet limiti» yönünden «sınırlı sorumlu» olduğu belirtilmeksizin tüm banka alacağı ile ilgili takip başlatılmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilerek bu davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar ... ve Düriye Gökçe'nin imzaladığı «kredi sözleşmelerinden» kaynaklanan banka alacağının tespit edildiği, bu davalıların kefalet imzalarını içermeyen sözleşmelerden kaynaklı banka alacağından sorumlu olmadıklarının kabulü gerektiği, davalı «kefile» «hesap kat ihtarı tebliğ» edilmeden «temerrüdün» gerçekleşmeyeceği, bu durumda davalı kefil Düriye Gökçe'ye hesap kat ihtarının tebliğ edilmemiş olmasına göre temerrütünün takip tarihinden sonra başlatılmasının d …
Davacı «temlik» alan vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'un «sahtelik» veya «hile» iddiasının bulunmadığını, davalının «kredi sözleşmelerine» kendi el yazısı ile «kefalet» detayını yazarak imzaladığını, kefaletinin geçerli olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğinin banka tarafından bilindiği yönündeki kabulün doğru olmadığını, eşinin de «muvafakati» ile kredi sözleşmelerini imzalayarak borcu kabul etmiş olmasına rağmen mahkemece «kötü niyet tazminatına» da karar verilmesinin doğru olmadığını, mahkemenin 24.08.2012 tarihli GKS'de davalı ... ve Düriye Gökçe'nin imzalarının bulunmadığı gerekçesiyle bu «sözleşmeden sorumlu» olmadığını kabul ettiğini, ancak asıl borçlu cari hesabının sürekli devam ettiğini ve kefillerin sözleşmede yazan sorumluluk limitleri kadar banka alacağından sorumlu olduklarının dikkate alınması gerektiğini, «kefil» Düriye Gökçe yönünden «kat ihtarının tebliğ» edilmemiş olması nedeniyle «temerrüt tarihi» başlangıcı olarak takip tarihininde kabul edilmesinin doğru olmadığı belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… urulu raporu benimsenmek suretiyle davalı ...'un 24.05.2011 tarihli GKS'ye 750.000,00 TL limitli 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli sözleşmelere 412.500,00 TL limitle «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladığı, aynı zamanda taşınmazı üzerine banka lehine 412.500,00 TL tutarında «ipotek» verdiği, bu davalının 14.08.2013 tarihinde «temlik» eden bankaya 413.500,00 TL ödeme yaptığı, ipotek belgesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 15 inci ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca davalının imzasının şahit huzurunda atılmadığı, 23.05.2011 tarihli ipotek resmi senedinde banka yetkililerinin de bulunduğu tapu huzurunda kanunun aradığı şekilde işlem yapıldığı, bankanın davalının okuma yazma bilmediğini onaylamış olduğu, davalı ...'un 06.09.2012 ve 29.08.2012 tarihli GKS'lerde de müteselsil kefil olarak eşi Mehmet Kurunç'un «muvafakati» de alınmak suretiyle müteselsil kefil olarak sözleşmeye imzasının (işaret) alındığı, davalının bu sözleşmeleri 412.500,00 TL'ye kadar «kefalet limiti» ile kabul ettiği, bu tutarın ipotek tutarı ile aynı olduğu ve bankaya ödendiği, dolayısıyla davalı ...'un bankaya sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın reddi gerektiği, bankanın ...'un okuma yazma bilmediğini imzaları ile onayladığı halde takip başlatmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı ... lehine toplam takip tutarının %20'si oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerektiği, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takipte talep edilen ipotekli tutarı «mahsup» edilmeden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı şekilde takip başlatıldığı, ipotekli taşınmazın dava tarihinden sonra banka alacağına mahsuben satıldığı, davalı kefillerin kefaletten kaynaklanan sorumlulukları ile ilgili ipoteğin söz konusu olmadığı, yine davacı tarafından 29.09.2016 tarihli «temlik sözleşmesinin» tahsili gecikmiş alacakların satış ve temliğine ilişkin olduğu ve yalnız «nakit alacakların» temlik edildiği, temlik eden bankanın 22.09.2016 tarihinden sonra duruşmaları takip etmediği gerekçeleriyle davalı ... yönünden davanın reddi ile lehine toplam takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takipte talep edilen gayri nakit «depo» bedeli 29.260,00 TL'ye yönelik «davanın açılmamış sayılmasına», temlik alan yönünden davacı tarafça davalılar ..., ..., Düriye Gökçe, ... ve Aysima Gıda...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5520 E. , 2021/6448 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.07.2019 tarih ve 2019/26 E. - 2019/416 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan finansal kredi sözleşmesi nedeniyle müvekkiline ait taşınmaz üzerine 80.000 Euro tutarlı 17/07/2007 tarihli birinci dereceden üst sınır ipoteği tesis edildiğini, asıl borçlu ...'ın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, müvekkiline ait dava konusu taşınmaz için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5677 esas sayılı takibi başlatıldığını, tapuda tesis edilen ipotek tutarının tapu kaydında ve akit tablosunda farklı yazıldığını, bu nedenle ipoteğin geçersiz olduğunu, bir yerde 80.000 Euro bazı yerlerde ise 80.000 USD yazıldığını, müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, hulus ve saffetinden yararlanıldığını, ipotek tutarının yabancı ülke para birimiyle gösterilmesinin adalet ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca ipoteğin tesis edildiği 17/07/2007 tarihinde temyiz kudretinden mahrum olacak şekilde psikolojik rahatsızlığının bulunduğunu, 1939 doğumlu olan müvekkilinin 50-55 yaşından beri psikolojik rahatsızlığının bulunduğunu, çeşitli hastanelerde tedavi kayıtlarının bulunduğunu, müvekkilinin hukuki ehliyetini yitirecek şekilde rahatsız olduğunun ATK raporuyla ortaya çıkacağını ileri sürerek ipotek sözleşmesinin iptaline ve ipoteğin fekkine, müvekkili aleyhine başlatılan takibin iptaline, %40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, dava esnasında ipoteğin paraya çevrilmesi halinde davanın istirdat davası olarak devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; ipotek akit tablosunun resmi bir belge olduğunu, davacının okuma yazma bilmemesinin bir öneminin bulunmadığını, ipoteğin tesis edildiği tarih itibari ile davacının herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığının tespit edildiğini, ayrıca davacının iddia ettiği rahatsızlıkların da fiili ehliyetini kaldıran türden olmadığını, ihtarnamede yer alan adresle resmi senetteki adresin aynı olduğunu, ipotek belgesinde para birimi yönünden bir çelişkinin bulunmadığını, sadece bir yerde rakamla 80.000 USD yazılmış olup bu rakamın da parantez içinde yazıyla " seksenbinavrupaparabirimi" ibaresinin kullanıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının fiil ehliyetini ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından ipotek sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek sözleşmesinin iptalini talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da geçersiz hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen ipoteğin fekkini talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte fiil ehliyetine sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhangi bir tartışma yapılmamıştır. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi uyarınca, hüküm; tarafların iddia ve savunmalarını, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri kapsamak ve bu delillerin tartışılması ile değerlendirilmesini içermek zorundadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanılarak sözleşmeyi imzalamasının sağlandığı iddiasının sözleşmeye uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 14. ve 15. maddesi tahtında tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/712950800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz