Çalışma ve sözleşme hürriyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3465 E. 2023/7138 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çalışma ve sözleşme hürriyeti↗ belirsiz süreli sözleşme↗ iş sırrı↗ üretim sırları↗ bilirkişi raporunun denetime elverişliliği↗ müşteri çevresi↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ geçersiz sözleşme↗ ihtirazi kayıt↗ rekabet yasağı↗ tanıma↗ şirket zararı↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ denetime elverişlilik↗ oy yasağı↗ hukuki yarar↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ taşıyan↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2015/813 E. 2018/25 K.
Taraflar arasındaki rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili firmada 01.12.2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en son ... düzeyde yönetici konumunda kalite sistem sorumlusu olarak çalıştığını, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 01.11.2012 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip şirkette çalışmaya başladığını belirterek taraflar arasında imzalanmış olan rekabet sözleşmesine aykırı davranmanın cezai şartı olan davalı işçiden 30.000,00 USD (... doları) alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı dönemde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan düz işçi statüsünde hizmet veren bir işçi olduğunu, davacı şirketin faaliyet konusu ile müvekkilinin çalışmakta olduğu şirketin faaliyet konularının birbirinden farklı olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunu ve baskı ile imzalatıldığını, müvekkilinin işçi sıfatıyla görev yapması sebebiyle iş yerinde ticari bir sırra vakıf olacak kadar insiyatif sahibi olmadığını, sözleşmenin cezai şart maddesinde yer ... 30.000,00 USD (... doları) rakamının fahiş olduğunu, sözleşmede yer ... çalışma yeri, zamanı ve işlerin türü bakımından hukuka aykırı nitelikte olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin devam ediyor olmasının zayıf akit tarafı olan işçiyi çalışma ve sözleşme hürriyetini ihlal ettiği gerekçesiyle de Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taraflar arasında 18.10.2012 tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzalandığı, ayrıca 01.11.2012 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzaladıkları, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin son derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren ... düzey bir vasfı veya iş tanımı belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğünün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı şirketin iş kolunun farklı olduğu, müşteri çevrelerinin de tamamen farklı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü maddesindeki davalı işçinin iş sırrı niteliği taşıyabilecek olgulara nüfus ettiğinin toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Kanun'un 445 ... maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağını belirtildiğinden taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının da bu sebeple geçersiz olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunduğu, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye'nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete aykırı şekilde güçleştirdiği ve ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer ... 30.000,00 ABD doları cezai şartın işcinin aldığı maaş, ekonomik durum göz önünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesiyle ön görülen rekabet yasağının geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye bağlı olarak bir hak ve alacak talep edilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı ile akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının müvekkili şirketten sonra çalışmaya başladığı şirketin hammadeyi satan, davacı şirketin ise üreten taraf olduğu ve müşteri çervrelerinin farklı olduğu tespitinin hatalı olduğunu, tam tersine üretimi yapan davacı şirkette çalışan davalının davacı şirketin müşterisi olan ve aynı alanda faaliyet gösteren bir diğer şirkette çalışmasının teknik bilgi, üretim sırları vs hususlarda bilgi sahibi olmasından dolayı haksız rekabetin birebir konusunu oluşturduğunu, davacının hukuki yararını korumak amacıyla sözleşme yaptığını, davalının ise ihtirazi kayıt koymaksızın sözleşmeyi imzaladığını, davalı yan diğer şirkette bu sözleşmeye aykırı hareket ederek davacı şirketteki pozisyonunda Kalite Güvence Mühendisi olarak işe başladığını, davalının denetim görevi yaptığından yaptığı görev gereği şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde çalıştığını, bilirkişinin davalının yaptığı görev ile ilişkilendirilemediği neticesine ulaşılarak davacı şirketin zararının bulunmadığı sonucuna varmasının kendi tespitleri ile çeliştiğini, bu çelişkilerin giderilmesi amacıyla ... bir bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin taleplerinin Mahkeme tarafından hiç değerlendirilmediğini ve eksik inceleme ile karar verildiğini
ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 494, 495 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7731 E. 2023/2780 K.
Ortak:iş sırrı · müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · tanıma · şirket zararı · hakkaniyet · cezai şart
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taraflar arasında 18.10.2012 tarihinde belirsiz süreli «hizmet sözleşmesi» imzalandığı, ayrıca 01.11.2012 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladıkları, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren ... düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğünün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı şirketin iş kolunun farklı olduğu, «müşteri çevrelerinin» de tamamen farklı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü maddesindeki davalı işçinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiğinin toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Kanun'un 445 ... maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağını belirtildiğinden taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının da bu sebeple «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunduğu, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye'nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği ve ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer ...
30.000,00 ABD doları «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum göz önünde bulundurularak «hakkaniyet» çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesiyle» ön görülen rekabet yasağının «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmeye» bağlı olarak bir hak ve alacak talep edilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ının müvekkili firmada 01.12.2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» ... düzeyde yönetici konumunda kalite sistem sorumlusu olarak çalıştığını, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 01.11.2012 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip şirkette çalışmaya başladığını belirterek taraflar arasında imzalanmış olan rekabet sözleşmesine aykırı davranmanın «cezai şartı» olan davalı işçiden 30.000,00 USD (... doları) alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin «rekabet yasağı» ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesinin» 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette «ticari sır» niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari sır · sözleşmenin ihlali · emredici hüküm · olumsuz oy · kötü niyet · kötüniyet · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın «kötüniyetli» olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından «olumsuz» etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… iyle sona erdiren davalının, müvekkil şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmalardan olan Fitpak Ambalaj firmasında çalışmaya başlamış olup, bu durumun dahi «rekabet yasağına» aykırılık teşkil ettiğini ve davalının «kötü niyetini» ortaya koyduğunu, her iki şirketin de ambalaj işi ile iştigal ettiğini ve «müşteri çevrelerinin» de birebir aynı olduğunu, iş kolu kodunun farklı olması rekabet yasağı çerçevesinde bir kıstas olarak kabul edilmediğini, iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkil şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmalardan olan ve müvekkil şirket ile aynı organize sanayi bölgesinde yer alan Egem Ambalaj firmasında çalışmaya başlamış olduğunu, sırf bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ve davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalının yaptığı görev gereği şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde çalıştığını, davalının baskı operatörü olarak baskı iş ve işlemleri sırasında kullanılan işin tüm teknik sırlarına vakıf olduğunu, müvekkil «şirketin zarar» uğramasına neden olduğunu, ihtimalin varlığının da rekabet yasağına aykırılık teşkil edeceğini, çelişkilerin giderilmesi amacıyla bilirkişiden rapor alınmasını talepleri hakkında mahkemece olumlu ya da «olumsuz» bir değerlendirilme yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette «ticari sır» niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somu …
… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3465 E. , 2023/7138 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/286 Esas, 2021/372 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2015/813 E. 2018/25 K.
Taraflar arasındaki rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili firmada 01.12.2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en son ... düzeyde yönetici konumunda kalite sistem sorumlusu olarak çalıştığını, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 01.11.2012 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip şirkette çalışmaya başladığını belirterek taraflar arasında imzalanmış olan rekabet sözleşmesine aykırı davranmanın cezai şartı olan davalı işçiden 30.000,00 USD (...
doları) alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı dönemde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan düz işçi statüsünde hizmet veren bir işçi olduğunu, davacı şirketin faaliyet konusu ile müvekkilinin çalışmakta olduğu şirketin faaliyet konularının birbirinden farklı olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunu ve baskı ile imzalatıldığını, müvekkilinin işçi sıfatıyla görev yapması sebebiyle iş yerinde ticari bir sırra vakıf olacak kadar insiyatif sahibi olmadığını, sözleşmenin cezai şart maddesinde yer ...
30. 000,00 USD (... doları) rakamının fahiş olduğunu, sözleşmede yer ... çalışma yeri, zamanı ve işlerin türü bakımından hukuka aykırı nitelikte olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin devam ediyor olmasının zayıf akit tarafı olan işçiyi çalışma ve sözleşme hürriyetini ihlal ettiği gerekçesiyle de Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taraflar arasında 18.10.2012 tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzalandığı, ayrıca 01.11.2012 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzaladıkları, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin son derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren ... düzey bir vasfı veya iş tanımı belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğünün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı şirketin iş kolunun farklı olduğu, müşteri çevrelerinin de tamamen farklı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü maddesindeki davalı işçinin iş sırrı niteliği taşıyabilecek olgulara nüfus ettiğinin toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Kanun'un 445 ...
maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağını belirtildiğinden taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının da bu sebeple geçersiz olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunduğu, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye'nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete aykırı şekilde güçleştirdiği ve ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer ...
30. 000,00 ABD doları cezai şartın işcinin aldığı maaş, ekonomik durum göz önünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesiyle ön görülen rekabet yasağının geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye bağlı olarak bir hak ve alacak talep edilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı ile akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının müvekkili şirketten sonra çalışmaya başladığı şirketin hammadeyi satan, davacı şirketin ise üreten taraf olduğu ve müşteri çervrelerinin farklı olduğu tespitinin hatalı olduğunu, tam tersine üretimi yapan davacı şirkette çalışan davalının davacı şirketin müşterisi olan ve aynı alanda faaliyet gösteren bir diğer şirkette çalışmasının teknik bilgi, üretim sırları vs hususlarda bilgi sahibi olmasından dolayı haksız rekabetin birebir konusunu oluşturduğunu, davacının hukuki yararını korumak amacıyla sözleşme yaptığını, davalının ise ihtirazi kayıt koymaksızın sözleşmeyi imzaladığını, davalı yan diğer şirkette bu sözleşmeye aykırı hareket ederek davacı şirketteki pozisyonunda Kalite Güvence Mühendisi olarak işe başladığını, davalının denetim görevi yaptığından yaptığı görev gereği şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde çalıştığını, bilirkişinin davalının yaptığı görev ile ilişkilendirilemediği neticesine ulaşılarak davacı şirketin zararının bulunmadığı sonucuna varmasının kendi tespitleri ile çeliştiğini, bu çelişkilerin giderilmesi amacıyla ...
bir bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin taleplerinin Mahkeme tarafından hiç değerlendirilmediğini ve eksik inceleme ile karar verildiğini
ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 494, 495 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989782400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz