Tbk 445
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4347 E. 2017/6591 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 445↗ çalışma özgürlüğü↗ rekabet yasağı↗ kısıtlılık↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağına yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Bu itibarla mahkemenin, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir. Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 2.1 maddesinde 1 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik kısıtlama ise yapılmamıştır. TBK'nin 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki hizmet sözleşmenin TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, rekabet yasağının yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6975 E. 2016/2969 K.
Ortak:çalışma özgürlüğü · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağına» aykırı davranışdan doğan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · hakkaniyet · geçersizlik
Benzer bu karardaAynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445. maddesinde, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:çalışma özgürlüğü · rekabet yasağı · kısıtlılık · cezai şart · oy yasağı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 2.1 maddesinde 1 yıllık «rekabet yasağı» süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik «kısıtlama» ise yapılmamıştır.
Benzer bu kararda… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı işçinin, sözleşmedeki «rekabet yasağı» «kaydına» rağmen iş sözleşmesinin feshinden sonra davacı ile aynı işi yapan, aynı ilde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başlamasıyla birlikte, davacı işletmede edindiği bilgileri rakip işletmede kullanma tehlikesi meydana gelmiş sayılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · müşteri çevresi · fiil ehliyeti · rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · taraf ehliyeti · geçersizlik
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi gereğince, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Davalının, davacı firmadan ayrıldıktan sonra, davacı firmayla aynı ilde faaliyet gösteren rakip işletmede işe başlamış bulunmasına göre, davalının çok geniş bir coğrafi alanı kapsadığı gerekçesiyle sözleşmenin «geçersizliğini» savunması da MK 2. maddesine aykırılık teşkil eder niteliktedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3977 E. 2019/990 K.
Ortak:rekabet yasağı · kısıtlılık · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · cy/cy kaydı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Benzer bu kararda… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
1-) Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı · rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · hakkaniyet · geçersizlik
Benzer bu kararda1-) Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420.maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmeyle davalı işçi bakımından öngörülen «rekabet etmeme yasağı» bir çok ili kapsıyor olması aşırı nitelikte ise de, davalının, davacıya ait iş yerinden ayrıldıktan sonra, davacının faaliyet gösterdiği alanda ve aynı il sınırları içerisinde başka bir işletmenin bölge satış sorumlusu olarak işe girmesi karşısında, TBK'nın 445/.... maddesindeki hükmün koşulları değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme hükmünün «geçersiz» kabul edilmesi de doğru görülmemiş, hükmün anılan nedenle de bozulması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12456 E. 2018/3829 K.
Ortak:çalışma özgürlüğü · rekabet yasağı · kısıtlılık · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemenin, «rekabet yasağına» ilişkin öngörülmüş «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · sözleşmenin ihlali · muvazaa · hakkaniyet
Benzer bu kararda… ın "tüm Türkiye" olarak belirlenmesi, aynı maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemeye aykırı nitelik taşıyor ise de, TBK'nın 445/2. maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki «rekabet yasağı» hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniye» uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiş olmakla, mahkemece, rekabet yasağının yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.
… umda, davalı işçinin, iş akdi sona erdikten sonra, davacı işvereni ile aynı ticari faaliyet alanında olmak kaydıyla kendisi adına bir iş kurması veya işyeri açması, «rekabet yasağına» ilişkin «sözleşmenin ihlali» niteliğinde olacağı gibi, doğrudan kendisi tarafından kurulmasa dahi yine kendisi tarafından sevk ve idare edilmek suretiyle, eşine veya birinci derece yakınlarına …
Söz konusu sözleşme maddesi ile, işçinin, iş akdinin sona ermesini müteakip, «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme hükümlerinden ve bu kapsamda ihlal halinde öngörülen «cezai şarta» ilişkin hükümden kaçınmak amacıyla «muvazaalı» iş ve işlemlere başvurmasının önlenmesinin amaçlandığı açıktır.
Saptanan tüm bu olguların davalı ile eşinin kurucu ortağı olduğu anılan şirket arasında «muvazaalı» bir kuruluş, sevk ve idare ilişkisi niteliğinde olup olmadığı karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeksizin davalının "..." unvanlı şirkette çalıştığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi de yerinde olmamıştır.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1828 E. 2020/287 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının uğradığı zararı kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TBK'nin 445/1 fıkrasında «rekabet yasağı» «kaydı» içeren sözleşmelerde yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
2.Ayrıca, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 17.09.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı sözleşmesi
Benzer bu kararda2.Ayrıca, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 17.09.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1828 E. 2020/287 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının uğradığı zararı kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TBK'nin 445/1 fıkrasında «rekabet yasağı» «kaydı» içeren sözleşmelerde yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
2.Ayrıca, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 17.09.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı sözleşmesi
Benzer bu kararda2.Ayrıca, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 17.09.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4347 E. , 2017/6591 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/01/2016 tarih ve 2014/...-2016/... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 17.02.2012 tarihinde imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde ... dış ticaret temsilcisi olarak çalışacak olan davalının, müşteri çevresine nüfuz eden konumu sebebiyle sözleşmenin sona ermesini müteakip 1 yıl süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde 10 aylık brüt ücretini cezai şart olarak ödemesinin öngörüldüğünü, sözleşmenin 13.01.2014 tarihinde davalı yanca tek taraflı feshedildiğini, davalının henüz bir yıllık süre geçmeden müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren ... Firmasının ... İlinde üst düzey yöneticiliğini yaptığının tespit edildiğini ileri sürerek 32.500 TL cezai şartın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı işyerindeki maddi sıkıntılar nedeniyle müvekkilinin istifaya zorlandığını, rekabet yasağı sözleşmesinin Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyetine aykırılık taşıdığından geçerli olmadığını, davacı ile müvekkilinin sonradan çalıştığı şirketin farklı alanlarda faaliyet gösterdiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağına yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Bu itibarla mahkemenin, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir. Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 2.1 maddesinde 1 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik kısıtlama ise yapılmamıştır. TBK'nin 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki hizmet sözleşmenin TBK'nin 445/2.
maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, rekabet yasağının yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/385060300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz