Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2542 E. 2023/2444 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye taahhüdü↗ delil niteliği↗ sorumluluk davası↗ kâr mahrumiyeti↗ olağanüstü genel kurul↗ ibra↗ şirket zararı↗ tazminat davası↗ muacceliyet↗ yetki↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 05.11.2008 tarih, 2007/548 E. ve 2008/580 K. sayılı kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, sermaye taahhüt borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu muaccel olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak şirketi zarara uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı yönetim kurulu üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 16.05.2012 tarih, 2010/6010 E. ve 2012/7866 K. sayılı kararıyla ortaklarının şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de bundan dolayı sorumlu bulunduğu, mahkemece, davacının yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılara yönelik iddialarının 6762 sayılı Kanun'un 140 ıncı, 269 uncu, 405 inci maddelerinde açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı ..., ..., ...'nun yönetim kurulu üyesi, diğer davalılar ... ve ...'nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, sermaye taahhüdüne göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin apel ödenmemesi nedeniyle herhangi bir zararının bulunmadığını, şirket sermaye borcunun ortaklar tarafından ödenmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun'un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden mahrum bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin tasfiye sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden yönetim kurulu üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine tazminat davası açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 140 ıncı, 269 uncu, 354 üncü, 355 inci, 405 inci, 406 ncı, 407 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ...vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6010 E. 2012/7866 K.
Ortak:sermaye taahhüdü · şirket zararı · muacceliyet · yönetim kurulu kararı · taahhütname · Tazminat
İncelediğiniz kararda… kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı ..., ..., ...'nun «yönetim kurulu» üyesi, diğer davalılar ... ve ...'nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, «sermaye taahhüdüne» göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… enmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun'un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre «sermaye taahhüdünü» yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden «mahrum» bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin «tasfiye» sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden «yönetim kurulu» üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine «tazminat davası» açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · teminat
Benzer bu karardaBorçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1603 E. 2022/7210 K.
Ortak:şirket zararı
İncelediğiniz kararda… kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:açılmamış sayılma
Benzer bu kararda… enen davalıların birlikte bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ... haklarındaki davanın HMK 150.maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davalı ...’ın davadan önce vefat ettiği anlaşılmakla, bu davalı hakkındaki davanın bu nedenle reddine ve davanın diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmişt …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7801 E. 2012/12045 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı ..., ..., ...'nun «yönetim kurulu» üyesi, diğer davalılar ... ve ...'nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, «sermaye taahhüdüne» göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… enmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun'un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre «sermaye taahhüdünü» yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden «mahrum» bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin «tasfiye» sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden «yönetim kurulu» üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine «tazminat davası» açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın apel çağrısı yapılmaksızın «sermaye artırım» borcunun istenip istenilemeyeceğine yönelik bulunduğu, davalının sermaye artışından kaynaklanan «payının» «rüçhan hakkını» kullanan ortaklara devrine ilişkin şirket «yönetim kurulu» kararının mahkemece iptali üzerine arttırılan sermaye nedeniyle yeniden davalının borçlu hale geldiği, usulsüz olarak hisse devralan ve bu nedenle mahkemece hisse devirleri iptal edilen şahıslarca yapılan ödemelerin davalıyı borçtan kurtarmayacağı, ana sözleşmenin değiştirilen 6. maddesinde arttırılan şirket sermayesinin 1/4'ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, kalanın ise 12.07.2003 tarihinde ödeneceğinin öngörüldüğü, bu durumda apel çağrısı gerekmeksizin «temerrüdün» oluşacağı gerekçesiyle itirazın iptaline ve %40 icra tazminatının tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · sermaye artırımı · kâr payı · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın apel çağrısı yapılmaksızın «sermaye artırım» borcunun istenip istenilemeyeceğine yönelik bulunduğu, davalının sermaye artışından kaynaklanan «payının» «rüçhan hakkını» kullanan ortaklara devrine ilişkin şirket «yönetim kurulu» kararının mahkemece iptali üzerine arttırılan sermaye nedeniyle yeniden davalının borçlu hale geldiği, usulsüz olarak hisse devralan ve bu nedenle mahkemece hisse devirleri iptal edilen şahıslarca yapılan ödemelerin davalıyı borçtan kurtarmayacağı, ana sözleşmenin değiştirilen 6. maddesinde arttırılan şirket sermayesinin 1/4'ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, kalanın ise 12.07.2003 tarihinde ödeneceğinin öngörüldüğü, bu durumda apel çağrısı gerekmeksizin «temerrüdün» oluşacağı gerekçesiyle itirazın iptaline ve %40 icra tazminatının tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12488 E. 2013/17676 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı ..., ..., ...'nun «yönetim kurulu» üyesi, diğer davalılar ... ve ...'nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, «sermaye taahhüdüne» göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… enmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun'un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre «sermaye taahhüdünü» yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden «mahrum» bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin «tasfiye» sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden «yönetim kurulu» üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine «tazminat davası» açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde «görevli» bulunan şirket «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · ortaklık sıfatı · makul süre · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · açılmamış sayılma · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere bu tutarları isteyebilir.
Bir sermaye şirketi olan Çağdaş Medya A.Ş.'nin apel borçlarının zamanında tahsil edilmemesinin şirket yönünden zarar teşkil edeceği tabii olup, apellerin süresinde ödenmemesinden sonra «makul sürede» bu hususta yasal girişim yapılmaması ile doğan zarar için öncelikle ortağa gidilmesine gerek bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde «görevli» bulunan şirket «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7091 E. 2013/11241 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı ..., ..., ...'nun «yönetim kurulu» üyesi, diğer davalılar ... ve ...'nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, «sermaye taahhüdüne» göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… enmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun'un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre «sermaye taahhüdünü» yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden «mahrum» bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin «tasfiye» sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden «yönetim kurulu» üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine «tazminat davası» açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yönetim kurulunun apel çağrısında bulunmaması neticesinde uğranılmış olan zararın ispatlanamadığı, bu nedenle «yönetim kurulu» ve denetim kurulunun sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 19.12.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11433 E. 2011/4181 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · reeskont faizi · icra takibine itiraz · temerrüt faizi · ihtar · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, davalının ödemesi gereken apel borcunun 40.000 TL olduğu, TTK'nun 407/1. maddesi gereği davalının «ihtara» gerek kalmaksızın «temerrüt faizi» ödemekle yükümlü olduğu, davalının apel ödemesini en geç 19.09.2003 tarihine kadar yapması gerektiği, 19.09.2003 tarihinden icra takip tarihine kadar değişen oranlarda «reeskont faizi» uygulanmasının uygun olacağı, itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, «icra takibine itirazın» kısmen iptali ile toplam 66.435,07 TL üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa reeskont faizi uygulanmasına, %40 «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2005/6666 esas sayılı dosyasındaki icra takip talebinde, «asıl alacak» ile birlikte 19.09.2003-19.04.2005 tarihleri arasındaki kademeli olarak hesaplanan «reeskont faizi» olan 28.280,00 TL.'nin de tahsili talebinde bulunduğu, mahkemece gerekçe kısmından anlaşıldığı üzere, 19.09.2003 tarihinden 21.04.2005 tarihine kadar T.C.Merkez Ba …
Dava, apel alacağının tahsili amacıyla yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
… n, davacı vekilinin dosya içinde bulunan rapora ve ek rapora vaki ciddi itirazları mahkemece karşılanmadan, faiz miktarının hesap yöntemi ve dayanağı belirtilmeden, «gecikme faizine» hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2542 E. , 2023/2444 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/450 Esas, 2017/211 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; şirket olağan genel kurul toplantısında 12.06.2007 tarihli denetim kurulu raporları içeriğine istinaden şirketi zarara sokan eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar hakkında mali sorumluluk davası açılmasına ve bunun için şirket denetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiğini, şirket ana sözleşmesinde esas sermayenin ortaklar tarafından 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödenmesi gerekirken halen 375.000,00 TL sermaye ödemesinin yapılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin apel ödemesi için ortaklara gerekli çağrıları zamanında yapmayarak şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulunun da gerekli uyarıları yapmadığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zarar iddiasının hangi işlemlere dayandığının açıklanmadığı, davanın dayanağı olarak gösterilen denetim kurulu raporunun delil niteliğinde bulunmadığı gibi iddia edilen zararın hangi tarihte oluştuğu, kasa sayımının ne zaman yapıldığı hususunda da delil sunulmadığı, ortaktan sermaye borcu istenmeden yönetim kurulu üyesine gidilemeyeceği, doğmuş bir zarardan da bahsedilemeyeceği, şirket apel alacağının şirket yönetimini devralanlarca da ortaklardan talep edilmeyip bu ödemenin müvekkili tarafından yerine getirilmesinin mümkün olmadığı beyan edilerek haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; şirket yönetim ve denetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (...) tarafından el konulmasından sonra düzenlenen tek yanlı denetim kurulu raporuna istinaden açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğu, resmi devir teslim işlemlerinin yapılamadığı, şirket yönetim kurulunun şirketin işleyişi ile ilgili eylem ve kararlarının denetim kurulu üyelerince değerlendirilmesi ve denetlenmesinin söz konusu olmadığı, davacı şirketin genel kurullarında şirket hesapları, yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibra edildiği, zarar iddiası ile müvekkillerinin eylemi arasında herhangi bir bağlantının bulunmadığı beyan edilerek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 05.11.2008 tarih, 2007/548 E. ve 2008/580 K. sayılı kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, sermaye taahhüt borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu muaccel olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak şirketi zarara uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı yönetim kurulu üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 16.05.2012 tarih, 2010/6010 E. ve 2012/7866 K. sayılı kararıyla ortaklarının şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de bundan dolayı sorumlu bulunduğu, mahkemece, davacının yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılara yönelik iddialarının 6762 sayılı Kanun'un 140 ıncı, 269 uncu, 405 inci maddelerinde açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı ..., ..., ...'nun yönetim kurulu üyesi, diğer davalılar ... ve ...'nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, sermaye taahhüdüne göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin apel ödenmemesi nedeniyle herhangi bir zararının bulunmadığını, şirket sermaye borcunun ortaklar tarafından ödenmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun'un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden mahrum bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin tasfiye sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden yönetim kurulu üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine tazminat davası açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 140 ıncı, 269 uncu, 354 üncü, 355 inci, 405 inci, 406 ncı, 407 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ...vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı ...vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932761900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz