Kasa açığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12488 E. 2013/17676 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ ortaklık sıfatı↗ makul süre↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ şirket zararı↗ açılmamış sayılma↗ yönetim kurulu kararı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen kasa açığının başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, yönetim kurulu üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve ortaklık sıfatlarının dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle şirketi zarara uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Bir sermaye şirketi olan Çağdaş Medya A.Ş.'nin apel borçlarının zamanında tahsil edilmemesinin şirket yönünden zarar teşkil edeceği tabii olup, apellerin süresinde ödenmemesinden sonra makul sürede bu hususta yasal girişim yapılmaması ile doğan zarar için öncelikle ortağa gidilmesine gerek bulunmamaktadır. Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan tahsilde tekerrür olmamak üzere bu tutarları isteyebilir.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde görevli bulunan şirket yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir. Mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 338. ve 359. maddeleri uyarınca o dönemde görevli bulunan yönetim ve denetim kurulu üyeleri bulunan davalıların kusursuzluklarını ispatlamadıkları takdirde zarardan sorumlu oldukları kabul edilerek buna göre bir hüküm oluşturmak gerekirken, yazılı gerekçe ile bu davalılar yönünden bu husustaki talebin reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15813 E. 2013/634 K.
Ortak:kasa açığı · makul süre · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere bu tutarları isteyebilir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sermaye artırım» «taahhüdünün» öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, «kasa açığının» hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin …
2) Ancak, davacı taraf davalı «yönetim kurulu» üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere bu tutarları isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · sermaye artırımı · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sermaye artırım» «taahhüdünün» öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, «kasa açığının» hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6010 E. 2012/7866 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde «görevli» bulunan şirket «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir.
Benzer bu kararda… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · muacceliyet · anonim şirket · taahhütname · teminat
Benzer bu kararda… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6802 E. 2024/2043 K.
Ortak:şirket zararı · açılmamış sayılma · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde «görevli» bulunan şirket «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4270 E. 2019/5670 K.
Ortak:kasa açığı · şirket zararı · açılmamış sayılma · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde «görevli» bulunan şirket «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «şirketin zararının» varlığı şirket «ticari defterleri» ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi «ibraz» etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin «haksız fiil» tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine ka …
Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçinin davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Uzan Grubu şirketlerinden olan Global Digital İletişim A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmemiş, «kasa açığı» bulunduğuna dair belirleme TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · illiyet bağı · davanın açılmamış sayılması · haksız fiil · ticari defter · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «şirketin zararının» varlığı şirket «ticari defterleri» ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi «ibraz» etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin «haksız fiil» tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine ka …
Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak «kasa açığının» hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerekirken, kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulam …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2542 E. 2023/2444 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde «görevli» bulunan şirket «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir.
Benzer bu kararda… kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı ..., ..., ...'nun «yönetim kurulu» üyesi, diğer davalılar ... ve ...'nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, «sermaye taahhüdüne» göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… enmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun'un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre «sermaye taahhüdünü» yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden «mahrum» bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin «tasfiye» sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden «yönetim kurulu» üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine «tazminat davası» açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · kâr mahrumiyeti · tazminat davası · muacceliyet · ek tasfiye · taahhütname · avans faizi
Benzer bu kararda… enmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun'un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre «sermaye taahhüdünü» yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden «mahrum» bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin «tasfiye» sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden «yönetim kurulu» üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine «tazminat davası» açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun'un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı ..., ..., ...'nun «yönetim kurulu» üyesi, diğer davalılar ... ve ...'nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, «sermaye taahhüdüne» göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12488 E. , 2013/17676 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2010 tarih ve 2005/522-2010/400 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, TMSF'nin aralarında davacı şirketinde bulunduğu, Uzan Grubuna ait şirketlerin ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine el koyduğunu, fon kurulu tarafından muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemede, kasada olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş fark bulunduğunun belirlendiğini, denetim kurulu raporu ile bu açığın, fiili olarak şirket kasasına ödenmediği halde, fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığını ileri sürerek 19/03/2003 tarihinden bu yana ödenmemiş olan 250.000 TL apel alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin şirket adına hiçbir işlem yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin şirkete hiçbir görevde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava açılması için genel kurul tarafından alınmış bir karar bulunmadığını ve müvekkilinin şirket çalışanı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ve ..., şirket adına hiçbir işlem yapmadıklarını ve sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Davalı ... , davacı şirkette hiçbir zaman çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin şirket ile hukuki ve fiili bir bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ...vekili, müvekkilinin şirket ile bir ilgilerinin bulunmaması nedeniyle apel alacağından sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, Müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, şirket ortağı olmayan müvekkilinin apel alacağı ile sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını ve müvekkilinin apel alacağından sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını ve iddiaların somut bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin görevi sırasında kasa açığının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin şirket ortağı olmadığı için sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemdeki ödemelerin düzenli olarak yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin şirket ortağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin muhasebe çalışanı olarak bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin şirket ortağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin kaydi olduğunu ve aktif bir görevde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ile Kemal, Yavuz ve ... vekilleri davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin görevi sırasında apel ödemelerini gereği gibi ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin YMM olarak vergi danışmanlığı hizmeti verdiğini ve bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen kasa açığının başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, yönetim kurulu üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve ortaklık sıfatlarının dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle şirketi zarara uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Bir sermaye şirketi olan Çağdaş Medya A.Ş.'nin apel borçlarının zamanında tahsil edilmemesinin şirket yönünden zarar teşkil edeceği tabii olup, apellerin süresinde ödenmemesinden sonra makul sürede bu hususta yasal girişim yapılmaması ile doğan zarar için öncelikle ortağa gidilmesine gerek bulunmamaktadır. Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan tahsilde tekerrür olmamak üzere bu tutarları isteyebilir.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde görevli bulunan şirket yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir. Mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 338. ve 359. maddeleri uyarınca o dönemde görevli bulunan yönetim ve denetim kurulu üyeleri bulunan davalıların kusursuzluklarını ispatlamadıkları takdirde zarardan sorumlu oldukları kabul edilerek buna göre bir hüküm oluşturmak gerekirken, yazılı gerekçe ile bu davalılar yönünden bu husustaki talebin reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/730258000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz