Tazminat | Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7921 E. 2023/1920 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zilyetlik↗ faiz başlangıç tarihi↗ kusursuz sorumluluk↗ ağır kusur↗ güven kurumu↗ rücu hakkı↗ kusur sorumluluğu↗ hırsızlık↗ kamu düzenine aykırılık↗ ihbar olunan↗ kira sözleşmesi↗ şikayet↗ tazminat davası↗ kesinlik sınırı↗ reeskont faizi↗ iş bölümü↗ rücu↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ihbar↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ ıslah↗ taşıyan↗ maddi tazminat↗ kusur↗ avans faizi↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/213 E., 2019/619 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarını içeren temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'un davalı bankanın İstanbul şubesinde 20 yılı aşkın süre ile kasa müşterisi olduğunu, müvekkilinin o tarihten bu yana tüm ziynet eşyalarını, takılarını ve aile yadigarı değerli taş ve mücevherlerini muhafaza edilmesi için kiralamış olduğu bu banka kasasına koyduğunu, devam eden süreçte evlenen kızı ...'ın da nişan ve düğün merasiminde hediye edilen takı ve altınlar ile birlikte davacıların edindikleri diğer tüm ziynet eşyalarını muhafaza edilmek üzere bu kasaya koyduğunu ve bu suretle müvekkili ...'ın da kasanın ortak kullanıcısı olduğunu, davacıların 19.02.2013 tarihinde bankaya gittiklerinde kasanın boşaltılmış olduğunu gördüklerini, banka yetkililerinin tuhaf ve gayri ciddi açıklamaları dışında bir açıklama yapmadıklarını ve bunun üzerine müvekkillerinin Sirkeci Polis Merkezine şikayette bulunduklarını, bankanın güvenlik görevlisi hakkında ceza soruşturması başladtıldığını, müvekkillerinin ağır maddi kayıplarının yanı sıra paha biçilemez değerde manevi kıymet taşıyan tarihi mücevherlerinin yok olması nedeniyle tarifsiz bir manevi çöküntü yaşadıklarını, birer güven kurumu olan bankaların müşterileri tarafından kendilerine emanet edilen her türlü varlığı özenle korumak yükümlülüğünde olduklarını, bankanın kasaların muhafazasında son derece özensiz davrandığını, alması gereken tedbirlerin hiç birisini almayarak kiralık kasaları koruma yükümlülüğünü ağır kusuru ile yerine getirmediğinin ortaya çıktığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve artırılmak koşuluyla şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, faiz başlangıç tarihine ilişkin talebini 19.02.2013 tarihi olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili bankanın İstanbul şubesinde gerçekleşen kasa hırsızlığı olayına ilişkin davacının müşteki olduğu İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/272 E. sayılı dosyasının karara çıktığını ve müvekkili bankada güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olan sanık ...'in taklit anahtarlarla kilit açmak suretiyle hırsızlık suçundan mahkum edildiğini, dosyanın Yargıtay incelemesinin devam ettiğini ve henüz kesinleşmediğini, davanın müvekkili banka aleyhine sonuçlanma ihtimaline binaen müvekkili bankanın rücu hakkı dikkate alınarak öncelikle davanın sanık ...'in çalıştığı şirkete ihbarını talep ettiklerini, müvekkili banka ile davacılar arasında belirli bir ücret mukabilinde kiralık kasayı kullanma sözleşmesi yapıldığını, kiralık kasaların adi kira sözleşmesi kapsamında kiralandığını, müvekkili bankanın kiralık kasa üzerinde herhangi bir zilyetlik durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kiralık kasa üzerinde fiili tasarruf gücünden ve kasanın içindekileri bilme olanaklarından yoksun olduğunu, davacının kasaya eşya koymasına veya çıkarmasına müvekkili tarafından müdahale edilemediğini veya kontrol edilemediğini, kiralık kasada bulunan eşyaların listesi yapılarak müvekkili bankaca kayıt altına da alınmadığını, kiralık kasaların mahiyeti gereği kasanın içinde nelerin bulunduğunun davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, davacının vücut tamlığına zarar verilmediği gibi kişisel haklarına da saldırı olmadığından manevi tazminat şartları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile yapılan kiralık kasa sözleşmesine istinaden davacıların birlikte kullandıkları banka kasasına bıraktıkları ziynet eşyalarının 19.02.2013 tarihinde banka görevlisi ... tarafından çalındığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde kiralık kasada bulunan eşyaların listesinin yapılarak kayıt altına alınmadığını bildirdiği, davacıların olaydan sonra Sirkeci Polis Karakoluna giderek ifade verdikleri ve bu ifadelerinde ziynet eşyalarını bildirdikleri, dosya kapsamına göre davacılar tarafından kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyalarına davacıların sahip olmalarına ilişkin ekonomik güce sahip oldukları kabul edilerek, davacıların 06.07.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda ortalama değer olarak belirtilen 612.945,10 TL maddi tazminat talep etme haklarının olduğu, davacıların maddi tazminat olarak 500.000,00 TL talep ettikleri ve talepten daha fazlası verilemeyeceği, davacı ...'nin çalınan bazı eşyalarının ailesinden miras kalması, manevi kıymetlerinin ve hatıra özelliğinin bulunması nedeniyle manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 500.000,00 TL maddi tazminatın 19.02.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 19.02.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar tarafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, kendilerinin kasa üzerinde zilyetliği olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, bu görüşün benimsendiği emsal dosya raporunun işbu dosya içerisinde bulunduğunu, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu ile kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkili bankanın tüm güvenlik önlemlerini aldığını ve gerekli alarm ve kamera sistemlerini kurduğunu fakat ihbar olunan güvenlik firması personelinin profesyonelce hareket ederek tüm güvenlik önlemlerini etkisiz hale getirerek hırsızlık olayını gerçekleştirdiğini, kusursuz sorumluluk gereği müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davalı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. İhbar olunan vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar tarafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, davalı bankanın kasa üzerinde zilyetliği olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kasaların olduğu bölümü korumakla mükellef olmadığını, müvekkilinin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davalı bankanın anılan güvenlik görevlisinin asıl işvereni olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 110, 362 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 116 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Maddi ve manevi tazminat davalarının birlikte açılmış olması 6100 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesi bağlamında dava yığılması kurumuna tekabül ettiği, bu davaların birlikte açılmış olmasının bağımsız niteliklerine zarar vermeyeceği ve kesinlik sınırının her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği sarihtir. Somut olayda davalı vekilinin hükmedilen maddi ve manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının bulunduğu, mümeyyiz davalı aleyhine hükmedilen manevi tazminat tutarının (10.000,00 TL) Bölge Adliye Mahkemesi Karar tarihinde belirlenen 78.630,00 TL'lik kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktar bakımından reddine karar vermek gerekmiştir.
2. İhbar olunan vekilinin kararı temyiz ettiği anlaşılmış olup, ihbar olunana karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği gözetildiğinde, ihbar olunan vekilinin de temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
4. Dava dışı güvenlik görevlisinin banka çalışanı olmayıp ihbar olunan şirket çalışanı olması nedeniyle yardımcı şahıs niteliğinde olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 116 ıncı maddesi gereği işbu kişinin eylemlerinden davalının da sorumlu bulunduğu anlaşılmıştır.
5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen maddi tazminata ilişkin nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2781 E. 2019/8 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve «ihbar olunan» vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin «maddi tazminata» ilişkin temyiz itirazlarını içeren temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
… ı banka ile yapılan kiralık kasa sözleşmesine istinaden davacıların birlikte kullandıkları banka kasasına bıraktıkları ziynet eşyalarının 19.02.2013 tarihinde banka «görevlisi» ... tarafından çalındığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde kiralık kasada bulunan eşyaların listesinin yapılarak kayıt altına alınmadığını bildirdiği, davacıların olaydan sonra Sirkeci Polis Karakoluna giderek ifade verdikleri ve bu ifadelerinde ziynet eşyalarını bildirdikleri, dosya kapsamına göre davacılar tarafından kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyalarına davacıların sahip olmalarına ilişkin ekonomik güce sahip oldukları kabul edilerek, davacıların 06.07.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda ortalama değer olarak belirtilen 612.945,10 TL «maddi tazminat» talep etme haklarının olduğu, davacıların maddi tazminat olarak 500.000,00 TL talep ettikleri ve talepten daha fazlası verilemeyeceği, davacı ...'nin çalınan bazı eşyalarının ailesinden miras kalması, manevi kıymetlerinin ve hatıra özelliğinin bulunması nedeniyle manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 500.000,00 TL maddi tazminatın 19.02.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 19.02.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte dava …
5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen «maddi tazminata» ilişkin nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer bu kararda… kanıtlanamadığı için davacının var olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulü gerekeceği, bu ziynet eşyalarının güncel değerine davacı lehine «maddi tazminat» olarak hükmetmek gerektiği, ziynet eşyalarının kaybından dolayı duyulan üzüntü nedeniyle davacının aşırı zenginleşmesine ve davalının maddi «değer kaybına» uğramayacağı uygun bir miktara davacı lehine manevi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 68.835,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:değer kaybı · kâr kaybı · ihtarname · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu kararda… kanıtlanamadığı için davacının var olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulü gerekeceği, bu ziynet eşyalarının güncel değerine davacı lehine «maddi tazminat» olarak hükmetmek gerektiği, ziynet eşyalarının kaybından dolayı duyulan üzüntü nedeniyle davacının aşırı zenginleşmesine ve davalının maddi «değer kaybına» uğramayacağı uygun bir miktara davacı lehine manevi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 68.835,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı bankanın «ihtarnameyi» tebellüğ tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü ile, davaya konu eşyaların değerinin bu tarih itibariyle hesaplanması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle hesaplanan değere hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Noterliği aracılığıyla davalı bankaya hitaben göndermiş olduğu 16.03.2004 tarihli «ihtarname» ile kiralık kasaya konulmuş olan eşyayı talep etmiş ve anılan ihtarname muhatap bankaya 22.03.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3314 E. 2014/10385 K.
Ortak:ağır kusur · hırsızlık · maddi tazminat · kusur
İncelediğiniz kararda… nu gördüklerini, banka yetkililerinin tuhaf ve gayri ciddi açıklamaları dışında bir açıklama yapmadıklarını ve bunun üzerine müvekkillerinin Sirkeci Polis Merkezine «şikayette» bulunduklarını, bankanın güvenlik «görevlisi» hakkında ceza soruşturması başladtıldığını, müvekkillerinin ağır maddi kayıplarının yanı sıra paha biçilemez değerde manevi kıymet «taşıyan» tarihi mücevherlerinin yok olması nedeniyle tarifsiz bir manevi çöküntü yaşadıklarını, birer «güven kurumu» olan bankaların müşterileri tarafından kendilerine emanet edilen her türlü varlığı özenle korumak yükümlülüğünde olduklarını, bankanın kasaların muhafazasında «son» derece özensiz davrandığını, alması gereken tedbirlerin hiç birisini almayarak kiralık kasaları koruma yükümlülüğünü «ağır kusuru» ile yerine getirmediğinin ortaya çıktığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve artırılmak koşuluyla şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «faiz başlangıç tarihine» ilişkin talebini 19.02.2013 tarihi olarak «ıslah» etmiştir.
… r tarafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, kendilerinin kasa üzerinde «zilyetliği» olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, bu görüşün benimsendiği emsal dosya raporunun işbu dosya içerisinde bulunduğunu, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu ile kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkili bankanın tüm güvenlik önlemlerini aldığını ve gerekli alarm ve kamera sistemlerini kurduğunu fakat «ihbar olunan» güvenlik firması personelinin profesyonelce hareket ederek tüm güvenlik önlemlerini etkisiz hale getirerek «hırsızlık» olayını gerçekleştirdiğini, «kusursuz sorumluluk» gereği müvekkili bankaya «kusur» izafe edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve «ihbar olunan» vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin «maddi tazminata» ilişkin temyiz itirazlarını içeren temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · tacir
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4860 E. 2017/2909 K.
Ortak:kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… nu gördüklerini, banka yetkililerinin tuhaf ve gayri ciddi açıklamaları dışında bir açıklama yapmadıklarını ve bunun üzerine müvekkillerinin Sirkeci Polis Merkezine «şikayette» bulunduklarını, bankanın güvenlik «görevlisi» hakkında ceza soruşturması başladtıldığını, müvekkillerinin ağır maddi kayıplarının yanı sıra paha biçilemez değerde manevi kıymet «taşıyan» tarihi mücevherlerinin yok olması nedeniyle tarifsiz bir manevi çöküntü yaşadıklarını, birer «güven kurumu» olan bankaların müşterileri tarafından kendilerine emanet edilen her türlü varlığı özenle korumak yükümlülüğünde olduklarını, bankanın kasaların muhafazasında «son» derece özensiz davrandığını, alması gereken tedbirlerin hiç birisini almayarak kiralık kasaları koruma yükümlülüğünü «ağır kusuru» ile yerine getirmediğinin ortaya çıktığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve artırılmak koşuluyla şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «faiz başlangıç tarihine» ilişkin talebini 19.02.2013 tarihi olarak «ıslah» etmiştir.
… arafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, davalı bankanın kasa üzerinde «zilyetliği» olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kasaların olduğu «bölümü» korumakla mükellef olmadığını, müvekkilinin «kusuru» ve sorumluluğu bulunmadığını, davalı bankanın anılan güvenlik «görevlisinin» asıl işvereni olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/272 E. sayılı dosyasının karara çıktığını ve müvekkili bankada güvenlik «görevlisi» olarak çalışmakta olan sanık ...'in taklit anahtarlarla kilit açmak suretiyle «hırsızlık» suçundan mahkum edildiğini, dosyanın Yargıtay incelemesinin devam ettiğini ve henüz kesinleşmediğini, davanın müvekkili banka aleyhine sonuçlanma ihtimaline binaen müvekkili bankanın «rücu hakkı» dikkate alınarak öncelikle davanın sanık ...'in çalıştığı şirkete «ihbarını» talep ettiklerini, müvekkili banka ile davacılar arasında belirli bir ücret mukabilinde kiralık kasayı kullanma sözleşmesi yapıldığını, kiralık kasaların adi «kira sözleşmesi» kapsamında kiralandığını, müvekkili bankanın kiralık kasa üzerinde herhangi bir «zilyetlik» durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kiralık kasa üzerinde fiili tasarruf gücünden ve kasanın içindekileri bilme olanaklarından yoksun olduğunu, davacının …
Benzer bu kararda… ilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve «hizmet kusuru» bulunduğu için «takipsizlik» kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında «görevlilerin» bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunma …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet kusuru · takipsizlik kararı
Benzer bu kararda… ilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve «hizmet kusuru» bulunduğu için «takipsizlik» kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında «görevlilerin» bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunma …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8219 E. 2013/22360 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… nu gördüklerini, banka yetkililerinin tuhaf ve gayri ciddi açıklamaları dışında bir açıklama yapmadıklarını ve bunun üzerine müvekkillerinin Sirkeci Polis Merkezine «şikayette» bulunduklarını, bankanın güvenlik «görevlisi» hakkında ceza soruşturması başladtıldığını, müvekkillerinin ağır maddi kayıplarının yanı sıra paha biçilemez değerde manevi kıymet «taşıyan» tarihi mücevherlerinin yok olması nedeniyle tarifsiz bir manevi çöküntü yaşadıklarını, birer «güven kurumu» olan bankaların müşterileri tarafından kendilerine emanet edilen her türlü varlığı özenle korumak yükümlülüğünde olduklarını, bankanın kasaların muhafazasında «son» derece özensiz davrandığını, alması gereken tedbirlerin hiç birisini almayarak kiralık kasaları koruma yükümlülüğünü «ağır kusuru» ile yerine getirmediğinin ortaya çıktığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve artırılmak koşuluyla şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «faiz başlangıç tarihine» ilişkin talebini 19.02.2013 tarihi olarak «ıslah» etmiştir.
Benzer bu kararda… savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kiraladığı kasaya ilişkin tanıtım kartının bulunmadığı, davacının şubede kayıtlı tasarruf hesabının bulunduğu ama en «son» işlem tarihinin 1993 yılında olup öncesi hareketlerin bulunmadığı, kasa tetkikinde gri 126 nolu kasanın olmayıp 121 numarada bittiği, davacının mal beyanında belir …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaDavacı, davalı bankaya devredilen emniyet sandığı ile kiralık kasa sözleşmesi yaptığını ve kasa ücretini davalı bankaya ödediğini ileri sürüp belge «ibraz» etmiş, davalı banka da davalı tarafından ödenen ücretleri tahsil etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11182 E. 2015/7983 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:başvurma harcı · harç
Benzer bu kararda2- Mahkemece, davanın reddine, 25,20 TL «başvuru harcının» davacıdan tahsiline karar verilmiş, ancak davacı tarafından 20.09.2013 tarihinde yatırılan 1.277,40 TL «harç» nazara alınmamış olup, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK 438/7. madde hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10281 E. 2016/4402 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… nu gördüklerini, banka yetkililerinin tuhaf ve gayri ciddi açıklamaları dışında bir açıklama yapmadıklarını ve bunun üzerine müvekkillerinin Sirkeci Polis Merkezine «şikayette» bulunduklarını, bankanın güvenlik «görevlisi» hakkında ceza soruşturması başladtıldığını, müvekkillerinin ağır maddi kayıplarının yanı sıra paha biçilemez değerde manevi kıymet «taşıyan» tarihi mücevherlerinin yok olması nedeniyle tarifsiz bir manevi çöküntü yaşadıklarını, birer «güven kurumu» olan bankaların müşterileri tarafından kendilerine emanet edilen her türlü varlığı özenle korumak yükümlülüğünde olduklarını, bankanın kasaların muhafazasında «son» derece özensiz davrandığını, alması gereken tedbirlerin hiç birisini almayarak kiralık kasaları koruma yükümlülüğünü «ağır kusuru» ile yerine getirmediğinin ortaya çıktığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve artırılmak koşuluyla şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «faiz başlangıç tarihine» ilişkin talebini 19.02.2013 tarihi olarak «ıslah» etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, ... tarafından kiralık kasa müşterilerinin fotoğraflı tanıtma ve takip kartı ile takip edildiği, davacıda bu kartın olmadığı, aksi halde kasa sözleşmesinde imza örneği formunun tanzim edildiği, davacının anılan «formda» imzasının olmadığı, «son» işlem tarihinin ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · ba formu · kazanılmış hak · dava sebebi · ibraz
Benzer bu karardaYargıtay’ın bozma ilamına uyulması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına «usuli kazanılmış hak» doğar.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, ... tarafından kiralık kasa müşterilerinin fotoğraflı tanıtma ve takip kartı ile takip edildiği, davacıda bu kartın olmadığı, aksi halde kasa sözleşmesinde imza örneği formunun tanzim edildiği, davacının anılan «formda» imzasının olmadığı, «son» işlem tarihinin ...
Dairemizin 05/12/2013 tarih, 2013/8219 Esas, 2013/22360 Karar sayılı bozma ilamında; “ Davacı, davalı bankaya devredilen ... ile kiralık kasa sözleşmesi yaptığını ve kasa ücretini davalı bankaya ödediğini ileri sürüp belge «ibraz» etmiş, davalı banka da davalı tarafından ödenen ücretleri tahsil etmiştir.
Mahkemenin hem bozma kararına uyması, hem de sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bu husus başlı başına bozma «sebebi» sayılır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7921 E. , 2023/1920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1842 Esas, 2021/1020 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/213 E., 2019/619 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarını içeren temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'un davalı bankanın İstanbul şubesinde 20 yılı aşkın süre ile kasa müşterisi olduğunu, müvekkilinin o tarihten bu yana tüm ziynet eşyalarını, takılarını ve aile yadigarı değerli taş ve mücevherlerini muhafaza edilmesi için kiralamış olduğu bu banka kasasına koyduğunu, devam eden süreçte evlenen kızı ...'ın da nişan ve düğün merasiminde hediye edilen takı ve altınlar ile birlikte davacıların edindikleri diğer tüm ziynet eşyalarını muhafaza edilmek üzere bu kasaya koyduğunu ve bu suretle müvekkili ...'ın da kasanın ortak kullanıcısı olduğunu, davacıların 19.02.2013 tarihinde bankaya gittiklerinde kasanın boşaltılmış olduğunu gördüklerini, banka yetkililerinin tuhaf ve gayri ciddi açıklamaları dışında bir açıklama yapmadıklarını ve bunun üzerine müvekkillerinin Sirkeci Polis Merkezine şikayette bulunduklarını, bankanın güvenlik görevlisi hakkında ceza soruşturması başladtıldığını, müvekkillerinin ağır maddi kayıplarının yanı sıra paha biçilemez değerde manevi kıymet taşıyan tarihi mücevherlerinin yok olması nedeniyle tarifsiz bir manevi çöküntü yaşadıklarını, birer güven kurumu olan bankaların müşterileri tarafından kendilerine emanet edilen her türlü varlığı özenle korumak yükümlülüğünde olduklarını, bankanın kasaların muhafazasında son derece özensiz davrandığını, alması gereken tedbirlerin hiç birisini almayarak kiralık kasaları koruma yükümlülüğünü ağır kusuru ile yerine getirmediğinin ortaya çıktığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve artırılmak koşuluyla şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, faiz başlangıç tarihine ilişkin talebini 19.02.2013 tarihi olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili bankanın İstanbul şubesinde gerçekleşen kasa hırsızlığı olayına ilişkin davacının müşteki olduğu İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/272 E. sayılı dosyasının karara çıktığını ve müvekkili bankada güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olan sanık ...'in taklit anahtarlarla kilit açmak suretiyle hırsızlık suçundan mahkum edildiğini, dosyanın Yargıtay incelemesinin devam ettiğini ve henüz kesinleşmediğini, davanın müvekkili banka aleyhine sonuçlanma ihtimaline binaen müvekkili bankanın rücu hakkı dikkate alınarak öncelikle davanın sanık ...'in çalıştığı şirkete ihbarını talep ettiklerini, müvekkili banka ile davacılar arasında belirli bir ücret mukabilinde kiralık kasayı kullanma sözleşmesi yapıldığını, kiralık kasaların adi kira sözleşmesi kapsamında kiralandığını, müvekkili bankanın kiralık kasa üzerinde herhangi bir zilyetlik durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kiralık kasa üzerinde fiili tasarruf gücünden ve kasanın içindekileri bilme olanaklarından yoksun olduğunu, davacının kasaya eşya koymasına veya çıkarmasına müvekkili tarafından müdahale edilemediğini veya kontrol edilemediğini, kiralık kasada bulunan eşyaların listesi yapılarak müvekkili bankaca kayıt altına da alınmadığını, kiralık kasaların mahiyeti gereği kasanın içinde nelerin bulunduğunun davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, davacının vücut tamlığına zarar verilmediği gibi kişisel haklarına da saldırı olmadığından manevi tazminat şartları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile yapılan kiralık kasa sözleşmesine istinaden davacıların birlikte kullandıkları banka kasasına bıraktıkları ziynet eşyalarının 19.02.2013 tarihinde banka görevlisi ... tarafından çalındığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde kiralık kasada bulunan eşyaların listesinin yapılarak kayıt altına alınmadığını bildirdiği, davacıların olaydan sonra Sirkeci Polis Karakoluna giderek ifade verdikleri ve bu ifadelerinde ziynet eşyalarını bildirdikleri, dosya kapsamına göre davacılar tarafından kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyalarına davacıların sahip olmalarına ilişkin ekonomik güce sahip oldukları kabul edilerek, davacıların 06.07.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda ortalama değer olarak belirtilen 612.945,10 TL maddi tazminat talep etme haklarının olduğu, davacıların maddi tazminat olarak 500.000,00 TL talep ettikleri ve talepten daha fazlası verilemeyeceği, davacı ...'nin çalınan bazı eşyalarının ailesinden miras kalması, manevi kıymetlerinin ve hatıra özelliğinin bulunması nedeniyle manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 500.000,00 TL maddi tazminatın 19.02.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 19.02.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar tarafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, kendilerinin kasa üzerinde zilyetliği olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, bu görüşün benimsendiği emsal dosya raporunun işbu dosya içerisinde bulunduğunu, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu ile kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkili bankanın tüm güvenlik önlemlerini aldığını ve gerekli alarm ve kamera sistemlerini kurduğunu fakat ihbar olunan güvenlik firması personelinin profesyonelce hareket ederek tüm güvenlik önlemlerini etkisiz hale getirerek hırsızlık olayını gerçekleştirdiğini, kusursuz sorumluluk gereği müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davalı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. İhbar olunan vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar tarafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, davalı bankanın kasa üzerinde zilyetliği olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kasaların olduğu bölümü korumakla mükellef olmadığını, müvekkilinin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davalı bankanın anılan güvenlik görevlisinin asıl işvereni olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 110, 362 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 116 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Maddi ve manevi tazminat davalarının birlikte açılmış olması 6100 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesi bağlamında dava yığılması kurumuna tekabül ettiği, bu davaların birlikte açılmış olmasının bağımsız niteliklerine zarar vermeyeceği ve kesinlik sınırının her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği sarihtir. Somut olayda davalı vekilinin hükmedilen maddi ve manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının bulunduğu, mümeyyiz davalı aleyhine hükmedilen manevi tazminat tutarının (10.000,00 TL) Bölge Adliye Mahkemesi Karar tarihinde belirlenen 78.630,00 TL'lik kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktar bakımından reddine karar vermek gerekmiştir.
2. İhbar olunan vekilinin kararı temyiz ettiği anlaşılmış olup, ihbar olunana karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği gözetildiğinde, ihbar olunan vekilinin de temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
4. Dava dışı güvenlik görevlisinin banka çalışanı olmayıp ihbar olunan şirket çalışanı olması nedeniyle yardımcı şahıs niteliğinde olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 116 ıncı maddesi gereği işbu kişinin eylemlerinden davalının da sorumlu bulunduğu anlaşılmıştır.
5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen maddi tazminata ilişkin nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin REDDİNE,
2. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
3.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931243700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz