Konişmentoyu acente sıfatıyla imzalayan gemi acentesine doğrudan dava açılamaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6431 E. 2023/1511 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Konişmentoyu yabancı taşıyan adına acente sıfatıyla imzalayan gemi acentesine, taşıyanın sorumluluğundan doğan zarar için doğrudan (pasif husumetle) dava açılamaz; acentenin donatan adına navlun tahsil etmesi ona taşıyan sıfatı kazandırmaz.
Ele alınan sorunlar
Konişmentoyu taşıyan adına acente sıfatıyla imzalayan gemi acentesine, taşıyanın sorumluluğundan doğan zarar için doğrudan (pasif husumetle) dava açılıp açılamayacağı → ret
İddia: Davacı, davalının yalnızca acente olmayıp komisyoncu (freight forwarder) olduğunu, faturanın davalıca kesildiğini ve yazışmalardan taşıma işiyle ilgilendiğinin anlaşıldığını, taşıyan gibi sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Konişmento, taşıyıcı firma Maersk Line AS adına acente sıfatıyla davalı tarafından imzalanmış, gümrük beyan formunda da davalı acente olarak gösterilmiştir; acentenin donatan adına navlun bedelini tahsil etmesi, davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabule yeterli değildir; bu durumda davalı acente sıfatıyla hareket ettiğinden kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Konişmentoyu acente sıfatıyla imzalayan gemi acentesine doğrudan dava açılamayacağı ve navlun tahsilinin taşıyan sıfatı doğurmadığı yönünden emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet ehliyeti (taraf sıfatı)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gemi acentesi↗ pasif husumet (taraf sıfatı)↗ konişmento↗ taşıyan sıfatı↗ donatan↗ navlun↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/245 E. 2021/6766 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yabancılık unsuru · yetki sözleşmesi · protesto · delillerin toplanmaması · izafeten dava · konşimento · yetki itirazı · acente
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişki konusunda uyuşmazlık sözkonusu olmadığını, her ne kadar davalı tarafın uluslararası «yetki itirazına» davacı taraf karşı çıkmış ise de taşımanın MAEU959104784 numaralı «konşimento» tahtında yapıldığını, konşimentonun 26.maddesinde "...İşbu konşimento İngiliz yasalarına tabi olarak yorumlanıp, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza «yetkisine» tabii olacaktır." şeklinde «yetki sözleşmesi» bulunduğunu, «yabancılık unsuru» bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayma …
Buna göre, «acenteye» müvekkili namına «husumet» yöneltilmesi ancak aracılık ettiği işlerle ve yukarıdaki hallerle sınırlı olup, somut olayda davalının dava konusu taşıma işinde «acente» sıfatıyla aracılık yapmadığına yönelik savunması üzerinde durulmaksızın davalı tarafça yapılan «yetki itirazının» kabulü ile «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
1- Dava, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dava A.P Möller Maersk Lına A/S'ye «izafeten» «acentesi» olduğu iddiası ile Maersk Denizcilik A.Ş. aleyhine ikame edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın "Acentenin Yetkileri" başlıklı 105. maddesinde «acentenin» aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü «ihtar», «ihbar» ve «protesto» gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkili olduğu, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin, müvekkili adına …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E. 2022/1499 K.
Ortak:konişmento
İncelediğiniz kararda… Sİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş.'nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S'nin Türkiye'deki genel «acentesi» olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin «konişmentonun» «acente» sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento «ibraz» edilmeden alıcısına «teslim» edildiği, «taşıyıcı» firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle «gemi acenteliği» yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının «kusur» ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi gereğince acenteye «husumet» yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
Benzer bu karardaDavaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · nakliyat emtia sigortası · yerleşim yeri · izafeten dava
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3799 E. 2020/3051 K.
Ortak:konişmento
İncelediğiniz kararda… Sİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş.'nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S'nin Türkiye'deki genel «acentesi» olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin «konişmentonun» «acente» sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento «ibraz» edilmeden alıcısına «teslim» edildiği, «taşıyıcı» firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle «gemi acenteliği» yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının «kusur» ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi gereğince acenteye «husumet» yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
Benzer bu kararda… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yerleşim yeri · izafeten dava · kamu düzenine aykırılık · acente
Benzer bu karardaGerek Kanun'da yer alan düzenlemelerden, gerekse de Kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/882 E. 2023/3401 K.
Ortak:konişmento · navlun
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
… Sİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş.'nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S'nin Türkiye'deki genel «acentesi» olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin «konişmentonun» «acente» sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento «ibraz» edilmeden alıcısına «teslim» edildiği, «taşıyıcı» firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle «gemi acenteliği» yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının «kusur» ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi gereğince acenteye «husumet» yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «konşimentoların» tamamının taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan «navlun sözleşmesinin» 26 ncı maddesinde konşimentolar tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve diğer tüm mahkemelerin «yetkisinin» ortadan kaldırıldığını, «yabancılık unsuru» «taşıyan» taşımada konşimento hükümlerinde yer alan «yetki anlaşmasının» uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maersk Line A/S'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, «taşıyıcı» şirket ve «konşimentoyu» düzenleyen «acente» ile geminin yabancı olması nedeniyle «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından kaynaklandığı, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini de bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Mahkemelerinin işbu davayı görmekle «münhasıran» yetkili olduğunu, dava konusu taşımada davalının «acentesinin» aracılık ettiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığını, «konşimentoda» yer alan «genel işlem şartı» niteliğindeki «yetki şartının» «geçersiz» olduğunu, söz konusu yetki şartı üzerinde müvekkilinin sigortalısının müzakere etme şansı bulunmadığını, bu yetki şartının «konişmento» «hamilinin» durumunu ağırlaştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · yetki anlaşması · milletlerarası yetki · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · genel işlem şartı · navlun sözleşmesi
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maersk Line A/S'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, «taşıyıcı» şirket ve «konşimentoyu» düzenleyen «acente» ile geminin yabancı olması nedeniyle «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından kaynaklandığı, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini de bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «konşimentoların» tamamının taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan «navlun sözleşmesinin» 26 ncı maddesinde konşimentolar tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve diğer tüm mahkemelerin «yetkisinin» ortadan kaldırıldığını, «yabancılık unsuru» «taşıyan» taşımada konşimento hükümlerinde yer alan «yetki anlaşmasının» uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Mahkemelerinin işbu davayı görmekle «münhasıran» yetkili olduğunu, dava konusu taşımada davalının «acentesinin» aracılık ettiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığını, «konşimentoda» yer alan «genel işlem şartı» niteliğindeki «yetki şartının» «geçersiz» olduğunu, söz konusu yetki şartı üzerinde müvekkilinin sigortalısının müzakere etme şansı bulunmadığını, bu yetki şartının «konişmento» «hamilinin» durumunu ağırlaştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya «kamu düzenine aykırılığın» sözkonusu olmadığı, «konişmentoda» «taşıyıcının» yabancı firma Maersk Line A/S olduğu, dosyaya sunulan konişmentolar ve onaylı tercüme örneklerinden konişmentoların davalı Maersk Line A/S adına acentası olan Maer …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5635 E. 2024/2476 K.
Ortak:konişmento · donatan · navlun · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait 440 paket, net ağırlığı 26.400,00 kg olan yeşil kahvenin Mersin limanından Doha limanına taşınmak ve gönderilene malın «teslim» edilmek üzere davalıya teslim edildiğini, 29.12.2017 tarih ve 963360212 numaralı «konşimento» uyarınca davalının «donatanı» olduğu Safmarine Nimba isimli gemiye malların yüklendiğini, davacı tarafından dava dışı gönderilene malların tesliminin yapıldığı düşüncesiyle satış bedelinin tahsili için başvurulduğunu, ancak davalı tarafından malın konşimentosuz şekilde dava dışı gönderilene teslim edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle malın bedeli olan 77.825,00 USD'nin gönderilenden tahsil edilemediğini, davalıya gönderilen «ihtarname» ile uğranılan zararın tazmininin talep edildiğini, fakat sonuç alınamadığını, bu nedenle davalıya yönelik takip başlatıldığını, bu takibe davalının haksız olarak i …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşıma işinin dava dışı Maersk Line A/S tarafından üstlenildiğini, davalının dava konusu taşıma işinde «taşıyan», «donatan», işleten gibi sıfatlara haiz olmadığını, «konşimentonun» ön yüzünde ve imza hanesinde Maersk Line yazdığını, «tanımlar» kısmında taşıyanın Maersk Line olduğunun ifade edildiğini, «acentelik sözleşmesi» gereğince davalının dava dışı yabancı «taşıyıcı» olan Maersk Line'ın Türkiye genel acentesi olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalıya «izafeten husumet» yöneltilebileceğini, ayrıca milletler arası «yetki anlaşmasına» göre İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, esas ilişkin ise nama yazılı bir «kıymetli evrak» olan konşimentoya göre taşıyanın, gönderilene konşimento aslını sormaksızın malları «teslim» etme hakkının olduğunu, davacının husumeti gönderilene yöneltmesinin gerektiğini, davalının tahliye limanı ile yaptığı görüşmede yükün alıcısının davacıya 66.000,00 USD ödeme yaptığının belirtildiğini, bakiyenin 11.825,00 USD olduğunu savunarak öncelikle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili tarafından «konişmentoda» bulunan «yetki kaydı» nedeniyle «milletlerarası yetki itirazında» bulunulduğu, dava konusu taşımanın 206935379 sayılı konişmento tahtında Apapa/Nijerya Limanından Mersin Limanına yapıldığı, uyuşmazlık «yabancılık unsuru» taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) kurallarına göre değerlendirileceği, 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26 ncı maddesinde «sözleşmeden doğan» taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı «acentesi» tarafından imzalandığı, «navlun faturasının» Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından taşıyan adına «acente» kaydı ile düzenlendiği, Türk acentenin «taşıma sözleşmesini» yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının yükü «teslim» aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki «yetki şartının» gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… emesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi hükmü ile Türk Mahkemelerinin yer itibariyle «yetki» kurallarının «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağının düzenlendiği, yabancı devlet mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak belirli olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da açıkça uyuşmazlığın çözümünde Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi’nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, taşıyan ile gönderilen («konişmentonun» «meşru hamili») arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamilinin gönderilen eşyayı «teslim» alma hakkının kapsam ve koşullarının «navlun sözleşmesinden» bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşıyan ile «taşıtan» arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmentonun esas alınacağı, zira konişmentonun bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit ettiği, davaya konu «konşimentonun» ön yüzünün tercümesinde, gönderilen davacının adının yazılı olduğu ve tarafların taşıma senedinde yazılı olan şartlar çerçevesinde taşımayı yapacakları, konişmentonun 26 ncı maddesinde kanun ve «yargı yetkisi» düzenlenmiş olup, konşimentonun İngiliz hukukuna tabi olduğu ve tüm ihtilafların İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından karara bağlanacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalı bir Türk şirketi olmadığından kendisini Türk Mahkemeleri önünde daha rahat savunabileceğinin söylenemeyeceği, Türkiye'de «acentesinin» bulunmasının dahi sonuca etkili olmadığı, yabancı bir şirketin uluslararası «yetki itirazında» bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, yine taşıma senedinde her iki tarafın hak ve sorumluluklarının belirlendiği, tarafların da «tacir» olduğu gözetildiğinde, yetki düzenlemesinin «genel işlem şartlarına» aykırı «haksız şart» niteliğinde olduğuna dair istinaf nedeninin de yerinde bulunmadığı, «yetki sözleşmesinin» asimetrik koşullar içermesinin, yetki sözleşmesini «geçersiz» yapmayacağı, davanın esası hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından, davacı tanıkları dinlenmeksizin ve tanık beyanları ile diğer delillere itibar edilmeme nedenlerine gerekçede yer verilmemesinin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlali olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ış olduğu toplam 28 ton susamın Apapa/Nijerya’dan Mersin Limanı’na taşınması için uluslararası Maersk A/S şirketiyle anlaştığını, davalının bu şirketin Türkiye'deki «acentesi» olduğunu, müvekkiline ait susam yükünün, davalının «acente» sıfatıyla düzenlenen 206935379 numaralı ve 26.02.2021 tarihli «konşimento» uyarınca Maersk A/S firmasının «donatanı» olduğu gemiye yüklendiğini, «taşıma sözleşmesine» konu emtianın Mersin Limanına varışını müteakip yapılan kontrollerde konteynerlarda bulunan ürünlerin ıslanarak «hasar» gördüğünün tespit edildiğini, ekspertiz raporunda görüleceği üzere hasara uğrayan emtianın tam ve hasarsız şekildeki toplam bedelinin 33.600,00 USD olduğunu, taşımaya konu emtianın toplam değeri olan 33.600,00 USD'den hasarlı emtianın «sovtaj bedeli» olan 4.524,80 USD'nin düşümü sonrası müvekkilinin bakiye 29.075,20 USD tutarında zarara uğradığını, oluşan hasardan davalının aralarındaki taşıma sözleşmesi gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek 29.075,20 USD alacağının «arabuluculuk» «anlaşamama tutanağının» düzenlendiği 02.09.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · yetki kaydı · anlaşamama tutanağı · milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · münhasır yetki · sovtaj bedeli · haksız şart
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili tarafından «konişmentoda» bulunan «yetki kaydı» nedeniyle «milletlerarası yetki itirazında» bulunulduğu, dava konusu taşımanın 206935379 sayılı konişmento tahtında Apapa/Nijerya Limanından Mersin Limanına yapıldığı, uyuşmazlık «yabancılık unsuru» taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) kurallarına göre değerlendirileceği, 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26 ncı maddesinde «sözleşmeden doğan» taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı «acentesi» tarafından imzalandığı, «navlun faturasının» Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından taşıyan adına «acente» kaydı ile düzenlendiği, Türk acentenin «taşıma sözleşmesini» yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının yükü «teslim» aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki «yetki şartının» gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… emesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi hükmü ile Türk Mahkemelerinin yer itibariyle «yetki» kurallarının «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağının düzenlendiği, yabancı devlet mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak belirli olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da açıkça uyuşmazlığın çözümünde Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi’nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, taşıyan ile gönderilen («konişmentonun» «meşru hamili») arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamilinin gönderilen eşyayı «teslim» alma hakkının kapsam ve koşullarının «navlun sözleşmesinden» bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşıyan ile «taşıtan» arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmentonun esas alınacağı, zira konişmentonun bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit ettiği, davaya konu «konşimentonun» ön yüzünün tercümesinde, gönderilen davacının adının yazılı olduğu ve tarafların taşıma senedinde yazılı olan şartlar çerçevesinde taşımayı yapacakları, konişmentonun 26 ncı maddesinde kanun ve «yargı yetkisi» düzenlenmiş olup, konşimentonun İngiliz hukukuna tabi olduğu ve tüm ihtilafların İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından karara bağlanacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalı bir Türk şirketi olmadığından kendisini Türk Mahkemeleri önünde daha rahat savunabileceğinin söylenemeyeceği, Türkiye'de «acentesinin» bulunmasının dahi sonuca etkili olmadığı, yabancı bir şirketin uluslararası «yetki itirazında» bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, yine taşıma senedinde her iki tarafın hak ve sorumluluklarının belirlendiği, tarafların da «tacir» olduğu gözetildiğinde, yetki düzenlemesinin «genel işlem şartlarına» aykırı «haksız şart» niteliğinde olduğuna dair istinaf nedeninin de yerinde bulunmadığı, «yetki sözleşmesinin» asimetrik koşullar içermesinin, yetki sözleşmesini «geçersiz» yapmayacağı, davanın esası hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından, davacı tanıkları dinlenmeksizin ve tanık beyanları ile diğer delillere itibar edilmeme nedenlerine gerekçede yer verilmemesinin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlali olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ış olduğu toplam 28 ton susamın Apapa/Nijerya’dan Mersin Limanı’na taşınması için uluslararası Maersk A/S şirketiyle anlaştığını, davalının bu şirketin Türkiye'deki «acentesi» olduğunu, müvekkiline ait susam yükünün, davalının «acente» sıfatıyla düzenlenen 206935379 numaralı ve 26.02.2021 tarihli «konşimento» uyarınca Maersk A/S firmasının «donatanı» olduğu gemiye yüklendiğini, «taşıma sözleşmesine» konu emtianın Mersin Limanına varışını müteakip yapılan kontrollerde konteynerlarda bulunan ürünlerin ıslanarak «hasar» gördüğünün tespit edildiğini, ekspertiz raporunda görüleceği üzere hasara uğrayan emtianın tam ve hasarsız şekildeki toplam bedelinin 33.600,00 USD olduğunu, taşımaya konu emtianın toplam değeri olan 33.600,00 USD'den hasarlı emtianın «sovtaj bedeli» olan 4.524,80 USD'nin düşümü sonrası müvekkilinin bakiye 29.075,20 USD tutarında zarara uğradığını, oluşan hasardan davalının aralarındaki taşıma sözleşmesi gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek 29.075,20 USD alacağının «arabuluculuk» «anlaşamama tutanağının» düzenlendiği 02.09.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1905 E. 2023/2797 K.
Ortak:konişmento · dava şartı
İncelediğiniz kararda… Sİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş.'nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S'nin Türkiye'deki genel «acentesi» olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin «konişmentonun» «acente» sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento «ibraz» edilmeden alıcısına «teslim» edildiği, «taşıyıcı» firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle «gemi acenteliği» yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının «kusur» ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi gereğince acenteye «husumet» yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sigortalısına ait olan nohut emtiasının Mersin Limanından Katar'a 20.01.2016 tarihli «konişmento» tahtında Maersk California gemisi ile taşındığını, taşıma sırasında «hasar» meydana geldiğini, davacının hasar nedeniyle sigortalısının zarar ve ziyanının tazmin ederek sigortalısının haklarına halef olduğunu, ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde «borca itiraz» etmesi nedeniyle «takibin durdurulduğunu» ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Line AS vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 955524916 nolu «konişmento» tahtında yapıldığını, konişmentonun 26 ncı maddesinde «milletlerarası yetki şartının» bulunduğunu, yetki klozunda konişmento tahtında yapılan taşımalardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara İngiliz yasalarının uygulanacağını ve Londra'daki İngiliz Yüksek …
… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki şartı · akdi halefiyet · milletlerarası yetki · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · nakliyat emtia sigortası · takibin durdurulması
Benzer bu karardaLine AS vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 955524916 nolu «konişmento» tahtında yapıldığını, konişmentonun 26 ncı maddesinde «milletlerarası yetki şartının» bulunduğunu, yetki klozunda konişmento tahtında yapılan taşımalardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara İngiliz yasalarının uygulanacağını ve Londra'daki İngiliz Yüksek …
… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ... şirketinin sigortalısı firmanın davalılar tarafından deniz yolu ile taşınan emtiasının hasarlanmasından dolayı davacı sigortacının «nakliyat emtia sigorta poliçesi» kapsamında sigortalısına yaptığı ödemeden dolayı kanuni ve «akdi halefiyete» istinadan yaptığı «ilamsız icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sigortalısına ait olan nohut emtiasının Mersin Limanından Katar'a 20.01.2016 tarihli «konişmento» tahtında Maersk California gemisi ile taşındığını, taşıma sırasında «hasar» meydana geldiğini, davacının hasar nedeniyle sigortalısının zarar ve ziyanının tazmin ederek sigortalısının haklarına halef olduğunu, ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde «borca itiraz» etmesi nedeniyle «takibin durdurulduğunu» ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1904 E. 2023/5629 K.
Ortak:konişmento · navlun
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
… Sİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş.'nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S'nin Türkiye'deki genel «acentesi» olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin «konişmentonun» «acente» sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento «ibraz» edilmeden alıcısına «teslim» edildiği, «taşıyıcı» firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle «gemi acenteliği» yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının «kusur» ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi gereğince acenteye «husumet» yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya ve «kamu düzeni» sözkonusu olmadığı, «yetki şartının» bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi «konişmentoda» gönderilen ve aynı zamanda «navlun faturasının» tarafı olarak «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken «navlun sözleşmesinin» bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına «acente» olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan «kıymetli evrak» niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve «konşimentonun» ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki «şerh» karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, «taşıyıcı» tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre «genel işlem koşullarının» «geçersiz» olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi «kaydının» bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye «acentesinin» aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konişmentoya» aracılık etsin etmesin Türk «acentenin» «temsil» ettiği «tacirler» bakımından «izafeten» dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan «yetki şartlarının» her durumda «geçersiz» olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin «son» dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının «milletlerarası yetki itirazını» kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin «tahkim»/«yetki anlaşması» yapabilmesi için bu hususta özel «yetkisinin» bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · yetki anlaşması · milletlerarası yetki · taşıtan sıfatı · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · navlun faturası
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye «acentesinin» aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya ve «kamu düzeni» sözkonusu olmadığı, «yetki şartının» bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi «konişmentoda» gönderilen ve aynı zamanda «navlun faturasının» tarafı olarak «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken «navlun sözleşmesinin» bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına «acente» olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan «kıymetli evrak» niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve «konşimentonun» ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki «şerh» karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, «taşıyıcı» tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre «genel işlem koşullarının» «geçersiz» olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi «kaydının» bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konişmentoya» aracılık etsin etmesin Türk «acentenin» «temsil» ettiği «tacirler» bakımından «izafeten» dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan «yetki şartlarının» her durumda «geçersiz» olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin «son» dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının «milletlerarası yetki itirazını» kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin «tahkim»/«yetki anlaşması» yapabilmesi için bu hususta özel «yetkisinin» bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler, ayrıca «konişmentonun» arkasında düzenlenen «yetki şartının» taraflarca imzalanmamış olması nedeniyle «geçersiz» olduğunu ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6431 E. , 2023/1511 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1506 Esas, 2021/1071 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/262 E., 2020/176 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait 440 paket, net ağırlığı 26.400,00 kg olan yeşil kahvenin Mersin limanından Doha limanına taşınmak ve gönderilene malın teslim edilmek üzere davalıya teslim edildiğini, 29.12.2017 tarih ve 963360212 numaralı konşimento uyarınca davalının donatanı olduğu Safmarine Nimba isimli gemiye malların yüklendiğini, davacı tarafından dava dışı gönderilene malların tesliminin yapıldığı düşüncesiyle satış bedelinin tahsili için başvurulduğunu, ancak davalı tarafından malın konşimentosuz şekilde dava dışı gönderilene teslim edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle malın bedeli olan 77.825,00 USD'nin gönderilenden tahsil edilemediğini, davalıya gönderilen ihtarname ile uğranılan zararın tazmininin talep edildiğini, fakat sonuç alınamadığını, bu nedenle davalıya yönelik takip başlatıldığını, bu takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek şimdilik 77.825,00 USD'nin faiziyle tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşıma işinin dava dışı Maersk Line A/S tarafından üstlenildiğini, davalının dava konusu taşıma işinde taşıyan, donatan, işleten gibi sıfatlara haiz olmadığını, konşimentonun ön yüzünde ve imza hanesinde Maersk Line yazdığını, tanımlar kısmında taşıyanın Maersk Line olduğunun ifade edildiğini, acentelik sözleşmesi gereğince davalının dava dışı yabancı taşıyıcı olan Maersk Line'ın Türkiye genel acentesi olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalıya izafeten husumet yöneltilebileceğini, ayrıca milletler arası yetki anlaşmasına göre İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, esas ilişkin ise nama yazılı bir kıymetli evrak olan konşimentoya göre taşıyanın, gönderilene konşimento aslını sormaksızın malları teslim etme hakkının olduğunu, davacının husumeti gönderilene yöneltmesinin gerektiğini, davalının tahliye limanı ile yaptığı görüşmede yükün alıcısının davacıya 66.000,00 USD ödeme yaptığının belirtildiğini, bakiyenin 11.825,00 USD olduğunu savunarak öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş.'nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S'nin Türkiye'deki genel acentesi olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin konişmentonun acente sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento ibraz edilmeden alıcısına teslim edildiği, taşıyıcı firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle gemi acenteliği yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının kusur ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi gereğince acenteye husumet yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının yalnızca acente olmadığını, ayrıca komisyoncu (freight forwarder) olduğunu, faturanın davalı tarafından kesildiğini, taraflar arasındaki yazışmalardan davalının dava konusu taşıma işi ile ilgilendiğinin görüleceğini, davalının taşıyan gibi sorumlu olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın konişmento tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun taşıyıcı firması olarak Maersk Line AS adına acente sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, acentenin donatan adına navlun bedelini tahsil etmesinin davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının pasif husumet ehliyetine haiz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/930896500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz