Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5635 E. 2024/2476 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı yetkisi↗ yetki kaydı↗ anlaşamama tutanağı↗ milletlerarası yetki itirazı↗ milletlerarası yetki↗ münhasır yetki↗ sovtaj bedeli↗ haksız şart↗ yabancılık unsuru↗ yetki şartı↗ navlun faturası↗ yetki sözleşmesi↗ genel işlem şartı↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ navlun sözleşmesi↗ meşru hamil↗ sovtaj↗ genel işlem koşulu↗ denizcilik ihtisas mahkemesi↗ arabuluculuk↗ taşıtan↗ konişmento↗ konşimento↗ ayıp↗ donatan↗ ihtisas mahkemesi↗ yetki itirazı↗ 3095 sayılı kanun↗ acente↗ navlun↗ sözleşmeden doğan dava↗ pasif husumet yokluğu↗ münhasırlık↗ acentelik↗ taşıma sözleşmesi↗ pasif husumet↗ hamil↗ kamu düzeni↗ husumet yokluğu↗ usulden reddi↗ temerrüt faizi↗ yetki↗ geçersizlik↗ taşıyan↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2021/389 E., 2022/35 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı Dankırı Farms and Commodity Ltd. firmasından satın almış olduğu toplam 28 ton susamın Apapa/Nijerya’dan Mersin Limanı’na taşınması için uluslararası Maersk A/S şirketiyle anlaştığını, davalının bu şirketin Türkiye'deki acentesi olduğunu, müvekkiline ait susam yükünün, davalının acente sıfatıyla düzenlenen 206935379 numaralı ve 26.02.2021 tarihli konşimento uyarınca Maersk A/S firmasının donatanı olduğu gemiye yüklendiğini, taşıma sözleşmesine konu emtianın Mersin Limanına varışını müteakip yapılan kontrollerde konteynerlarda bulunan ürünlerin ıslanarak hasar gördüğünün tespit edildiğini, ekspertiz raporunda görüleceği üzere hasara uğrayan emtianın tam ve hasarsız şekildeki toplam bedelinin 33.600,00 USD olduğunu, taşımaya konu emtianın toplam değeri olan 33.600,00 USD'den hasarlı emtianın sovtaj bedeli olan 4.524,80 USD'nin düşümü sonrası müvekkilinin bakiye 29.075,20 USD tutarında zarara uğradığını, oluşan hasardan davalının aralarındaki taşıma sözleşmesi gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek 29.075,20 USD alacağının arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlendiği 02.09.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşımaya ilişkin olan 206935379 numaralı konşimentonun arka yüzünde yer alan ve hukuken navlun sözleşmesi hükmünde olan taşıma şartlarına göre 26 ncı madde uyarınca uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken hukukun İngiliz Hukuku olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra' daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu, bu maddeyle diğer tüm mahkemelerin yetkisinin ortadan kaldırıldığını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, hasarlı olduğu iddia edilen yüklerin bulunduğu konteynerde bir ayıp (delik, yırtık, yarık vs.) bulunmadığı gibi ıslandığı iddia edilen yüklerde deniz suyuna da rastlanmadığını, hasarın taşımanın hangi ayağında meydana geldiğinin belli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili tarafından konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle milletlerarası yetki itirazında bulunulduğu, dava konusu taşımanın 206935379 sayılı konişmento tahtında Apapa/Nijerya Limanından Mersin Limanına yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) kurallarına göre değerlendirileceği, 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26 ncı maddesinde sözleşmeden doğan taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı acentesi tarafından imzalandığı, navlun faturasının Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından taşıyan adına acente kaydı ile düzenlendiği, Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın aksine konişmentoda yer aldığı iddia edilen yetki kuralının genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, aynı zamanda ileri sürülmesinin de dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, anılan hükmün yazılmamış sayılması gerektiğini, müvekkili aleyhine durumu ağırlaştırıcı sözleşme hükmünün, taraflar arasındaki adil sözleşme dengesini bozduğunu, MAERSK A/S şirketinin piyasadaki hakim konumu nedeniyle sözleşmeler üzerinde değişiklik yapma imkanı sunmadığını, beyan ve delillerine karar gerekçesinde yer verilmediğini ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi hükmü ile Türk Mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağının düzenlendiği, yabancı devlet mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak belirli olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da açıkça uyuşmazlığın çözümünde Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi’nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamilinin gönderilen eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşullarının navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmentonun esas alınacağı, zira konişmentonun bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit ettiği, davaya konu konşimentonun ön yüzünün tercümesinde, gönderilen davacının adının yazılı olduğu ve tarafların taşıma senedinde yazılı olan şartlar çerçevesinde taşımayı yapacakları, konişmentonun 26 ncı maddesinde kanun ve yargı yetkisi düzenlenmiş olup, konşimentonun İngiliz hukukuna tabi olduğu ve tüm ihtilafların İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından karara bağlanacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalı bir Türk şirketi olmadığından kendisini Türk Mahkemeleri önünde daha rahat savunabileceğinin söylenemeyeceği, Türkiye'de acentesinin bulunmasının dahi sonuca etkili olmadığı, yabancı bir şirketin uluslararası yetki itirazında bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, yine taşıma senedinde her iki tarafın hak ve sorumluluklarının belirlendiği, tarafların da tacir olduğu gözetildiğinde, yetki düzenlemesinin genel işlem şartlarına aykırı haksız şart niteliğinde olduğuna dair istinaf nedeninin de yerinde bulunmadığı, yetki sözleşmesinin asimetrik koşullar içermesinin, yetki sözleşmesini geçersiz yapmayacağı, davanın esası hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından, davacı tanıkları dinlenmeksizin ve tanık beyanları ile diğer delillere itibar edilmeme nedenlerine gerekçede yer verilmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya ait ürünleri deniz yoluyla taşıyan davalının ürünlerde oluşan hasar nedeniyle sorumluluğuna ilişkin talebin çözümünde Türk Mahkemelerinin görevli ve yetkili olup olmadığı, somut olaya Türk Hukukunun uygulanıp uygulanmayacağı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5718 sayılı Kanun'un 24,29 ve 47 nci maddeleri.
3.6102 sayılı Kanun'un 105 ve 1237 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1904 E. 2023/5629 K.
Ortak:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · navlun faturası · genel işlem şartı · navlun sözleşmesi · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili tarafından «konişmentoda» bulunan «yetki kaydı» nedeniyle «milletlerarası yetki itirazında» bulunulduğu, dava konusu taşımanın 206935379 sayılı konişmento tahtında Apapa/Nijerya Limanından Mersin Limanına yapıldığı, uyuşmazlık «yabancılık unsuru» taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) kurallarına göre değerlendirileceği, 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26 ncı maddesinde «sözleşmeden doğan» taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı «acentesi» tarafından imzalandığı, «navlun faturasının» Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından taşıyan adına «acente» kaydı ile düzenlendiği, Türk acentenin «taşıma sözleşmesini» yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının yükü «teslim» aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki «yetki şartının» gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… emesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi hükmü ile Türk Mahkemelerinin yer itibariyle «yetki» kurallarının «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağının düzenlendiği, yabancı devlet mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak belirli olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da açıkça uyuşmazlığın çözümünde Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi’nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, taşıyan ile gönderilen («konişmentonun» «meşru hamili») arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamilinin gönderilen eşyayı «teslim» alma hakkının kapsam ve koşullarının «navlun sözleşmesinden» bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşıyan ile «taşıtan» arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmentonun esas alınacağı, zira konişmentonun bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit ettiği, davaya konu «konşimentonun» ön yüzünün tercümesinde, gönderilen davacının adının yazılı olduğu ve tarafların taşıma senedinde yazılı olan şartlar çerçevesinde taşımayı yapacakları, konişmentonun 26 ncı maddesinde kanun ve «yargı yetkisi» düzenlenmiş olup, konşimentonun İngiliz hukukuna tabi olduğu ve tüm ihtilafların İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından karara bağlanacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalı bir Türk şirketi olmadığından kendisini Türk Mahkemeleri önünde daha rahat savunabileceğinin söylenemeyeceği, Türkiye'de «acentesinin» bulunmasının dahi sonuca etkili olmadığı, yabancı bir şirketin uluslararası «yetki itirazında» bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, yine taşıma senedinde her iki tarafın hak ve sorumluluklarının belirlendiği, tarafların da «tacir» olduğu gözetildiğinde, yetki düzenlemesinin «genel işlem şartlarına» aykırı «haksız şart» niteliğinde olduğuna dair istinaf nedeninin de yerinde bulunmadığı, «yetki sözleşmesinin» asimetrik koşullar içermesinin, yetki sözleşmesini «geçersiz» yapmayacağı, davanın esası hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından, davacı tanıkları dinlenmeksizin ve tanık beyanları ile diğer delillere itibar edilmeme nedenlerine gerekçede yer verilmemesinin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlali olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşımaya ilişkin olan 206935379 numaralı «konşimentonun» arka yüzünde yer alan ve hukuken «navlun sözleşmesi» hükmünde olan taşıma şartlarına göre 26 ncı madde uyarınca uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken hukukun İngiliz Hukuku olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra' daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu, bu maddeyle diğer tüm mahkemelerin «yetkisinin» ortadan kaldırıldığını, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddinin gerektiğini, hasarlı olduğu iddia edilen yüklerin bulunduğu konteynerde bir «ayıp» (delik, yırtık, yarık vs.) bulunmadığı gibi ıslandığı iddia edilen yüklerde deniz suyuna da rastlanmadığını, «hasarın» taşımanın hangi ayağında meydana geldiğinin belli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye «acentesinin» aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya ve «kamu düzeni» sözkonusu olmadığı, «yetki şartının» bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi «konişmentoda» gönderilen ve aynı zamanda «navlun faturasının» tarafı olarak «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken «navlun sözleşmesinin» bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına «acente» olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan «kıymetli evrak» niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve «konşimentonun» ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki «şerh» karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, «taşıyıcı» tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre «genel işlem koşullarının» «geçersiz» olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi «kaydının» bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konişmentoya» aracılık etsin etmesin Türk «acentenin» «temsil» ettiği «tacirler» bakımından «izafeten» dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan «yetki şartlarının» her durumda «geçersiz» olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin «son» dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının «milletlerarası yetki itirazını» kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin «tahkim»/«yetki anlaşması» yapabilmesi için bu hususta özel «yetkisinin» bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki anlaşması · taşıtan sıfatı · izafeten dava · halefiyet · kıymetli evrak · tahkim · cy/cy şerhi · taşıyıcı
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya ve «kamu düzeni» sözkonusu olmadığı, «yetki şartının» bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi «konişmentoda» gönderilen ve aynı zamanda «navlun faturasının» tarafı olarak «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken «navlun sözleşmesinin» bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına «acente» olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan «kıymetli evrak» niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve «konşimentonun» ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki «şerh» karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, «taşıyıcı» tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre «genel işlem koşullarının» «geçersiz» olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi «kaydının» bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konişmentoya» aracılık etsin etmesin Türk «acentenin» «temsil» ettiği «tacirler» bakımından «izafeten» dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan «yetki şartlarının» her durumda «geçersiz» olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin «son» dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının «milletlerarası yetki itirazını» kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin «tahkim»/«yetki anlaşması» yapabilmesi için bu hususta özel «yetkisinin» bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye «acentesinin» aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/882 E. 2023/3401 K.
Ortak:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · genel işlem şartı · navlun sözleşmesi · konişmento · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili tarafından «konişmentoda» bulunan «yetki kaydı» nedeniyle «milletlerarası yetki itirazında» bulunulduğu, dava konusu taşımanın 206935379 sayılı konişmento tahtında Apapa/Nijerya Limanından Mersin Limanına yapıldığı, uyuşmazlık «yabancılık unsuru» taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) kurallarına göre değerlendirileceği, 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26 ncı maddesinde «sözleşmeden doğan» taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı «acentesi» tarafından imzalandığı, «navlun faturasının» Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından taşıyan adına «acente» kaydı ile düzenlendiği, Türk acentenin «taşıma sözleşmesini» yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının yükü «teslim» aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki «yetki şartının» gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… emesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi hükmü ile Türk Mahkemelerinin yer itibariyle «yetki» kurallarının «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağının düzenlendiği, yabancı devlet mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak belirli olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da açıkça uyuşmazlığın çözümünde Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi’nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, taşıyan ile gönderilen («konişmentonun» «meşru hamili») arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamilinin gönderilen eşyayı «teslim» alma hakkının kapsam ve koşullarının «navlun sözleşmesinden» bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşıyan ile «taşıtan» arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmentonun esas alınacağı, zira konişmentonun bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit ettiği, davaya konu «konşimentonun» ön yüzünün tercümesinde, gönderilen davacının adının yazılı olduğu ve tarafların taşıma senedinde yazılı olan şartlar çerçevesinde taşımayı yapacakları, konişmentonun 26 ncı maddesinde kanun ve «yargı yetkisi» düzenlenmiş olup, konşimentonun İngiliz hukukuna tabi olduğu ve tüm ihtilafların İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından karara bağlanacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalı bir Türk şirketi olmadığından kendisini Türk Mahkemeleri önünde daha rahat savunabileceğinin söylenemeyeceği, Türkiye'de «acentesinin» bulunmasının dahi sonuca etkili olmadığı, yabancı bir şirketin uluslararası «yetki itirazında» bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, yine taşıma senedinde her iki tarafın hak ve sorumluluklarının belirlendiği, tarafların da «tacir» olduğu gözetildiğinde, yetki düzenlemesinin «genel işlem şartlarına» aykırı «haksız şart» niteliğinde olduğuna dair istinaf nedeninin de yerinde bulunmadığı, «yetki sözleşmesinin» asimetrik koşullar içermesinin, yetki sözleşmesini «geçersiz» yapmayacağı, davanın esası hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından, davacı tanıkları dinlenmeksizin ve tanık beyanları ile diğer delillere itibar edilmeme nedenlerine gerekçede yer verilmemesinin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlali olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşımaya ilişkin olan 206935379 numaralı «konşimentonun» arka yüzünde yer alan ve hukuken «navlun sözleşmesi» hükmünde olan taşıma şartlarına göre 26 ncı madde uyarınca uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken hukukun İngiliz Hukuku olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra' daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu, bu maddeyle diğer tüm mahkemelerin «yetkisinin» ortadan kaldırıldığını, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddinin gerektiğini, hasarlı olduğu iddia edilen yüklerin bulunduğu konteynerde bir «ayıp» (delik, yırtık, yarık vs.) bulunmadığı gibi ıslandığı iddia edilen yüklerde deniz suyuna da rastlanmadığını, «hasarın» taşımanın hangi ayağında meydana geldiğinin belli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maersk Line A/S'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, «taşıyıcı» şirket ve «konşimentoyu» düzenleyen «acente» ile geminin yabancı olması nedeniyle «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından kaynaklandığı, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini de bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Mahkemelerinin işbu davayı görmekle «münhasıran» yetkili olduğunu, dava konusu taşımada davalının «acentesinin» aracılık ettiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığını, «konşimentoda» yer alan «genel işlem şartı» niteliğindeki «yetki şartının» «geçersiz» olduğunu, söz konusu yetki şartı üzerinde müvekkilinin sigortalısının müzakere etme şansı bulunmadığını, bu yetki şartının «konişmento» «hamilinin» durumunu ağırlaştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya «kamu düzenine aykırılığın» sözkonusu olmadığı, «konişmentoda» «taşıyıcının» yabancı firma Maersk Line A/S olduğu, dosyaya sunulan konişmentolar ve onaylı tercüme örneklerinden konişmentoların davalı Maersk Line A/S adına acentası olan Maer …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki anlaşması · halefiyet · sigorta teminatı · rücuen tahsil · kamu düzenine aykırılık · uyuşmazlık konusu · taşıyıcı · fatura
Benzer bu karardaLimited Şirketine 3 «fatura» muhteviyatında satılan 217 kap Levis, Lee ve Wrangler marka kot pantolonu emtiasının, Nakliyat Abonman Poliçesi tahtında «sigorta teminatı» altına alındığını, davalı Maersk Line A/S'nin dava konusu emtianın Bangladeş’ten İzmir'e deniz yolu ile fiilen taşınması işini üstlendiğini, ancak konteynırın nihai limana gelmeden önce taşıma sırasında contalarından su aldığını, konteynırın su alması üzerine içerisindeki emtianın ıslanıp küflendiğini, görüntüsünde bozulma olduğunu, bu hususta tespitler yapılarak emtianın konteynırdan antrepoya ıslak ve hasarlı olarak tahliye edildiğini, davalının dava konusu zarardan sorumlu olduğunu, yük «hasarının» faiziyle birlikte «rücuen tahsili» amacıyla başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek haksız itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maersk Line A/S'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, «taşıyıcı» şirket ve «konşimentoyu» düzenleyen «acente» ile geminin yabancı olması nedeniyle «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından kaynaklandığı, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini de bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya «kamu düzenine aykırılığın» sözkonusu olmadığı, «konişmentoda» «taşıyıcının» yabancı firma Maersk Line A/S olduğu, dosyaya sunulan konişmentolar ve onaylı tercüme örneklerinden konişmentoların davalı Maersk Line A/S adına acentası olan Maer …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «konşimentoların» tamamının taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan «navlun sözleşmesinin» 26 ncı maddesinde konşimentolar tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve diğer tüm mahkemelerin «yetkisinin» ortadan kaldırıldığını, «yabancılık unsuru» «taşıyan» taşımada konşimento hükümlerinde yer alan «yetki anlaşmasının» uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5635 E. , 2024/2476 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/656 Esas, 2022/867 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2021/389 E., 2022/35 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı Dankırı Farms and Commodity Ltd. firmasından satın almış olduğu toplam 28 ton susamın Apapa/Nijerya’dan Mersin Limanı’na taşınması için uluslararası Maersk A/S şirketiyle anlaştığını, davalının bu şirketin Türkiye'deki acentesi olduğunu, müvekkiline ait susam yükünün, davalının acente sıfatıyla düzenlenen 206935379 numaralı ve 26.02.2021 tarihli konşimento uyarınca Maersk A/S firmasının donatanı olduğu gemiye yüklendiğini, taşıma sözleşmesine konu emtianın Mersin Limanına varışını müteakip yapılan kontrollerde konteynerlarda bulunan ürünlerin ıslanarak hasar gördüğünün tespit edildiğini, ekspertiz raporunda görüleceği üzere hasara uğrayan emtianın tam ve hasarsız şekildeki toplam bedelinin 33.600,00 USD olduğunu, taşımaya konu emtianın toplam değeri olan 33.600,00 USD'den hasarlı emtianın sovtaj bedeli olan 4.524,80 USD'nin düşümü sonrası müvekkilinin bakiye 29.075,20 USD tutarında zarara uğradığını, oluşan hasardan davalının aralarındaki taşıma sözleşmesi gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek 29.075,20 USD alacağının arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlendiği 02.09.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşımaya ilişkin olan 206935379 numaralı konşimentonun arka yüzünde yer alan ve hukuken navlun sözleşmesi hükmünde olan taşıma şartlarına göre 26 ncı madde uyarınca uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken hukukun İngiliz Hukuku olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra' daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu, bu maddeyle diğer tüm mahkemelerin yetkisinin ortadan kaldırıldığını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, hasarlı olduğu iddia edilen yüklerin bulunduğu konteynerde bir ayıp (delik, yırtık, yarık vs.) bulunmadığı gibi ıslandığı iddia edilen yüklerde deniz suyuna da rastlanmadığını, hasarın taşımanın hangi ayağında meydana geldiğinin belli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili tarafından konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle milletlerarası yetki itirazında bulunulduğu, dava konusu taşımanın 206935379 sayılı konişmento tahtında Apapa/Nijerya Limanından Mersin Limanına yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) kurallarına göre değerlendirileceği, 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26 ncı maddesinde sözleşmeden doğan taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı acentesi tarafından imzalandığı, navlun faturasının Maersk Denizcilik A.Ş.
tarafından taşıyan adına acente kaydı ile düzenlendiği, Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın aksine konişmentoda yer aldığı iddia edilen yetki kuralının genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, aynı zamanda ileri sürülmesinin de dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, anılan hükmün yazılmamış sayılması gerektiğini, müvekkili aleyhine durumu ağırlaştırıcı sözleşme hükmünün, taraflar arasındaki adil sözleşme dengesini bozduğunu, MAERSK A/S şirketinin piyasadaki hakim konumu nedeniyle sözleşmeler üzerinde değişiklik yapma imkanı sunmadığını, beyan ve delillerine karar gerekçesinde yer verilmediğini ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi hükmü ile Türk Mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağının düzenlendiği, yabancı devlet mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak belirli olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da açıkça uyuşmazlığın çözümünde Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi’nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamilinin gönderilen eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşullarının navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmentonun esas alınacağı, zira konişmentonun bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit ettiği, davaya konu konşimentonun ön yüzünün tercümesinde, gönderilen davacının adının yazılı olduğu ve tarafların taşıma senedinde yazılı olan şartlar çerçevesinde taşımayı yapacakları, konişmentonun 26 ncı maddesinde kanun ve yargı yetkisi düzenlenmiş olup, konşimentonun İngiliz hukukuna tabi olduğu ve tüm ihtilafların İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından karara bağlanacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalı bir Türk şirketi olmadığından kendisini Türk Mahkemeleri önünde daha rahat savunabileceğinin söylenemeyeceği, Türkiye'de acentesinin bulunmasının dahi sonuca etkili olmadığı, yabancı bir şirketin uluslararası yetki itirazında bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, yine taşıma senedinde her iki tarafın hak ve sorumluluklarının belirlendiği, tarafların da tacir olduğu gözetildiğinde, yetki düzenlemesinin genel işlem şartlarına aykırı haksız şart niteliğinde olduğuna dair istinaf nedeninin de yerinde bulunmadığı, yetki sözleşmesinin asimetrik koşullar içermesinin, yetki sözleşmesini geçersiz yapmayacağı, davanın esası hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından, davacı tanıkları dinlenmeksizin ve tanık beyanları ile diğer delillere itibar edilmeme nedenlerine gerekçede yer verilmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya ait ürünleri deniz yoluyla taşıyan davalının ürünlerde oluşan hasar nedeniyle sorumluluğuna ilişkin talebin çözümünde Türk Mahkemelerinin görevli ve yetkili olup olmadığı, somut olaya Türk Hukukunun uygulanıp uygulanmayacağı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5718 sayılı Kanun'un 24,29 ve 47 nci maddeleri.
3.6102 sayılı Kanun'un 105 ve 1237 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124778100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz