Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7066 E. 2022/1499 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
milletlerarası yetki itirazı↗ ttk 105/2↗ milletlerarası yetki↗ yabancılık unsuru↗ yetki şartı↗ yetki sözleşmesi↗ nakliyat emtia sigortası↗ yerleşim yeri↗ konişmento↗ izafeten dava↗ konşimento↗ yetki itirazı↗ acente↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ rücuen tazminat↗ acentelik↗ taşıma sözleşmesi↗ usulden reddi↗ yetki↗ geçersizlik↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen konşimentonun 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, mahkemenin hüküm ve gerekçesinin dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanun'da açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki acentesi Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden yetki şartı, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3799 E. 2020/3051 K.
Ortak:yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yerleşim yeri · konişmento · izafeten dava · acente · münhasırlık · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yabancılık unsuru «taşıyan» uyuşmazlıklar bakımından taraflar «yetki sözleşmesi» yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir.
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni · tenfiz
Benzer bu karardaHukuk Dairesi’nce, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde dosya kapsamına, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kanun koyucu MÖHUK 54/1-b maddesi ile, Türk mahkemelerinin milletlerarası «münhasır» «yetkisine» giren bir konuda verilen yabancı mahkemece karar verilmesini «tenfiz» engeli olarak kabul etmiştir.6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek Kanun'da yer alan düzenlemelerden, gerekse de Kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8089 E. 2022/3191 K.
Ortak:yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yerleşim yeri · konişmento · izafeten dava · acente · münhasırlık · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yabancılık unsuru «taşıyan» uyuşmazlıklar bakımından taraflar «yetki sözleşmesi» yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir.
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsur» taşıdığı, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olup, MÖHUK’un tatbiki, bu çerçevede, taraflar arasında düzenlenen «konişmentodaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · nakliyat sigortası · rücuen tahsil · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni · tenfiz · hasar
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen dava, davacı ... şirketlerince müşterek olarak «nakliyat sigorta poliçesi» ile sigortalanan emtianın davalı sorumluluğunda gemi ile taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen «hasar» nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan «rücuen tahsili» talebiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali davasıdır.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «yetki şartının» geçerli olduğu, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» giren bir işlemden kaynaklanmadığı ve «kamu düzenine aykırılık» bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsur» taşıdığı, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kanun koyucu MÖHUK 54/1-b maddesi ile Türk mahkemelerinin milletlerarası «münhasır» «yetkisine» giren bir konuda yabancı mahkemece karar verilmesini «tenfiz» engeli olarak kabul etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3359 E. 2022/7726 K.
Ortak:acente · izafeten dava · konişmento · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancı unsur» taşıması, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3274 E. 2017/5420 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · konşimento · acente · acentelik · taşıma sözleşmesi · usulden reddi · taşıyan
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Benzer bu karardaDenizcilik ve Taşımacılık A.Ş.” olarak yer aldığı, hem takip talebinde hem de dava dilekçesinde "«taşıyıcıya» «izafeten»" ibaresinin yer aldığı, ancak davalı olarak gerek takip talebinde ve gerekse dava dilekçesinde yer alması gereken ve «konşimentoda» asıl «taşıyan» olarak yer alan ...’nın dilekçe ve takip talebinde yer almadığı oysa, HMK’nın 119/1-b gereğince gerek dava dilekçesinde ve gerekse takip talebinde taşıyanın dava dilekçesinde ve takip talebinde yer alması gerektiği, davacının talebindeki bu yöndeki bir eksikliğin dava şartı eksikliği olduğu, icra takibine dayalı açılmış olan itirazın iptali davasında «husumetin» doğru olarak yöneltilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiği zira, itirazın iptali davalarında verilecek olan kararla davanın kabulü halinde takibin devam etmesi durumunda takibin aleyhinde icra edilecek olan tarafın belli olması halinde uygulanabileceği oysa somut olayda, aleyhine karar verilen taşıyanın somut olayda belli olmadığı, taşıyanın taraf olarak belirtilmemiş olduğu takipte bu «donatana» izafeten ...
A.Ş.’nin ise, ismi takipte yer almayan ve dava dilekçesinde bildirilmeyen «taşıyanı» «temsilen» onun adına («izafeten») dava açılması gerektiği, doğrudan doğruya «acenteye» karşı dava açılması durumunda davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle, davacının «taşıyıcıya» izafeten ...
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «konşimentoda» «taşıyanın» ... olduğu, davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · organik bağ · donatan · rücuen tahsil · pasif husumet yokluğu · eş rızası · dava şartı yokluğu · infaz
Benzer bu karardaA.Ş.'nin ise, gerek «konşimentoda» ve gerekse «taşıma sözleşmesiyle» herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, bu davalının davalı olarak gösterilmesinde «organik bağ» bulunduğu iddiası dışında herhangi bir gerekçe bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise, gerek takip talebinde ve gerekse de dava dilekçesinde davanın doğrudan “...
Denizcilik ve Taşımacılık A.Ş.” olarak yer aldığı, hem takip talebinde hem de dava dilekçesinde "«taşıyıcıya» «izafeten»" ibaresinin yer aldığı, ancak davalı olarak gerek takip talebinde ve gerekse dava dilekçesinde yer alması gereken ve «konşimentoda» asıl «taşıyan» olarak yer alan ...’nın dilekçe ve takip talebinde yer almadığı oysa, HMK’nın 119/1-b gereğince gerek dava dilekçesinde ve gerekse takip talebinde taşıyanın dava dilekçesinde ve takip talebinde yer alması gerektiği, davacının talebindeki bu yöndeki bir eksikliğin dava şartı eksikliği olduğu, icra takibine dayalı açılmış olan itirazın iptali davasında «husumetin» doğru olarak yöneltilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiği zira, itirazın iptali davalarında verilecek olan kararla davanın kabulü halinde takibin devam etmesi durumunda takibin aleyhinde icra edilecek olan tarafın belli olması halinde uygulanabileceği oysa somut olayda, aleyhine karar verilen taşıyanın somut olayda belli olmadığı, taşıyanın taraf olarak belirtilmemiş olduğu takipte bu «donatana» izafeten ...
Taşımacılık A.Ş.’nin «acente» sıfatıyla davaya cevap vermesinin ancak «taşıyanın» isminin açıkça belli edilmesine bağlı olduğu, zira acente adı belirli olan müvekkili adına TTK’nın 119/1-2 ve TTK’nın 105/1-2 uyarınca dava açabileceği gibi, aynı sıfatla kendisine karşı da dava açılabileceği, aksi halde verilen kararın «infazının» da mümkün olamayacağı, ayrıca davalı olarak asaleten dava açılmış olan ...
A.Ş.’nin ise, ismi takipte yer almayan ve dava dilekçesinde bildirilmeyen «taşıyanı» «temsilen» onun adına («izafeten») dava açılması gerektiği, doğrudan doğruya «acenteye» karşı dava açılması durumunda davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle, davacının «taşıyıcıya» izafeten ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/245 E. 2021/6766 K.
Ortak:yabancılık unsuru · yetki sözleşmesi · izafeten dava · konşimento · yetki itirazı · acente · acentelik · usulden reddi · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişki konusunda uyuşmazlık sözkonusu olmadığını, her ne kadar davalı tarafın uluslararası «yetki itirazına» davacı taraf karşı çıkmış ise de taşımanın MAEU959104784 numaralı «konşimento» tahtında yapıldığını, konşimentonun 26.maddesinde "...İşbu konşimento İngiliz yasalarına tabi olarak yorumlanıp, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza «yetkisine» tabii olacaktır." şeklinde «yetki sözleşmesi» bulunduğunu, «yabancılık unsuru» bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayma …
Buna göre, «acenteye» müvekkili namına «husumet» yöneltilmesi ancak aracılık ettiği işlerle ve yukarıdaki hallerle sınırlı olup, somut olayda davalının dava konusu taşıma işinde «acente» sıfatıyla aracılık yapmadığına yönelik savunması üzerinde durulmaksızın davalı tarafça yapılan «yetki itirazının» kabulü ile «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
1- Dava, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dava A.P Möller Maersk Lına A/S'ye «izafeten» «acentesi» olduğu iddiası ile Maersk Denizcilik A.Ş. aleyhine ikame edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:protesto · delillerin toplanmaması · ihbar · ihtar · tebligat · tacir · eksik inceleme · husumet
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nın "Acentenin Yetkileri" başlıklı 105. maddesinde «acentenin» aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü «ihtar», «ihbar» ve «protesto» gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkili olduğu, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin, müvekkili adına …
Bu durumda, mahkemece davalının söz konusu taşıma işinde davalı şirket «acentesi» sıfatıyla aracılık faaliyeti yapıp yapmadığı konusunda taraf «delilleri toplanarak», Maersk Denizcilik A.Ş.'nin A.P Möller Maersk Lına A/S’nin acentesi olmadığının saptanması halinde davalı şirkete «tebligat» yapılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, mahkemece yukarıda açıklanan hususlara ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 103. maddesinde, Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, Acentelik hakkındaki hükümlerin "a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir «tacir» hesabına ve kendi hesabına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar ile b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler adına ülke içinde işlemlerde bulunanlar" hakkında da uygulanacağı kabul edilmiştir.
Buna göre, «acenteye» müvekkili namına «husumet» yöneltilmesi ancak aracılık ettiği işlerle ve yukarıdaki hallerle sınırlı olup, somut olayda davalının dava konusu taşıma işinde «acente» sıfatıyla aracılık yapmadığına yönelik savunması üzerinde durulmaksızın davalı tarafça yapılan «yetki itirazının» kabulü ile «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1904 E. 2023/5629 K.
Ortak:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · konişmento · izafeten dava · konşimento · yetki itirazı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye «acentesinin» aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konişmentoya» aracılık etsin etmesin Türk «acentenin» «temsil» ettiği «tacirler» bakımından «izafeten» dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan «yetki şartlarının» her durumda «geçersiz» olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin «son» dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının «milletlerarası yetki itirazını» kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin «tahkim»/«yetki anlaşması» yapabilmesi için bu hususta özel «yetkisinin» bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya ve «kamu düzeni» sözkonusu olmadığı, «yetki şartının» bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi «konişmentoda» gönderilen ve aynı zamanda «navlun faturasının» tarafı olarak «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken «navlun sözleşmesinin» bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına «acente» olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan «kıymetli evrak» niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve «konşimentonun» ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki «şerh» karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, «taşıyıcı» tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre «genel işlem koşullarının» «geçersiz» olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi «kaydının» bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetki anlaşması · taşıtan sıfatı · münhasır yetki · navlun faturası · genel işlem şartı · navlun sözleşmesi · genel işlem koşulu · taşıtan
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya ve «kamu düzeni» sözkonusu olmadığı, «yetki şartının» bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi «konişmentoda» gönderilen ve aynı zamanda «navlun faturasının» tarafı olarak «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken «navlun sözleşmesinin» bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına «acente» olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan «kıymetli evrak» niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve «konşimentonun» ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki «şerh» karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, «taşıyıcı» tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre «genel işlem koşullarının» «geçersiz» olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi «kaydının» bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konişmentoya» aracılık etsin etmesin Türk «acentenin» «temsil» ettiği «tacirler» bakımından «izafeten» dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan «yetki şartlarının» her durumda «geçersiz» olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin «son» dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının «milletlerarası yetki itirazını» kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin «tahkim»/«yetki anlaşması» yapabilmesi için bu hususta özel «yetkisinin» bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye «acentesinin» aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3418 E. 2016/1186 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · acentelik · taşıyan
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 926. maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Söz konusu faturalarda atıf yapılan «konişmentolardan», davalı şirketin yükleten, kendisine «izafeten» dava açılan şirketin ise «taşıyıcı» olduğu, ...
A.Ş'nin ise bu «konişmentolarda» «acente» sıfatıyla yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan sıfatı · demuraj · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · taşıyıcı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 926. maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «demuraj» alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, icra takibine dayanak teşkil eden faturaların davacı tarafından düzenlendiği, bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve «taşıyıcı» sayılması gerektiği, taşıyıcı sayılan davacının kendi adına icra takibi yapması gerekirken «acente» sıfatıyla takip başlattığı gerekçesiyle «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, icra takibine dayanak faturalarda, açıkca «demuraj» alacağının doğduğu iddia olunan taşımaya ilişkin bilgiler yer aldığı gibi «konişmentolara» da atıf yapılmıştır.
Söz konusu faturalarda atıf yapılan «konişmentolardan», davalı şirketin yükleten, kendisine «izafeten» dava açılan şirketin ise «taşıyıcı» olduğu, ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7066 E. , 2022/1499 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 17. Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 16.07.2019 tarih ve 2018/482 E. - 2019/344 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.06.2020 tarih ve 2019/2660 E. - 2020/639 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı sigortalı Hitachi Kokusai Electric Turkey San. Tic. A.Ş arasında nakliyat emtia sigorta poliçesinin imzalandığını, sigortalıya ait Mercedes marka canlı yayın aracının, davalı ile yapılan 11.12.2016 tarihli konşimento tahtında davalıya ait flat tipi konteynıra istiflendiğini, ancak deniz nakliyesi sırasında emtiada hasar meydana geldiğini, bu nedenle meydana gelen hasardan davalının TTK'nın 1178. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, aynı Kanun'un 1472. maddesi uyarınca zararı sigortalıya tazmin eden davacının sigortalının tüm haklarına halef olduğunu belirterek, haksız olarak davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kırkambar taşımalarında konşimentoların arka yüzüne taşıma şartlarının yazıldığını, bu şartların navlun sözleşmesi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, konşimentonun ön yüzünde, konşimentonun arka yüzünde hukuk seçimi ve milletlerarası yetki şartının bulunduğunun belirtildiğini, arka yüzündeki 26. maddede yetki şartı olarak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza yetkisinin olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin Danimarka'da kurulan yabancı bir şirket olduğunu, taşıma gemisinin yabancı bayraklı bir gemi olduğunu ve malların Türkiye'den Güney Afrika'ya taşındığını, MÖHUK 24/1, 29/1 ve 47/1 maddelerine göre davanın yetki yönünden reddine karar verilmesinin gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse esasa yönelik yapılacak inceleme sonucunda da davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen konşimentonun 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, mahkemenin hüküm ve gerekçesinin dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanun'da açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki acentesi Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden yetki şartı, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/769320800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz