Yabancılık unsuru
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/245 E. 2021/6766 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancılık unsuru↗ yetki sözleşmesi↗ protesto↗ 5718 sayılı möhuk↗ delillerin toplanmaması↗ izafeten dava↗ konşimento↗ yetki itirazı↗ acente↗ möhuk 47↗ acentelik↗ usulden reddi↗ ihbar↗ ihtar↗ tebligat↗ yetki↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ hmk 353(1)b-2↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişki konusunda uyuşmazlık sözkonusu olmadığını, her ne kadar davalı tarafın uluslararası yetki itirazına davacı taraf karşı çıkmış ise de taşımanın MAEU959104784 numaralı konşimento tahtında yapıldığını, konşimentonun 26.maddesinde "...İşbu konşimento İngiliz yasalarına tabi olarak yorumlanıp, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza yetkisine tabii olacaktır." şeklinde yetki sözleşmesi bulunduğunu, yabancılık unsuru bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde davanın yetkili Türk mahkemelerinde görülebileceği açık olup, olayda yabancılık unsuru bulunduğundan ve konşimentoda gösterilen yetkili mahkeme tarafından verilen bir yetkisizlik kararı olmadığından ve de davalı tarafça süresi içinde yetki itirazında bulunulduğundan, davalı A.P. MÖLLER MAERSK LINA A/S şirketi aleyhine açılmış olan davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dava A.P Möller Maersk Lına A/S'ye izafeten acentesi olduğu iddiası ile Maersk Denizcilik A.Ş. aleyhine ikame edilmiştir. Husumet yöneltilen Maersk Denizcilik A.Ş. savunmasında dava konusu taşımaya ilişkin olarak unvanı belirtilen yabancı şirketin acentesi sıfatıyla hareket etmediğini ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK'nın "Acentenin Yetkileri" başlıklı 105. maddesinde acentenin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkili olduğu, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği düzenlenmiştir.(6762 sayılı TTK'nın 119. maddesi). Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 103. maddesinde, Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, Acentelik hakkındaki hükümlerin "a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi hesabına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar ile b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler adına ülke içinde işlemlerde bulunanlar" hakkında da uygulanacağı kabul edilmiştir. Buna göre, acenteye müvekkili namına husumet yöneltilmesi ancak aracılık ettiği işlerle ve yukarıdaki hallerle sınırlı olup, somut olayda davalının dava konusu taşıma işinde acente sıfatıyla aracılık yapmadığına yönelik savunması üzerinde durulmaksızın davalı tarafça yapılan yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece davalının söz konusu taşıma işinde davalı şirket acentesi sıfatıyla aracılık faaliyeti yapıp yapmadığı konusunda taraf delilleri toplanarak, Maersk Denizcilik A.Ş.'nin A.P Möller Maersk Lına A/S’nin acentesi olmadığının saptanması halinde davalı şirkete tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, mahkemece yukarıda açıklanan hususlara ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E. 2022/1499 K.
Ortak:yabancılık unsuru · yetki sözleşmesi · izafeten dava · konşimento · yetki itirazı · acente · acentelik · usulden reddi · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişki konusunda uyuşmazlık sözkonusu olmadığını, her ne kadar davalı tarafın uluslararası «yetki itirazına» davacı taraf karşı çıkmış ise de taşımanın MAEU959104784 numaralı «konşimento» tahtında yapıldığını, konşimentonun 26.maddesinde "...İşbu konşimento İngiliz yasalarına tabi olarak yorumlanıp, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza «yetkisine» tabii olacaktır." şeklinde «yetki sözleşmesi» bulunduğunu, «yabancılık unsuru» bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayma …
Buna göre, «acenteye» müvekkili namına «husumet» yöneltilmesi ancak aracılık ettiği işlerle ve yukarıdaki hallerle sınırlı olup, somut olayda davalının dava konusu taşıma işinde «acente» sıfatıyla aracılık yapmadığına yönelik savunması üzerinde durulmaksızın davalı tarafça yapılan «yetki itirazının» kabulü ile «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
1- Dava, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dava A.P Möller Maersk Lına A/S'ye «izafeten» «acentesi» olduğu iddiası ile Maersk Denizcilik A.Ş. aleyhine ikame edilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yetki şartı · nakliyat emtia sigortası · yerleşim yeri · konişmento · münhasırlık · rücuen tazminat
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
-
Konişmentoyu acente sıfatıyla imzalayan gemi acentesine doğrudan dava açılamaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6431 E. 2023/1511 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:konişmento · taşıyan sıfatı · donatan · navlun
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait 440 paket, net ağırlığı 26.400,00 kg olan yeşil kahvenin Mersin limanından Doha limanına taşınmak ve gönderilene malın «teslim» edilmek üzere davalıya teslim edildiğini, 29.12.2017 tarih ve 963360212 numaralı «konşimento» uyarınca davalının «donatanı» olduğu Safmarine Nimba isimli gemiye malların yüklendiğini, davacı tarafından dava dışı gönderilene malların tesliminin yapıldığı düşüncesiyle satış bedelinin tahsili için başvurulduğunu, ancak davalı tarafından malın konşimentosuz şekilde dava dışı gönderilene teslim edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle malın bedeli olan 77.825,00 USD'nin gönderilenden tahsil edilemediğini, davalıya gönderilen «ihtarname» ile uğranılan zararın tazmininin talep edildiğini, fakat sonuç alınamadığını, bu nedenle davalıya yönelik takip başlatıldığını, bu takibe davalının haksız olarak i …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşıma işinin dava dışı Maersk Line A/S tarafından üstlenildiğini, davalının dava konusu taşıma işinde «taşıyan», «donatan», işleten gibi sıfatlara haiz olmadığını, «konşimentonun» ön yüzünde ve imza hanesinde Maersk Line yazdığını, «tanımlar» kısmında taşıyanın Maersk Line olduğunun ifade edildiğini, «acentelik sözleşmesi» gereğince davalının dava dışı yabancı «taşıyıcı» olan Maersk Line'ın Türkiye genel acentesi olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalıya «izafeten husumet» yöneltilebileceğini, ayrıca milletler arası «yetki anlaşmasına» göre İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, esas ilişkin ise nama yazılı bir «kıymetli evrak» olan konşimentoya göre taşıyanın, gönderilene konşimento aslını sormaksızın malları «teslim» etme hakkının olduğunu, davacının husumeti gönderilene yöneltmesinin gerektiğini, davalının tahliye limanı ile yaptığı görüşmede yükün alıcısının davacıya 66.000,00 USD ödeme yaptığının belirtildiğini, bakiyenin 11.825,00 USD olduğunu savunarak öncelikle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
… Sİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş.'nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S'nin Türkiye'deki genel «acentesi» olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin «konişmentonun» «acente» sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento «ibraz» edilmeden alıcısına «teslim» edildiği, «taşıyıcı» firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle «gemi acenteliği» yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının «kusur» ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi gereğince acenteye «husumet» yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/882 E. 2023/3401 K.
Ortak:yabancılık unsuru · konşimento · yetki itirazı · acente · acentelik · yetki · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişki konusunda uyuşmazlık sözkonusu olmadığını, her ne kadar davalı tarafın uluslararası «yetki itirazına» davacı taraf karşı çıkmış ise de taşımanın MAEU959104784 numaralı «konşimento» tahtında yapıldığını, konşimentonun 26.maddesinde "...İşbu konşimento İngiliz yasalarına tabi olarak yorumlanıp, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza «yetkisine» tabii olacaktır." şeklinde «yetki sözleşmesi» bulunduğunu, «yabancılık unsuru» bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayma …
Buna göre, «acenteye» müvekkili namına «husumet» yöneltilmesi ancak aracılık ettiği işlerle ve yukarıdaki hallerle sınırlı olup, somut olayda davalının dava konusu taşıma işinde «acente» sıfatıyla aracılık yapmadığına yönelik savunması üzerinde durulmaksızın davalı tarafça yapılan «yetki itirazının» kabulü ile «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece davalının söz konusu taşıma işinde davalı şirket «acentesi» sıfatıyla aracılık faaliyeti yapıp yapmadığı konusunda taraf «delilleri toplanarak», Maersk Denizcilik A.Ş.'nin A.P Möller Maersk Lına A/S’nin acentesi olmadığının saptanması halinde davalı şirkete «tebligat» yapılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, mahkemece yukarıda açıklanan hususlara ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maersk Line A/S'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, «taşıyıcı» şirket ve «konşimentoyu» düzenleyen «acente» ile geminin yabancı olması nedeniyle «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından kaynaklandığı, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini de bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «konşimentoların» tamamının taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan «navlun sözleşmesinin» 26 ncı maddesinde konşimentolar tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve diğer tüm mahkemelerin «yetkisinin» ortadan kaldırıldığını, «yabancılık unsuru» «taşıyan» taşımada konşimento hükümlerinde yer alan «yetki anlaşmasının» uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Mahkemelerinin işbu davayı görmekle «münhasıran» yetkili olduğunu, dava konusu taşımada davalının «acentesinin» aracılık ettiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığını, «konşimentoda» yer alan «genel işlem şartı» niteliğindeki «yetki şartının» «geçersiz» olduğunu, söz konusu yetki şartı üzerinde müvekkilinin sigortalısının müzakere etme şansı bulunmadığını, bu yetki şartının «konişmento» «hamilinin» durumunu ağırlaştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · yetki anlaşması · milletlerarası yetki · münhasır yetki · yetki şartı · genel işlem şartı · navlun sözleşmesi · konişmento
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maersk Line A/S'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, «taşıyıcı» şirket ve «konşimentoyu» düzenleyen «acente» ile geminin yabancı olması nedeniyle «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından kaynaklandığı, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini de bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Mahkemelerinin işbu davayı görmekle «münhasıran» yetkili olduğunu, dava konusu taşımada davalının «acentesinin» aracılık ettiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığını, «konşimentoda» yer alan «genel işlem şartı» niteliğindeki «yetki şartının» «geçersiz» olduğunu, söz konusu yetki şartı üzerinde müvekkilinin sigortalısının müzakere etme şansı bulunmadığını, bu yetki şartının «konişmento» «hamilinin» durumunu ağırlaştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «konşimentoların» tamamının taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan «navlun sözleşmesinin» 26 ncı maddesinde konşimentolar tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve diğer tüm mahkemelerin «yetkisinin» ortadan kaldırıldığını, «yabancılık unsuru» «taşıyan» taşımada konşimento hükümlerinde yer alan «yetki anlaşmasının» uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya «kamu düzenine aykırılığın» sözkonusu olmadığı, «konişmentoda» «taşıyıcının» yabancı firma Maersk Line A/S olduğu, dosyaya sunulan konişmentolar ve onaylı tercüme örneklerinden konişmentoların davalı Maersk Line A/S adına acentası olan Maer …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/245 E. , 2021/6766 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30.11.2018 tarih ve 2018/132 E- 2018/689 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.06.2019 tarih ve 2019/344 E- 2019/680 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının deniz taşımacılığını yaptığı yükün teslim edilmemesi sebebiyle uğradığı zararın tazmini için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, konşimentoda uluslararası yetki şartının bulunduğunu savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişki konusunda uyuşmazlık sözkonusu olmadığını, her ne kadar davalı tarafın uluslararası yetki itirazına davacı taraf karşı çıkmış ise de taşımanın MAEU959104784 numaralı konşimento tahtında yapıldığını, konşimentonun 26.maddesinde "...İşbu konşimento İngiliz yasalarına tabi olarak yorumlanıp, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza yetkisine tabii olacaktır." şeklinde yetki sözleşmesi bulunduğunu, yabancılık unsuru bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde davanın yetkili Türk mahkemelerinde görülebileceği açık olup, olayda yabancılık unsuru bulunduğundan ve konşimentoda gösterilen yetkili mahkeme tarafından verilen bir yetkisizlik kararı olmadığından ve de davalı tarafça süresi içinde yetki itirazında bulunulduğundan, davalı A.P.
MÖLLER MAERSK LINA A/S şirketi aleyhine açılmış olan davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dava A.P Möller Maersk Lına A/S'ye izafeten acentesi olduğu iddiası ile Maersk Denizcilik A.Ş. aleyhine ikame edilmiştir. Husumet yöneltilen Maersk Denizcilik A.Ş. savunmasında dava konusu taşımaya ilişkin olarak unvanı belirtilen yabancı şirketin acentesi sıfatıyla hareket etmediğini ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK'nın "Acentenin Yetkileri" başlıklı 105. maddesinde acentenin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkili olduğu, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği düzenlenmiştir.(6762 sayılı TTK'nın 119.
maddesi). Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 103. maddesinde, Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, Acentelik hakkındaki hükümlerin "a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi hesabına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar ile b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler adına ülke içinde işlemlerde bulunanlar" hakkında da uygulanacağı kabul edilmiştir. Buna göre, acenteye müvekkili namına husumet yöneltilmesi ancak aracılık ettiği işlerle ve yukarıdaki hallerle sınırlı olup, somut olayda davalının dava konusu taşıma işinde acente sıfatıyla aracılık yapmadığına yönelik savunması üzerinde durulmaksızın davalı tarafça yapılan yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece davalının söz konusu taşıma işinde davalı şirket acentesi sıfatıyla aracılık faaliyeti yapıp yapmadığı konusunda taraf delilleri toplanarak, Maersk Denizcilik A.Ş.'nin A.P Möller Maersk Lına A/S’nin acentesi olmadığının saptanması halinde davalı şirkete tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, mahkemece yukarıda açıklanan hususlara ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721335100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz