Gemi ve yük alacaklılığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1905 E. 2023/2797 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gemi ve yük alacaklılığı↗ milletlerarası yetki şartı↗ akdi halefiyet↗ milletlerarası yetki↗ sigortalanabilir menfaat↗ münhasır yetki↗ yabancılık unsuru↗ yetki şartı↗ nakliyat emtia sigortası↗ takibin durdurulması↗ yerleşim yeri↗ borca itiraz↗ konişmento↗ halefiyet↗ kamu düzenine aykırılık↗ alacağın temliki↗ ilamsız icra takibi↗ acente↗ ticari defter kayıtları↗ aktif husumet↗ münhasırlık↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ zayi↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ kamu düzeni↗ temlik↗ usulden reddi↗ ihbar↗ ticari defter↗ yetki↗ geçersizlik↗ fatura↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sigortalısına ait olan nohut emtiasının Mersin Limanından Katar'a 20.01.2016 tarihli konişmento tahtında Maersk California gemisi ile taşındığını, taşıma sırasında hasar meydana geldiğini, davacının hasar nedeniyle sigortalısının zarar ve ziyanının tazmin ederek sigortalısının haklarına halef olduğunu, ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Line AS vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 955524916 nolu konişmento tahtında yapıldığını, konişmentonun 26 ncı maddesinde milletlerarası yetki şartının bulunduğunu, yetki klozunda konişmento tahtında yapılan taşımalardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara İngiliz yasalarının uygulanacağını ve Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kabul edildiğini, bu nedenle davanın milletlerarası yetki şartı nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2018 tarihli ve 2017/174 E., 2018/103 K. sayılı kararıyla; Maersk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle konişmentoda yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.05.2019 tarih ve 2018/1281 E., 2019/795 K. sayılı kararıyla; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde dosya kapsamına, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.06.2020 tarih, 2019/3799 E. ve 2020/3051 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirketin Türkiye'deki acentesi Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olduğu, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yükün göndericisinin dava dışı sigortalı satıcı Mersin Şeker Tarım Ürünleri Doğal Mineralli Su ve İçecekler Nak. San. ve Tic. A.Ş. olduğu, alıcısının ise Turkish FoodStuff LLC firması olduğu, nohut cinsi emtianın konişmento ile konteyner içerisinde Mersin/Türkiye'den Doha/Katar’a taşındığı, davacı ... tarafından nakliye sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan nohut cinsi taşınan emtianın deniz suyuna maruz kaldığından bahisle zayii olduğu iddia edilerek söz konusu hasar bedelinin sigortalı satıcı firmaya ödediği bedelin tazmininin talep edildiği, 05.01.2016 tarih 15826 numaralı faturada söz konusu emtianın satış şeklinin satış Cost and Freight ( CFR) satış şeklinde kararlaştırıldığı, malların yükleme limanında gemi küpeştesini aştığı andan itibaren risk, nev'i, yarar ve hasar alıcıya intikal edeceği, sigortalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu mallara ilişkin fatura bedelinin borç yazılan "Pavaria" isimli bir başka firmanın cari hesabından tahsil edildiği, fatura bedeline karşılık iade ve iptal şeklinde kaydın da bulunmadığından davacının sigortalısının mal bedelini tamamen ve eksiksiz olarak tahsil etmiş olduğundan dava konusu emtia üzerinde sigortalanabilir bir menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın emsal kararları uyarınca sigorta şirketlerinin, ödediği bedelin alacağın temliki hükümleri gereği talep edebileceğini ve temlikname ile aktif husumetin kanıtlandığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 61 inci maddesi gereğince sigortalı Mersin Şeker Tarım Ürünleri Doğal Mineralli Su ve İçecekler Nak. San. ve Tic. A.Ş.'ye ihbar edilmesi talep edilmesine rağmen bu talebin değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesi usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğundan kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ... şirketinin sigortalısı firmanın davalılar tarafından deniz yolu ile taşınan emtiasının hasarlanmasından dolayı davacı sigortacının nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına yaptığı ödemeden dolayı kanuni ve akdi halefiyete istinadan yaptığı ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun)1472 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Konişmentoyu acente sıfatıyla imzalayan gemi acentesine doğrudan dava açılamaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6431 E. 2023/1511 K.
Ortak:konişmento · dava şartı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sigortalısına ait olan nohut emtiasının Mersin Limanından Katar'a 20.01.2016 tarihli «konişmento» tahtında Maersk California gemisi ile taşındığını, taşıma sırasında «hasar» meydana geldiğini, davacının hasar nedeniyle sigortalısının zarar ve ziyanının tazmin ederek sigortalısının haklarına halef olduğunu, ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde «borca itiraz» etmesi nedeniyle «takibin durdurulduğunu» ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Line AS vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 955524916 nolu «konişmento» tahtında yapıldığını, konişmentonun 26 ncı maddesinde «milletlerarası yetki şartının» bulunduğunu, yetki klozunda konişmento tahtında yapılan taşımalardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara İngiliz yasalarının uygulanacağını ve Londra'daki İngiliz Yüksek …
… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Sİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş.'nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S'nin Türkiye'deki genel «acentesi» olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin «konişmentonun» «acente» sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento «ibraz» edilmeden alıcısına «teslim» edildiği, «taşıyıcı» firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle «gemi acenteliği» yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının «kusur» ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi gereğince acenteye «husumet» yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan sıfatı · donatan · navlun
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın «konişmento» tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firması olarak Maersk Line AS adına «acente» sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.'nin acente olarak gösterildiği, «acentenin» «donatan» adına «navlun bedelini» tahsil etmesinin davalının «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçe …
… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait 440 paket, net ağırlığı 26.400,00 kg olan yeşil kahvenin Mersin limanından Doha limanına taşınmak ve gönderilene malın «teslim» edilmek üzere davalıya teslim edildiğini, 29.12.2017 tarih ve 963360212 numaralı «konşimento» uyarınca davalının «donatanı» olduğu Safmarine Nimba isimli gemiye malların yüklendiğini, davacı tarafından dava dışı gönderilene malların tesliminin yapıldığı düşüncesiyle satış bedelinin tahsili için başvurulduğunu, ancak davalı tarafından malın konşimentosuz şekilde dava dışı gönderilene teslim edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle malın bedeli olan 77.825,00 USD'nin gönderilenden tahsil edilemediğini, davalıya gönderilen «ihtarname» ile uğranılan zararın tazmininin talep edildiğini, fakat sonuç alınamadığını, bu nedenle davalıya yönelik takip başlatıldığını, bu takibe davalının haksız olarak i …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşıma işinin dava dışı Maersk Line A/S tarafından üstlenildiğini, davalının dava konusu taşıma işinde «taşıyan», «donatan», işleten gibi sıfatlara haiz olmadığını, «konşimentonun» ön yüzünde ve imza hanesinde Maersk Line yazdığını, «tanımlar» kısmında taşıyanın Maersk Line olduğunun ifade edildiğini, «acentelik sözleşmesi» gereğince davalının dava dışı yabancı «taşıyıcı» olan Maersk Line'ın Türkiye genel acentesi olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalıya «izafeten husumet» yöneltilebileceğini, ayrıca milletler arası «yetki anlaşmasına» göre İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, esas ilişkin ise nama yazılı bir «kıymetli evrak» olan konşimentoya göre taşıyanın, gönderilene konşimento aslını sormaksızın malları «teslim» etme hakkının olduğunu, davacının husumeti gönderilene yöneltmesinin gerektiğini, davalının tahliye limanı ile yaptığı görüşmede yükün alıcısının davacıya 66.000,00 USD ödeme yaptığının belirtildiğini, bakiyenin 11.825,00 USD olduğunu savunarak öncelikle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/882 E. 2023/3401 K.
Ortak:milletlerarası yetki · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · konişmento · halefiyet · kamu düzenine aykırılık · acente · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaLine AS vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 955524916 nolu «konişmento» tahtında yapıldığını, konişmentonun 26 ncı maddesinde «milletlerarası yetki şartının» bulunduğunu, yetki klozunda konişmento tahtında yapılan taşımalardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara İngiliz yasalarının uygulanacağını ve Londra'daki İngiliz Yüksek …
… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dairemizin 22.06.2020 tarih, 2019/3799 E. ve 2020/3051 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olduğu, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maersk Line A/S'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, «taşıyıcı» şirket ve «konşimentoyu» düzenleyen «acente» ile geminin yabancı olması nedeniyle «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından kaynaklandığı, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini de bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya «kamu düzenine aykırılığın» sözkonusu olmadığı, «konişmentoda» «taşıyıcının» yabancı firma Maersk Line A/S olduğu, dosyaya sunulan konişmentolar ve onaylı tercüme örneklerinden konişmentoların davalı Maersk Line A/S adına acentası olan Maer …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Mahkemelerinin işbu davayı görmekle «münhasıran» yetkili olduğunu, dava konusu taşımada davalının «acentesinin» aracılık ettiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığını, «konşimentoda» yer alan «genel işlem şartı» niteliğindeki «yetki şartının» «geçersiz» olduğunu, söz konusu yetki şartı üzerinde müvekkilinin sigortalısının müzakere etme şansı bulunmadığını, bu yetki şartının «konişmento» «hamilinin» durumunu ağırlaştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · yetki anlaşması · genel işlem şartı · navlun sözleşmesi · konşimento · sigorta teminatı · rücuen tahsil · yetki itirazı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «konşimentoların» tamamının taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan «navlun sözleşmesinin» 26 ncı maddesinde konşimentolar tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve diğer tüm mahkemelerin «yetkisinin» ortadan kaldırıldığını, «yabancılık unsuru» «taşıyan» taşımada konşimento hükümlerinde yer alan «yetki anlaşmasının» uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maersk Line A/S'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, «taşıyıcı» şirket ve «konşimentoyu» düzenleyen «acente» ile geminin yabancı olması nedeniyle «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından kaynaklandığı, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini de bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Limited Şirketine 3 «fatura» muhteviyatında satılan 217 kap Levis, Lee ve Wrangler marka kot pantolonu emtiasının, Nakliyat Abonman Poliçesi tahtında «sigorta teminatı» altına alındığını, davalı Maersk Line A/S'nin dava konusu emtianın Bangladeş’ten İzmir'e deniz yolu ile fiilen taşınması işini üstlendiğini, ancak konteynırın nihai limana gelmeden önce taşıma sırasında contalarından su aldığını, konteynırın su alması üzerine içerisindeki emtianın ıslanıp küflendiğini, görüntüsünde bozulma olduğunu, bu hususta tespitler yapılarak emtianın konteynırdan antrepoya ıslak ve hasarlı olarak tahliye edildiğini, davalının dava konusu zarardan sorumlu olduğunu, yük «hasarının» faiziyle birlikte «rücuen tahsili» amacıyla başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek haksız itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Mahkemelerinin işbu davayı görmekle «münhasıran» yetkili olduğunu, dava konusu taşımada davalının «acentesinin» aracılık ettiğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığını, «konşimentoda» yer alan «genel işlem şartı» niteliğindeki «yetki şartının» «geçersiz» olduğunu, söz konusu yetki şartı üzerinde müvekkilinin sigortalısının müzakere etme şansı bulunmadığını, bu yetki şartının «konişmento» «hamilinin» durumunu ağırlaştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1904 E. 2023/5629 K.
Ortak:milletlerarası yetki · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · konişmento · halefiyet · acente · münhasırlık · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dairemizin 22.06.2020 tarih, 2019/3799 E. ve 2020/3051 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olduğu, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Line AS vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 955524916 nolu «konişmento» tahtında yapıldığını, konişmentonun 26 ncı maddesinde «milletlerarası yetki şartının» bulunduğunu, yetki klozunda konişmento tahtında yapılan taşımalardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara İngiliz yasalarının uygulanacağını ve Londra'daki İngiliz Yüksek …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye «acentesinin» aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya ve «kamu düzeni» sözkonusu olmadığı, «yetki şartının» bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi «konişmentoda» gönderilen ve aynı zamanda «navlun faturasının» tarafı olarak «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken «navlun sözleşmesinin» bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına «acente» olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan «kıymetli evrak» niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve «konşimentonun» ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki «şerh» karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, «taşıyıcı» tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre «genel işlem koşullarının» «geçersiz» olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi «kaydının» bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konişmentoya» aracılık etsin etmesin Türk «acentenin» «temsil» ettiği «tacirler» bakımından «izafeten» dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan «yetki şartlarının» her durumda «geçersiz» olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin «son» dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının «milletlerarası yetki itirazını» kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin «tahkim»/«yetki anlaşması» yapabilmesi için bu hususta özel «yetkisinin» bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · yetki anlaşması · taşıtan sıfatı · navlun faturası · genel işlem şartı · navlun sözleşmesi · genel işlem koşulu · taşıtan
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada «münhasır yetki» veya ve «kamu düzeni» sözkonusu olmadığı, «yetki şartının» bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi «konişmentoda» gönderilen ve aynı zamanda «navlun faturasının» tarafı olarak «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken «navlun sözleşmesinin» bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına «acente» olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan «kıymetli evrak» niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve «konşimentonun» ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki «şerh» karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, «taşıyıcı» tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre «genel işlem koşullarının» «geçersiz» olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi «kaydının» bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konişmentoya» aracılık etsin etmesin Türk «acentenin» «temsil» ettiği «tacirler» bakımından «izafeten» dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan «yetki şartlarının» her durumda «geçersiz» olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin «son» dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının «milletlerarası yetki itirazını» kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin «tahkim»/«yetki anlaşması» yapabilmesi için bu hususta özel «yetkisinin» bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye «acentesinin» aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, «konişmentonun» 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun «halefiyet» hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki «yetki şartına» göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1905 E. , 2023/2797 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/216 Esas, 2021/398 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali (gemi ve yük alacaklılığından kaynaklanan) davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sigortalısına ait olan nohut emtiasının Mersin Limanından Katar'a 20.01.2016 tarihli konişmento tahtında Maersk California gemisi ile taşındığını, taşıma sırasında hasar meydana geldiğini, davacının hasar nedeniyle sigortalısının zarar ve ziyanının tazmin ederek sigortalısının haklarına halef olduğunu, ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Line AS vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 955524916 nolu konişmento tahtında yapıldığını, konişmentonun 26 ncı maddesinde milletlerarası yetki şartının bulunduğunu, yetki klozunda konişmento tahtında yapılan taşımalardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara İngiliz yasalarının uygulanacağını ve Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kabul edildiğini, bu nedenle davanın milletlerarası yetki şartı nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2018 tarihli ve 2017/174 E., 2018/103 K. sayılı kararıyla; Maersk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle konişmentoda yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.05.2019 tarih ve 2018/1281 E., 2019/795 K. sayılı kararıyla; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde dosya kapsamına, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.06.2020 tarih, 2019/3799 E. ve 2020/3051 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirketin Türkiye'deki acentesi Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olduğu, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yükün göndericisinin dava dışı sigortalı satıcı Mersin Şeker Tarım Ürünleri Doğal Mineralli Su ve İçecekler Nak. San. ve Tic. A.Ş. olduğu, alıcısının ise Turkish FoodStuff LLC firması olduğu, nohut cinsi emtianın konişmento ile konteyner içerisinde Mersin/Türkiye'den Doha/Katar’a taşındığı, davacı ... tarafından nakliye sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan nohut cinsi taşınan emtianın deniz suyuna maruz kaldığından bahisle zayii olduğu iddia edilerek söz konusu hasar bedelinin sigortalı satıcı firmaya ödediği bedelin tazmininin talep edildiği, 05.01.2016 tarih 15826 numaralı faturada söz konusu emtianın satış şeklinin satış Cost and Freight ( CFR) satış şeklinde kararlaştırıldığı, malların yükleme limanında gemi küpeştesini aştığı andan itibaren risk, nev'i, yarar ve hasar alıcıya intikal edeceği, sigortalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu mallara ilişkin fatura bedelinin borç yazılan "Pavaria" isimli bir başka firmanın cari hesabından tahsil edildiği, fatura bedeline karşılık iade ve iptal şeklinde kaydın da bulunmadığından davacının sigortalısının mal bedelini tamamen ve eksiksiz olarak tahsil etmiş olduğundan dava konusu emtia üzerinde sigortalanabilir bir menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın emsal kararları uyarınca sigorta şirketlerinin, ödediği bedelin alacağın temliki hükümleri gereği talep edebileceğini ve temlikname ile aktif husumetin kanıtlandığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 61 inci maddesi gereğince sigortalı Mersin Şeker Tarım Ürünleri Doğal Mineralli Su ve İçecekler Nak. San. ve Tic. A.Ş.'ye ihbar edilmesi talep edilmesine rağmen bu talebin değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesi usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğundan kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ... şirketinin sigortalısı firmanın davalılar tarafından deniz yolu ile taşınan emtiasının hasarlanmasından dolayı davacı sigortacının nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına yaptığı ödemeden dolayı kanuni ve akdi halefiyete istinadan yaptığı ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun)1472 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940972400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz