Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5982 E. 2023/806 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iban↗ kusur tespiti↗ bankacılık hizmetleri sözleşmesi↗ güven ilişkisi↗ objektif özen yükümlülüğü↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ usulsüz tevdi↗ eft↗ özen yükümlülüğü↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ bloke↗ şikayet↗ basiretli tacir↗ ikrar↗ eş rızası↗ hizmet sözleşmesi↗ denetime elverişlilik↗ üçüncü kişi↗ dolandırıcılık↗ mahsup↗ vade↗ havale↗ esastan ret↗ ıslah↗ taşıyan↗ tacir↗ kusur↗ hasar↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yapılan havale ve EFT işlemlerinden önce işlemlerin yapılması ile ilgili olarak onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığından işlemlerle ilgili kusurunun bulunmadığı, davalı Banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın dolandırıcılık işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu, davalı bankanın olay tarihinde internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler için elektronik imza uygulaması, sanal kart uygulaması, dinamik şifre uygulaması ve fraud management (dolandırıcılık yönetimi) sisteminin kurulması gibi güvenlik önlemlerini gerçekleştiremediği, davalı Banka’nın yapmış olduğu hizmetin ayıplı olduğu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 15 inci maddesi gereğince davacı tüketicinin zararının tazminini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 92.270,00 TL alacağın 20.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, olay tarihinden itibaren faiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu işlemin, davacının yaptığı telefon görüşmesi üzerine bizzat davacı tarafından, davanın tarafı olmayan üçüncü şahsa verilen bankacılık şifresi ile yapıldığını, davacının şifre bilgilerini korumakla ilgili gerekli özeni göstermediği dikkate alınmaksızın hatta davacının şifre bilgilerini paylaştığına dair ikrarı görmezden gelinerek verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği ve kusurlu olmadığını, söz konusu işlemlerin mobil bankacılık yolu ile gerçekleştirilmiş olduğu, davacının söz konusu tutarları gönderdiği kişilerden talepte bulunması gerektiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile savcılık dosyası kapsamı da dikkate alındığında davacının Denizbank hesaplarına ilişkin şifreleri üçüncü kişilerle paylaştığı yönünde bir ikrarı olmadığı, buna göre davacının zarara uğradığı işlemlere ilişkin davacının herhangi bir talimatı veya onayının bulunmadığı, yapılan havale ve EFT işlemlerine ilişkin işlemin yapılmasından önce davacıya tek kullanımlık şifre gönderimi yapılmadığı, sadece bir kısım işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajı yapıldığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın müşterisinin onayını almaksızın yapmış olduğu işlemlerden dolayı objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve güven ilişkisine zarar verdiği, dolayısıyla Bankanın basiretli tacir gibi davranmadığı, ayrıca davalının şifre ve parolaların davacı tarafından üçüncü kişilere verildiğini ispat edememesi nedeniyle davaya konu havale ve EFT'lerden sorumluluğunun bulunduğu, davacıya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının rızası dışında hesabından yapılan EFT ve havale işlemlerinde davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı vekili, banka bilgilerine ulaşan dolandırıcıların davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki parayı boşalttığını, banka hesabından havale ve EFT yoluyla paraların başka hesaplara geçirildiğini, bu durumun davalı bankanın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, davacıya herhangi bir kısa mesaj veya onay kodunun gönderilmediğini iddia ederek toplamda 92.270,00 TL'nin davalı bankadan tahsilini istemiştir.
Davalı banka vekili ise gerçekleştirilen işlemlerden bankanın mesul tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi gereğince bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ve devamı maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 570 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince gerçekleştirilen işlemlerle ilgili olarak davalı bankanın onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığı ve işlemlerle ilgili kusurunun da bulunmadığı, davalı banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın dolandırıcılık işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de, 09.10.2017 tarihinde dava konusu usulsüz olduğu iddia edilen 11 adet havale ve EFT işlemleri yapılmış, 3.200,00 TL bedelli ilk havale işleminden sonra davalı banka tarafından, "...numaralı hesabınızdan yapılan 3.200,00 TL tutarındaki iban EFT işlemi bilginiz dışındaysa 4440800'ü arayınız" şeklindeki SMS gönderilmiştir.
Buna rağmen davacı tarafından davalı banka ile iletişime geçilerek gerekli önemlerin alınması istenmemiş ve müteakip havale ve EFT işlemlerinin yapılmasına üçüncü kişiler tarafından devam edilmiştir.
Mahkemece bu hususlar değerlendirilmeksizin davacının tamamen kusursuz olduğu, kusurunun bulunmadığı, davalı banka tarafından 3.200,00 TL, 2.400,00 TL ve 9.500,00 TL bedelleri havale işlemlerinin yapılmasından sonra SMS gönderildiği, diğer sekiz adet işleme ilişkin herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle davalı bankanın tamamen kusurlu olduğu sonucuna varılması doğru görülmemiştir.
Bu nedenle, 09.10.2017 tarihinde saat 14:56'da davalı tarafından davacıya gönderilen bilgilendirme SMS'i ve gönderilen diğer SMS'leri de değerlendiren kapsamlı ve denetime elverişli bir bilirkişi heyeti raporu alınarak yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre davacının varsa kusuru da tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuş olup kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7539 E. 2023/1679 K.
Ortak:internet bankacılığı · şikayet · dolandırıcılık · havale · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yapılan «havale» ve EFT işlemlerinden önce işlemlerin yapılması ile ilgili olarak onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığından işlemlerle ilgili kusurunun bulunmadığı, davalı Banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu, davalı bankanın olay tarihinde internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler için elektronik imza uygulaması, sanal …
… yısı belirtilen kararı ile savcılık dosyası kapsamı da dikkate alındığında davacının Denizbank hesaplarına ilişkin şifreleri üçüncü kişilerle paylaştığı yönünde bir «ikrarı» olmadığı, buna göre davacının zarara uğradığı işlemlere ilişkin davacının herhangi bir talimatı veya onayının bulunmadığı, yapılan «havale» ve EFT işlemlerine ilişkin işlemin yapılmasından önce davacıya tek kullanımlık şifre gönderimi yapılmadığı, sadece bir kısım işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajı yapıldığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın müşterisinin onayını almaksızın yapmış olduğu işlemlerden dolayı «objektif özen yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ve «güven ilişkisine» zarar verdiği, dolayısıyla Bankanın «basiretli tacir» gibi davranmadığı, ayrıca davalının şifre ve parolaların davacı tarafından üçüncü kişilere verildiğini ispat edememesi nedeniyle davaya konu havale ve EFT'lerden sorumluluğunun bulunduğu, davacıya atfedilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Değerlendirme Davacı vekili, banka bilgilerine ulaşan «dolandırıcıların» davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki parayı boşalttığını, banka hesabından «havale» ve EFT yoluyla paraların başka hesaplara geçirildiğini, bu durumun davalı bankanın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, davacıya herhangi bir kısa mesaj veya onay kodunun gönderilmediğini iddia ederek toplamda 92.270,00 TL'nin davalı bankadan tahsilini istemiştir.
Benzer bu kararda… bozdurularak karşılığı olan 70.000,00 TL'nin aynı şubedeki başka bir TL hesabına aktarıldığını, yine aynı tarihte Murat Kırtekin isimli şahıs adına 50.000,00 TL'nin «havale» edildiğini, aynı dakika içerisinde de ...adına 50.000,00 TL'nin EFT suretiyle aktarıldığını, müvekkiline ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiğini, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediğini, müvekkilin hesaplarını kontrol ettiğinde para çıkışından haberdar olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı bankaya da başvuruda bulunduğunu, davalı bankanın tek kullanımlık güvenlik şifresi gönderilerek bu işlemin yapılabileceğini bildirdiğini, şifrenin davacının telefonuna gelmediğini, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklı «dolandırıcılık» fiiline dayandığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, «pasif husumet yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesini, davacının itirazlarına konu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla, banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucu gerçekleştiğini, davacıya ait özel şifre/kod gibi hassas bilgilerin yine davacı tarafından korunamaması suretiyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı bankanın güvenlik altyapısının eksikliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, davacının «internet bankacılığı» ile kendi hesabında yapılan işlemlerin log kayıtları incelendiğinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonlarına gelen doğrulama kodlarının sisteme girildiğini, …
… sı belirtilen kararı ile davalı bankanın şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek bir güvenlik mekanizması oluşturması gerektiği, davaya konu «havale»/EFT işleminin davacının elektronik imzasıyla gerçekleştirilmediği gibi söz konusu dekontlarda da davacının ıslak imzasının bulunmadığı, davacının bilgisi ve izni dışında hesabından EFT/Havale işlemleri yapılmış olduğu, davalı bankaca davacıya verilen şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiği hususunda dosyaya herhangi bir bilgi belge sunulamadığı, yapılan her bir havaleye yönelik tek kullanımlık şifre/parola ya da kısa mesaj bilgisine rastlanmadığı, davaya konu havale/EFT'nin 27.11.2017 tarihi olmasına rağmen davalı bankaca davacıya gönderilen en «son» tarihli kısa mesajın 24.11.2017 tarihli olduğu, bankanın en hafif kusurdan dahi sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık sözleşmesi · müterafik kusur · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · usulden reddi · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklı «dolandırıcılık» fiiline dayandığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, «pasif husumet yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesini, davacının itirazlarına konu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla, banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucu gerçekleştiğini, davacıya ait özel şifre/kod gibi hassas bilgilerin yine davacı tarafından korunamaması suretiyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı bankanın güvenlik altyapısının eksikliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, davacının «internet bankacılığı» ile kendi hesabında yapılan işlemlerin log kayıtları incelendiğinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonlarına gelen doğrulama kodlarının sisteme girildiğini, …
SMS şifrenizi kullanarak mobil bankacılığa giriş yapabilirsiniz.Güvenliğiniz için şifrenizi banka personeli «dahil» kimse ile paytaşmayınız....” ve “...İntemet ve mobil bankacılık giriş güvenlik tercihiniz değiştirilmiştir..." şeklinde mesaj gönderilen davacının «müterafik kusuru» olup olmadığı incelenmeden «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna göre davalı bankanın tamamen sorumlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiği hususunda dava dosyasına herhangi bir bilgi/belge sunulmadığı, yine bankaca sunulan bilgi ve banka dekontlarından, davacının ıslak imzası bulunmadan bu işlemlerin gerçekleştirildiği, ayrıca müşterinin bu talimatını elektronik imzasıyla verdiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, bu şartlar altında davalı bankanın zararlandırıcı sonuçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, İlk Derece Mahkemesince davalı bankanın zararlandırıcı sonuçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1012 E. 2023/5002 K.
Ortak:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · internet bankacılığı · bloke · hizmet sözleşmesi · üçüncü kişi · dolandırıcılık · havale · ıslah
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yapılan «havale» ve EFT işlemlerinden önce işlemlerin yapılması ile ilgili olarak onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığından işlemlerle ilgili kusurunun bulunmadığı, davalı Banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu, davalı bankanın olay tarihinde internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler için elektronik imza uygulaması, sanal …
Değerlendirme Davacı vekili, banka bilgilerine ulaşan «dolandırıcıların» davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki parayı boşalttığını, banka hesabından «havale» ve EFT yoluyla paraların başka hesaplara geçirildiğini, bu durumun davalı bankanın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, davacıya herhangi bir kısa mesaj veya onay kodunun gönderilmediğini iddia ederek toplamda 92.270,00 TL'nin davalı bankadan tahsilini istemiştir.
… lerle ilgili onayının bulunmadığı ve işlemlerle ilgili kusurunun da bulunmadığı, davalı banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan «havale» ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de, 09.10.2017 tarihinde dava konusu usulsüz olduğu iddia edilen 11 adet havale ve EFT işlemleri yapılmış, 3.200,00 TL bedelli ilk havale işleminden sonra davalı banka tarafından, "...numaralı hesabınızdan yapılan 3.200,00 TL tutarındaki «iban» EFT işlemi bilginiz dışındaysa 4440800'ü arayınız" şeklindeki SMS gönderilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
… astlanmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davacının kendisine ait birçok tanımlayıcı veriye sahip çıkamadığını, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · güven kurumu · hırsızlık · sahtecilik · ispat yükü · kamu düzeni · ihtarname · maddi tazminat
Benzer bu kararda… esabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle «hırsızlık» suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın «internet bankacılığından» gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir «güven kurumu» olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL «maddi tazminatın» 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararda «kamu düzenine» ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13066 E. 2012/20166 K.
Ortak:objektif özen yükümlülüğü · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · özen yükümlülüğü · kusur oranı · mahsup · vade · taşıyan · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
… yısı belirtilen kararı ile savcılık dosyası kapsamı da dikkate alındığında davacının Denizbank hesaplarına ilişkin şifreleri üçüncü kişilerle paylaştığı yönünde bir «ikrarı» olmadığı, buna göre davacının zarara uğradığı işlemlere ilişkin davacının herhangi bir talimatı veya onayının bulunmadığı, yapılan «havale» ve EFT işlemlerine ilişkin işlemin yapılmasından önce davacıya tek kullanımlık şifre gönderimi yapılmadığı, sadece bir kısım işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajı yapıldığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın müşterisinin onayını almaksızın yapmış olduğu işlemlerden dolayı «objektif özen yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ve «güven ilişkisine» zarar verdiği, dolayısıyla Bankanın «basiretli tacir» gibi davranmadığı, ayrıca davalının şifre ve parolaların davacı tarafından üçüncü kişilere verildiğini ispat edememesi nedeniyle davaya konu havale ve EFT'lerden sorumluluğunun bulunduğu, davacıya atfedilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece, iddia, savunma, «son» bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın sistem güvenliği noktasında, «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmiş olup parola ve şifrelerin korunması noktasında kusurunun bulunmadığı, ancak olay tarihinde teknolojik imkanlarının yeterli olmasına karşın, teşhis probleminin çözümü noktasında cep telefonuna, yapılan işlemle ilgili anında gönderilen bilgi mesajı veya tek kullanımlık şifre içeren SMS mesajı uygulamasını başlatmaması nedeni ile objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının ise sistem güvenliğinin sağlanması noktasında yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile kusurlu olduğu ve tarafların eşit derece kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Yalvaç İcra Müdürlüğü'nün 2007/573 Esas sayılı icra takibine davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 5.950,00 TL alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte aynen devamına, diğer alacak kısmı yönünden talebin reddine, tarafların «kusur» durumunun yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmayan «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, «son» bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın sistem güvenliği noktasında, «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmiş olup parola ve şifrelerin korunması noktasında kusurunun bulunmadığı, ancak olay tarihinde teknolojik imkanlarının yeterli olmasına karşın, teşhis probleminin çözümü noktasında cep telefonuna, yapılan işlemle ilgili anında gönderilen bilgi mesajı veya tek kullanımlık şifre içeren SMS mesajı uygulamasını başlatmaması nedeni ile objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının ise sistem güvenliğinin sağlanması noktasında yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile kusurlu olduğu ve tarafların eşit derece kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Yalvaç İcra Müdürlüğü'nün 2007/573 Esas sayılı icra takibine davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 5.950,00 TL alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte aynen devamına, diğer alacak kısmı yönünden talebin reddine, tarafların «kusur» durumunun yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmayan «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12918 E. 2011/5262 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · mahsup · vade · havale · taşıyan · kusur
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… yısı belirtilen kararı ile savcılık dosyası kapsamı da dikkate alındığında davacının Denizbank hesaplarına ilişkin şifreleri üçüncü kişilerle paylaştığı yönünde bir «ikrarı» olmadığı, buna göre davacının zarara uğradığı işlemlere ilişkin davacının herhangi bir talimatı veya onayının bulunmadığı, yapılan «havale» ve EFT işlemlerine ilişkin işlemin yapılmasından önce davacıya tek kullanımlık şifre gönderimi yapılmadığı, sadece bir kısım işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajı yapıldığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın müşterisinin onayını almaksızın yapmış olduğu işlemlerden dolayı «objektif özen yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ve «güven ilişkisine» zarar verdiği, dolayısıyla Bankanın «basiretli tacir» gibi davranmadığı, ayrıca davalının şifre ve parolaların davacı tarafından üçüncü kişilere verildiğini ispat edememesi nedeniyle davaya konu havale ve EFT'lerden sorumluluğunun bulunduğu, davacıya atfedilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bu itibarla, somut olayda davacının hesabında bulunan paraların başka hesaplara «havale» edilmesinde davacıya atfedilecek her hangi bir «kusurun» ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · temerrüt
Benzer bu kararda… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkeme kabulü ve bilirkişi raporundan, sim kartın bilinmeyen kişilerce değiştirilerk işlem yapıldığı ve davacının bir «kusuru» bulunmadığı anlaşılmasına göre, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15035 E. 2015/651 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · şikayet · dolandırıcılık · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yapılan «havale» ve EFT işlemlerinden önce işlemlerin yapılması ile ilgili olarak onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığından işlemlerle ilgili kusurunun bulunmadığı, davalı Banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu, davalı bankanın olay tarihinde internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler için elektronik imza uygulaması, sanal …
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik · ihbar · taahhütname · eksik inceleme
Benzer bu kararda… frelerin bizzat davacıya ait cep telefonuna gönderilip gönderilmediğinin araştırılması, ceza soruşturma ve kovuşturma dosyasının celbedilerek tetkiki,.... işleminin «sahtecilik» suretiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti, sahtecilik yoluya yapılmış olduğunun anlaşılması halinde eylemin davalı Bankaya karşı gerçekleştirildiğinin ve bu durumun davalı Bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları «sahtecilere» karşı özenle korumak zorundadırlar.
… elefon detay bilgilerinden anlaşıldığı belirtilmişse de davalı Banka vekili dahi cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde,....'lerin müşterinin orijinal telefonu yerine «dolandırıcıların» elindeki telefona gönderildiğini, böylece tek kullanımlık şifrenin dolandırıcı şahısların eline geçtiğini... işleminin parola ve şifrelerin 3. kişilerin eline geçmesiyle meydana geldiğini beyan ederek davanın... operatörüne «ihbarını» istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5982 E. , 2023/806 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın... Şubesi'nde davacının hesabının bulunduğunu, 09.10.2017 tarihinde Ziraat Bankası'nın şüpheli işlemler şubesinden davacının arandığını, arayan kişinin davacıyı bankadan aradığına ikna ettiğini ve kredi kartından şüpheli işlemlerin yapıldığını, bu nedenle acilen kredi kartlarına bloke konulmasının gerektiğini söylediğini, bunun üzerine davacıdan kredi kartı şifresini istediğini, davacının şifresini söylememesi üzerine başka bir sisteme aktarılarak internet bankacılığı şifresinin tuşlanmak suretiyle girildiğini, böylelikle müvekkilinin banka bilgilerine ulaşan dolandırıcının hesaplardaki parayı boşalttığını ve bu nedenle davacı tarafından şikayette bulunulduğunu, sonuç olarak müvekkilinin davalı banka hesabından 3.200,00 TL ve 96.000,00 TL’nin iş yeri kirası, arsa bedeli açıklamalarıyla havale ve Elektronik Fon Transfer (EFT) yoluyla başka hesaplara geçirildiğini, bu durumun davalı bankanın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, davacıya herhangi bir kısa mesaj veya onay kodunun gönderilmediğini, müvekkilinin davalı bankaya bu durumu bildirmesine rağmen sorunun çözülmediğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000,00 TL'nin 09.10.2017 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini toplamda 92.270,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan tüm işlemlerin davacının banka sisteminde kayıtlı olan cep telefonuna gönderilen kısa mesaj doğrulama şifrelerinin başarılı olarak teyidi sonrasında mobil bankacılığa girilmesi ile gerçekleştiğini, gönderilen kısa mesajlar ile "şifrenizi kimseyle paylaşmayınız" bilgilendirmesinin yapıldığını, buna rağmen davacı tarafından telefondan arayan kişinin yönlendirmesi ile şifre bilgilerini paylaştığının açık olarak kabul edildiğini, bunun sonucu gerçekleştirilen işlemlerden bankanın mesul tutulamayacağını, temel bankacılık hizmetleri sözleşmesine göre de davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacının 09.10.2017 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadesinde kendisini arayan üçüncü kişinin talimatını yerine getirdiğini, tüm bilgileri verdiğini ikrar ettiğini, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yapılan havale ve EFT işlemlerinden önce işlemlerin yapılması ile ilgili olarak onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığından işlemlerle ilgili kusurunun bulunmadığı, davalı Banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın dolandırıcılık işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu, davalı bankanın olay tarihinde internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler için elektronik imza uygulaması, sanal kart uygulaması, dinamik şifre uygulaması ve fraud management (dolandırıcılık yönetimi) sisteminin kurulması gibi güvenlik önlemlerini gerçekleştiremediği, davalı Banka’nın yapmış olduğu hizmetin ayıplı olduğu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 15 inci maddesi gereğince davacı tüketicinin zararının tazminini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 92.270,00 TL alacağın 20.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, olay tarihinden itibaren faiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu işlemin, davacının yaptığı telefon görüşmesi üzerine bizzat davacı tarafından, davanın tarafı olmayan üçüncü şahsa verilen bankacılık şifresi ile yapıldığını, davacının şifre bilgilerini korumakla ilgili gerekli özeni göstermediği dikkate alınmaksızın hatta davacının şifre bilgilerini paylaştığına dair ikrarı görmezden gelinerek verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği ve kusurlu olmadığını, söz konusu işlemlerin mobil bankacılık yolu ile gerçekleştirilmiş olduğu, davacının söz konusu tutarları gönderdiği kişilerden talepte bulunması gerektiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile savcılık dosyası kapsamı da dikkate alındığında davacının Denizbank hesaplarına ilişkin şifreleri üçüncü kişilerle paylaştığı yönünde bir ikrarı olmadığı, buna göre davacının zarara uğradığı işlemlere ilişkin davacının herhangi bir talimatı veya onayının bulunmadığı, yapılan havale ve EFT işlemlerine ilişkin işlemin yapılmasından önce davacıya tek kullanımlık şifre gönderimi yapılmadığı, sadece bir kısım işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajı yapıldığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın müşterisinin onayını almaksızın yapmış olduğu işlemlerden dolayı objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve güven ilişkisine zarar verdiği, dolayısıyla Bankanın basiretli tacir gibi davranmadığı, ayrıca davalının şifre ve parolaların davacı tarafından üçüncü kişilere verildiğini ispat edememesi nedeniyle davaya konu havale ve EFT'lerden sorumluluğunun bulunduğu, davacıya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının rızası dışında hesabından yapılan EFT ve havale işlemlerinde davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı vekili, banka bilgilerine ulaşan dolandırıcıların davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki parayı boşalttığını, banka hesabından havale ve EFT yoluyla paraların başka hesaplara geçirildiğini, bu durumun davalı bankanın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, davacıya herhangi bir kısa mesaj veya onay kodunun gönderilmediğini iddia ederek toplamda 92.270,00 TL'nin davalı bankadan tahsilini istemiştir.
Davalı banka vekili ise gerçekleştirilen işlemlerden bankanın mesul tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi gereğince bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ve devamı maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 570 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince gerçekleştirilen işlemlerle ilgili olarak davalı bankanın onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığı ve işlemlerle ilgili kusurunun da bulunmadığı, davalı banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın dolandırıcılık işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de, 09.10.2017 tarihinde dava konusu usulsüz olduğu iddia edilen 11 adet havale ve EFT işlemleri yapılmış, 3.200,00 TL bedelli ilk havale işleminden sonra davalı banka tarafından, "...numaralı hesabınızdan yapılan 3.200,00 TL tutarındaki iban EFT işlemi bilginiz dışındaysa 4440800'ü arayınız" şeklindeki SMS gönderilmiştir.
Buna rağmen davacı tarafından davalı banka ile iletişime geçilerek gerekli önemlerin alınması istenmemiş ve müteakip havale ve EFT işlemlerinin yapılmasına üçüncü kişiler tarafından devam edilmiştir.
Mahkemece bu hususlar değerlendirilmeksizin davacının tamamen kusursuz olduğu, kusurunun bulunmadığı, davalı banka tarafından 3.200,00 TL, 2.400,00 TL ve 9.500,00 TL bedelleri havale işlemlerinin yapılmasından sonra SMS gönderildiği, diğer sekiz adet işleme ilişkin herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle davalı bankanın tamamen kusurlu olduğu sonucuna varılması doğru görülmemiştir.
Bu nedenle, 09.10.2017 tarihinde saat 14:56'da davalı tarafından davacıya gönderilen bilgilendirme SMS'i ve gönderilen diğer SMS'leri de değerlendiren kapsamlı ve denetime elverişli bir bilirkişi heyeti raporu alınarak yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre davacının varsa kusuru da tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuş olup kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920672400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz