Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1012 E. 2023/5002 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık hizmetleri sözleşmesi↗ eft↗ müterafik kusur↗ güven kurumu↗ internet bankacılığı↗ hırsızlık↗ kamu düzenine aykırılık↗ bloke↗ sahtecilik↗ hizmet sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ dolandırıcılık↗ ispat yükü↗ kamu düzeni↗ havale↗ esastan ret↗ ıslah↗ ihtarname↗ maddi tazminat↗ kusur↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/889 E., 2018/689 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü dolandırıcılık şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL havale işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara bloke konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen ihtarname ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın internet bankacılığına girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu durumun davalı bankanın tam ve ağır kusurlu olduğunu ortaya koyduğunu, bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL'nin 20.06.2016 tarihinden itibaren bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 18.04.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 110.200,00 TL 'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; giriş için zorunlu şifrenin müşterinin bankada kayıtlı cep telefonuna sms mesajı ile gönderildiğini, şifrenin sisteme doğru olarak girilerek banka nezdindeki vadeli hesabından 6 ayrı işlemle EFT yapıldığını, hesabına yetkili erişim ile ulaşıldığını, davacıya ait kredi kartının kopyalandığı yönünde herhangi bir bulguya rastlanmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davacının kendisine ait birçok tanımlayıcı veriye sahip çıkamadığını, internet bankacılığına giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, dolandırıcıların bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının cep telefonuna iletilen kullanıcı kodu ve geçici statik şifrenin girilmesi suretiyle altı ayrı işlemde toplam 110.200,00 TL'nın EFT ile üçüncü kişilerin hesabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, ispat yükü kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın internet bankacılığından gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir güven kurumu olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL maddi tazminatın 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, internet bankacılığına giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, dolandırıcıların bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında müterafik kusuru bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen bankacılık hizmet sözleşmesinin 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesinde de davacının 07.02.2011 tarihinden itibaren internet bankacılığı kullanıcı kodu sahibi olduğunu, 03.06.2014 tarihinden itibaren müvekkili banka internet şubesine giriş yaparak aktif kullanıcı olduğunu, 25.03.2015 tarihinden itibaren de internet bankacılığına periyodik olarak giriş yaptığının tespit edildiğini, bu hususlar banka kayıtları ile sabit olup ayrıca elektronik bankacılık kullanımına ilişkin talimatının aranmasının hatalı olduğunu, aralarında düzenlenen bankacılık hizmet sözleşmesinde getirilen düzenlemeleri kabul ettiğini, söz konusu hizmeti yıllardır kullanmakta olan davacının böyle bir hizmet için talepte bulunmadığını iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca davacının kredi kartı bilgilerini ve kredi kartı şifrelerini 3. kişilerle paylaştığını, bankaca gönderilen geçici şifre ve tek kullanımlık şifreyi paylaştığını, müvekkili bankanın gerekli tüm önlemleri aldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, internet bankacılığı yoluyla davacının hesabından çekilen 110.200,00 TL'nin davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı, bilgisi ve onayı dışında üçüncü kişiler tarafından hesabından gerçekleştirilen işlemler nedeniyle zarara uğradığını, davalı bankanın gerekli özeni göstermediğini ileri sürmektedir. Davalı banka ise işlem yapılabilmesi için davacının cep telefonuna gönderilen şifrenin doğru olarak girilmesi gerektiğini, davacının şifreyi üçüncü kişilerle paylaşarak kusurlu davrandığını belirtmiştir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf talebi de esastan reddedilmiştir.
Davacı vekili Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. 2017/405 K. Sayılı dosyasındaki ifadesinde; tanımadığı bir numaradan çağrı aldığını, kendini davalı bankanın görevlisi olarak tanıtan şahsın kartların kaybolma ve çalınmaya karşı güvence altına alınacağını beyan ettiğini, konuşma sırasında şahsa hiçbir bilgi vermediğini, hesabında bulunan paranın çekildiğini sonradan fark ettiğini belirtmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının cep telefonuna gönderilen kullanıcı kodu ve şifre girilmeden internet bankacılığı sistemine girişin mümkün olmadığı, davacının müterafik kusurlu bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak davacının şifre ve kişisel bilgi paylaşımında bulunmadığını iddia ettiği, sisteme girebilmek için de bilgilerin doğru olarak girilmesi gerektiği dikkate alındığında bu hususta ayrıca bilişim uzmanı tarafından dava dışı Gsm şirketinin de sorumluluğuna ilişkin inceleme yapılması gerekmektedir. O halde davalı bankanın ve dava dışı Gsm şirketinin kusurlu olup olmadığı, üzerine düşen yükümlülükleri ihlal edip etmediği, sisteme girebilmek için gelen şifreye erişilmesi gerekiyorsa bunun kimin ihmalinden kaynaklandığı hususlarında içinde bilişim uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapora itirazları da karşılar rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5087 E. 2024/1598 K.
Ortak:müterafik kusur · internet bankacılığı · sahtecilik · ispat yükü · havale · ıslah · maddi tazminat · kusur
İncelediğiniz kararda… esabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle «hırsızlık» suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın «internet bankacılığından» gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir «güven kurumu» olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL «maddi tazminatın» 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacıya ait hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya göndermiş olduğu ... kullanımlık şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini, davacının el ve işbirliğini ya da davacının gerekli uyarılara uyması halinde davaya konu sahtecilik işleminin gerçekleşmeyeceğini kanıtlayamadığını, davalı bankanın, dinamik şifreyi cep telefonuna sms mesajı olarak gönderme uygulamasının, ... kullanımlık şifre üreten cihazlar (şifrematik) veya Elektronik İmza kadar güvenli bir yöntem olmadığı, davalı bankanın söz konusu işlemde kusuru olmadığını, «internet bankacılığı» usulsüzlüklerine karşı gerekli güvenlik önlemlerini aldığını, davacının da «müterafık kusuru» bulunduğunu ispatlayamadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan redd …
Bankasından alacak iddiasının yerinde olduğu ve davacı şirkete «müterafik kusur» yöneltme imkanı olmadığı, gerek ilk bilirkişi raporundaki davalı bankanın sorumluluğuna ilişkin tespitler gerekse de ikinci bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacıya isnat edilebilecek bir kusurun bulunmadığı ve davalı bankanın objektif ... yükümlülüğü çerçevesinde davacının tüm zararından sorumlu olduğu, neticeten firari şüpheli şahıs ... ...'in İş Bankası nezdinde bulunan hesabına davacı firmanın ... hesabından 114.500,00 TL ve 58.700,00 TL olmak üzere toplam 173.200,00 TL para transferinin gerçekleşmiş olduğu, her ne kadar davacı tarafça 185.200,00 TL üzerinden dava «ıslah» edilmiş ise de davalı bankanın 173.200,00 TL para transferinden sorumlu olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 173.200 …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalı bankada bulunan mevduat hesabından «internet bankacılığı» kullanılarak usulsüz şekilde «havale» yapılması nedeniyle bankanın sorumluluğuna dayalı «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bekletici mesele · hakkın kötüye kullanılması · hile
Benzer bu kararda… one/Avea...) ve kendilerine ait olmayan cihazları (akıllı cep telefonlarını) kullandıkları, somut olayda da davacının cep telefonuna gelen ... kullanımlık şifreleri «hile» ve kandırma sonucu 3 üncü kişilere telefonda söyleme gibi bir durumun da olmadığı, dolayısıyla davacı şirketin davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, müvekkili bankanın, bu davanın gündeme gelmesine sebebiyet vermediği gibi «kusuru» da bulunmadığını, aksine davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacının müvekkili bankada kayıtlı cep telefonuna gönderilen şifrelerin, ... ve statik şifre bilgilerinin, kullanıcı kodlarının korunmasında gösterilmesi gereken özenin bizatihi davacı tarafından gösterilmemiş olması nedeniyle kendi kusurundan dolayı gerçekleştiğini, davacının kendi ağır kusurundan kaynaklı sonuçları, kötü niyetle müvekkili bankaya yüklemesine imkan verir vasıfta olduğunu, davacının basiretli davranmadığını ve kendisinden beklenen özeni göstermediğini, davacının kendi kusurunu müvekkili bankaya yüklemeye çalıştığını, ayrıca Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’nın 2017/72583 E. sayılı dosyasının «bekletici mesele» yapılması gerekmesine rağmen verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… onusunda gerekli özeni göstermeyen davacının ağır kusurlu olduğunu, bu nedenle dava konusu talebin kendi kusurlu eylemi sonucunda kendi lehine sonuç çıkarmaya dönük «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde bulunduğunu, diğer taraftan ise müvekkili bankanın ... kurumu olmanın bilinci ve sorumluluğu ile işlemleri tamamlayıcı bildirim SMS’lerini (dinamik şifre) müşteriye gönderdiğini, kaldı ki müvekkili banka sistemlerinin geliştirilmiş yazılımlarla korunması sebebiyle 3 üncü kişilerin banka sistemine sızarak müşteriye ait kişisel bilgileri ele geçirmesi ve çözmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla müvekkili bankaya «kusur» izafe edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5982 E. 2023/806 K.
Ortak:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · internet bankacılığı · bloke · hizmet sözleşmesi · üçüncü kişi · dolandırıcılık · havale · ıslah
İncelediğiniz karardaDAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
… astlanmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davacının kendisine ait birçok tanımlayıcı veriye sahip çıkamadığını, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yapılan «havale» ve EFT işlemlerinden önce işlemlerin yapılması ile ilgili olarak onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığından işlemlerle ilgili kusurunun bulunmadığı, davalı Banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu, davalı bankanın olay tarihinde internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler için elektronik imza uygulaması, sanal …
Değerlendirme Davacı vekili, banka bilgilerine ulaşan «dolandırıcıların» davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki parayı boşalttığını, banka hesabından «havale» ve EFT yoluyla paraların başka hesaplara geçirildiğini, bu durumun davalı bankanın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, davacıya herhangi bir kısa mesaj veya onay kodunun gönderilmediğini iddia ederek toplamda 92.270,00 TL'nin davalı bankadan tahsilini istemiştir.
… lerle ilgili onayının bulunmadığı ve işlemlerle ilgili kusurunun da bulunmadığı, davalı banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan «havale» ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de, 09.10.2017 tarihinde dava konusu usulsüz olduğu iddia edilen 11 adet havale ve EFT işlemleri yapılmış, 3.200,00 TL bedelli ilk havale işleminden sonra davalı banka tarafından, "...numaralı hesabınızdan yapılan 3.200,00 TL tutarındaki «iban» EFT işlemi bilginiz dışındaysa 4440800'ü arayınız" şeklindeki SMS gönderilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iban · güven ilişkisi · objektif özen yükümlülüğü · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · özen yükümlülüğü · kusur oranı · basiretli tacir
Benzer bu kararda… yısı belirtilen kararı ile savcılık dosyası kapsamı da dikkate alındığında davacının Denizbank hesaplarına ilişkin şifreleri üçüncü kişilerle paylaştığı yönünde bir «ikrarı» olmadığı, buna göre davacının zarara uğradığı işlemlere ilişkin davacının herhangi bir talimatı veya onayının bulunmadığı, yapılan «havale» ve EFT işlemlerine ilişkin işlemin yapılmasından önce davacıya tek kullanımlık şifre gönderimi yapılmadığı, sadece bir kısım işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajı yapıldığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın müşterisinin onayını almaksızın yapmış olduğu işlemlerden dolayı «objektif özen yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ve «güven ilişkisine» zarar verdiği, dolayısıyla Bankanın «basiretli tacir» gibi davranmadığı, ayrıca davalının şifre ve parolaların davacı tarafından üçüncü kişilere verildiğini ispat edememesi nedeniyle davaya konu havale ve EFT'lerden sorumluluğunun bulunduğu, davacıya atfedilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… lerle ilgili onayının bulunmadığı ve işlemlerle ilgili kusurunun da bulunmadığı, davalı banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan «havale» ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de, 09.10.2017 tarihinde dava konusu usulsüz olduğu iddia edilen 11 adet havale ve EFT işlemleri yapılmış, 3.200,00 TL bedelli ilk havale işleminden sonra davalı banka tarafından, "...numaralı hesabınızdan yapılan 3.200,00 TL tutarındaki «iban» EFT işlemi bilginiz dışındaysa 4440800'ü arayınız" şeklindeki SMS gönderilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2558 E. 2024/4893 K.
Ortak:internet bankacılığı · bloke · üçüncü kişi · dolandırıcılık · havale · kusur · istinaf yoluna başvurulabilirlik · Alacak
İncelediğiniz karardaDAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
… astlanmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davacının kendisine ait birçok tanımlayıcı veriye sahip çıkamadığını, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından ve ilintili kredi kartından 17.01.2017 tarihinde «dolandırıcılar» tarafından kredi çekimi, «havale», EFT ve diğer yöntemler ile toplamda 19 ayrı işlem yapılarak 179.900,00 TL para çekildiğini, bu işlemlerin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu ve müvekkiline akdedilecek bir «kusurun» bulunmadığını, davalı bankanın yeterli güvenlik önlemi almaması sebebiyle zararın oluştuğunu, bilirkişi raporunda dolandırıcıların beyanlarına kanarak SMS şifresini tuşladığı ve iradesi dışında işlem yapma «yetkisinin» dolandırıcılara verildiği tespit edilmişse de bu tespitin haksız ve mesnetsiz olduğunu, yaklaşık 40 dakikalık sürede müvekkilinin hesabından 19 ayrı kalemde transfer işleminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin geçmiş hesap ve işlemlere bakıldığında, hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde işlem yapılması nedeniyle, müvekkilinin bilgilendirilmediğini, hesaba «bloke» işlemlerinin uygulanmamış olması sebebiyle davalının özel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, buna rağmen «kusur oranlarının» %50 olarak belirlenmesini hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… ı ile davacının davalı banka nezdinde ki hesabında 17.01.2017 tarihinde elektronik ortamda 19 ayrı işlemle üçüncü kişilerce 179.900,00 TL tutarında işlem yapıldığı, «dolandırıcıların» gerçekleştirdikleri yöntemlerle davacı telefon yolu ile aranarak davalı banka tarafından arandığını söyleyen üçüncü kişilere telefona gelen SMS şifresini verdiği ve davacının hesabından elektronik ortamda saat 16:13 ile 16:49 arasında 19 ayrı işlemin «üçüncü kişiler» hesabına gönderildiği, kredi kartı hesabından nakit çekimi yapıldığı, kredi kartından çekim ve transfer işlemleri yapıldığı, davacının döviz hesabındaki parası bozdurularak transfer işlemleri yapıldığı, bankanın dava konusu para transfer işlemlerinin hangi internet servis sağlayıcısı üzerinden ve hangi bilgisayar (IP yoklama) hangi tarih ve saatte yapıldığına ilişkin kayıtlarını tuttuğu ve bu yükümlülüğü yerine getirdiğini, ancak internet üzerinden yapılan herhangi bir bağlantıda IP adresini bilgisayara farklı gösterme işleminin uygulanması suretiyle dolandırıcılığın gerçekleştiğinin alınan bilirkişi raporunda beyan edildiği, davacının denetim ve sorumluluğunda bulunan hesaplardan üçüncü şahısların hesabına elektronik ortamda aktarılan paranın sorumluluğunun kendisine emanet edilen parayı iade etmekle yükümlü davalı bankada olduğu, müşteriye tanımlı ve yalnızca müşteri tarafından bilinmesi gereken şifre ve parola gibi kişisel statik bilgiler ve login işleminde müşteri GSM hattına kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık dinamik şifrenin, elektronik ortamda kullanılmak suretiyle üçüncü kişi hesaplarına yapılan para transfer işlemlerinde tüm zararın bankaya yüklenebilmesi için olayın sırf bankaya düşen yükümlülüklerin ihlalinden doğduğunun anlaşılması gerekeceği, somut olayda ise tarafların müterafik kusurlu olduğu, davacının şubesiz «bankacılık işlemleri» için kullandığı kendisine tanımlı kullanıcı kodu, internet şifresi gibi kişisel statik bilgiler dışında banka sistemine kayıt ettirdiği, telefon hattına banka sistemi tarafından her hesaba girişte otomatik olarak kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık şifreyi, dolandırıcıların beyanlarına kanarak tuşlaması sebebiyle davalı bankanın dolandırıcıların geliştirdikleri yöntemler karşısında üçüncü kişilerin davacının hesabından 19 ayrı işlemle para transferi yapması ve bunu çok kısa süre zarfında gerçekleştirmesi nedeniyle davacının bu durumda bilgilendirilmemiş olması davaya konu zararda bankanında «kusuru» bulunduğu, mahkemece %50 oranında alacağın tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet» yönünden reddi gerektiğini, müvekkili banka alınabilecek bütün önlemleri aldığını, davaya konu ihtilaf ile ilgili müvekkili bankanın «kusuru» olmadığını, yasal ve akdi düzenlemeler doğrultusunda kredi kartı ile ilgili bütün sorumluluğun kart «hamili» olan davacıya ait olduğunu, ihtilafa konu işlemlerin davacıya özel olarak gönderilen şifre girilmek suretiyle ve «internet bankacılığı» aracılığıyla gerçekleştiğini, müvekkil bankanın kusurundan ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının müvekkili banka aleyhine ileri sürdüğü iddiaları ispat …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek temsilci · tüketici kredisi · bankacılık işlemleri · kusur oranı · hamil · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikame edilen davanın muhatabının müvekkili banka olmadığını, bankaya «husumet» yöneltilemeyeceğini, davacının cep telefonundan aranarak bu numaraya akıllı SMS'den şifre gönderildiğini ve yapılan bu harcamanın iptali için yönlendirmeler ile bu şifreyi telefona tuşladığını, daha sonra kredi kartının kopyalandığının belirlenmesi üzerine «ihtar» için kendisine tekrar şifre gönderildiğini ve bunu da telefona tuşladığını belirtmiş olup davacının iddia ettiği işlemleri müvekkili bankanın bilmesini beklenmesi hayatın olağan akışına ve bankacılık uygulamalarına aykırı olduğunu, husumetin söz konusu işlemlerden ötürü haksız şekilde faydalandığı iddia edilen EFT alıcılarına yöneltilmesi gerektiğini, yasal ve akdi düzenlemeler gereğince şifre güvenliği hususunda sorumluluk tamamen kart «hamiline» ait olup, tarafların müterafik kusurlu olduğu yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı kartın kopyalanması olayının 17.01.2017 tarihinde saat 16:06 civarında olduğunu ifade etmesine karşın, iş bu durumdan müvekkili bankayı derhal bilgilendirmediğini, bunun yerine eski «müşteri temsilcisini» aradığını, müvekkili bankayı bilgilendirmesine kadar geçen süre zarfında yapılan işlemlerden açıkça sorumlu olduğunu; müvekkili banka tarafından alınması gereken bütün önlemler alınmış olmasına rağmen davacının «kusuru» sonucu oluşan zarara müvekkili bankanın katlanması gerektiği yönünde verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili bankanın «internet bankacılığı» güvenliği için güncel gelişmeleri yakinen takip ederek, bilgisayar sistemine entegre etmekte, uluslar arası olarak kabul gören ve uygulanan 3D Secure sisteme girer …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından ve ilintili kredi kartından 17.01.2017 tarihinde «dolandırıcılar» tarafından kredi çekimi, «havale», EFT ve diğer yöntemler ile toplamda 19 ayrı işlem yapılarak 179.900,00 TL para çekildiğini, bu işlemlerin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu ve müvekkiline akdedilecek bir «kusurun» bulunmadığını, davalı bankanın yeterli güvenlik önlemi almaması sebebiyle zararın oluştuğunu, bilirkişi raporunda dolandırıcıların beyanlarına kanarak SMS şifresini tuşladığı ve iradesi dışında işlem yapma «yetkisinin» dolandırıcılara verildiği tespit edilmişse de bu tespitin haksız ve mesnetsiz olduğunu, yaklaşık 40 dakikalık sürede müvekkilinin hesabından 19 ayrı kalemde transfer işleminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin geçmiş hesap ve işlemlere bakıldığında, hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde işlem yapılması nedeniyle, müvekkilinin bilgilendirilmediğini, hesaba «bloke» işlemlerinin uygulanmamış olması sebebiyle davalının özel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, buna rağmen «kusur oranlarının» %50 olarak belirlenmesini hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… rafından zamanında bilgi mesajı gelmediğini, banka güvenlik duvarının yıkıldığını ve zamanında müdahale imkanın ortadan kalktığını ve hesabından tanımadığı kişilere «havale», EFT yapıldığını, nakit avans ve «tüketici kredisi» kullandığını, davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek 187.102,80 TL'nin mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile tahsilini talep etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7539 E. 2023/1679 K.
Ortak:müterafik kusur · internet bankacılığı · dolandırıcılık · havale · maddi tazminat · kusur · avans faizi
İncelediğiniz kararda… esabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle «hırsızlık» suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın «internet bankacılığından» gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir «güven kurumu» olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL «maddi tazminatın» 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
Benzer bu kararda… bozdurularak karşılığı olan 70.000,00 TL'nin aynı şubedeki başka bir TL hesabına aktarıldığını, yine aynı tarihte Murat Kırtekin isimli şahıs adına 50.000,00 TL'nin «havale» edildiğini, aynı dakika içerisinde de ...adına 50.000,00 TL'nin EFT suretiyle aktarıldığını, müvekkiline ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiğini, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediğini, müvekkilin hesaplarını kontrol ettiğinde para çıkışından haberdar olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı bankaya da başvuruda bulunduğunu, davalı bankanın tek kullanımlık güvenlik şifresi gönderilerek bu işlemin yapılabileceğini bildirdiğini, şifrenin davacının telefonuna gelmediğini, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklı «dolandırıcılık» fiiline dayandığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, «pasif husumet yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesini, davacının itirazlarına konu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla, banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucu gerçekleştiğini, davacıya ait özel şifre/kod gibi hassas bilgilerin yine davacı tarafından korunamaması suretiyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı bankanın güvenlik altyapısının eksikliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, davacının «internet bankacılığı» ile kendi hesabında yapılan işlemlerin log kayıtları incelendiğinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonlarına gelen doğrulama kodlarının sisteme girildiğini, …
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiği hususunda dava dosyasına herhangi bir bilgi/belge sunulmadığı, yine bankaca sunulan bilgi ve banka dekontlarından, davacının ıslak imzası bulunmadan bu işlemlerin gerçekleştirildiği, ayrıca müşterinin bu talimatını elektronik imzasıyla verdiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, bu şartlar altında davalı bankanın zararlandırıcı sonuçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık sözleşmesi · şikayet · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · usulden reddi · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklı «dolandırıcılık» fiiline dayandığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, «pasif husumet yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesini, davacının itirazlarına konu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla, banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucu gerçekleştiğini, davacıya ait özel şifre/kod gibi hassas bilgilerin yine davacı tarafından korunamaması suretiyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı bankanın güvenlik altyapısının eksikliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, davacının «internet bankacılığı» ile kendi hesabında yapılan işlemlerin log kayıtları incelendiğinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonlarına gelen doğrulama kodlarının sisteme girildiğini, …
SMS şifrenizi kullanarak mobil bankacılığa giriş yapabilirsiniz.Güvenliğiniz için şifrenizi banka personeli «dahil» kimse ile paytaşmayınız....” ve “...İntemet ve mobil bankacılık giriş güvenlik tercihiniz değiştirilmiştir..." şeklinde mesaj gönderilen davacının «müterafik kusuru» olup olmadığı incelenmeden «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna göre davalı bankanın tamamen sorumlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… bozdurularak karşılığı olan 70.000,00 TL'nin aynı şubedeki başka bir TL hesabına aktarıldığını, yine aynı tarihte Murat Kırtekin isimli şahıs adına 50.000,00 TL'nin «havale» edildiğini, aynı dakika içerisinde de ...adına 50.000,00 TL'nin EFT suretiyle aktarıldığını, müvekkiline ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiğini, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediğini, müvekkilin hesaplarını kontrol ettiğinde para çıkışından haberdar olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı bankaya da başvuruda bulunduğunu, davalı bankanın tek kullanımlık güvenlik şifresi gönderilerek bu işlemin yapılabileceğini bildirdiğini, şifrenin davacının telefonuna gelmediğini, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SMS şifrenizi kullanarak mobil bankacılığa giriş yapabilirsiniz.Güvenliğiniz için şifrenizi banka personeli «dahil» kimse ile paytaşmayınız....” ve “...İnternet ve mobil bankacılık giriş güvenlik tercihiniz değiştirilmiştir..." şeklinde SMS gönderildiğinin tespit edildiğini, buna rağmen davacının Şubeyi arama tarihinin 27.11.2017 tarihi olduğuna dayanarak kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını savunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1012 E. , 2023/5002 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/202 Esas, 2021/1560 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/889 E., 2018/689 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü dolandırıcılık şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL havale işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara bloke konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen ihtarname ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın internet bankacılığına girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu durumun davalı bankanın tam ve ağır kusurlu olduğunu ortaya koyduğunu, bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL'nin 20.06.2016 tarihinden itibaren bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 18.04.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 110.200,00 TL 'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; giriş için zorunlu şifrenin müşterinin bankada kayıtlı cep telefonuna sms mesajı ile gönderildiğini, şifrenin sisteme doğru olarak girilerek banka nezdindeki vadeli hesabından 6 ayrı işlemle EFT yapıldığını, hesabına yetkili erişim ile ulaşıldığını, davacıya ait kredi kartının kopyalandığı yönünde herhangi bir bulguya rastlanmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davacının kendisine ait birçok tanımlayıcı veriye sahip çıkamadığını, internet bankacılığına giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3.
kişilerle paylaşıldığını, dolandırıcıların bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının cep telefonuna iletilen kullanıcı kodu ve geçici statik şifrenin girilmesi suretiyle altı ayrı işlemde toplam 110.200,00 TL'nın EFT ile üçüncü kişilerin hesabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, ispat yükü kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın internet bankacılığından gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir güven kurumu olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL maddi tazminatın 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, internet bankacılığına giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, dolandırıcıların bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında müterafik kusuru bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen bankacılık hizmet sözleşmesinin 10.
maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesinde de davacının 07.02.2011 tarihinden itibaren internet bankacılığı kullanıcı kodu sahibi olduğunu, 03.06.2014 tarihinden itibaren müvekkili banka internet şubesine giriş yaparak aktif kullanıcı olduğunu, 25.03.2015 tarihinden itibaren de internet bankacılığına periyodik olarak giriş yaptığının tespit edildiğini, bu hususlar banka kayıtları ile sabit olup ayrıca elektronik bankacılık kullanımına ilişkin talimatının aranmasının hatalı olduğunu, aralarında düzenlenen bankacılık hizmet sözleşmesinde getirilen düzenlemeleri kabul ettiğini, söz konusu hizmeti yıllardır kullanmakta olan davacının böyle bir hizmet için talepte bulunmadığını iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca davacının kredi kartı bilgilerini ve kredi kartı şifrelerini 3.
kişilerle paylaştığını, bankaca gönderilen geçici şifre ve tek kullanımlık şifreyi paylaştığını, müvekkili bankanın gerekli tüm önlemleri aldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, internet bankacılığı yoluyla davacının hesabından çekilen 110.200,00 TL'nin davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı, bilgisi ve onayı dışında üçüncü kişiler tarafından hesabından gerçekleştirilen işlemler nedeniyle zarara uğradığını, davalı bankanın gerekli özeni göstermediğini ileri sürmektedir. Davalı banka ise işlem yapılabilmesi için davacının cep telefonuna gönderilen şifrenin doğru olarak girilmesi gerektiğini, davacının şifreyi üçüncü kişilerle paylaşarak kusurlu davrandığını belirtmiştir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf talebi de esastan reddedilmiştir.
Davacı vekili Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. 2017/405 K. Sayılı dosyasındaki ifadesinde; tanımadığı bir numaradan çağrı aldığını, kendini davalı bankanın görevlisi olarak tanıtan şahsın kartların kaybolma ve çalınmaya karşı güvence altına alınacağını beyan ettiğini, konuşma sırasında şahsa hiçbir bilgi vermediğini, hesabında bulunan paranın çekildiğini sonradan fark ettiğini belirtmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının cep telefonuna gönderilen kullanıcı kodu ve şifre girilmeden internet bankacılığı sistemine girişin mümkün olmadığı, davacının müterafik kusurlu bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak davacının şifre ve kişisel bilgi paylaşımında bulunmadığını iddia ettiği, sisteme girebilmek için de bilgilerin doğru olarak girilmesi gerektiği dikkate alındığında bu hususta ayrıca bilişim uzmanı tarafından dava dışı Gsm şirketinin de sorumluluğuna ilişkin inceleme yapılması gerekmektedir.
O halde davalı bankanın ve dava dışı Gsm şirketinin kusurlu olup olmadığı, üzerine düşen yükümlülükleri ihlal edip etmediği, sisteme girebilmek için gelen şifreye erişilmesi gerekiyorsa bunun kimin ihmalinden kaynaklandığı hususlarında içinde bilişim uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapora itirazları da karşılar rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954532300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz