Tahsil | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12918 E. 2011/5262 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ kusur oranı↗ ispat yükü↗ mahsup↗ vade↗ havale↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka nezdinde internet işlemlerine açık hesabı bulunduğu, davacının bankaca sunulan ek güvenlik önlemlerinden SMS ile bilgilendirme sistemini kabul ettiği, ancak davacıya ait sim kartın internet korsanlarınca kopyalanması nedeniyle bankaca gönderilen mesajın davacıya ulaşmadığı, davacıya ait şifre ve parolanın banka sisteminden ele geçirilmesinin mümkün olmadığı ve bu bilgilerin davalının ihmaliyle kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi nedeniyle zararın oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı banka vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, davacının SMS yöntemiyle bilgilendirilme yöntemini tercih ettiği, hesabından yapılan havalenin mesaj yoluyla davacının cep telefonuna gönderildiği, ancak GSM şirketinin abone merkezinden sim kartının kopyalanması nedeniyle gönderilen mesajın davacıya ulaşmadığı ve telefonun başka kişilerce kullanılması nedeniyle mesajın davacıya ulaşmaması nedeniyle havaleden haberdar edilmediği belirlendikten sonra, işlem bilgilerinin davacının özensiz davranışları nedeniyle ele geçirildiği kabul edilerek davacıya 1/3 oranında kusur izafe edilmiştir. Oysa, mahkeme kabulü ve bilirkişi raporundan, sim kartın bilinmeyen kişilerce değiştirilerk işlem yapıldığı ve davacının bir kusuru bulunmadığı anlaşılmasına göre, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu itibarla, somut olayda davacının hesabında bulunan paraların başka hesaplara havale edilmesinde davacıya atfedilecek her hangi bir kusurun ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10907 E. 2011/15305 K.
Ortak:kusur · temerrüt
İncelediğiniz kararda… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… havaleden haberdar edilmediği belirlendikten sonra, işlem bilgilerinin davacının özensiz davranışları nedeniyle ele geçirildiği kabul edilerek davacıya 1/3 oranında «kusur» izafe edilmiştir.
Benzer bu kararda… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın davacı ve davalı banka vekillerince temyizi üzerine karar Dairemi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13066 E. 2012/20166 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · mahsup · vade · taşıyan · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, «son» bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın sistem güvenliği noktasında, «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmiş olup parola ve şifrelerin korunması noktasında kusurunun bulunmadığı, ancak olay tarihinde teknolojik imkanlarının yeterli olmasına karşın, teşhis probleminin çözümü noktasında cep telefonuna, yapılan işlemle ilgili anında gönderilen bilgi mesajı veya tek kullanımlık şifre içeren SMS mesajı uygulamasını başlatmaması nedeni ile objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının ise sistem güvenliğinin sağlanması noktasında yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile kusurlu olduğu ve tarafların eşit derece kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Yalvaç İcra Müdürlüğü'nün 2007/573 Esas sayılı icra takibine davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 5.950,00 TL alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte aynen devamına, diğer alacak kısmı yönünden talebin reddine, tarafların «kusur» durumunun yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmayan «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · özen yükümlülüğü · reeskont faizi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, «son» bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın sistem güvenliği noktasında, «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmiş olup parola ve şifrelerin korunması noktasında kusurunun bulunmadığı, ancak olay tarihinde teknolojik imkanlarının yeterli olmasına karşın, teşhis probleminin çözümü noktasında cep telefonuna, yapılan işlemle ilgili anında gönderilen bilgi mesajı veya tek kullanımlık şifre içeren SMS mesajı uygulamasını başlatmaması nedeni ile objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının ise sistem güvenliğinin sağlanması noktasında yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile kusurlu olduğu ve tarafların eşit derece kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Yalvaç İcra Müdürlüğü'nün 2007/573 Esas sayılı icra takibine davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 5.950,00 TL alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte aynen devamına, diğer alacak kısmı yönünden talebin reddine, tarafların «kusur» durumunun yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmayan «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4843 E. 2012/7249 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · mahsup · vade · havale · taşıyan · kusur
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bu itibarla, somut olayda davacının hesabında bulunan paraların başka hesaplara «havale» edilmesinde davacıya atfedilecek her hangi bir «kusurun» ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabından 19.01.2007 tarihinde Albaraka Türk ve Ziraat Bankası Şubelerine ayrı ayrı «havale» yapıldığı, aynı gün davacıya ait telefonda «sim kart değişikliği» de yapıldığı, olayda davalı bankanın, aldığı önlemlerin yetersiz olması nedeniyle sorumlu olduğu, örneğin SMS doğrulaması olmaksızın başkaca havalelerin de yapıldığı, bunun sistemin sağlıklı çalışmadığını gösterdiği, dava dışı GSM şirketinin de yedek sim kart çıkarılmasında gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle yarı oranında kusurunun bulunduğu, tazminatın belirlenmesinde «kusur» durumunun dikkate alınmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.250 TL'nin 19.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont fai …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sim kart değişikliği · saklama yükümlülüğü · internet bankacılığı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabından 19.01.2007 tarihinde Albaraka Türk ve Ziraat Bankası Şubelerine ayrı ayrı «havale» yapıldığı, aynı gün davacıya ait telefonda «sim kart değişikliği» de yapıldığı, olayda davalı bankanın, aldığı önlemlerin yetersiz olması nedeniyle sorumlu olduğu, örneğin SMS doğrulaması olmaksızın başkaca havalelerin de yapıldığı, bunun sistemin sağlıklı çalışmadığını gösterdiği, dava dışı GSM şirketinin de yedek sim kart çıkarılmasında gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle yarı oranında kusurunun bulunduğu, tazminatın belirlenmesinde «kusur» durumunun dikkate alınmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.250 TL'nin 19.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont fai …
Ancak, davacı ile dava dışı şirket arasında «internet bankacılığı» ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zarar aslında davalı bankanın zararıdır.
Şayet usulsüz işlemde davalı dışı GSM şirketinin bir «kusuru» mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı mevduatı «saklamakla yükümlü» zarar gören davalı bankaya aittir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11616 E. 2013/14394 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · mahsup · vade · taşıyan · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… aporu ve dosya kapsamına göre, davacının şifre bilgileri üzerinden işlem yapıldığı, sim kartın değiştirildiği, davacının kişisel bilgilerini koruyamadığı olayda %70 «kusuru» bulunduğu, davalı bankanın ise vadeli hesabın bozdurulması, o güne kadar bu miktarda internet üzerinden EFT yapılmaması karşısında müşteriyi uyarması gerektiği, bu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2039 E. 2012/8440 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · ispat yükü · mahsup · vade · taşıyan · kusur
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa, mahkeme kabulü ve bilirkişi raporundan, sim kartın bilinmeyen kişilerce değiştirilerk işlem yapıldığı ve davacının bir «kusuru» bulunmadığı anlaşılmasına göre, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar nazara alınarak «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp, «ispat yükü» üzerinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirilip geçirilmediğini ispatlayıp ispatlayamadığı, davacının olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, yukarıda açıklanan hususlar nazara alınarak «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp, «ispat yükü» üzerinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirilip geçirilmediğini ispatlayıp ispatlayamadığı, davacının olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2208 E. 2011/12509 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · mahsup · vade · taşıyan · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık sözleşmesi · sahte kimlik · uygun illiyet bağı · bankacılık işlemi · pasif husumet ehliyeti · illiyet bağı · husumet ehliyeti · eş rızası
Benzer bu karardaDavalı ...Ş vekili; yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığını, sim kartı «yenilenmesi» ile zarar arasında «uygun illiyet bağı» olmadığını, davalı ... vekili ise; davacı ile imzaladıkları elektronik «bankacılık sözleşmesi» uyarınca sorumluluklarının bulunmadığını, davacının şifre ve parola bilgileri ile sim kartının başkalarının eline geçmesinde kusurları olmadığını, zarardan bankanı …
… ediğinden, davalı ...Ş nin sahte belgelerle yapılan başvuru sırasında yeterli inceleme yapmaksızın davacının sim kartını 3. kişilere verdiğinden ve böylelikle sahte «bankacılık işleminin» tamamlanmasına neden olduğundan kusurlu oldukları gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 2460 USD'nın davalı ... bankasından, 7.380 USD'nın davalı ...Ş den dava t …
Somut olayda mahkemece, GSM şirketinin abone merkezinden sim kartın kaybedildiğinden bahisle «sahte kimlikle» yeniden çıkartıldığı, şirketin kimlik kontrolü yapmadığı, sim kartın «yetkisiz» kişilerin ellerine geçmesini engellemek için gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle, kusurlu kabul edilmiştir.
Oysa, dava konusu olayda davacının banka hesabında bulunan para 3. kişiler tarafından «rızası» hilafına alınmış olup, «dolandırıcılık» eylemi bankaya karşı işlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5824 E. 2011/15918 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · mahsup · vade · taşıyan · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür.(4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sim kart değişikliği · sahte kimlik · eş rızası · dolandırıcılık · pasif husumet · yetkisizlik kararı · husumet
Benzer bu kararda… göre, davacıya ait banka hesabından internet vasıtasıyla başka hesaplara EFT yapıldığı, davalı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini almaması, diğer davalının ise «sim kart değişiklik» başvurusu sırasında kimlik bilgilerini kontrol etmemesi nedeniyle % 50’şer oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka şubesi yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 13.000 USD ve 15.615 TL’nın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar v …
Somut olayda mahkemece, GSM şirketi abone merkezinden sim kartın kaybedildiğinden bahisle «sahte kimlikle» yeniden çıkartıldığı, şirketin kimlik kontrolü yapmadığı, sim kartın «yetkisiz» kişilerin ellerine geçmesini engellemek için gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle, kusurlu kabul edilmiştir.
Oysa, dava konusu olayda davacının banka hesabında bulunan para 3. kişiler tarafından «rızası» hilafına alınmış olup, «dolandırıcılık» eylemi bankaya karşı işlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12918 E. , 2011/5262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen İstanbul 5.Asliye Ticaret 09.03.2009 tarih ve 2007/309 - 2009/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı Banka vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde bulunan internet bankacılığına açık hesabından davalının gerekli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle internet korsanlarınca müvekkilinin internet şifreleri ele geçirilerek 31.100,00 TL’nın müvekkilinin bilgisi dışında tanımadığı kişilere aktarılarak çekildiğini, müvekkiline ait sim kartının kopyasının internet korsanlarınca çıkarılmasında davalı ... AŞ’nin kusurlu olduğunu, ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, işlemin davacıya ait şifre kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, müvekkilinin tüm güvenlik önlemlerini eksiksiz aldığını, şifre ve bilgilerin sorumluluğunun davacıya ait olduğunu ve müvekkilinin sisteminden ele geçirilmesinin mümkün olmadığını, davacını şifre ve bilgilerin korumak için gereken güvenlik önlemlerini almadığını, müvekkiline yüklenecek kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Turcell AŞ. vekili, müvekkiline atfedilebilecek kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka nezdinde internet işlemlerine açık hesabı bulunduğu, davacının bankaca sunulan ek güvenlik önlemlerinden SMS ile bilgilendirme sistemini kabul ettiği, ancak davacıya ait sim kartın internet korsanlarınca kopyalanması nedeniyle bankaca gönderilen mesajın davacıya ulaşmadığı, davacıya ait şifre ve parolanın banka sisteminden ele geçirilmesinin mümkün olmadığı ve bu bilgilerin davalının ihmaliyle kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi nedeniyle zararın oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı banka vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, davacının SMS yöntemiyle bilgilendirilme yöntemini tercih ettiği, hesabından yapılan havalenin mesaj yoluyla davacının cep telefonuna gönderildiği, ancak GSM şirketinin abone merkezinden sim kartının kopyalanması nedeniyle gönderilen mesajın davacıya ulaşmadığı ve telefonun başka kişilerce kullanılması nedeniyle mesajın davacıya ulaşmaması nedeniyle havaleden haberdar edilmediği belirlendikten sonra, işlem bilgilerinin davacının özensiz davranışları nedeniyle ele geçirildiği kabul edilerek davacıya 1/3 oranında kusur izafe edilmiştir. Oysa, mahkeme kabulü ve bilirkişi raporundan, sim kartın bilinmeyen kişilerce değiştirilerk işlem yapıldığı ve davacının bir kusuru bulunmadığı anlaşılmasına göre, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu itibarla, somut olayda davacının hesabında bulunan paraların başka hesaplara havale edilmesinde davacıya atfedilecek her hangi bir kusurun ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 839,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022428000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz