Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7539 E. 2023/1679 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karma sözleşme↗ bankacılık sözleşmesi↗ eft↗ müterafik kusur↗ kusur sorumluluğu↗ internet bankacılığı↗ şikayet↗ pasif husumet yokluğu↗ dolandırıcılık↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ usulden reddi↗ havale↗ esastan ret↗ maddi tazminat↗ kusur↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/52 E., 2018/715 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdinde TL ve döviz hesapları bulunduğunu, 27.11.2017 tarihinde davacının bilgisi ve onayı olmadan tespit edilemeyen kişilerce davacıya ait euro hesabının bozdurularak karşılığı olan 70.000,00 TL'nin aynı şubedeki başka bir TL hesabına aktarıldığını, yine aynı tarihte Murat Kırtekin isimli şahıs adına 50.000,00 TL'nin havale edildiğini, aynı dakika içerisinde de ...adına 50.000,00 TL'nin EFT suretiyle aktarıldığını, müvekkiline ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiğini, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediğini, müvekkilin hesaplarını kontrol ettiğinde para çıkışından haberdar olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı bankaya da başvuruda bulunduğunu, davalı bankanın tek kullanımlık güvenlik şifresi gönderilerek bu işlemin yapılabileceğini bildirdiğini, şifrenin davacının telefonuna gelmediğini, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklı dolandırıcılık fiiline dayandığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının itirazlarına konu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla, banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucu gerçekleştiğini, davacıya ait özel şifre/kod gibi hassas bilgilerin yine davacı tarafından korunamaması suretiyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı bankanın güvenlik altyapısının eksikliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, davacının internet bankacılığı ile kendi hesabında yapılan işlemlerin log kayıtları incelendiğinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonlarına gelen doğrulama kodlarının sisteme girildiğini, davacının davalı banka ile sözleşmesi gereği özen sorumluluğu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiği hususunda dava dosyasına herhangi bir bilgi/belge sunulmadığı, yine bankaca sunulan bilgi ve banka dekontlarından, davacının ıslak imzası bulunmadan bu işlemlerin gerçekleştirildiği, ayrıca müşterinin bu talimatını elektronik imzasıyla verdiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, bu şartlar altında davalı bankanın zararlandırıcı sonuçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla ve banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucunda gerçekleştirilmiş olduğunu, ortada herhangi bir güvenlik açığı bulunmadığını, söz konusu olayın oluş nedeninin davacının şifre ve güvenlik bilgilerini başkalarıyla paylaşarak ve cep telefonuna gelen onay mesajlarının doğrulama işlemi olduğunu davacının şahsi kusurundan doğan zararın müvekkili bankaya atfedilmeye çalışıldığını, davacıya 24.11.2017 tarihinde internet ve mobil bankacılık güvenlik tercihlerinin değiştiğine, bu işlemi yapmadığı takdirde Şube ile iletişime geçilmesi gerektiğine ilişkin bilgilendirme mesajı gönderildiğini, ancak davacının Şubeyi arama tarihinin 27.11.2017 tarihi olduğunu, davacının şifresini ve kişisel bilgilerini üçüncü kişilerle paylaşmasında müvekkili bankanın herhangi bir kusuru veya sorumluluğu bulunmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek bir güvenlik mekanizması oluşturması gerektiği, davaya konu havale/EFT işleminin davacının elektronik imzasıyla gerçekleştirilmediği gibi söz konusu dekontlarda da davacının ıslak imzasının bulunmadığı, davacının bilgisi ve izni dışında hesabından EFT/Havale işlemleri yapılmış olduğu, davalı bankaca davacıya verilen şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiği hususunda dosyaya herhangi bir bilgi belge sunulamadığı, yapılan her bir havaleye yönelik tek kullanımlık şifre/parola ya da kısa mesaj bilgisine rastlanmadığı, davaya konu havale/EFT'nin 27.11.2017 tarihi olmasına rağmen davalı bankaca davacıya gönderilen en son tarihli kısa mesajın 24.11.2017 tarihli olduğu, bankanın en hafif kusurdan dahi sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar edere kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan, davacının bilgisi ve onayı dışında gerçekleştiği iddia edilen 100.000,00 TL bedelli para çıkışından dolayı davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan, davacının bilgisi ve onayı dışında gerçekleştiği iddia edilen 100.000,00 TL bedelli para çıkışından dolayı davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
Davacı vekilince davacıya ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiği, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediği, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu iddiasıyla davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, İlk Derece Mahkemesince davalı bankanın zararlandırıcı sonuçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş olup istinaf kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur,
Ancak davalı banka, davacıya 24.11.2017 tarihinde “... SMS şifrenizi kullanarak mobil bankacılığa giriş yapabilirsiniz.Güvenliğiniz için şifrenizi banka personeli dahil kimse ile paytaşmayınız....” ve “...İnternet ve mobil bankacılık giriş güvenlik tercihiniz değiştirilmiştir..." şeklinde SMS gönderildiğinin tespit edildiğini, buna rağmen davacının Şubeyi arama tarihinin 27.11.2017 tarihi olduğuna dayanarak kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını savunmuştur.
Yapılan inceleme sonucunda davacıya davalı tarafından bu mesajın hangi işlem nedeniyle gönderildiği belirlenemediği gibi, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda 27.11.2017 tarihine ait işlem logları ve işlem yapılan IP adreslerine ilişkin herhangi bir belge ve bilgi sunulmadığı, bu nedenle internet/mobil bankacılık aracılığı ile yapılan işlemlerin incelenmesi ve hangi işlem bazında tek kullanımlık şifre gönderildiğinin, SMS bilgilendirmesi yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
İnternet bankacılığı sözleşmesel olarak her iki tarafa da fayda sağlayan, aynı zamanda sorumluluk yükleyen nitelikte tam iki taraflı karma bir sözleşmedir. Bu kapsamda, bankanın internet bankacılığı sistemini güvenli hale getirecek önlemleri almakla yükümlü olduğu, buna mukabil hesap sahibinin de bankanın kendisine sistemi kullanması için verdiği şifreyi özenle koruması, gerek şifrenin ve gerekse de sair kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmemesi için her türlü elektronik önlemi alması gerektiği kuşkusuzdur(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/5905 E., 2015/13435 K. sayılı karar).
24.11.2017 tarihinde “... SMS şifrenizi kullanarak mobil bankacılığa giriş yapabilirsiniz.Güvenliğiniz için şifrenizi banka personeli dahil kimse ile paytaşmayınız....” ve “...İntemet ve mobil bankacılık giriş güvenlik tercihiniz değiştirilmiştir..." şeklinde mesaj gönderilen davacının müterafik kusuru olup olmadığı incelenmeden eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre davalı bankanın tamamen sorumlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5982 E. 2023/806 K.
Ortak:internet bankacılığı · şikayet · dolandırıcılık · havale · kusur · Tazminat
İncelediğiniz kararda… bozdurularak karşılığı olan 70.000,00 TL'nin aynı şubedeki başka bir TL hesabına aktarıldığını, yine aynı tarihte Murat Kırtekin isimli şahıs adına 50.000,00 TL'nin «havale» edildiğini, aynı dakika içerisinde de ...adına 50.000,00 TL'nin EFT suretiyle aktarıldığını, müvekkiline ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiğini, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediğini, müvekkilin hesaplarını kontrol ettiğinde para çıkışından haberdar olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı bankaya da başvuruda bulunduğunu, davalı bankanın tek kullanımlık güvenlik şifresi gönderilerek bu işlemin yapılabileceğini bildirdiğini, şifrenin davacının telefonuna gelmediğini, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklı «dolandırıcılık» fiiline dayandığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, «pasif husumet yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesini, davacının itirazlarına konu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla, banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucu gerçekleştiğini, davacıya ait özel şifre/kod gibi hassas bilgilerin yine davacı tarafından korunamaması suretiyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı bankanın güvenlik altyapısının eksikliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, davacının «internet bankacılığı» ile kendi hesabında yapılan işlemlerin log kayıtları incelendiğinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonlarına gelen doğrulama kodlarının sisteme girildiğini, …
… sı belirtilen kararı ile davalı bankanın şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek bir güvenlik mekanizması oluşturması gerektiği, davaya konu «havale»/EFT işleminin davacının elektronik imzasıyla gerçekleştirilmediği gibi söz konusu dekontlarda da davacının ıslak imzasının bulunmadığı, davacının bilgisi ve izni dışında hesabından EFT/Havale işlemleri yapılmış olduğu, davalı bankaca davacıya verilen şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiği hususunda dosyaya herhangi bir bilgi belge sunulamadığı, yapılan her bir havaleye yönelik tek kullanımlık şifre/parola ya da kısa mesaj bilgisine rastlanmadığı, davaya konu havale/EFT'nin 27.11.2017 tarihi olmasına rağmen davalı bankaca davacıya gönderilen en «son» tarihli kısa mesajın 24.11.2017 tarihli olduğu, bankanın en hafif kusurdan dahi sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yapılan «havale» ve EFT işlemlerinden önce işlemlerin yapılması ile ilgili olarak onay mesajı ve şifre gönderimi yapmadığı, bu nedenle davacının işlemlerle ilgili onayının bulunmadığından işlemlerle ilgili kusurunun bulunmadığı, davalı Banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan havale ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu, davalı bankanın olay tarihinde internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler için elektronik imza uygulaması, sanal …
… yısı belirtilen kararı ile savcılık dosyası kapsamı da dikkate alındığında davacının Denizbank hesaplarına ilişkin şifreleri üçüncü kişilerle paylaştığı yönünde bir «ikrarı» olmadığı, buna göre davacının zarara uğradığı işlemlere ilişkin davacının herhangi bir talimatı veya onayının bulunmadığı, yapılan «havale» ve EFT işlemlerine ilişkin işlemin yapılmasından önce davacıya tek kullanımlık şifre gönderimi yapılmadığı, sadece bir kısım işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajı yapıldığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın müşterisinin onayını almaksızın yapmış olduğu işlemlerden dolayı «objektif özen yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ve «güven ilişkisine» zarar verdiği, dolayısıyla Bankanın «basiretli tacir» gibi davranmadığı, ayrıca davalının şifre ve parolaların davacı tarafından üçüncü kişilere verildiğini ispat edememesi nedeniyle davaya konu havale ve EFT'lerden sorumluluğunun bulunduğu, davacıya atfedilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Değerlendirme Davacı vekili, banka bilgilerine ulaşan «dolandırıcıların» davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki parayı boşalttığını, banka hesabından «havale» ve EFT yoluyla paraların başka hesaplara geçirildiğini, bu durumun davalı bankanın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, davacıya herhangi bir kısa mesaj veya onay kodunun gönderilmediğini iddia ederek toplamda 92.270,00 TL'nin davalı bankadan tahsilini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iban · güven ilişkisi · objektif özen yükümlülüğü · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · özen yükümlülüğü · kusur oranı · basiretli tacir
Benzer bu kararda… yısı belirtilen kararı ile savcılık dosyası kapsamı da dikkate alındığında davacının Denizbank hesaplarına ilişkin şifreleri üçüncü kişilerle paylaştığı yönünde bir «ikrarı» olmadığı, buna göre davacının zarara uğradığı işlemlere ilişkin davacının herhangi bir talimatı veya onayının bulunmadığı, yapılan «havale» ve EFT işlemlerine ilişkin işlemin yapılmasından önce davacıya tek kullanımlık şifre gönderimi yapılmadığı, sadece bir kısım işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajı yapıldığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın müşterisinin onayını almaksızın yapmış olduğu işlemlerden dolayı «objektif özen yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ve «güven ilişkisine» zarar verdiği, dolayısıyla Bankanın «basiretli tacir» gibi davranmadığı, ayrıca davalının şifre ve parolaların davacı tarafından üçüncü kişilere verildiğini ispat edememesi nedeniyle davaya konu havale ve EFT'lerden sorumluluğunun bulunduğu, davacıya atfedilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… lerle ilgili onayının bulunmadığı ve işlemlerle ilgili kusurunun da bulunmadığı, davalı banka tarafından işlemler yapıldıktan sonra davacının cep telefonuna yapılan «havale» ve EFT işlemleriyle ilgili üç adet kısa mesajın gönderildiği, yapılan diğer sekiz adet işleme ait hiç bir bildirimde bulunulmadığı, yapılan bildirimlerin onay mahiyetinde olamayacağı, davalı bankanın «dolandırıcılık» işleminin gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de, 09.10.2017 tarihinde dava konusu usulsüz olduğu iddia edilen 11 adet havale ve EFT işlemleri yapılmış, 3.200,00 TL bedelli ilk havale işleminden sonra davalı banka tarafından, "...numaralı hesabınızdan yapılan 3.200,00 TL tutarındaki «iban» EFT işlemi bilginiz dışındaysa 4440800'ü arayınız" şeklindeki SMS gönderilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1012 E. 2023/5002 K.
Ortak:müterafik kusur · internet bankacılığı · dolandırıcılık · havale · maddi tazminat · kusur · avans faizi
İncelediğiniz kararda… bozdurularak karşılığı olan 70.000,00 TL'nin aynı şubedeki başka bir TL hesabına aktarıldığını, yine aynı tarihte Murat Kırtekin isimli şahıs adına 50.000,00 TL'nin «havale» edildiğini, aynı dakika içerisinde de ...adına 50.000,00 TL'nin EFT suretiyle aktarıldığını, müvekkiline ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiğini, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediğini, müvekkilin hesaplarını kontrol ettiğinde para çıkışından haberdar olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı bankaya da başvuruda bulunduğunu, davalı bankanın tek kullanımlık güvenlik şifresi gönderilerek bu işlemin yapılabileceğini bildirdiğini, şifrenin davacının telefonuna gelmediğini, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklı «dolandırıcılık» fiiline dayandığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, «pasif husumet yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesini, davacının itirazlarına konu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla, banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucu gerçekleştiğini, davacıya ait özel şifre/kod gibi hassas bilgilerin yine davacı tarafından korunamaması suretiyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı bankanın güvenlik altyapısının eksikliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, davacının «internet bankacılığı» ile kendi hesabında yapılan işlemlerin log kayıtları incelendiğinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonlarına gelen doğrulama kodlarının sisteme girildiğini, …
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiği hususunda dava dosyasına herhangi bir bilgi/belge sunulmadığı, yine bankaca sunulan bilgi ve banka dekontlarından, davacının ıslak imzası bulunmadan bu işlemlerin gerçekleştirildiği, ayrıca müşterinin bu talimatını elektronik imzasıyla verdiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, bu şartlar altında davalı bankanın zararlandırıcı sonuçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… esabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle «hırsızlık» suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın «internet bankacılığından» gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir «güven kurumu» olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL «maddi tazminatın» 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · güven kurumu · hırsızlık · bloke · sahtecilik · hizmet sözleşmesi · üçüncü kişi · ispat yükü
Benzer bu kararda… esabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle «hırsızlık» suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın «internet bankacılığından» gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir «güven kurumu» olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL «maddi tazminatın» 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
Değerlendirme Davacı, bilgisi ve onayı dışında «üçüncü kişiler» tarafından hesabından gerçekleştirilen işlemler nedeniyle zarara uğradığını, davalı bankanın gerekli özeni göstermediğini ileri sürmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7539 E. , 2023/1679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1135 Esas, 2021/481 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2018/52 E., 2018/715 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdinde TL ve döviz hesapları bulunduğunu, 27.11.2017 tarihinde davacının bilgisi ve onayı olmadan tespit edilemeyen kişilerce davacıya ait euro hesabının bozdurularak karşılığı olan 70.000,00 TL'nin aynı şubedeki başka bir TL hesabına aktarıldığını, yine aynı tarihte Murat Kırtekin isimli şahıs adına 50.000,00 TL'nin havale edildiğini, aynı dakika içerisinde de ...adına 50.000,00 TL'nin EFT suretiyle aktarıldığını, müvekkiline ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiğini, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediğini, müvekkilin hesaplarını kontrol ettiğinde para çıkışından haberdar olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı bankaya da başvuruda bulunduğunu, davalı bankanın tek kullanımlık güvenlik şifresi gönderilerek bu işlemin yapılabileceğini bildirdiğini, şifrenin davacının telefonuna gelmediğini, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklı dolandırıcılık fiiline dayandığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının itirazlarına konu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla, banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucu gerçekleştiğini, davacıya ait özel şifre/kod gibi hassas bilgilerin yine davacı tarafından korunamaması suretiyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı bankanın güvenlik altyapısının eksikliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, davacının internet bankacılığı ile kendi hesabında yapılan işlemlerin log kayıtları incelendiğinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonlarına gelen doğrulama kodlarının sisteme girildiğini, davacının davalı banka ile sözleşmesi gereği özen sorumluluğu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiği hususunda dava dosyasına herhangi bir bilgi/belge sunulmadığı, yine bankaca sunulan bilgi ve banka dekontlarından, davacının ıslak imzası bulunmadan bu işlemlerin gerçekleştirildiği, ayrıca müşterinin bu talimatını elektronik imzasıyla verdiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, bu şartlar altında davalı bankanın zararlandırıcı sonuçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu işlemlerin internet/mobil bankacılık kanalıyla ve banka müşterilerinin sorumluluğunda belirlenen şifre/parola bilgilerinin banka sistemine girilmesi sonucunda gerçekleştirilmiş olduğunu, ortada herhangi bir güvenlik açığı bulunmadığını, söz konusu olayın oluş nedeninin davacının şifre ve güvenlik bilgilerini başkalarıyla paylaşarak ve cep telefonuna gelen onay mesajlarının doğrulama işlemi olduğunu davacının şahsi kusurundan doğan zararın müvekkili bankaya atfedilmeye çalışıldığını, davacıya 24.11.2017 tarihinde internet ve mobil bankacılık güvenlik tercihlerinin değiştiğine, bu işlemi yapmadığı takdirde Şube ile iletişime geçilmesi gerektiğine ilişkin bilgilendirme mesajı gönderildiğini, ancak davacının Şubeyi arama tarihinin 27.11.2017 tarihi olduğunu, davacının şifresini ve kişisel bilgilerini üçüncü kişilerle paylaşmasında müvekkili bankanın herhangi bir kusuru veya sorumluluğu bulunmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek bir güvenlik mekanizması oluşturması gerektiği, davaya konu havale/EFT işleminin davacının elektronik imzasıyla gerçekleştirilmediği gibi söz konusu dekontlarda da davacının ıslak imzasının bulunmadığı, davacının bilgisi ve izni dışında hesabından EFT/Havale işlemleri yapılmış olduğu, davalı bankaca davacıya verilen şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiği hususunda dosyaya herhangi bir bilgi belge sunulamadığı, yapılan her bir havaleye yönelik tek kullanımlık şifre/parola ya da kısa mesaj bilgisine rastlanmadığı, davaya konu havale/EFT'nin 27.11.2017 tarihi olmasına rağmen davalı bankaca davacıya gönderilen en son tarihli kısa mesajın 24.11.2017 tarihli olduğu, bankanın en hafif kusurdan dahi sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar edere kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan, davacının bilgisi ve onayı dışında gerçekleştiği iddia edilen 100.000,00 TL bedelli para çıkışından dolayı davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan, davacının bilgisi ve onayı dışında gerçekleştiği iddia edilen 100.000,00 TL bedelli para çıkışından dolayı davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
Davacı vekilince davacıya ait hesaptan 100.000,00 TL değerinde paranın üçüncü şahıslar hesabına geçirildiği, tüm bu işlemler olurken davacıya bilgilendirme ya da onay mesajı gönderilmediği, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu iddiasıyla davacının uğradığı 100.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, İlk Derece Mahkemesince davalı bankanın zararlandırıcı sonuçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş olup istinaf kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur,
Ancak davalı banka, davacıya 24.11.2017 tarihinde “... SMS şifrenizi kullanarak mobil bankacılığa giriş yapabilirsiniz.Güvenliğiniz için şifrenizi banka personeli dahil kimse ile paytaşmayınız....” ve “...İnternet ve mobil bankacılık giriş güvenlik tercihiniz değiştirilmiştir..." şeklinde SMS gönderildiğinin tespit edildiğini, buna rağmen davacının Şubeyi arama tarihinin 27.11.2017 tarihi olduğuna dayanarak kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını savunmuştur.
Yapılan inceleme sonucunda davacıya davalı tarafından bu mesajın hangi işlem nedeniyle gönderildiği belirlenemediği gibi, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda 27.11.2017 tarihine ait işlem logları ve işlem yapılan IP adreslerine ilişkin herhangi bir belge ve bilgi sunulmadığı, bu nedenle internet/mobil bankacılık aracılığı ile yapılan işlemlerin incelenmesi ve hangi işlem bazında tek kullanımlık şifre gönderildiğinin, SMS bilgilendirmesi yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
İnternet bankacılığı sözleşmesel olarak her iki tarafa da fayda sağlayan, aynı zamanda sorumluluk yükleyen nitelikte tam iki taraflı karma bir sözleşmedir. Bu kapsamda, bankanın internet bankacılığı sistemini güvenli hale getirecek önlemleri almakla yükümlü olduğu, buna mukabil hesap sahibinin de bankanın kendisine sistemi kullanması için verdiği şifreyi özenle koruması, gerek şifrenin ve gerekse de sair kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmemesi için her türlü elektronik önlemi alması gerektiği kuşkusuzdur(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/5905 E., 2015/13435 K. sayılı karar).
24.11.2017 tarihinde “... SMS şifrenizi kullanarak mobil bankacılığa giriş yapabilirsiniz.Güvenliğiniz için şifrenizi banka personeli dahil kimse ile paytaşmayınız....” ve “...İntemet ve mobil bankacılık giriş güvenlik tercihiniz değiştirilmiştir..." şeklinde mesaj gönderilen davacının müterafik kusuru olup olmadığı incelenmeden eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre davalı bankanın tamamen sorumlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931144200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz