Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/15035 E. 2015/651 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ şikayet↗ dolandırıcılık↗ mahsup↗ vade↗ ihbar↗ taahhütname↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının internet bankacılığı kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde taahhütte bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ve manevi tazminat isteminin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu 3. kişi hesabına.... yapılması suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olayda, davalı, dava konusu işlemlerin davacıya gönderilen tek kullanımlık şifrenin sisteme girilmesi suretiyle gerçekleştirildiğini savunmuş, davacı ise internet bankacılığını hiç kullanmadığını, tek kullanımlık şifrenin kendisine ulaşmadığını ileri sürmüştür.
Hükme esas alınan ve ticaret hukuku öğretim üyesi ile emekli banka müdüründen oluşan bilirkişi heyet raporunda cep şifre mesajlarının davacıya ait telefona gönderildiğinin telefon detay bilgilerinden anlaşıldığı belirtilmişse de davalı Banka vekili dahi cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde,....'lerin müşterinin orijinal telefonu yerine dolandırıcıların elindeki telefona gönderildiğini, böylece tek kullanımlık şifrenin dolandırıcı şahısların eline geçtiğini... işleminin parola ve şifrelerin 3. kişilerin eline geçmesiyle meydana geldiğini beyan ederek davanın... operatörüne ihbarını istemiştir. Anılan bilirkişi raporunda sadece cep şifre mesajlarının davacıya ait telefona gönderildiğinin iletişim detaylarından anlaşıldığı belirtilmiş, ancak davacıya ait kartın kopyalanıp kopyalanmadığı, şifrelerin gerçekten davacının telefonuna gönderilip gönderilmediği araştırılmamıştır. Yine davacı internet bankacılığını hiç kullanmadığını, internet bankacılığında kullanılan... adreslerinin kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü halde bu iddia da araştırılmamıştır.
Ayrıca, olaydan sonra davacının cumhuriyet savcılığına şikayette bulunduğu görülmüş, anılan dosya getirtildiği halde bir değerlendirme yapılmaksızın iade edilmiştir.
Bu durumda, davaya konu... işleminde kullanılan şifrelerin bizzat davacıya ait cep telefonuna gönderilip gönderilmediğinin araştırılması, ceza soruşturma ve kovuşturma dosyasının celbedilerek tetkiki,.... işleminin sahtecilik suretiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti, sahtecilik yoluya yapılmış olduğunun anlaşılması halinde eylemin davalı Bankaya karşı gerçekleştirildiğinin ve bu durumun davalı Bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13066 E. 2012/20166 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · mahsup · vade · taşıyan · kusur · hasar · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, «son» bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın sistem güvenliği noktasında, «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmiş olup parola ve şifrelerin korunması noktasında kusurunun bulunmadığı, ancak olay tarihinde teknolojik imkanlarının yeterli olmasına karşın, teşhis probleminin çözümü noktasında cep telefonuna, yapılan işlemle ilgili anında gönderilen bilgi mesajı veya tek kullanımlık şifre içeren SMS mesajı uygulamasını başlatmaması nedeni ile objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının ise sistem güvenliğinin sağlanması noktasında yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile kusurlu olduğu ve tarafların eşit derece kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Yalvaç İcra Müdürlüğü'nün 2007/573 Esas sayılı icra takibine davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 5.950,00 TL alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte aynen devamına, diğer alacak kısmı yönünden talebin reddine, tarafların «kusur» durumunun yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmayan «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · özen yükümlülüğü · reeskont faizi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, «son» bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın sistem güvenliği noktasında, «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmiş olup parola ve şifrelerin korunması noktasında kusurunun bulunmadığı, ancak olay tarihinde teknolojik imkanlarının yeterli olmasına karşın, teşhis probleminin çözümü noktasında cep telefonuna, yapılan işlemle ilgili anında gönderilen bilgi mesajı veya tek kullanımlık şifre içeren SMS mesajı uygulamasını başlatmaması nedeni ile objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının ise sistem güvenliğinin sağlanması noktasında yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile kusurlu olduğu ve tarafların eşit derece kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Yalvaç İcra Müdürlüğü'nün 2007/573 Esas sayılı icra takibine davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 5.950,00 TL alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte aynen devamına, diğer alacak kısmı yönünden talebin reddine, tarafların «kusur» durumunun yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmayan «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6086 E. 2021/4781 K.
Ortak:sahtecilik · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları «sahtecilere» karşı özenle korumak zorundadırlar.
Benzer bu kararda… davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, toplanan tüm deliller ve dosya münderecatına göre bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, EFT işleminin «sahtecilik» suretiyle gerçekleştirildiğinin tespiti halinde eylemin davalı bankaya karşı gerçekleştirildiğinin ve bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yaptırılan «bilirkişi incelemesiyle», EFT işleminin «sahtecilik» suretiyle gerçekleştirildiği sübuta erdiğine göre, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereği olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaYaptırılan «bilirkişi incelemesiyle», EFT işleminin «sahtecilik» suretiyle gerçekleştirildiği sübuta erdiğine göre, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereği olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12756 E. 2010/3752 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · mahsup · vade · taşıyan · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · havale
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11523 E. 2011/3796 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · mahsup · vade · taşıyan · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bloke · ispat yükü · havale · temerrüt
Benzer bu kararda… neden olduğundan 3/4 oranında, davalının ise, ek güvenlik önlemlerini tüm müşterileri için zorunlu hale getirmemesi ve yanlış şifre girilmesine rağmen hesap üzerine «bloke» konulmaması nedeniyle 1/4 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.195,00 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu itibarla, somut olayda davacının iki ayrı hesabında bulunan paraların başka hesaplara «havale» edilmesinde davacıya atfedilecek her hangi bir «kusurun» ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13002 E. 2010/4142 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · mahsup · vade · taşıyan · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı bankanın «internet bankacılığı» sisteminde uluslararası standartta teknikleri ve güvenlik tedbirlerini uyguladığı, davacının internet bankacılığı kullanımında gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, davalı bankanın ihmal ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · havale
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8743 E. 2013/19500 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · internet bankacılığı · kusur oranı · mahsup · vade · taşıyan · kusur
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin hüküm
Benzer bu kararda… le yükümlü olduğu, davalı bankanın davacının kendisine verilen şifrelerin işlemi gerçekleştiren kötü niyetli 3.kişilerin eline geçmesine sebebiyet verdiği konusunda «kesin» bir delil sunmadığı, davacıların interaktif bankacılığın %100 güvenli bir sistem olmadığını bilmesi gerektiği, davalı bankanın %75, işlem yapan davacıların ise, %2 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2833 E. 2010/9751 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · mahsup · vade · taşıyan · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «internet bankacılığı» için gerekli ek güvenlik önlemlerini kullanmadığı ve bunların kullanılmasını zorunlu kılmadığı, şifrenin ele geçmesinde de davacının «kusuru» olduğu, dolayısıyla tarafların %50’şer oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · havale
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12918 E. 2011/5262 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · mahsup · vade · taşıyan · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · havale · temerrüt
Benzer bu kararda… oluşumunda davacının 1/3 oranında, davalı bankanın elektronik imza kullanarak hesabın güvenliğini sağlamaması nedeniyle 2/3 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.773,33 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkeme kabulü ve bilirkişi raporundan, sim kartın bilinmeyen kişilerce değiştirilerk işlem yapıldığı ve davacının bir «kusuru» bulunmadığı anlaşılmasına göre, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu itibarla, somut olayda davacının hesabında bulunan paraların başka hesaplara «havale» edilmesinde davacıya atfedilecek her hangi bir «kusurun» ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/15035 E. , 2015/651 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.05.2014 tarih ve 2011/468-2014/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 17.01.2011 tarihinde müvekkilinin davalı bankadaki hesabından 7.400 TL'nin internet bankacılığı yoluyla dava dışı ... hesabına aktarıldığını, müvekkilinin hiç bir zaman internet bankacılığını kullanmadığı gibi tek kullanımlık şifreyi de edinmediğini, olaydan sonra kendisini arayan banka görevlisine işlemi kendisinin yapmadığını belirtmesine rağmen paranın aktarıldığı hesap üzerine bloke konulmadığını ileri sürerek 7.400 TL alacağın ve 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kullanıcı kodu, parola ve müşterinin kayıtlı telefonuna.... ile gönderilen tek kullanımlık şifrenin internet şubeciliği aracılığıyla banka sistemine doğru olarak girilmesiyle işlemin gerçekleştirildiğini, müşterinin dolandırıcıların gönderdiği zararlı yazılımı telefonuna yükleyerek şifrenin çalınmasına sebep olduğunu, müvekkilince gerekli uyarmaların yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının internet bankacılığı kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde taahhütte bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ve manevi tazminat isteminin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu 3. kişi hesabına.... yapılması suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olayda, davalı, dava konusu işlemlerin davacıya gönderilen tek kullanımlık şifrenin sisteme girilmesi suretiyle gerçekleştirildiğini savunmuş, davacı ise internet bankacılığını hiç kullanmadığını, tek kullanımlık şifrenin kendisine ulaşmadığını ileri sürmüştür.
Hükme esas alınan ve ticaret hukuku öğretim üyesi ile emekli banka müdüründen oluşan bilirkişi heyet raporunda cep şifre mesajlarının davacıya ait telefona gönderildiğinin telefon detay bilgilerinden anlaşıldığı belirtilmişse de davalı Banka vekili dahi cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde,....'lerin müşterinin orijinal telefonu yerine dolandırıcıların elindeki telefona gönderildiğini, böylece tek kullanımlık şifrenin dolandırıcı şahısların eline geçtiğini... işleminin parola ve şifrelerin 3. kişilerin eline geçmesiyle meydana geldiğini beyan ederek davanın... operatörüne ihbarını istemiştir. Anılan bilirkişi raporunda sadece cep şifre mesajlarının davacıya ait telefona gönderildiğinin iletişim detaylarından anlaşıldığı belirtilmiş, ancak davacıya ait kartın kopyalanıp kopyalanmadığı, şifrelerin gerçekten davacının telefonuna gönderilip gönderilmediği araştırılmamıştır.
Yine davacı internet bankacılığını hiç kullanmadığını, internet bankacılığında kullanılan... adreslerinin kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü halde bu iddia da araştırılmamıştır.
Ayrıca, olaydan sonra davacının cumhuriyet savcılığına şikayette bulunduğu görülmüş, anılan dosya getirtildiği halde bir değerlendirme yapılmaksızın iade edilmiştir.
Bu durumda, davaya konu... işleminde kullanılan şifrelerin bizzat davacıya ait cep telefonuna gönderilip gönderilmediğinin araştırılması, ceza soruşturma ve kovuşturma dosyasının celbedilerek tetkiki,.... işleminin sahtecilik suretiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti, sahtecilik yoluya yapılmış olduğunun anlaşılması halinde eylemin davalı Bankaya karşı gerçekleştirildiğinin ve bu durumun davalı Bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167062300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz