Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8580 E. 2023/2560 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
irade fesadı↗ ipotek limiti↗ ödeme emri tebliği↗ sahte imza↗ imza inkarı↗ ipoteğin fekki↗ ödeme emri↗ tanık beyanı↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ şahsi sorumluluk↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ihtisas mahkemesi↗ ipotek↗ üçüncü kişi↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ hak düşürücü süre↗ kefil↗ hukuki yarar↗ havale↗ tebligat↗ esastan ret↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri 5. İcra Müdürlüğünün 2016/14211 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle icra takibi başlatıldığı, borçlusunun davacı olduğu, davacının ipotekten doğan borcu olmadığının tespiti amacı taşıyan bu davada husumetin kredi kefil işlemlerini yapan bankaya yöneltildiği imza inkarı iddiasında bulunması karşısında öncelikle değerlendirilmesi gereken bu iddia nedeniyle dosyanın gerekli deliller toplanarak Adli Tıp Kurumu'na (ATK) incelemesi için gönderildiği, yapılan ATK incelemesi sonrası ATK fizik ihtisas Dairesinin 28.07.2020 havale tarihli raporunda genel kredi sözleşmesindeki imzanın ...'un eli ürünü olduğunun ipotek belgesinde de davacıya atfen imza bulunmadığından bahisle inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacının sahte imzaya ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, bankanın gerekli açıklamayı yapmadığına yönelik iddianın ise davalının ispata elverişli olarak, davalı tanıkları tarafından ortak ve işlemi yapan memurlar olmakla haberi olduğu, gerekli açıklamayı yaptıklarını belirttikleri, husumetin bankaya yöneltilmesi karşısında davalı bankanın davacının bu icra takibine konu kefalet sözleşmesi sonrası kurulan ipotek nedeniyle borcun menfi tespitini gerektirecek işlem yapmadığı, imza bana ait değil ve iradem fesada uğradı iddiasının çelişkili olduğu, dava dışı 3 üncü kişi...'in akrabası olup kandırdığı iddiasının ve dinlenen davacı tanıklarının bu doğrultuda bulunduğu beyanlarının davalının bu iradeyi sakatlayan hal iddiasına yönelik müdahalesinin ispatına elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin haricen gayrimenkullerinin satılacağını duyduğunu, kendisine herhangi bir şekilde ödeme emri tebliğ edilmediğini, icra müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinin tebliğ belgesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu itirazlarına rağmen araştırma yapılmadığını, müvekkilinin okuma yazması olmadığını, Boğazlıyan'a geldikçe resmi işlemlerde tanıklar marifetiyle işlemlerini gerçekleştirdiğini, okuma yazması olmadığından vekaletnameye de parmak bastığını, ...isimli kişi ile müvekkilinin akraba olduğunu, bu kişinin müvekkiline "tapuda hisseli yerlerle ilgili işleri işimiz var ben kendi yerlerimi bankaya ipotek vereceğim" diyerek kendisini kandırdığını, banka görevlilerinin herhangi bir şekilde müvekkilini uyarmadığını ve ne işlem yaptığını anlatmadığını, müvekkilinin bankada veya tapu dairesinde herhangi bir şeklide yazı yazmadığını ve imza atmadığını, zaten imza atamayan müvekkilinin okuma yazması bulunmadığını, icra dairesinde takibe dayanak bir kısım belgelerde zaten müvekkilinin imzası ve yazısı bulunmadığını, buna rağmen müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, dosyada alınan raporun talepleri ve itirazları ile alakası olmadığını, sadece hesap raporu niteliğinde olduğunu, ipotek belgesinden davacıya atfen imza bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen bu durum dahi yerel mahkemece değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle davacı tarafından imza inkarında bulunulmasına karşın, mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik ihtisas Dairesi'nden alınan 28.07.2020 havale tarihli raporda genel kredi sözleşmesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olması, ipotek belgesinde ise davacıya atfen imza bulunmamakla birlikte tanıklar huzurunda davacının parmak izi basmak suretiyle ipotek belgesini imzalamış olması, davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmesine karşın, imza asıllarının getirtilmesi konusunda mahkemece Ziraat Bankası'na yazılan yazı yanıtında gönderilen kredi sözleşmesinde davacının el yazısının ve imzanın bulunduğunun tespit edilmesi ve tanık beyanlarına göre davacının irade fesadına yönelik iddiasının her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delillerle kanıtlanamamış olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının ipotekten doğan borcunun bulunup bulunmadığı, imzalı belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, dava dışı üçüncü kişi tarafından kullanılan kredi için kefil olma veya ipotek verme iradesi bulunup bulunmadığı veya fesada uğratılıp uğratılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72'nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8968 E. 2013/22891 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · eş rızası · yasal faiz
Benzer bu kararda… cının okuma yazma bilmemesinin bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı ...'nin bu hususlara uymadan işlem yaptığı, davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, «güven ilişkisine» dayalı banka-müşteri ilişkisine de aykırı davrandığı, gerekçesi ile davanın kabulüne, 176.000 TL nin 07/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Uyuşmazlık davacının hesabında bulunan paranın davacının «rızası» fesada uğratılarak diğer davalı oğlunun hesabına aktarılıp aktarılmadığı noktasındadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7947 E. 2011/1036 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bekletici mesele · tefrik · derdestlik
Benzer bu kararda… eçen şirketin Boğazlıyan şubesi gibi algılandığı ve redde dayanak yapılan marka ile arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmadığı, davalı Mehmet vekilinin «derdestlik» itirazının zamanında yapılmadığı için dikkate alınamayacağı, ancak söz konusu davanın «bekletici mesele» yapılmasının gerektiği gerekçesiyle, TPE YİDK kararının iptali için açılan davanın kabulüne, TPE YİDK'nun 13.07.2007 tarih ve 2007-M-3911 sayılı kararının iptaline, davalı Mehmet adına tescilli markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın «tefriki» ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2003 E. 2023/4205 K.
Ortak:ipotek limiti · ipoteğin paraya çevrilmesi · kefalet sözleşmesi · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2016/14211 E. sayılı dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesi» suretiyle icra takibi başlatıldığı, borçlusunun davacı olduğu, davacının «ipotekten» doğan borcu olmadığının tespiti amacı «taşıyan» bu davada «husumetin» kredi «kefil» işlemlerini yapan bankaya yöneltildiği «imza inkarı» iddiasında bulunması karşısında öncelikle değerlendirilmesi gereken bu iddia nedeniyle dosyanın gerekli deliller toplanarak Adli Tıp Kurumu'na (ATK) incelemesi için gönderildiği, yapılan ATK incelemesi sonrası ATK fizik «ihtisas» Dairesinin 28.07.2020 «havale» tarihli raporunda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın ...'un eli ürünü olduğunun ipotek belgesinde de davacıya atfen imza bulunmadığından bahisle inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacının «sahte imzaya» ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, bankanın gerekli açıklamayı yapmadığına yönelik iddianın ise davalının ispata elverişli olarak, davalı tanıkları tarafından ortak ve işlemi yapan memurlar olmakla haberi olduğu, gerekli açıklamayı yaptıklarını belirttikleri, husumetin bankaya yöneltilmesi karşısında davalı bankanın davacının bu icra takibine konu «kefalet sözleşmesi» sonrası kurulan ipotek nedeniyle borcun «menfi tespitini» gerektirecek işlem yapmadığı, imza bana ait değil ve iradem fesada uğradı iddiasının çelişkili olduğu, dava dışı 3 üncü kişi...'in akrabası olup kandırdığı iddiası …
… lillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle davacı tarafından imza inkarında bulunulmasına karşın, mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik «ihtisas» Dairesi'nden alınan 28.07.2020 «havale» tarihli raporda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olması, «ipotek» belgesinde ise davacıya atfen imza bulunmamakla birlikte tanıklar huzurunda davacının parmak izi basmak suretiyle ipotek belgesini imzalamış olması, davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmesine karşın, imza asıllarının getirtilmesi konusunda mahkemece Ziraat Bankası'na yazılan yazı yanıtında gönderilen kredi sözleşmesinde davacının el yazısının ve imzanın bulunduğunun tespit edilmesi ve «tanık beyanlarına» göre davacının «irade fesadına» yönelik iddiasının her türlü şüpheden uzak, «kesin» ve yeterli delillerle kanıtlanamamış olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunm …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ve taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekki» istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının «ipotekten» doğan borcunun bulunup bulunmadığı, imzalı belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, dava dışı «üçüncü kişi» tarafından kullanılan kredi için «kefil» olma veya ipotek verme iradesi bulunup bulunmadığı veya fesada uğratılıp uğratılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… nda hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve «kefalet» iradesinin bulunmadığını, «ipotekli» takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel «bilirkişi incelemeleri» ile sonuca gidilerek «eksik inceleme» ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan «temlik» alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, «yargılama giderlerinin» kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · ilamsız takip · ticari temerrüt faizi · takibin durdurulması · takipsizlik kararı · muvazaa · sözleşmeden doğan dava · müteselsil kefil
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye «kefil» sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât «ihtarnamesi» ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine «takibin durdurulduğunu» iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… nda hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve «kefalet» iradesinin bulunmadığını, «ipotekli» takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel «bilirkişi incelemeleri» ile sonuca gidilerek «eksik inceleme» ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan «temlik» alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, «yargılama giderlerinin» kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir C.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5056 E. 2024/2194 K.
Ortak:ipoteğin fekki · tanık beyanı · ipoteğin paraya çevrilmesi · ipotek · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2016/14211 E. sayılı dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesi» suretiyle icra takibi başlatıldığı, borçlusunun davacı olduğu, davacının «ipotekten» doğan borcu olmadığının tespiti amacı «taşıyan» bu davada «husumetin» kredi «kefil» işlemlerini yapan bankaya yöneltildiği «imza inkarı» iddiasında bulunması karşısında öncelikle değerlendirilmesi gereken bu iddia nedeniyle dosyanın gerekli deliller toplanarak Adli Tıp Kurumu'na (ATK) incelemesi için gönderildiği, yapılan ATK incelemesi sonrası ATK fizik «ihtisas» Dairesinin 28.07.2020 «havale» tarihli raporunda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın ...'un eli ürünü olduğunun ipotek belgesinde de davacıya atfen imza bulunmadığından bahisle inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacının «sahte imzaya» ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, bankanın gerekli açıklamayı yapmadığına yönelik iddianın ise davalının ispata elverişli olarak, davalı tanıkları tarafından ortak ve işlemi yapan memurlar olmakla haberi olduğu, gerekli açıklamayı yaptıklarını belirttikleri, husumetin bankaya yöneltilmesi karşısında davalı bankanın davacının bu icra takibine konu «kefalet sözleşmesi» sonrası kurulan ipotek nedeniyle borcun «menfi tespitini» gerektirecek işlem yapmadığı, imza bana ait değil ve iradem fesada uğradı iddiasının çelişkili olduğu, dava dışı 3 üncü kişi...'in akrabası olup kandırdığı iddiası …
… lillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle davacı tarafından imza inkarında bulunulmasına karşın, mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik «ihtisas» Dairesi'nden alınan 28.07.2020 «havale» tarihli raporda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olması, «ipotek» belgesinde ise davacıya atfen imza bulunmamakla birlikte tanıklar huzurunda davacının parmak izi basmak suretiyle ipotek belgesini imzalamış olması, davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmesine karşın, imza asıllarının getirtilmesi konusunda mahkemece Ziraat Bankası'na yazılan yazı yanıtında gönderilen kredi sözleşmesinde davacının el yazısının ve imzanın bulunduğunun tespit edilmesi ve «tanık beyanlarına» göre davacının «irade fesadına» yönelik iddiasının her türlü şüpheden uzak, «kesin» ve yeterli delillerle kanıtlanamamış olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunm …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ve taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekki» istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının «ipotekten» doğan borcunun bulunup bulunmadığı, imzalı belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, dava dışı «üçüncü kişi» tarafından kullanılan kredi için «kefil» olma veya ipotek verme iradesi bulunup bulunmadığı veya fesada uğratılıp uğratılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Benzer bu kararda… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Mahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · usul ekonomisi · butlan · sözleşmenin iptali · hile · taraf ehliyeti · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
… arklılıklarını dahi anlayabilecek durumda olmadığını, Tapu Sicil Tüzüğü gereği okuma yazma bilmeyenlere ilişkin merasimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin «butlanla» batıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5929 E. 2022/6891 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2016/14211 E. sayılı dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesi» suretiyle icra takibi başlatıldığı, borçlusunun davacı olduğu, davacının «ipotekten» doğan borcu olmadığının tespiti amacı «taşıyan» bu davada «husumetin» kredi «kefil» işlemlerini yapan bankaya yöneltildiği «imza inkarı» iddiasında bulunması karşısında öncelikle değerlendirilmesi gereken bu iddia nedeniyle dosyanın gerekli deliller toplanarak Adli Tıp Kurumu'na (ATK) incelemesi için gönderildiği, yapılan ATK incelemesi sonrası ATK fizik «ihtisas» Dairesinin 28.07.2020 «havale» tarihli raporunda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın ...'un eli ürünü olduğunun ipotek belgesinde de davacıya atfen imza bulunmadığından bahisle inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacının «sahte imzaya» ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, bankanın gerekli açıklamayı yapmadığına yönelik iddianın ise davalının ispata elverişli olarak, davalı tanıkları tarafından ortak ve işlemi yapan memurlar olmakla haberi olduğu, gerekli açıklamayı yaptıklarını belirttikleri, husumetin bankaya yöneltilmesi karşısında davalı bankanın davacının bu icra takibine konu «kefalet sözleşmesi» sonrası kurulan ipotek nedeniyle borcun «menfi tespitini» gerektirecek işlem yapmadığı, imza bana ait değil ve iradem fesada uğradı iddiasının çelişkili olduğu, dava dışı 3 üncü kişi...'in akrabası olup kandırdığı iddiası …
… lillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle davacı tarafından imza inkarında bulunulmasına karşın, mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik «ihtisas» Dairesi'nden alınan 28.07.2020 «havale» tarihli raporda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olması, «ipotek» belgesinde ise davacıya atfen imza bulunmamakla birlikte tanıklar huzurunda davacının parmak izi basmak suretiyle ipotek belgesini imzalamış olması, davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmesine karşın, imza asıllarının getirtilmesi konusunda mahkemece Ziraat Bankası'na yazılan yazı yanıtında gönderilen kredi sözleşmesinde davacının el yazısının ve imzanın bulunduğunun tespit edilmesi ve «tanık beyanlarına» göre davacının «irade fesadına» yönelik iddiasının her türlü şüpheden uzak, «kesin» ve yeterli delillerle kanıtlanamamış olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunm …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ve taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekki» istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının «ipotekten» doğan borcunun bulunup bulunmadığı, imzalı belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, dava dışı «üçüncü kişi» tarafından kullanılan kredi için «kefil» olma veya ipotek verme iradesi bulunup bulunmadığı veya fesada uğratılıp uğratılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Borç altına girme iradesini ve özellikle beyan iradesini «kesin» olarak açıklar, tamamlayıp ortaya koyar (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kambiyo senedi · geçersizlik · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
… okuma yazma bilip bilmediğinin tespiti için ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, ilgili kurumca müzekkereye verilen cevapla, davalı adına bir «kayda» rastlanmadığının bildirildiği, verilen cevaptan davalının okuma yazma bilmediğinin tespit edildiği, davacı yanın, okuma yazma bilmeyen davalının imzası bulunan bel …
İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan «kıymetli evrakın» imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür.
Hukuk Dairesi'nin 15.07.2017 gün, 2016/13764 Esas 2017/3903 Karar sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmış, keza HGK’nın 28.06.2022 gün, 2019/(19)11-253 Esas- 2022/1036 Karar sayılı ilamında ise, bir kimsenin okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanarak «kambiyo senedi» düzenlemesinin mümkün olduğunu belirlemiştir.
-
Menfi tespit | İpoteğin fekki | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8573 E. 2023/2495 K.
Ortak:ipoteğin fekki · kefalet sözleşmesi · ipotek · üçüncü kişi · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2016/14211 E. sayılı dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesi» suretiyle icra takibi başlatıldığı, borçlusunun davacı olduğu, davacının «ipotekten» doğan borcu olmadığının tespiti amacı «taşıyan» bu davada «husumetin» kredi «kefil» işlemlerini yapan bankaya yöneltildiği «imza inkarı» iddiasında bulunması karşısında öncelikle değerlendirilmesi gereken bu iddia nedeniyle dosyanın gerekli deliller toplanarak Adli Tıp Kurumu'na (ATK) incelemesi için gönderildiği, yapılan ATK incelemesi sonrası ATK fizik «ihtisas» Dairesinin 28.07.2020 «havale» tarihli raporunda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın ...'un eli ürünü olduğunun ipotek belgesinde de davacıya atfen imza bulunmadığından bahisle inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacının «sahte imzaya» ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, bankanın gerekli açıklamayı yapmadığına yönelik iddianın ise davalının ispata elverişli olarak, davalı tanıkları tarafından ortak ve işlemi yapan memurlar olmakla haberi olduğu, gerekli açıklamayı yaptıklarını belirttikleri, husumetin bankaya yöneltilmesi karşısında davalı bankanın davacının bu icra takibine konu «kefalet sözleşmesi» sonrası kurulan ipotek nedeniyle borcun «menfi tespitini» gerektirecek işlem yapmadığı, imza bana ait değil ve iradem fesada uğradı iddiasının çelişkili olduğu, dava dışı 3 üncü kişi...'in akrabası olup kandırdığı iddiası …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ve taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekki» istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının «ipotekten» doğan borcunun bulunup bulunmadığı, imzalı belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, dava dışı «üçüncü kişi» tarafından kullanılan kredi için «kefil» olma veya ipotek verme iradesi bulunup bulunmadığı veya fesada uğratılıp uğratılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
… lillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle davacı tarafından imza inkarında bulunulmasına karşın, mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik «ihtisas» Dairesi'nden alınan 28.07.2020 «havale» tarihli raporda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olması, «ipotek» belgesinde ise davacıya atfen imza bulunmamakla birlikte tanıklar huzurunda davacının parmak izi basmak suretiyle ipotek belgesini imzalamış olması, davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmesine karşın, imza asıllarının getirtilmesi konusunda mahkemece Ziraat Bankası'na yazılan yazı yanıtında gönderilen kredi sözleşmesinde davacının el yazısının ve imzanın bulunduğunun tespit edilmesi ve «tanık beyanlarına» göre davacının «irade fesadına» yönelik iddiasının her türlü şüpheden uzak, «kesin» ve yeterli delillerle kanıtlanamamış olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunm …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu «genel kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin «geçerlilik şartı» olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile «kefalet sözleşmesinin» bu bakımdan da «geçersiz» olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği «müteselsil kefaletin şekil şartlarını» sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin «üçüncü kişi» lehine «ipotek» niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılması» talebi yönünden davanın reddine, «menfi tespit» talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için mütese …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece «ipoteğin kaldırılması» talebi reddedildiği halde tüm «yargılama giderlerinin» müvekkilinin üzerinde bırakılmasının yerinde olmadığını, murisin kredi borçlusunun «kefili» sıfatı taşımadığını, sadece «ipotek» verdiğini, ipoteğin «kefalete» dayanmadığını, ortada bir kefâlet sözleşmesinin ve davacıların «menfi tespit davası» açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığını, ipotek işleminin şahitlerin huzurunda murisin iradesine uygun düzenlendiğini, murisin resmî kurumlarda işlem yapabildiğini, vekalet verebildiğini, T …
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talebin kısmen kabulüne rağmen tüm «yargılama giderlerinden» müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, «menfi tespit» isteminde davacıların «hukuki yararının» bulunmadığını, murisin kredi borçlusunun «kefili» olmadığını, sadece «ipotek» verdiğini, murisin Türkçe bilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, her iki talebin de reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın aleyhe olan kısımlarının kaldı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalette şekil şartı · elbirliği mülkiyeti · geçerlilik şartı · müteselsil kefalet · tereke · ipoteğin kaldırılması · şekil şartı · müşterek borçlu müteselsil kefil
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu «genel kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin «geçerlilik şartı» olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile «kefalet sözleşmesinin» bu bakımdan da «geçersiz» olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği «müteselsil kefaletin şekil şartlarını» sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin «üçüncü kişi» lehine «ipotek» niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılması» talebi yönünden davanın reddine, «menfi tespit» talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için mütese …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «tereke» «elbirliği mülkiyetinde» olduğundan ve «mirasçılar» arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiğini, ortada bir kefâlet sözleşmesinin bulunmadığını, murisin krediye 4 adet taşınmazını «ipotek» verdiğini, ipotek işleminin iki tanık huzurunda yapıldığını, murisin parmağını bastığını, ipoteğin şartlarına uygun tesis edildiğini savunarak davanın reddini iste …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davaya konu ipoteğin «teminat» altına aldığı «kredi sözleşmesinden doğan» borcun kapatılmadığı, buna karşın davacı tarafından «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladığı davaya konu kefâletin «geçerlilik şartlarını» taşımadığının saptandığı, dayanak «ipotek» sözleşmesinin, bahsi geçen kredi sözleşmesinden ayrı, ondan bağımsız ve müstakil bir teminat sözleşmesi olması nedeniyle hukuken geçerli olduğu, müstakil ipotek sözleşmesiyle teminat altına alınan borcun da kapatılmadığı, halen borcun devam ettiği, «ipoteğin fekki» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yok denecek kadar az derecede Türkçe bilen muris için «ipotek» işleminin tercüman huzurunda okunması gerekirken bunun yapılmadığını, işlemin «şekil şartı» noksanlığından «geçersiz» olduğunu, ayrıca ipoteğin geçerli bir borç ilişkisine dayanmadığını, ipoteğin de fekki gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4269 E. 2024/538 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipoteğin paraya çevrilmesi · ipotek
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ve taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekki» istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının «ipotekten» doğan borcunun bulunup bulunmadığı, imzalı belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, dava dışı «üçüncü kişi» tarafından kullanılan kredi için «kefil» olma veya ipotek verme iradesi bulunup bulunmadığı veya fesada uğratılıp uğratılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
İcra Müdürlüğünün 2016/14211 E. sayılı dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesi» suretiyle icra takibi başlatıldığı, borçlusunun davacı olduğu, davacının «ipotekten» doğan borcu olmadığının tespiti amacı «taşıyan» bu davada «husumetin» kredi «kefil» işlemlerini yapan bankaya yöneltildiği «imza inkarı» iddiasında bulunması karşısında öncelikle değerlendirilmesi gereken bu iddia nedeniyle dosyanın gerekli deliller toplanarak Adli Tıp Kurumu'na (ATK) incelemesi için gönderildiği, yapılan ATK incelemesi sonrası ATK fizik «ihtisas» Dairesinin 28.07.2020 «havale» tarihli raporunda «genel kredi sözleşmesindeki» imzanın ...'un eli ürünü olduğunun ipotek belgesinde de davacıya atfen imza bulunmadığından bahisle inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacının «sahte imzaya» ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, bankanın gerekli açıklamayı yapmadığına yönelik iddianın ise davalının ispata elverişli olarak, davalı tanıkları tarafından ortak ve işlemi yapan memurlar olmakla haberi olduğu, gerekli açıklamayı yaptıklarını belirttikleri, husumetin bankaya yöneltilmesi karşısında davalı bankanın davacının bu icra takibine konu «kefalet sözleşmesi» sonrası kurulan ipotek nedeniyle borcun «menfi tespitini» gerektirecek işlem yapmadığı, imza bana ait değil ve iradem fesada uğradı iddiasının çelişkili olduğu, dava dışı 3 üncü kişi...'in akrabası olup kandırdığı iddiası …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin haricen gayrimenkullerinin satılacağını duyduğunu, kendisine herhangi bir şekilde «ödeme emri tebliğ» edilmediğini, icra müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinin tebliğ belgesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu itirazlarına rağmen araştırma yapılmadığını, müvekkilinin okuma yazması olmadığını, Boğazlıyan'a geldikçe resmi işlemlerde tanıklar marifetiyle işlemlerini gerçekleştirdiğini, okuma yazması olmadığından vekaletnameye de parmak bastığını, ...isimli kişi ile müvekkilinin akraba olduğunu, bu kişinin müvekkiline "tapuda hisseli yerlerle ilgili işleri işimiz var ben kendi yerlerimi bankaya «ipotek» vereceğim" diyerek kendisini kandırdığını, banka «görevlilerinin» herhangi bir şekilde müvekkilini uyarmadığını ve ne işlem yaptığını anlatmadığını, müvekkilinin bankada veya tapu dairesinde herhangi bir şeklide yazı yazmadığını …
Benzer bu kararda… en ve yaşlı olmasından faydalandığını, müvekkilini tapu müdürlüğüne götürdüğünü ve burada yetkilisi olduğu şirketin kullanacağı kredi için taşınmazını davalı lehine «ipotek» verdirdiğini, daha sonra kredi borçlarını ödemediğini ve davalı banka tarafından davacıya ait taşınmazdaki «ipoteğin paraya çevrilmesi» için Gaziantep 13.
Taraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2016/193865 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığını, parmak basılması ve tanık dinlenmesi gerekirken imzasının alındığını, «ipotek» tarihinden önce ve sonra yapılan diğer işlemlerde okuma yazma bilmeyenlere özgü usullere göre hareket edildiğini ileri sürerek taşınmaz kaydındaki ipotek «şerhinin» kaldırılmasını talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resmi senet · ipotek akit tablosu · ispat külfeti · sahtecilik · bedelsizlik · cy/cy şerhi · mirasçılık · kamu düzeni
Benzer bu kararda250.000 TL bedel” ile «ipotek» tesis edildiği, tesis olunan ipotek bir karz ipoteği olup, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının borcun ödendiği ve ipoteğin «bedelsiz» kaldığı iddiası bulunmadığı, davacının okuma/yazma bilmemesinden ve yaşlı olmasından faydalandığı iddiasının ise tapu dairesinde imzalanan resmi senedin aksini tüm dosya kapsamında ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... «mirasçıları» vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
İcra Müdürlüğünün 2016/193865 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığını, parmak basılması ve tanık dinlenmesi gerekirken imzasının alındığını, «ipotek» tarihinden önce ve sonra yapılan diğer işlemlerde okuma yazma bilmeyenlere özgü usullere göre hareket edildiğini ileri sürerek taşınmaz kaydındaki ipotek «şerhinin» kaldırılmasını talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» tesis edilirken «resmi senet» akit tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının kendi el yazısı ile "okudum" yazdığını ve resmi senedi imzaladığını, dolayısı ile davayı açma iddiasının sunulan belgelerle tamamen ortadan kaldırıldığını, belli usuli işlemlere tabi tutulan ipotek işleminin, okuma yazma bilenlere uygulanan süreç tamamlanarak müvekkili bankaya «ibraz» edildiğini, ayrıca davacı yanın ipotek verildiği tarihten bugüne kadar geçen zaman dilimi içerisinde söz konusu ipoteğin «geçersizliği» iddiasında bulunmadığını, anılan taşınmazın satışından sonra ilgili davayı açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini i …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8580 E. , 2023/2560 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Boğazlıyan ilçesi...kasabasında yaşamakta olup, şu an itibariyle 68 yaşında olduğunu, kendisi dönem dönem alış veriş ve resmi işlemler için Boğazlıyan'a geldiği, bir kısım zamanlarda da... ve... isimli kişilerle belirtilen sebeplerle Boğazlıyan'a geldiğini, okuma yazması olmadığından tanıklar huzurunda vekaletnameye parmak basarak bu işlemin gerçekleştiğini, ...isimli kişi Boğazlıyan'a davacı ile gelerek bilgilendirmeden ... Boğazlıyan şubesinden çekmiş olduğu krediye müvekkilini kefil ettiği, hatta müvekkilinin bir kısım gayrimenkulleri de hileli şekilde kandırılması suretiyle ipotek verildiği, banka görevlilerinin herhangi bir şekilde müvekkilini uyarmadığı ve ne işlem yaptığını anlatmadıklarını, müvekkilinin akrabası olan kişiye güvenerek ne dediyse yaptığını, çekilen krediden bu krediye kefil olduğundan ayrıca gayrimenkullerine ipotek verdiğinden haberi olmadan hayatını devam ettirirken yaşamış olduğu ufak kasabada çeşitli söylentiler duyduğunu, hatta bu söylentileri oğlu Kasım Özsoy'da duyunca bu konuda araştırma yaptığını, yapmış oldukları araştırma sonucunda müvekkilinin oğlunun annesinin borçlandırıldığını, hatta Kayseri 5.
İcra Dairesi 2016/14211 E. sayılı dosyada aleyhine davalı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra yapıldığını öğrendiği, bu takipteki taşınmazların davacı müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin oğlu ve taraflarınca yapılan araştırmalarda bu dosyadaki icra ödeme emrinin müvekkilinin bizzat kendisine 29.11.2016 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de müvekkiline hiç bir şekilde tebligat yapılmadığını, yapılan tebligatdaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, zaten müvekkilinin okuma yazmasının olmadığını, müvekkili bankada veya tapu dairesinde herhangi bir şekilde yazı yazmadığını ve imza atmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkumiyetine, Kayseri 5.
İcra Dairesi 2016/14211 E. sayılı takibin müvekkili açısından iptaline, hileli ve hukuki şartlara aykırı olarak düzenlenen müvekkil adına kayıtlı taşınmazlardaki ipoteğin fek ve iptaline karar verilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu talebin zamanaşımına uğramış ya da hak düşürücü süreye tabi ise söz konusu sürelerin geçmiş olması halinde bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil bankaca dava dışı... lehine kredi kullandırıldığını ve dava dışı borçlu... ve davacı ... adına kayıtlı bir kısım taşınmazda söz konusu kredinin teminatı olarak müvekkil banka lehine ipotek verildiğini, kullanılan kredinin zamanında ödenmemesi üzerine ilgililere hesap kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, davacı söz konusu aleyhinde başlatılmış takipte sadece ipotek veren olmasından kaynaklı ipotekli taşınmazı ile ipotek limiti kadar sorumlu olmasından ötürü ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibinde ismi geçmekte olup yine ipotek veren olmasından ötürü icra emrinin kendisine tebliğ edildiğini, davacı aleyhinde başlatılan mevcut takip ile davacının şahsi mallarının haczedilemeyecek olması izahtan vareste olup davacı aleyhinde ilamsız veyahut da benzeri bir takip yoluyla şahsi sorumluluğunu gerektirecek bir takipte başlatılmadığını, davacı aleyhinde başlatılan takip ile sadece ipotek konusu taşınmaz üzerinde satış işlemi gerçekleştirilebilecek olmasından ötürü davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik bu davasından hukuki bir yararı söz konusu olmadığını, davacının söz konusu krediye karşılık adına kayıtlı taşınmazları ipotek verdiğini ve müvekkil bankada yapılan işlemleri bilen ve bilebilecek durumda olan bir kişi olduğu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir kişinin okuma yazma bilmiyor olması yapılan işlemi de bilmediği anlamadığı gelmediğini, davacı kendisi tarafından yapılan işlemi gayet iyi bilen ve bilebilecek durumda olan kişi olup mevcut kredinin ödenmemesi ve takibe geçilmesi üzerine mevcut kredinin teminatı olan taşınmazların satılma ihtimali üzerine bu davayı kötü niyetli olarak müvekkil bankanın alacağının semeresiz kalması için açtığını, davacının dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere ipoteğin fekkine yönelik talebi olup nisbi harca tabi olduğunu, harç tutarı ipotek bedeli üzerinden hesaplanması gerektiğini ve açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri 5. İcra Müdürlüğünün 2016/14211 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle icra takibi başlatıldığı, borçlusunun davacı olduğu, davacının ipotekten doğan borcu olmadığının tespiti amacı taşıyan bu davada husumetin kredi kefil işlemlerini yapan bankaya yöneltildiği imza inkarı iddiasında bulunması karşısında öncelikle değerlendirilmesi gereken bu iddia nedeniyle dosyanın gerekli deliller toplanarak Adli Tıp Kurumu'na (ATK) incelemesi için gönderildiği, yapılan ATK incelemesi sonrası ATK fizik ihtisas Dairesinin 28.07.2020 havale tarihli raporunda genel kredi sözleşmesindeki imzanın ...'un eli ürünü olduğunun ipotek belgesinde de davacıya atfen imza bulunmadığından bahisle inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacının sahte imzaya ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, bankanın gerekli açıklamayı yapmadığına yönelik iddianın ise davalının ispata elverişli olarak, davalı tanıkları tarafından ortak ve işlemi yapan memurlar olmakla haberi olduğu, gerekli açıklamayı yaptıklarını belirttikleri, husumetin bankaya yöneltilmesi karşısında davalı bankanın davacının bu icra takibine konu kefalet sözleşmesi sonrası kurulan ipotek nedeniyle borcun menfi tespitini gerektirecek işlem yapmadığı, imza bana ait değil ve iradem fesada uğradı iddiasının çelişkili olduğu, dava dışı 3 üncü kişi...'in akrabası olup kandırdığı iddiasının ve dinlenen davacı tanıklarının bu doğrultuda bulunduğu beyanlarının davalının bu iradeyi sakatlayan hal iddiasına yönelik müdahalesinin ispatına elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin haricen gayrimenkullerinin satılacağını duyduğunu, kendisine herhangi bir şekilde ödeme emri tebliğ edilmediğini, icra müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinin tebliğ belgesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu itirazlarına rağmen araştırma yapılmadığını, müvekkilinin okuma yazması olmadığını, Boğazlıyan'a geldikçe resmi işlemlerde tanıklar marifetiyle işlemlerini gerçekleştirdiğini, okuma yazması olmadığından vekaletnameye de parmak bastığını, ...isimli kişi ile müvekkilinin akraba olduğunu, bu kişinin müvekkiline "tapuda hisseli yerlerle ilgili işleri işimiz var ben kendi yerlerimi bankaya ipotek vereceğim" diyerek kendisini kandırdığını, banka görevlilerinin herhangi bir şekilde müvekkilini uyarmadığını ve ne işlem yaptığını anlatmadığını, müvekkilinin bankada veya tapu dairesinde herhangi bir şeklide yazı yazmadığını ve imza atmadığını, zaten imza atamayan müvekkilinin okuma yazması bulunmadığını, icra dairesinde takibe dayanak bir kısım belgelerde zaten müvekkilinin imzası ve yazısı bulunmadığını, buna rağmen müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, dosyada alınan raporun talepleri ve itirazları ile alakası olmadığını, sadece hesap raporu niteliğinde olduğunu, ipotek belgesinden davacıya atfen imza bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen bu durum dahi yerel mahkemece değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle davacı tarafından imza inkarında bulunulmasına karşın, mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik ihtisas Dairesi'nden alınan 28.07.2020 havale tarihli raporda genel kredi sözleşmesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olması, ipotek belgesinde ise davacıya atfen imza bulunmamakla birlikte tanıklar huzurunda davacının parmak izi basmak suretiyle ipotek belgesini imzalamış olması, davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmesine karşın, imza asıllarının getirtilmesi konusunda mahkemece Ziraat Bankası'na yazılan yazı yanıtında gönderilen kredi sözleşmesinde davacının el yazısının ve imzanın bulunduğunun tespit edilmesi ve tanık beyanlarına göre davacının irade fesadına yönelik iddiasının her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delillerle kanıtlanamamış olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının ipotekten doğan borcunun bulunup bulunmadığı, imzalı belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, dava dışı üçüncü kişi tarafından kullanılan kredi için kefil olma veya ipotek verme iradesi bulunup bulunmadığı veya fesada uğratılıp uğratılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72'nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920408800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz