İpoteğin fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5056 E. 2024/2194 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi belge↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ ipotek akit tablosu↗ fiil ehliyeti↗ usul ekonomisi↗ ipoteğin fekki↗ istirdat davası↗ tanık beyanı↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ butlan↗ sözleşmenin iptali↗ kâr mahrumiyeti↗ hile↗ hakkaniyet↗ ipotek↗ kötü niyet tazminatı↗ taraf ehliyeti↗ istirdat↗ kötü niyet↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ yükleten (shipper)↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının fiil ehliyetini ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, ipotek sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek sözleşmesinin iptalini talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple geçersiz hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Dairemiz Kararı
Dairemizin 22.11.2021 tarih, 2020/5520 E. ve 2021/6448 K. sayılı kararında; davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhangi bir tartışma yapılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi dikkate alınarak, davacının bahse konu iddiası yönünden mülga 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 14 ve 15 inci maddeleri tahtında tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle kararın davacı yararına bozulmasına, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek dosyada dinlenen tanık beyanlarından gerekse davacının celp edilerek incelenen belgelerde parmak izi kullanmasından ve Karamürsel İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün yazı cevabından okuma yazma bilmediğinin anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve ipotek tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak tanıklarının beyanlarına başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına usul ekonomisi ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin geçersiz sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, hilenin varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bilinçli bir şekilde ve fesada uğratılmamış iradesi ile gerçekleştirmiş olduğu dava konusu ipotek tesisi işleminin sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada dinlenen bir kısım tanıkların beyanına göre davacının saf biri ve olduğu ve okuma yazma bilmemesinden mütevellit birçok konuda başkalarından yardım aldığının anlaşıldığını, okuma yazma bilmediğinin sabit olduğunu, resmî senetteki bedel farklılıklarını dahi anlayabilecek durumda olmadığını, Tapu Sicil Tüzüğü gereği okuma yazma bilmeyenlere ilişkin merasimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin butlanla batıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi.
2.818 sayılı Kanun'un 14, 15 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5520 E. 2021/6448 K.
Ortak:fiil ehliyeti · ipoteğin fekki · sözleşmenin iptali · ipotek · taraf ehliyeti · geçersizlik · İpoteğin fekki
İncelediğiniz karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4269 E. 2024/538 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipoteğin fekki · ipoteğin paraya çevrilmesi · ipotek · geçersizlik · İpoteğin fekki
İncelediğiniz karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… en ve yaşlı olmasından faydalandığını, müvekkilini tapu müdürlüğüne götürdüğünü ve burada yetkilisi olduğu şirketin kullanacağı kredi için taşınmazını davalı lehine «ipotek» verdirdiğini, daha sonra kredi borçlarını ödemediğini ve davalı banka tarafından davacıya ait taşınmazdaki «ipoteğin paraya çevrilmesi» için Gaziantep 13.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» tesis edilirken «resmi senet» akit tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının kendi el yazısı ile "okudum" yazdığını ve resmi senedi imzaladığını, dolayısı ile davayı açma iddiasının sunulan belgelerle tamamen ortadan kaldırıldığını, belli usuli işlemlere tabi tutulan ipotek işleminin, okuma yazma bilenlere uygulanan süreç tamamlanarak müvekkili bankaya «ibraz» edildiğini, ayrıca davacı yanın ipotek verildiği tarihten bugüne kadar geçen zaman dilimi içerisinde söz konusu ipoteğin «geçersizliği» iddiasında bulunmadığını, anılan taşınmazın satışından sonra ilgili davayı açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini i …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça tesis olunan 15.04.2015 tarih ve 12548 sayılı 1 dereceden ipoteğin «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde “para borcuna istinaden, ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resmi senet · ispat külfeti · sahtecilik · bedelsizlik · cy/cy şerhi · mirasçılık · kamu düzeni · ibraz
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» tesis edilirken «resmi senet» akit tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının kendi el yazısı ile "okudum" yazdığını ve resmi senedi imzaladığını, dolayısı ile davayı açma iddiasının sunulan belgelerle tamamen ortadan kaldırıldığını, belli usuli işlemlere tabi tutulan ipotek işleminin, okuma yazma bilenlere uygulanan süreç tamamlanarak müvekkili bankaya «ibraz» edildiğini, ayrıca davacı yanın ipotek verildiği tarihten bugüne kadar geçen zaman dilimi içerisinde söz konusu ipoteğin «geçersizliği» iddiasında bulunmadığını, anılan taşınmazın satışından sonra ilgili davayı açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini i …
250.000 TL bedel” ile «ipotek» tesis edildiği, tesis olunan ipotek bir karz ipoteği olup, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının borcun ödendiği ve ipoteğin «bedelsiz» kaldığı iddiası bulunmadığı, davacının okuma/yazma bilmemesinden ve yaşlı olmasından faydalandığı iddiasının ise tapu dairesinde imzalanan resmi senedin aksini tüm dosya kapsamında ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... «mirasçıları» vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
İcra Müdürlüğünün 2016/193865 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığını, parmak basılması ve tanık dinlenmesi gerekirken imzasının alındığını, «ipotek» tarihinden önce ve sonra yapılan diğer işlemlerde okuma yazma bilmeyenlere özgü usullere göre hareket edildiğini ileri sürerek taşınmaz kaydındaki ipotek «şerhinin» kaldırılmasını talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5929 E. 2022/6891 K.
Ortak:geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kambiyo senedi · genel kredi sözleşmesi · kefil · cy/cy kaydı · kesin hüküm
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
… okuma yazma bilip bilmediğinin tespiti için ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, ilgili kurumca müzekkereye verilen cevapla, davalı adına bir «kayda» rastlanmadığının bildirildiği, verilen cevaptan davalının okuma yazma bilmediğinin tespit edildiği, davacı yanın, okuma yazma bilmeyen davalının imzası bulunan bel …
Borç altına girme iradesini ve özellikle beyan iradesini «kesin» olarak açıklar, tamamlayıp ortaya koyar (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.
İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan «kıymetli evrakın» imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8968 E. 2013/22891 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · eş rızası · yasal faiz
Benzer bu kararda… cının okuma yazma bilmemesinin bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı ...'nin bu hususlara uymadan işlem yaptığı, davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, «güven ilişkisine» dayalı banka-müşteri ilişkisine de aykırı davrandığı, gerekçesi ile davanın kabulüne, 176.000 TL nin 07/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Uyuşmazlık davacının hesabında bulunan paranın davacının «rızası» fesada uğratılarak diğer davalı oğlunun hesabına aktarılıp aktarılmadığı noktasındadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2003 E. 2023/4205 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipoteğin paraya çevrilmesi · ipotek · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kredi sözleşmesi · ihtarname
İncelediğiniz karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye «kefil» sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât «ihtarnamesi» ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine «takibin durdurulduğunu» iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek limiti · ilamsız takip · ticari temerrüt faizi · takibin durdurulması · takipsizlik kararı · kefalet sözleşmesi · muvazaa · sözleşmeden doğan dava
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye «kefil» sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât «ihtarnamesi» ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine «takibin durdurulduğunu» iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… nda hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve «kefalet» iradesinin bulunmadığını, «ipotekli» takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel «bilirkişi incelemeleri» ile sonuca gidilerek «eksik inceleme» ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan «temlik» alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, «yargılama giderlerinin» kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir C.
-
Menfi tespit | İpoteğin fekki | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8573 E. 2023/2495 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipotek · geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’un torunlarından ...’ın davalı bankadan tarım kredisi kullandığını, bankanın «ipotek» istemesi üzerine muris adına kayıtlı 4 adet taşınmazın ipotekli gösterildiğini, ancak murisin Türkçe’yi çok az bildiği gibi okuma yazmasının olmadığını, kredide murisin «kefaleti» alınmışsa da iki tanık ve parmak basma şartlarının gerçekleştirilmediğini, kefalet «geçersiz» olduğundan 4 adet taşınmazın ipotek verilmesine dair işlemin de geçerlilik taşımadığını, öte yandan okuma yazma bilmeyen bir kişinin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilen ipotek tesisi işleminin de geçersiz olduğunu, muris okuma yazma bilmediğinden ipotek tesisinin de iki tanık huzurunda ve parmak basmak suretiyle gerçekleştirilebileceğini ileri sürerek davacıların muris ile davalı Banka arasında aktedildiği iddia edilen tarım «kredi sözleşmesindeki» kefaletle ilgili olarak borçsuz olduklarının tespitini, 4 adet taşınmazda davacıların «payı» üzerindeki ipoteklerin fekkini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu «genel kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin «geçerlilik şartı» olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile «kefalet sözleşmesinin» bu bakımdan da «geçersiz» olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği «müteselsil kefaletin şekil şartlarını» sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin «üçüncü kişi» lehine «ipotek» niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılması» talebi yönünden davanın reddine, «menfi tespit» talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için mütese …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davaya konu ipoteğin «teminat» altına aldığı «kredi sözleşmesinden doğan» borcun kapatılmadığı, buna karşın davacı tarafından «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladığı davaya konu kefâletin «geçerlilik şartlarını» taşımadığının saptandığı, dayanak «ipotek» sözleşmesinin, bahsi geçen kredi sözleşmesinden ayrı, ondan bağımsız ve müstakil bir teminat sözleşmesi olması nedeniyle hukuken geçerli olduğu, müstakil ipotek sözleşmesiyle teminat altına alınan borcun da kapatılmadığı, halen borcun devam ettiği, «ipoteğin fekki» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalette şekil şartı · elbirliği mülkiyeti · geçerlilik şartı · müteselsil kefalet · tereke · ipoteğin kaldırılması · şekil şartı · kefalet sözleşmesi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu «genel kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin «geçerlilik şartı» olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile «kefalet sözleşmesinin» bu bakımdan da «geçersiz» olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği «müteselsil kefaletin şekil şartlarını» sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin «üçüncü kişi» lehine «ipotek» niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılması» talebi yönünden davanın reddine, «menfi tespit» talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için mütese …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «tereke» «elbirliği mülkiyetinde» olduğundan ve «mirasçılar» arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiğini, ortada bir kefâlet sözleşmesinin bulunmadığını, murisin krediye 4 adet taşınmazını «ipotek» verdiğini, ipotek işleminin iki tanık huzurunda yapıldığını, murisin parmağını bastığını, ipoteğin şartlarına uygun tesis edildiğini savunarak davanın reddini iste …
İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yok denecek kadar az derecede Türkçe bilen muris için «ipotek» işleminin tercüman huzurunda okunması gerekirken bunun yapılmadığını, işlemin «şekil şartı» noksanlığından «geçersiz» olduğunu, ayrıca ipoteğin geçerli bir borç ilişkisine dayanmadığını, ipoteğin de fekki gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davaya konu ipoteğin «teminat» altına aldığı «kredi sözleşmesinden doğan» borcun kapatılmadığı, buna karşın davacı tarafından «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladığı davaya konu kefâletin «geçerlilik şartlarını» taşımadığının saptandığı, dayanak «ipotek» sözleşmesinin, bahsi geçen kredi sözleşmesinden ayrı, ondan bağımsız ve müstakil bir teminat sözleşmesi olması nedeniyle hukuken geçerli olduğu, müstakil ipotek sözleşmesiyle teminat altına alınan borcun da kapatılmadığı, halen borcun devam ettiği, «ipoteğin fekki» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5056 E. , 2024/2194 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/40 Esas, 2023/111 Karar
HÜKÜM
Dava ret
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan finansal kredi sözleşmesi nedeniyle müvekkiline ait taşınmaz üzerine 80.000,00 euro tutarlı 17.07.2007 tarihli birinci dereceden üst sınır ipoteği tesis edildiğini, asıl borçlu ...'ın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkiline ait dava konusu taşınmaz için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/5677 sayılı takibin başlatıldığını, tapuda tesis edilen ipotek tutarının tapu kaydında ve akit tablosunda farklı yazıldığını, bu nedenle ipoteğin geçersiz olduğunu, bir yerde 80.000,00 euro bazı yerlerde ise 80.000,00 USD yazıldığını, müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, hulus ve saffetinden yararlanıldığını, ipotek tutarının yabancı ülke para birimiyle gösterilmesinin adalet ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca ipoteğin tesis edildiği 17.07.2007 tarihinde temyiz kudretinden mahrum olacak şekilde psikolojik rahatsızlığının bulunduğunu, 1939 doğumlu olan müvekkilinin 50-55 yaşından beri psikolojik rahatsızlığının bulunduğunu, çeşitli hastanelerde tedavi kayıtlarının bulunduğunu, müvekkilinin hukuki ehliyetini yitirecek şekilde rahatsız olduğunun Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuyla ortaya çıkacağını ileri sürerek ipotek sözleşmesinin iptaline ve ipoteğin fekkine, müvekkili aleyhine başlatılan takibin iptaline, %40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, dava esnasında ipoteğin paraya çevrilmesi halinde davanın istirdat davası olarak devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ipotek akit tablosunun resmî belge olduğunu, davacının okuma yazma bilmemesinin bir öneminin olmadığını, ipoteğin tesis edildiği tarih itibari ile davacının herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığının tespit edildiğini, ayrıca davacının iddia ettiği rahatsızlıkların fiil ehliyetini kaldıran türden olmadığını, ihtarnamede yer alan adresle resmi senetteki adresin aynı olduğunu, ipotek belgesinde para birimi yönünden bir çelişkinin bulunmadığını, sadece bir yerde rakamla 80.000,00 USD yazılıp, parantez içinde yazıyla "seksenbinavrupaparabirimi" ibaresine yer verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının fiil ehliyetini ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, ipotek sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek sözleşmesinin iptalini talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple geçersiz hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Dairemiz Kararı
Dairemizin 22.11.2021 tarih, 2020/5520 E. ve 2021/6448 K. sayılı kararında; davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhangi bir tartışma yapılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi dikkate alınarak, davacının bahse konu iddiası yönünden mülga 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 14 ve 15 inci maddeleri tahtında tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle kararın davacı yararına bozulmasına, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek dosyada dinlenen tanık beyanlarından gerekse davacının celp edilerek incelenen belgelerde parmak izi kullanmasından ve Karamürsel İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün yazı cevabından okuma yazma bilmediğinin anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve ipotek tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak tanıklarının beyanlarına başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına usul ekonomisi ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin geçersiz sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, hilenin varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bilinçli bir şekilde ve fesada uğratılmamış iradesi ile gerçekleştirmiş olduğu dava konusu ipotek tesisi işleminin sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada dinlenen bir kısım tanıkların beyanına göre davacının saf biri ve olduğu ve okuma yazma bilmemesinden mütevellit birçok konuda başkalarından yardım aldığının anlaşıldığını, okuma yazma bilmediğinin sabit olduğunu, resmî senetteki bedel farklılıklarını dahi anlayabilecek durumda olmadığını, Tapu Sicil Tüzüğü gereği okuma yazma bilmeyenlere ilişkin merasimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin butlanla batıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi.
2.818 sayılı Kanun'un 14, 15 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051249200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz