Menfi tespit | İpoteğin fekki | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8573 E. 2023/2495 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalette şekil şartı↗ elbirliği mülkiyeti↗ zorunlu dava arkadaşlığı↗ geçerlilik şartı↗ müteselsil kefalet↗ tereke↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ şekil şartı↗ kefalet sözleşmesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ menfi tespit davası↗ ba formu↗ sözleşmeden doğan dava↗ vekâlet ücreti↗ müteselsil kefil↗ tespit davası↗ yargılama giderleri↗ mirasçılık↗ ipotek↗ üçüncü kişi↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/136 E., 2021/117 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın menfi tespit istemi yönünden kabulüne, ipoteğin fekki istemi yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’un torunlarından ...’ın davalı bankadan tarım kredisi kullandığını, bankanın ipotek istemesi üzerine muris adına kayıtlı 4 adet taşınmazın ipotekli gösterildiğini, ancak murisin Türkçe’yi çok az bildiği gibi okuma yazmasının olmadığını, kredide murisin kefaleti alınmışsa da iki tanık ve parmak basma şartlarının gerçekleştirilmediğini, kefalet geçersiz olduğundan 4 adet taşınmazın ipotek verilmesine dair işlemin de geçerlilik taşımadığını, öte yandan okuma yazma bilmeyen bir kişinin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilen ipotek tesisi işleminin de geçersiz olduğunu, muris okuma yazma bilmediğinden ipotek tesisinin de iki tanık huzurunda ve parmak basmak suretiyle gerçekleştirilebileceğini ileri sürerek davacıların muris ile davalı Banka arasında aktedildiği iddia edilen tarım kredi sözleşmesindeki kefaletle ilgili olarak borçsuz olduklarının tespitini, 4 adet taşınmazda davacıların payı üzerindeki ipoteklerin fekkini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tereke elbirliği mülkiyetinde olduğundan ve mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiğini, ortada bir kefâlet sözleşmesinin bulunmadığını, murisin krediye 4 adet taşınmazını ipotek verdiğini, ipotek işleminin iki tanık huzurunda yapıldığını, murisin parmağını bastığını, ipoteğin şartlarına uygun tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin geçerlilik şartı olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile kefalet sözleşmesinin bu bakımdan da geçersiz olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği müteselsil kefaletin şekil şartlarını sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin üçüncü kişi lehine ipotek niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle ipoteğin kaldırılması talebi yönünden davanın reddine, menfi tespit talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yok denecek kadar az derecede Türkçe bilen muris için ipotek işleminin tercüman huzurunda okunması gerekirken bunun yapılmadığını, işlemin şekil şartı noksanlığından geçersiz olduğunu, ayrıca ipoteğin geçerli bir borç ilişkisine dayanmadığını, ipoteğin de fekki gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talebin kısmen kabulüne rağmen tüm yargılama giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, menfi tespit isteminde davacıların hukuki yararının bulunmadığını, murisin kredi borçlusunun kefili olmadığını, sadece ipotek verdiğini, murisin Türkçe bilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, her iki talebin de reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davaya konu ipoteğin teminat altına aldığı kredi sözleşmesinden doğan borcun kapatılmadığı, buna karşın davacı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı davaya konu kefâletin geçerlilik şartlarını taşımadığının saptandığı, dayanak ipotek sözleşmesinin, bahsi geçen kredi sözleşmesinden ayrı, ondan bağımsız ve müstakil bir teminat sözleşmesi olması nedeniyle hukuken geçerli olduğu, müstakil ipotek sözleşmesiyle teminat altına alınan borcun da kapatılmadığı, halen borcun devam ettiği, ipoteğin fekki koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yok denecek kadar az derecede Türkçe bilen muris için Tapu Müdürlüklerince Düzenlenen Resmi Senetlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 17 inci ve 18 inci maddesi uyarınca ipotek tesisi işleminin yeminli tercüman huzurunda yüksek sesle herkesin anlayacağı şekilde okunması gerekirken buna aykırı hareket edildiğini, işlemin şekil şartı noksanlığından geçersiz olduğunu, kefalet işleminin de şekle aykırı yapıldığını, murisin Türkçe bilmemesinden faydalanıldığını, ipotek başvuru formunun geçersizlik taşıdığını, geçersiz başvuru formu ile tesis edilen ipoteğin geçerli olduğunu ileri sürmenin hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, tescil için geçerli bir kazanma sebebinin varlığının gerektiğini, ipoteğin geçerli bir borç ilişkisine dayanmadığını, ipoteğin de fekki gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece ipoteğin kaldırılması talebi reddedildiği halde tüm yargılama giderlerinin müvekkilinin üzerinde bırakılmasının yerinde olmadığını, murisin kredi borçlusunun kefili sıfatı taşımadığını, sadece ipotek verdiğini, ipoteğin kefalete dayanmadığını, ortada bir kefâlet sözleşmesinin ve davacıların menfi tespit davası açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, ipotek işleminin şahitlerin huzurunda murisin iradesine uygun düzenlendiğini, murisin resmî kurumlarda işlem yapabildiğini, vekalet verebildiğini, Türkçe bilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Tapu Sicili Tüzüğünün 24 üncü maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 581 vd. maddeleri, 16 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4269 E. 2024/538 K.
Ortak:ipoteğin fekki · mirasçılık · ipotek · geçersizlik
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’un torunlarından ...’ın davalı bankadan tarım kredisi kullandığını, bankanın «ipotek» istemesi üzerine muris adına kayıtlı 4 adet taşınmazın ipotekli gösterildiğini, ancak murisin Türkçe’yi çok az bildiği gibi okuma yazmasının olmadığını, kredide murisin «kefaleti» alınmışsa da iki tanık ve parmak basma şartlarının gerçekleştirilmediğini, kefalet «geçersiz» olduğundan 4 adet taşınmazın ipotek verilmesine dair işlemin de geçerlilik taşımadığını, öte yandan okuma yazma bilmeyen bir kişinin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilen ipotek tesisi işleminin de geçersiz olduğunu, muris okuma yazma bilmediğinden ipotek tesisinin de iki tanık huzurunda ve parmak basmak suretiyle gerçekleştirilebileceğini ileri sürerek davacıların muris ile davalı Banka arasında aktedildiği iddia edilen tarım «kredi sözleşmesindeki» kefaletle ilgili olarak borçsuz olduklarının tespitini, 4 adet taşınmazda davacıların «payı» üzerindeki ipoteklerin fekkini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «tereke» «elbirliği mülkiyetinde» olduğundan ve «mirasçılar» arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiğini, ortada bir kefâlet sözleşmesinin bulunmadığını, murisin krediye 4 adet taşınmazını «ipotek» verdiğini, ipotek işleminin iki tanık huzurunda yapıldığını, murisin parmağını bastığını, ipoteğin şartlarına uygun tesis edildiğini savunarak davanın reddini iste …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu «genel kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin «geçerlilik şartı» olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile «kefalet sözleşmesinin» bu bakımdan da «geçersiz» olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği «müteselsil kefaletin şekil şartlarını» sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin «üçüncü kişi» lehine «ipotek» niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılması» talebi yönünden davanın reddine, «menfi tespit» talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için mütese …
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» tesis edilirken «resmi senet» akit tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının kendi el yazısı ile "okudum" yazdığını ve resmi senedi imzaladığını, dolayısı ile davayı açma iddiasının sunulan belgelerle tamamen ortadan kaldırıldığını, belli usuli işlemlere tabi tutulan ipotek işleminin, okuma yazma bilenlere uygulanan süreç tamamlanarak müvekkili bankaya «ibraz» edildiğini, ayrıca davacı yanın ipotek verildiği tarihten bugüne kadar geçen zaman dilimi içerisinde söz konusu ipoteğin «geçersizliği» iddiasında bulunmadığını, anılan taşınmazın satışından sonra ilgili davayı açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini i …
Taraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... «mirasçıları» vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resmi senet · ipotek akit tablosu · ipoteğin paraya çevrilmesi · ispat külfeti · sahtecilik · bedelsizlik · cy/cy şerhi · kamu düzeni
Benzer bu kararda250.000 TL bedel” ile «ipotek» tesis edildiği, tesis olunan ipotek bir karz ipoteği olup, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının borcun ödendiği ve ipoteğin «bedelsiz» kaldığı iddiası bulunmadığı, davacının okuma/yazma bilmemesinden ve yaşlı olmasından faydalandığı iddiasının ise tapu dairesinde imzalanan resmi senedin aksini tüm dosya kapsamında ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… en ve yaşlı olmasından faydalandığını, müvekkilini tapu müdürlüğüne götürdüğünü ve burada yetkilisi olduğu şirketin kullanacağı kredi için taşınmazını davalı lehine «ipotek» verdirdiğini, daha sonra kredi borçlarını ödemediğini ve davalı banka tarafından davacıya ait taşınmazdaki «ipoteğin paraya çevrilmesi» için Gaziantep 13.
İcra Müdürlüğünün 2016/193865 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığını, parmak basılması ve tanık dinlenmesi gerekirken imzasının alındığını, «ipotek» tarihinden önce ve sonra yapılan diğer işlemlerde okuma yazma bilmeyenlere özgü usullere göre hareket edildiğini ileri sürerek taşınmaz kaydındaki ipotek «şerhinin» kaldırılmasını talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» tesis edilirken «resmi senet» akit tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının kendi el yazısı ile "okudum" yazdığını ve resmi senedi imzaladığını, dolayısı ile davayı açma iddiasının sunulan belgelerle tamamen ortadan kaldırıldığını, belli usuli işlemlere tabi tutulan ipotek işleminin, okuma yazma bilenlere uygulanan süreç tamamlanarak müvekkili bankaya «ibraz» edildiğini, ayrıca davacı yanın ipotek verildiği tarihten bugüne kadar geçen zaman dilimi içerisinde söz konusu ipoteğin «geçersizliği» iddiasında bulunmadığını, anılan taşınmazın satışından sonra ilgili davayı açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8968 E. 2013/22891 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · eş rızası · yasal faiz
Benzer bu kararda… cının okuma yazma bilmemesinin bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı ...'nin bu hususlara uymadan işlem yaptığı, davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, «güven ilişkisine» dayalı banka-müşteri ilişkisine de aykırı davrandığı, gerekçesi ile davanın kabulüne, 176.000 TL nin 07/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Uyuşmazlık davacının hesabında bulunan paranın davacının «rızası» fesada uğratılarak diğer davalı oğlunun hesabına aktarılıp aktarılmadığı noktasındadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5929 E. 2022/6891 K.
Ortak:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu «genel kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin «geçerlilik şartı» olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile «kefalet sözleşmesinin» bu bakımdan da «geçersiz» olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği «müteselsil kefaletin şekil şartlarını» sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin «üçüncü kişi» lehine «ipotek» niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılması» talebi yönünden davanın reddine, «menfi tespit» talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için mütese …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davaya konu ipoteğin «teminat» altına aldığı «kredi sözleşmesinden doğan» borcun kapatılmadığı, buna karşın davacı tarafından «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladığı davaya konu kefâletin «geçerlilik şartlarını» taşımadığının saptandığı, dayanak «ipotek» sözleşmesinin, bahsi geçen kredi sözleşmesinden ayrı, ondan bağımsız ve müstakil bir teminat sözleşmesi olması nedeniyle hukuken geçerli olduğu, müstakil ipotek sözleşmesiyle teminat altına alınan borcun da kapatılmadığı, halen borcun devam ettiği, «ipoteğin fekki» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’un torunlarından ...’ın davalı bankadan tarım kredisi kullandığını, bankanın «ipotek» istemesi üzerine muris adına kayıtlı 4 adet taşınmazın ipotekli gösterildiğini, ancak murisin Türkçe’yi çok az bildiği gibi okuma yazmasının olmadığını, kredide murisin «kefaleti» alınmışsa da iki tanık ve parmak basma şartlarının gerçekleştirilmediğini, kefalet «geçersiz» olduğundan 4 adet taşınmazın ipotek verilmesine dair işlemin de geçerlilik taşımadığını, öte yandan okuma yazma bilmeyen bir kişinin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilen ipotek tesisi işleminin de geçersiz olduğunu, muris okuma yazma bilmediğinden ipotek tesisinin de iki tanık huzurunda ve parmak basmak suretiyle gerçekleştirilebileceğini ileri sürerek davacıların muris ile davalı Banka arasında aktedildiği iddia edilen tarım «kredi sözleşmesindeki» kefaletle ilgili olarak borçsuz olduklarının tespitini, 4 adet taşınmazda davacıların «payı» üzerindeki ipoteklerin fekkini talep etmiştir.
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · kambiyo senedi · cy/cy kaydı · kesin hüküm
Benzer bu kararda… okuma yazma bilip bilmediğinin tespiti için ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, ilgili kurumca müzekkereye verilen cevapla, davalı adına bir «kayda» rastlanmadığının bildirildiği, verilen cevaptan davalının okuma yazma bilmediğinin tespit edildiği, davacı yanın, okuma yazma bilmeyen davalının imzası bulunan bel …
Borç altına girme iradesini ve özellikle beyan iradesini «kesin» olarak açıklar, tamamlayıp ortaya koyar (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.
İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan «kıymetli evrakın» imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür.
Hukuk Dairesi'nin 15.07.2017 gün, 2016/13764 Esas 2017/3903 Karar sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmış, keza HGK’nın 28.06.2022 gün, 2019/(19)11-253 Esas- 2022/1036 Karar sayılı ilamında ise, bir kimsenin okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanarak «kambiyo senedi» düzenlemesinin mümkün olduğunu belirlemiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5520 E. 2021/6448 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipotek · geçersizlik
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’un torunlarından ...’ın davalı bankadan tarım kredisi kullandığını, bankanın «ipotek» istemesi üzerine muris adına kayıtlı 4 adet taşınmazın ipotekli gösterildiğini, ancak murisin Türkçe’yi çok az bildiği gibi okuma yazmasının olmadığını, kredide murisin «kefaleti» alınmışsa da iki tanık ve parmak basma şartlarının gerçekleştirilmediğini, kefalet «geçersiz» olduğundan 4 adet taşınmazın ipotek verilmesine dair işlemin de geçerlilik taşımadığını, öte yandan okuma yazma bilmeyen bir kişinin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilen ipotek tesisi işleminin de geçersiz olduğunu, muris okuma yazma bilmediğinden ipotek tesisinin de iki tanık huzurunda ve parmak basmak suretiyle gerçekleştirilebileceğini ileri sürerek davacıların muris ile davalı Banka arasında aktedildiği iddia edilen tarım «kredi sözleşmesindeki» kefaletle ilgili olarak borçsuz olduklarının tespitini, 4 adet taşınmazda davacıların «payı» üzerindeki ipoteklerin fekkini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu «genel kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin «geçerlilik şartı» olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile «kefalet sözleşmesinin» bu bakımdan da «geçersiz» olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği «müteselsil kefaletin şekil şartlarını» sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin «üçüncü kişi» lehine «ipotek» niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılması» talebi yönünden davanın reddine, «menfi tespit» talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için mütese …
İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yok denecek kadar az derecede Türkçe bilen muris için «ipotek» işleminin tercüman huzurunda okunması gerekirken bunun yapılmadığını, işlemin «şekil şartı» noksanlığından «geçersiz» olduğunu, ayrıca ipoteğin geçerli bir borç ilişkisine dayanmadığını, ipoteğin de fekki gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · sözleşmenin iptali · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5056 E. 2024/2194 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipotek · geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’un torunlarından ...’ın davalı bankadan tarım kredisi kullandığını, bankanın «ipotek» istemesi üzerine muris adına kayıtlı 4 adet taşınmazın ipotekli gösterildiğini, ancak murisin Türkçe’yi çok az bildiği gibi okuma yazmasının olmadığını, kredide murisin «kefaleti» alınmışsa da iki tanık ve parmak basma şartlarının gerçekleştirilmediğini, kefalet «geçersiz» olduğundan 4 adet taşınmazın ipotek verilmesine dair işlemin de geçerlilik taşımadığını, öte yandan okuma yazma bilmeyen bir kişinin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilen ipotek tesisi işleminin de geçersiz olduğunu, muris okuma yazma bilmediğinden ipotek tesisinin de iki tanık huzurunda ve parmak basmak suretiyle gerçekleştirilebileceğini ileri sürerek davacıların muris ile davalı Banka arasında aktedildiği iddia edilen tarım «kredi sözleşmesindeki» kefaletle ilgili olarak borçsuz olduklarının tespitini, 4 adet taşınmazda davacıların «payı» üzerindeki ipoteklerin fekkini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu «genel kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin «geçerlilik şartı» olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile «kefalet sözleşmesinin» bu bakımdan da «geçersiz» olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği «müteselsil kefaletin şekil şartlarını» sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin «üçüncü kişi» lehine «ipotek» niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılması» talebi yönünden davanın reddine, «menfi tespit» talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ... arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için mütese …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davaya konu ipoteğin «teminat» altına aldığı «kredi sözleşmesinden doğan» borcun kapatılmadığı, buna karşın davacı tarafından «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladığı davaya konu kefâletin «geçerlilik şartlarını» taşımadığının saptandığı, dayanak «ipotek» sözleşmesinin, bahsi geçen kredi sözleşmesinden ayrı, ondan bağımsız ve müstakil bir teminat sözleşmesi olması nedeniyle hukuken geçerli olduğu, müstakil ipotek sözleşmesiyle teminat altına alınan borcun da kapatılmadığı, halen borcun devam ettiği, «ipoteğin fekki» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · usul ekonomisi · tanık beyanı · butlan · sözleşmenin iptali · hile · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
… arklılıklarını dahi anlayabilecek durumda olmadığını, Tapu Sicil Tüzüğü gereği okuma yazma bilmeyenlere ilişkin merasimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin «butlanla» batıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2032 E. 2017/5121 K.
Ortak:ipoteğin fekki
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın menfi tespit istemi yönünden kabulüne, ipoteğin fekki istemi yönünden reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davaya konu ipoteğin «teminat» altına aldığı «kredi sözleşmesinden doğan» borcun kapatılmadığı, buna karşın davacı tarafından «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladığı davaya konu kefâletin «geçerlilik şartlarını» taşımadığının saptandığı, dayanak «ipotek» sözleşmesinin, bahsi geçen kredi sözleşmesinden ayrı, ondan bağımsız ve müstakil bir teminat sözleşmesi olması nedeniyle hukuken geçerli olduğu, müstakil ipotek sözleşmesiyle teminat altına alınan borcun da kapatılmadığı, halen borcun devam ettiği, «ipoteğin fekki» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile «ipoteğin fekkine» dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8573 E. , 2023/2495 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1672 Esas, 2021/1851 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/136 E., 2021/117 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın menfi tespit istemi yönünden kabulüne, ipoteğin fekki istemi yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’un torunlarından ...’ın davalı bankadan tarım kredisi kullandığını, bankanın ipotek istemesi üzerine muris adına kayıtlı 4 adet taşınmazın ipotekli gösterildiğini, ancak murisin Türkçe’yi çok az bildiği gibi okuma yazmasının olmadığını, kredide murisin kefaleti alınmışsa da iki tanık ve parmak basma şartlarının gerçekleştirilmediğini, kefalet geçersiz olduğundan 4 adet taşınmazın ipotek verilmesine dair işlemin de geçerlilik taşımadığını, öte yandan okuma yazma bilmeyen bir kişinin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilen ipotek tesisi işleminin de geçersiz olduğunu, muris okuma yazma bilmediğinden ipotek tesisinin de iki tanık huzurunda ve parmak basmak suretiyle gerçekleştirilebileceğini ileri sürerek davacıların muris ile davalı Banka arasında aktedildiği iddia edilen tarım kredi sözleşmesindeki kefaletle ilgili olarak borçsuz olduklarının tespitini, 4 adet taşınmazda davacıların payı üzerindeki ipoteklerin fekkini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tereke elbirliği mülkiyetinde olduğundan ve mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiğini, ortada bir kefâlet sözleşmesinin bulunmadığını, murisin krediye 4 adet taşınmazını ipotek verdiğini, ipotek işleminin iki tanık huzurunda yapıldığını, murisin parmağını bastığını, ipoteğin şartlarına uygun tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar muris dava konusu genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış ise de murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile attığı imzanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kefâlet sözleşmesinin geçerlilik şartı olan “kefilin el yazısı ile sorumlu olduğu azami miktarı, kefâlet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini” yazması gerektiği, ancak murisin okuma yazma bilmemesi nedeni ile kefalet sözleşmesinin bu bakımdan da geçersiz olduğu, muris tarafından, dava dışı ...'in borçlusu olduğu 21.09.2016 tarihli kredi sözleşmesine verdiği müteselsil kefaletin şekil şartlarını sağlamadığı, davacıların kefâlet borcundan dolayı sorumlu olmadıkları, ancak şeklen geçerli olan kredi sözleşmesindeki dava dışı ...'in borcu nedeni ile davacılar murisi tarafından verilen ipoteğin üçüncü kişi lehine ipotek niteliği taşıdığı, şekil şartlarında bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle ipoteğin kaldırılması talebi yönünden davanın reddine, menfi tespit talebi yönünden davanın kabulüne, murisin davalı ile dava dışı ...
arasında imzalanan 22.09.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kalan 292.377,44 TL için müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yok denecek kadar az derecede Türkçe bilen muris için ipotek işleminin tercüman huzurunda okunması gerekirken bunun yapılmadığını, işlemin şekil şartı noksanlığından geçersiz olduğunu, ayrıca ipoteğin geçerli bir borç ilişkisine dayanmadığını, ipoteğin de fekki gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talebin kısmen kabulüne rağmen tüm yargılama giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, menfi tespit isteminde davacıların hukuki yararının bulunmadığını, murisin kredi borçlusunun kefili olmadığını, sadece ipotek verdiğini, murisin Türkçe bilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, her iki talebin de reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davaya konu ipoteğin teminat altına aldığı kredi sözleşmesinden doğan borcun kapatılmadığı, buna karşın davacı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı davaya konu kefâletin geçerlilik şartlarını taşımadığının saptandığı, dayanak ipotek sözleşmesinin, bahsi geçen kredi sözleşmesinden ayrı, ondan bağımsız ve müstakil bir teminat sözleşmesi olması nedeniyle hukuken geçerli olduğu, müstakil ipotek sözleşmesiyle teminat altına alınan borcun da kapatılmadığı, halen borcun devam ettiği, ipoteğin fekki koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yok denecek kadar az derecede Türkçe bilen muris için Tapu Müdürlüklerince Düzenlenen Resmi Senetlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 17 inci ve 18 inci maddesi uyarınca ipotek tesisi işleminin yeminli tercüman huzurunda yüksek sesle herkesin anlayacağı şekilde okunması gerekirken buna aykırı hareket edildiğini, işlemin şekil şartı noksanlığından geçersiz olduğunu, kefalet işleminin de şekle aykırı yapıldığını, murisin Türkçe bilmemesinden faydalanıldığını, ipotek başvuru formunun geçersizlik taşıdığını, geçersiz başvuru formu ile tesis edilen ipoteğin geçerli olduğunu ileri sürmenin hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, tescil için geçerli bir kazanma sebebinin varlığının gerektiğini, ipoteğin geçerli bir borç ilişkisine dayanmadığını, ipoteğin de fekki gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece ipoteğin kaldırılması talebi reddedildiği halde tüm yargılama giderlerinin müvekkilinin üzerinde bırakılmasının yerinde olmadığını, murisin kredi borçlusunun kefili sıfatı taşımadığını, sadece ipotek verdiğini, ipoteğin kefalete dayanmadığını, ortada bir kefâlet sözleşmesinin ve davacıların menfi tespit davası açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, ipotek işleminin şahitlerin huzurunda murisin iradesine uygun düzenlendiğini, murisin resmî kurumlarda işlem yapabildiğini, vekalet verebildiğini, Türkçe bilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Tapu Sicili Tüzüğünün 24 üncü maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 581 vd. maddeleri, 16 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932790100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz