Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6097 E. 2023/872 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıstelyevm usulü↗ yıpranma payı↗ kıstelyevm↗ sabit yatırım↗ usulden red↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ maktu vekâlet ücreti↗ tenkis↗ intifa hakkı↗ zilyetlik↗ keşif↗ bayilik sözleşmesi↗ vekâlet ücreti↗ ikrar↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ terkin↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile intifa hakkı dava tarihi itibariyle hâlen devam ettiğinden bu talebin reddi gerektiği, yatırım bedeline ilişkin olarak ise mahallinde yapılan keşifte taşınmazda saha betonu bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle davacının intifa hakkı bedeline ilişkin davasının erken açılması nedeniyle reddine, davacının kalıcı yatırımlara ilişkin davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle intifa hakkının terkin edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile bayilik sözleşmesinin sona ermesinin ardından ...34. Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın terkin edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, intifa hakkının kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken geçersiz olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla keşif yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafından yapılan bu husustaki kalıcı yatırımın istasyonda mevcut olmadığından söz edildiğini, oysa dava dosyasında mevcut kalıcı yatırıma ait faturada yatırımın konusunun saha kaplaması olduğunun açık olarak belirtildiğini, saha kaplamasının betondan yapılmış olduğu hususunda herhangi bir özel kayıt ver almamakta olmasına karşın bilirkişi raporunda saha kaplamasının beton kaplama olduğunun varsayılması ve buna karşın istasyonda keşif sırasında zeminin beton parke taşı ile kaplı olduğundan bahisle davacının yatırımının istasyonda mevcut olmadığından ve istasyona değer katmamış olduğundan söz edilmesinin açıkça isabetsiz bir değerlendirme olduğunu, zira saha kaplaması ile kastedilenin zemin kaplaması ile aynı şey olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile intifa hakkı terkin edilmeden dava açılamayacağı gerekçesi ile zamansız açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ayrıca inşa edilen saha betonunun taşınmaz mülkiyetinin bir parçası olarak mevcut gayrimenkulün değerinde belirli bir ölçüde değer artışına neden olması hâlinde, kullanılmayan süreye denk gelen kısım için ve yıpranma payı da tespit edilerek değeri düşüldükten sonra mevcut değeri kadar değer artışı oranında malikin sorumlu olduğu, ancak somut olayda taşınmazda saha betonunun bulunmadığı, mevcut beton parkenin de taşınmaza değer katmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, dolayısıyla bu talep yönünden de Mahkemece verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Saha kaplamasının istasyonda mevcut olduğu sabit olmasına rağmen saha betonunun üzerine parke zemin yapıldığı yönündeki maddi dayanaktan yoksun tespite dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira saha kaplaması ile yerinde tespit edilen parke zeminin aynı yatırım olduğunu, kaldı ki davalı tarafından istasyonun müvekkilin fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen uyuşmazlık konusu bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten sabit yatırımların değerinin kıstelyevm usulü uygulanarak tenkise tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını,
2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın intifa hakkı kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da ikrar ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın terkini de gerekmediğini,
3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı taahhütname ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini,
4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme yetkisini içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla zilyetliğin kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini,
5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar usulden red niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı gerektirdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle sözleşme gereğince davacı tarafından davalı ...'a verilen intifa bedeli ve yatırım bedeline ilişkin tutarların, kullanılmayan süreye ilişkin kısmının davalılardan müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6185 E. 2023/5954 K.
Ortak:kıstelyevm · sabit yatırım · intifa hakkı · keşif · bayilik sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz kararda… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
Benzer bu karardaMahkemece 29.05.2014 tarih, 2011/874 E. ve 2014/159 K. sayılı kararı ile taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84+KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin %18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
… elere, taraflar arasında akaryakıt istasyonu saha betonu bedelinin davacı tarafından karşılandığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
… lamına uyularak yapılan yargılamada davaya konu yerde tüm deliller göz önüne alınarak, davacının iddiası yönünden davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı/«sabit yatırım» niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalı tarafından aynı sabit yatırımlar kullanılarak bunlar üzerinden fayda sağlanıp sağlanmadığı, ticaretine devam edip etmediği yani sayılan yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığının tespiti noktasında ve bir inşaat bilirkişisi ve bir Akaryakıt sektör bilirkişisi eşliğinde «keşif» yapıldığı, buna göre akaryakıt istasyonunun faal olduğu, ticaretine devam ettiği, bahse konu saha betonunun mevcutta olmadığı, sahanın zemin döşemesinin beton kili …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · sebepsiz zenginleşme · ihtar · fatura · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece 29.05.2014 tarih, 2011/874 E. ve 2014/159 K. sayılı kararı ile taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84+KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin %18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4907 E. 2021/1346 K.
Ortak:kıstelyevm · intifa hakkı · keşif · bayilik sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · sebepsiz zenginleşme · ihtar · fatura · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7165 E. 2023/1738 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · terkin
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
Benzer bu karardaŞti.nin maliki olduğu ve davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan «sabit yatırımların» intifa hakkının «terkin» edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile «bayilik sözleşmesinin» tarafı olan davalı ...'ten «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme · fatura
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «fatura» içeriklerinin saha betonunda kullanıldığı, zemin betonunun istasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerden olduğu, istasyonda rapor tarihi itibarıyla …
Şti.nin maliki olduğu ve davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan «sabit yatırımların» intifa hakkının «terkin» edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile «bayilik sözleşmesinin» tarafı olan davalı ...'ten «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2058 E. 2023/4837 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · keşif · bayilik sözleşmesi · geçersizlik · terkin · Alacak
İncelediğiniz karardaNoterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesi» kapsamında intifa bedeli ve «sabit yatırımlara» ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5558 E. 2023/358 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · terkin · Alacak
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.11.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli «intifa hakkına» ilişkin sözleşmenin, «bayilik sözleşmesinin» 21.06.2006 tarihinde yapılmasından ve 5 yıl süreli olmasından dolayı 21.06.2011 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların işletme sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğu, 21.06.2011 tarihinde sona eren üzerinde intifa hakkı tesis edilen petrol istasyonuna davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca davalılardan tahsili isteminin yerinde olmadığı, tapu «kaydına» göre davacı lehine 07.11.2006 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 20.02.2014 tarihinde «terkin» edildiği, bu haliyle dava tarihi itibarıyla intifa hakkının henüz terkin edilmediği, intifa terkin edilmedikçe davacı yanın iddiaya konu talepleri yönünden henüz d …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yatırım bedellerinin iadesine ilişkin talebin ret gerekçesinin Yargıtayın uzun süre önce «terk» etmiş olduğu içtihatlara dayanılarak tesis edildiğini, yatırım «bedellerinin iadesi» için intifanın terkin edilmesine gerek olmadığından kararın bu yönden de hatalı olduğunu, yatırım bedeli iadesi talebi yönünden güncel içtihatların, dava konusu istasyonda keşfen yapılacak inceleme ile yapılan yatırımların taşınmaza kattığı değer tespit edilmek suretiyle iadeye konu bedelin belirlenmesi yönünde olduğunu, müvekkili tarafından işletmecilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek ve intifa süresi olan 15 yıl için 17.07.2006 ve 06.11.2006 tarihli faturalarla istasyona toplam 233.000,00 TL + KDV yatırım yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, dolayısıyla iadeye konu bedelin bu tutarlar üzerinden belirlenmesi gerektiğini, intifa süresi boyunca yapıldığı tartışmasız olan «sabit yatırımların» tümü bakımından denkleştirici adalet ilkesine göre ve kullanılmayan süreye tekabül eden güncel bedelin hesaplanarak hüküm tesis edilmesi gerektiğini, taleplerinin intifanın davadan önce terkin edilmesine bağlı olduğu kabul edilse bile bu durumda «erken açılan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi ve aynı doğrultuda davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini iste …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık süre ile kararlaştırıldığından 5 yıllık sürenin dolduğu, sözleşmenin 21.06.2011 tarihinden önce feshedilmediği, kanopi «masrafının» 15 yıl intifa süresi için yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süren dolduğuna göre kanopi kaplama ışıklandırma bedelinin talep edilemeyeceği, 06.11.2006 tarihli 200.000,00 TL ve ilave KDV bedelli faturanın ise gayrimaddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlendiği, davacının 13.04.2012 tarihli yazılı beyanında bu «fatura» kapsamında yapılan ödemenin intifa bedeli ödemesi olduğunun açıklandığı, «intifa hakkı» tesisine ilişkin 07.11.2006 tarihli 4118 yevmiye nolu resmi senette ise intifa hakkı bedelinin 27.750,00 TL olduğu, bu bedelin istasyondaki tesislerin donanımının tamamının (tankların, pompaların, jeneratörün, dış cephe dizaynının, kanopinin vs.) inşa ve iktisap bedellerinin davacı tarafından karşılanması ve ayrıca kalan miktarın ödenmesiyle karşılandığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından faturadaki bedelin intifa bedeli olduğu ileri sürülmüş ise de davacının iddiasına dayanak faturanın "gayrimaddi haklar" açıklamasıyla düzenlendiği, faturadaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu durumda intifa süresiyle açıkça ilişkilendirilemeyen nakdi yardımın sözleşme ile ilişkili bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının alacağına dayanak olan iki faturanın da intifa bedeli ile ilgili olmadığı ayrıca yatırım bedellerine ilişkin talep bakımından intifanın «terkin» edilmesine gerek bulunmadığı (emsal Yargıtay 19.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · bedel iadesi · maktu vekalet ücreti · sebepsiz zenginleşme · usulden reddi · fatura · dosya masrafı · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yatırım bedellerinin iadesine ilişkin talebin ret gerekçesinin Yargıtayın uzun süre önce «terk» etmiş olduğu içtihatlara dayanılarak tesis edildiğini, yatırım «bedellerinin iadesi» için intifanın terkin edilmesine gerek olmadığından kararın bu yönden de hatalı olduğunu, yatırım bedeli iadesi talebi yönünden güncel içtihatların, dava konusu istasyonda keşfen yapılacak inceleme ile yapılan yatırımların taşınmaza kattığı değer tespit edilmek suretiyle iadeye konu bedelin belirlenmesi yönünde olduğunu, müvekkili tarafından işletmecilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek ve intifa süresi olan 15 yıl için 17.07.2006 ve 06.11.2006 tarihli faturalarla istasyona toplam 233.000,00 TL + KDV yatırım yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, dolayısıyla iadeye konu bedelin bu tutarlar üzerinden belirlenmesi gerektiğini, intifa süresi boyunca yapıldığı tartışmasız olan «sabit yatırımların» tümü bakımından denkleştirici adalet ilkesine göre ve kullanılmayan süreye tekabül eden güncel bedelin hesaplanarak hüküm tesis edilmesi gerektiğini, taleplerinin intifanın davadan önce terkin edilmesine bağlı olduğu kabul edilse bile bu durumda «erken açılan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi ve aynı doğrultuda davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini iste …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.11.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli «intifa hakkına» ilişkin sözleşmenin, «bayilik sözleşmesinin» 21.06.2006 tarihinde yapılmasından ve 5 yıl süreli olmasından dolayı 21.06.2011 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların işletme sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğu, 21.06.2011 tarihinde sona eren üzerinde intifa hakkı tesis edilen petrol istasyonuna davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca davalılardan tahsili isteminin yerinde olmadığı, tapu «kaydına» göre davacı lehine 07.11.2006 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 20.02.2014 tarihinde «terkin» edildiği, bu haliyle dava tarihi itibarıyla intifa hakkının henüz terkin edilmediği, intifa terkin edilmedikçe davacı yanın iddiaya konu talepleri yönünden henüz d …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık süre ile kararlaştırıldığından 5 yıllık sürenin dolduğu, sözleşmenin 21.06.2011 tarihinden önce feshedilmediği, kanopi «masrafının» 15 yıl intifa süresi için yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süren dolduğuna göre kanopi kaplama ışıklandırma bedelinin talep edilemeyeceği, 06.11.2006 tarihli 200.000,00 TL ve ilave KDV bedelli faturanın ise gayrimaddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlendiği, davacının 13.04.2012 tarihli yazılı beyanında bu «fatura» kapsamında yapılan ödemenin intifa bedeli ödemesi olduğunun açıklandığı, «intifa hakkı» tesisine ilişkin 07.11.2006 tarihli 4118 yevmiye nolu resmi senette ise intifa hakkı bedelinin 27.750,00 TL olduğu, bu bedelin istasyondaki tesislerin donanımının tamamının (tankların, pompaların, jeneratörün, dış cephe dizaynının, kanopinin vs.) inşa ve iktisap bedellerinin davacı tarafından karşılanması ve ayrıca kalan miktarın ödenmesiyle karşılandığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından faturadaki bedelin intifa bedeli olduğu ileri sürülmüş ise de davacının iddiasına dayanak faturanın "gayrimaddi haklar" açıklamasıyla düzenlendiği, faturadaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu durumda intifa süresiyle açıkça ilişkilendirilemeyen nakdi yardımın sözleşme ile ilişkili bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının alacağına dayanak olan iki faturanın da intifa bedeli ile ilgili olmadığı ayrıca yatırım bedellerine ilişkin talep bakımından intifanın «terkin» edilmesine gerek bulunmadığı (emsal Yargıtay 19.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5045 E. 2021/3897 K.
Ortak:sabit yatırım · keşif · terkin
İncelediğiniz karardaNoterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada «terkin» harcına yönelik ve birleşen davanın reddine yönelik verilen kararlar kesinleştiği için bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», mahallinde yapılan «keşif» ile davalıya ait istasyonda bulunan idari hizmet binası ve beton dökümüne ilişkin «sabit yatırımların» davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği ve taşınmaza değer kattığı değerlendirilerek ve bu haliyle davalının «sebepsiz zenginleştiği» kalıcı yatırımların dava tarihi itibariyle «rayiç değerinin» 200.925,00 TL olduğu, davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak 100.303,02 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ka …
2- Dava, bayilik ilişkisinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle intifa «terkin» harcı ve «sabit yatırım bedelinin» tahsiline yönelik alacak davasıdır.
Mahkemece, Dairemizin önceki bozma ilamı da göz önünde bulundurularak ve davacının talebini sınırlandığı «keşif» listesi ile «fatura» bedeli gözetilerek davalıya ait taşınmazda yapılan «sabit yatırımların» imalat tarihlerine göre dava tarihi itibariyle «amortisman» bedelleri düşülmek suretiyle dava tarihindeki değeri dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sabit yatırım bedeli · amortisman · rayiç değer · taleple bağlılık · sebepsiz zenginleşme · fatura · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada «terkin» harcına yönelik ve birleşen davanın reddine yönelik verilen kararlar kesinleştiği için bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», mahallinde yapılan «keşif» ile davalıya ait istasyonda bulunan idari hizmet binası ve beton dökümüne ilişkin «sabit yatırımların» davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği ve taşınmaza değer kattığı değerlendirilerek ve bu haliyle davalının «sebepsiz zenginleştiği» kalıcı yatırımların dava tarihi itibariyle «rayiç değerinin» 200.925,00 TL olduğu, davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak 100.303,02 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ka …
… yönelik bozma yapılmasına rağmen mahkemece, bilirkişi raporlarında talep konusu olmayan saha betonu imalat bedeli olarak belirtilen 200.925,00 TL'nin toplam kalıcı «sabit yatırım bedeli» olarak benimsenerek davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu ve «taleple bağlılık» ilkesine göre bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, Dairemizin önceki bozma ilamı da göz önünde bulundurularak ve davacının talebini sınırlandığı «keşif» listesi ile «fatura» bedeli gözetilerek davalıya ait taşınmazda yapılan «sabit yatırımların» imalat tarihlerine göre dava tarihi itibariyle «amortisman» bedelleri düşülmek suretiyle dava tarihindeki değeri dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekir.
2- Dava, bayilik ilişkisinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle intifa «terkin» harcı ve «sabit yatırım bedelinin» tahsiline yönelik alacak davasıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6097 E. , 2023/872 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalılardan ... adına kayıtlı bulunan ... İli, ... İlçesi, ... Köyü/Mah, 159 ada, lV parsel sayılı yerde bulunan taşınmazın intifa hakkını 30.01.2007 tarihinden başlamak üzere 15 yıl süreli olarak aldığını, bu taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak kullanılması ve işletilmesine yönelik olarak davalı ... ile 19.05.2006 tarihli bayilik ve işleticilik sözleşmesi imzaladığını, davalının intifa hakkı müvekkili şirkete ait olan taşınmazı ve üzerindeki akaryakıt istasyonunu bayilik ve işleticilik sözleşmesi kapsamında Akpet akaryakıt istasyonu olarak 10.01.2010 tarihine kadar işlettiğini, bu tarihten itibaren aynı tarihli temlik sözleşmesi hükümleri doğrultusunda diğer davalı şirkete devrettiğini, davalı şirketin temlik sözleşmesi ile devraldığı istasyonun işleticiliği için müvekkili şirketle 22.01.2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzaladığını ve söz konusu temlik sözleşmesinin 2 ve 3 üncü maddelerindeki hükümler gereğince, önceki bayi (davalı ...’ın) intifa sözleşmesi, bayilik ve işleticilik sözleşmesi ve diğer sözleşmelerden doğan borçlarının tamamını devraldığını, davalı şirketin temlik sözleşmesini diğer davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefili sıfatıyla garantör olmayı kabul ederek imzaladığını, bu nedenle dava konusu yatırımın yapılmış olduğu taşınmazın maliki olarak, hem de temlik sözleşmesi hükümleri gereğince diğer davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla garantörü olarak dava konusu alacaktan sorumlu olduğunu, Rekabet Kurulu’nun kararı ile 18.09.2010 tarihine kadar tüm sözleşmelerin ve bu kapsamda kira/intifa sözleşme sürelerinin 5 yıldan fazla olamayacağına ve bu tarih itibarıyla sözleşmelerin süresinin sona ereceğine karar verildiğini, müvekkili şirketin sahip olduğu intifa hakkının 20.03.2011 tarihinde sona ermesi ve müvekkili şirketle bayilik ilişkisi içinde bulunan şirketin başka bir dağıtıcı ile anlaşarak müvekkili şirketin bayiliği için aldığı lisansını iptal ettirmesi karşısında, müvekkili şirketle davalılar arasındaki dikey ilişkiye esas tüm sözleşmelerin sona erdiğinin davalılara Beyoğlu 34.
Noterliğinin 15.06.2011 tarihli ihtarnamesi ile ihtar edildiğini ve müvekkili şirketin Rekabet Kurulu'nun duyurusu nedeniyle terkin etmek zorunda kaldığı intifa hakkının terkin edilmesi için gerekli vekâletnameyi davalıya ihtarname ekinde gönderdiğini, müvekkili tarafından işleticilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek gayri maddi hak bedeli olarak iki numaralı davalıya 01.07.2006, 01.02.2007 ve 08.02.2007 tarihlerinde 219.578,00 TL + KDV tutarında ödeme yapıldığını, davalıya ödenen yatırım bedelinin kullanılamayacak döneme ilişkin kısmı olan 156.447,00 TL + KDV’nin ödemelerin yapıldığı tarihlerden 20.03.2011 tarihinde kadar güncellenmiş hâlinin 321.204,00 TL + KDV olduğunu, taraflar arasında imzalanan tüm sözleşmelerin feshedilmiş olması sebebiyle gayri maddi hak bedeli, yatırım bedeli veya hizmet bedeli olarak yapılan ödemelerin dikey ilişkinin süresinin erken sonlanması nedeniyle iadesi gerektiğini ileri sürerek iade edilmeyen ve davalıların sebepsiz zenginleşmesine sebep olan 321.204,00 TL + KDV tutarındaki alacağın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket, davaya cevap vermemiş ve herhangi bir savunmada bulunmamıştır.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketle daha önce yapmış oldukları akaryakıt alım sözleşmelerinin, davacı şirket ile mutabakata varılarak ve muvafakati ile diğer davalı Tora Kuyumculuk Şirketi'ne devredildiğini, davacı ile kendisi arasındaki sözleşmelerden doğan her türlü hak ve borçların diğer davalı şirkete devredildiğini, önceki sözleşmelere dayanılarak kendisinden istenen dava konusu taleplerin kabul edilemeyeceğini, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu taahhütnamenin Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzalandığını, davacı şirket ile bu anlamda imzalanan bir taahhüt bulunmadığını, davacı şirket ile yapmış oldukları sözleşmenin feshedilmesinde kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacı şirketin bayisi olarak faaliyette bulunduğu iki ayrı istasyonuna davacı şirket tarafından aralıklarla ve uzun süreli olarak akaryakıt sevkiyatı yapılmadığını, bu hususla ilgili davacı şirkete göndermiş olduğu yazılara cevap verilmediğini, davacıya yapılandırma adı altında 200.000,00 TL’nin üzerinde faiz ödediğini, davacı şirkete ödenmemiş hiçbir borcunun bulunmadığını, davacının 15 yıl için 150.000.00 TL yatırım bedeli ödediğini, davacı ile aralarındaki sözleşmenin yaklaşık 5 yıl devam ettiğini, bu durumda kullanılmayan döneme ait bedelin 100.000,00 TL olduğunu, saha betonuna karşılık verilen 80.000,00 TL'nin de kullanılmayan kısmına düşen miktarın 53.333,33 TL olduğunu, bu durumda davacının güncelleme adı altında talep etmiş olduğu miktarın çok fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının ancak kullanılmayan yılların bedelini talep edebileceğini, temerrüt tarihinin de davacının belirtmiş olduğu gibi 20.03.2011 tarihi olmadığını, zira sözleşmenin bitiş tarihinin 20.01.2010 olduğunu, ihtarın çekildiği tarihin de 15.06.2011 olduğunu, güncelleme adı altında yapılan hesaplamaları ve KDV talebini de kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile intifa hakkı dava tarihi itibariyle hâlen devam ettiğinden bu talebin reddi gerektiği, yatırım bedeline ilişkin olarak ise mahallinde yapılan keşifte taşınmazda saha betonu bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle davacının intifa hakkı bedeline ilişkin davasının erken açılması nedeniyle reddine, davacının kalıcı yatırımlara ilişkin davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle intifa hakkının terkin edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile bayilik sözleşmesinin sona ermesinin ardından ...34. Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın terkin edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, intifa hakkının kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken geçersiz olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla keşif yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafından yapılan bu husustaki kalıcı yatırımın istasyonda mevcut olmadığından söz edildiğini, oysa dava dosyasında mevcut kalıcı yatırıma ait faturada yatırımın konusunun saha kaplaması olduğunun açık olarak belirtildiğini, saha kaplamasının betondan yapılmış olduğu hususunda herhangi bir özel kayıt ver almamakta olmasına karşın bilirkişi raporunda saha kaplamasının beton kaplama olduğunun varsayılması ve buna karşın istasyonda keşif sırasında zeminin beton parke taşı ile kaplı olduğundan bahisle davacının yatırımının istasyonda mevcut olmadığından ve istasyona değer katmamış olduğundan söz edilmesinin açıkça isabetsiz bir değerlendirme olduğunu, zira saha kaplaması ile kastedilenin zemin kaplaması ile aynı şey olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile intifa hakkı terkin edilmeden dava açılamayacağı gerekçesi ile zamansız açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ayrıca inşa edilen saha betonunun taşınmaz mülkiyetinin bir parçası olarak mevcut gayrimenkulün değerinde belirli bir ölçüde değer artışına neden olması hâlinde, kullanılmayan süreye denk gelen kısım için ve yıpranma payı da tespit edilerek değeri düşüldükten sonra mevcut değeri kadar değer artışı oranında malikin sorumlu olduğu, ancak somut olayda taşınmazda saha betonunun bulunmadığı, mevcut beton parkenin de taşınmaza değer katmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, dolayısıyla bu talep yönünden de Mahkemece verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Saha kaplamasının istasyonda mevcut olduğu sabit olmasına rağmen saha betonunun üzerine parke zemin yapıldığı yönündeki maddi dayanaktan yoksun tespite dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira saha kaplaması ile yerinde tespit edilen parke zeminin aynı yatırım olduğunu, kaldı ki davalı tarafından istasyonun müvekkilin fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen uyuşmazlık konusu bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten sabit yatırımların değerinin kıstelyevm usulü uygulanarak tenkise tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını,
2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın intifa hakkı kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da ikrar ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın terkini de gerekmediğini,
3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı taahhütname ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini,
4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme yetkisini içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla zilyetliğin kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini,
5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar usulden red niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı gerektirdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle sözleşme gereğince davacı tarafından davalı ...'a verilen intifa bedeli ve yatırım bedeline ilişkin tutarların, kullanılmayan süreye ilişkin kısmının davalılardan müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/884656600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz