Sebepsiz zenginleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7165 E. 2023/1738 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sabit yatırım↗ rekabet kurulu kararı↗ intifa hakkı↗ alacağın temliki↗ bayilik sözleşmesi↗ vekâlet ücreti↗ sebepsiz zenginleşme↗ temlik↗ fatura↗ terkin↗ yükleten (shipper)↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 08.09.2015 tarih, 2014/472 E. ve 2015/592 K. sayılı kararı ile taşınmaza davacı tarafından yapılan yatırıma ilişkin herhangi bir maddi varlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 06.12.2017 tarih, 2016/9736 E. ve 2017/7777 K. sayılı kararıyla araştırma yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu fatura içeriklerinin saha betonunda kullanıldığı, zemin betonunun istasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerden olduğu, istasyonda rapor tarihi itibarıyla mevcut yatırımların değerleri tespit edilmiş ise de kimin tarafından yapıldığının tespit edilemediği, istasyonda bulunan binalar ve müştemilatları ile kanopi, tonoz ve akaryakıt pompaları, tesisatları ve yer altı tanklarının yeniden yaptırılmış olduğu, Yargıtayın içtihatları doğrultusunda davacının alacağına hükmedilmesi için davalının kalıcı nitelikteki yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması gerektiği, davalı taraf sözleşme feshedildikten sonra işletmeden ayrıldığını beyan etmiş, bilirkişilerce de yatırımların yeniden yaptırılmış olduğu tespit edilmiş olmakla davalıların yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından yapılan saha betonun halen davalı yanca kullanıldığının sabit olduğunu, içtihatlar ve bozma kararı uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek yanılgılı değerlendirme yapan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılardan Kıraoğlu Petrol Ür. Ltd. Şti.nin maliki olduğu ve davacı lehine intifa hakkı tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan sabit yatırımların intifa hakkının terkin edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile bayilik sözleşmesinin tarafı olan davalı ...'ten sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4907 E. 2021/1346 K.
Ortak:intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · fatura
İncelediğiniz karardaŞti.nin maliki olduğu ve davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan «sabit yatırımların» intifa hakkının «terkin» edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile «bayilik sözleşmesinin» tarafı olan davalı ...'ten «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «fatura» içeriklerinin saha betonunda kullanıldığı, zemin betonunun istasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerden olduğu, istasyonda rapor tarihi itibarıyla …
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıstelyevm · keşif · hakkaniyet · ihtar · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5558 E. 2023/358 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · fatura · terkin
İncelediğiniz karardaŞti.nin maliki olduğu ve davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan «sabit yatırımların» intifa hakkının «terkin» edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile «bayilik sözleşmesinin» tarafı olan davalı ...'ten «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «fatura» içeriklerinin saha betonunda kullanıldığı, zemin betonunun istasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerden olduğu, istasyonda rapor tarihi itibarıyla …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.11.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli «intifa hakkına» ilişkin sözleşmenin, «bayilik sözleşmesinin» 21.06.2006 tarihinde yapılmasından ve 5 yıl süreli olmasından dolayı 21.06.2011 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların işletme sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğu, 21.06.2011 tarihinde sona eren üzerinde intifa hakkı tesis edilen petrol istasyonuna davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca davalılardan tahsili isteminin yerinde olmadığı, tapu «kaydına» göre davacı lehine 07.11.2006 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 20.02.2014 tarihinde «terkin» edildiği, bu haliyle dava tarihi itibarıyla intifa hakkının henüz terkin edilmediği, intifa terkin edilmedikçe davacı yanın iddiaya konu talepleri yönünden henüz d …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık süre ile kararlaştırıldığından 5 yıllık sürenin dolduğu, sözleşmenin 21.06.2011 tarihinden önce feshedilmediği, kanopi «masrafının» 15 yıl intifa süresi için yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süren dolduğuna göre kanopi kaplama ışıklandırma bedelinin talep edilemeyeceği, 06.11.2006 tarihli 200.000,00 TL ve ilave KDV bedelli faturanın ise gayrimaddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlendiği, davacının 13.04.2012 tarihli yazılı beyanında bu «fatura» kapsamında yapılan ödemenin intifa bedeli ödemesi olduğunun açıklandığı, «intifa hakkı» tesisine ilişkin 07.11.2006 tarihli 4118 yevmiye nolu resmi senette ise intifa hakkı bedelinin 27.750,00 TL olduğu, bu bedelin istasyondaki tesislerin donanımının tamamının (tankların, pompaların, jeneratörün, dış cephe dizaynının, kanopinin vs.) inşa ve iktisap bedellerinin davacı tarafından karşılanması ve ayrıca kalan miktarın ödenmesiyle karşılandığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından faturadaki bedelin intifa bedeli olduğu ileri sürülmüş ise de davacının iddiasına dayanak faturanın "gayrimaddi haklar" açıklamasıyla düzenlendiği, faturadaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu durumda intifa süresiyle açıkça ilişkilendirilemeyen nakdi yardımın sözleşme ile ilişkili bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının alacağına dayanak olan iki faturanın da intifa bedeli ile ilgili olmadığı ayrıca yatırım bedellerine ilişkin talep bakımından intifanın «terkin» edilmesine gerek bulunmadığı (emsal Yargıtay 19.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yatırım bedellerinin iadesine ilişkin talebin ret gerekçesinin Yargıtayın uzun süre önce «terk» etmiş olduğu içtihatlara dayanılarak tesis edildiğini, yatırım «bedellerinin iadesi» için intifanın terkin edilmesine gerek olmadığından kararın bu yönden de hatalı olduğunu, yatırım bedeli iadesi talebi yönünden güncel içtihatların, dava konusu istasyonda keşfen yapılacak inceleme ile yapılan yatırımların taşınmaza kattığı değer tespit edilmek suretiyle iadeye konu bedelin belirlenmesi yönünde olduğunu, müvekkili tarafından işletmecilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek ve intifa süresi olan 15 yıl için 17.07.2006 ve 06.11.2006 tarihli faturalarla istasyona toplam 233.000,00 TL + KDV yatırım yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, dolayısıyla iadeye konu bedelin bu tutarlar üzerinden belirlenmesi gerektiğini, intifa süresi boyunca yapıldığı tartışmasız olan «sabit yatırımların» tümü bakımından denkleştirici adalet ilkesine göre ve kullanılmayan süreye tekabül eden güncel bedelin hesaplanarak hüküm tesis edilmesi gerektiğini, taleplerinin intifanın davadan önce terkin edilmesine bağlı olduğu kabul edilse bile bu durumda «erken açılan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi ve aynı doğrultuda davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini iste …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · bedel iadesi · maktu vekalet ücreti · usulden reddi · dosya masrafı · cy/cy kaydı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yatırım bedellerinin iadesine ilişkin talebin ret gerekçesinin Yargıtayın uzun süre önce «terk» etmiş olduğu içtihatlara dayanılarak tesis edildiğini, yatırım «bedellerinin iadesi» için intifanın terkin edilmesine gerek olmadığından kararın bu yönden de hatalı olduğunu, yatırım bedeli iadesi talebi yönünden güncel içtihatların, dava konusu istasyonda keşfen yapılacak inceleme ile yapılan yatırımların taşınmaza kattığı değer tespit edilmek suretiyle iadeye konu bedelin belirlenmesi yönünde olduğunu, müvekkili tarafından işletmecilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek ve intifa süresi olan 15 yıl için 17.07.2006 ve 06.11.2006 tarihli faturalarla istasyona toplam 233.000,00 TL + KDV yatırım yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, dolayısıyla iadeye konu bedelin bu tutarlar üzerinden belirlenmesi gerektiğini, intifa süresi boyunca yapıldığı tartışmasız olan «sabit yatırımların» tümü bakımından denkleştirici adalet ilkesine göre ve kullanılmayan süreye tekabül eden güncel bedelin hesaplanarak hüküm tesis edilmesi gerektiğini, taleplerinin intifanın davadan önce terkin edilmesine bağlı olduğu kabul edilse bile bu durumda «erken açılan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi ve aynı doğrultuda davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini iste …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.11.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli «intifa hakkına» ilişkin sözleşmenin, «bayilik sözleşmesinin» 21.06.2006 tarihinde yapılmasından ve 5 yıl süreli olmasından dolayı 21.06.2011 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların işletme sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğu, 21.06.2011 tarihinde sona eren üzerinde intifa hakkı tesis edilen petrol istasyonuna davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca davalılardan tahsili isteminin yerinde olmadığı, tapu «kaydına» göre davacı lehine 07.11.2006 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 20.02.2014 tarihinde «terkin» edildiği, bu haliyle dava tarihi itibarıyla intifa hakkının henüz terkin edilmediği, intifa terkin edilmedikçe davacı yanın iddiaya konu talepleri yönünden henüz d …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık süre ile kararlaştırıldığından 5 yıllık sürenin dolduğu, sözleşmenin 21.06.2011 tarihinden önce feshedilmediği, kanopi «masrafının» 15 yıl intifa süresi için yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süren dolduğuna göre kanopi kaplama ışıklandırma bedelinin talep edilemeyeceği, 06.11.2006 tarihli 200.000,00 TL ve ilave KDV bedelli faturanın ise gayrimaddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlendiği, davacının 13.04.2012 tarihli yazılı beyanında bu «fatura» kapsamında yapılan ödemenin intifa bedeli ödemesi olduğunun açıklandığı, «intifa hakkı» tesisine ilişkin 07.11.2006 tarihli 4118 yevmiye nolu resmi senette ise intifa hakkı bedelinin 27.750,00 TL olduğu, bu bedelin istasyondaki tesislerin donanımının tamamının (tankların, pompaların, jeneratörün, dış cephe dizaynının, kanopinin vs.) inşa ve iktisap bedellerinin davacı tarafından karşılanması ve ayrıca kalan miktarın ödenmesiyle karşılandığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından faturadaki bedelin intifa bedeli olduğu ileri sürülmüş ise de davacının iddiasına dayanak faturanın "gayrimaddi haklar" açıklamasıyla düzenlendiği, faturadaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu durumda intifa süresiyle açıkça ilişkilendirilemeyen nakdi yardımın sözleşme ile ilişkili bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının alacağına dayanak olan iki faturanın da intifa bedeli ile ilgili olmadığı ayrıca yatırım bedellerine ilişkin talep bakımından intifanın «terkin» edilmesine gerek bulunmadığı (emsal Yargıtay 19.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2058 E. 2023/4837 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · fatura · terkin
İncelediğiniz karardaŞti.nin maliki olduğu ve davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan «sabit yatırımların» intifa hakkının «terkin» edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile «bayilik sözleşmesinin» tarafı olan davalı ...'ten «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «fatura» içeriklerinin saha betonunda kullanıldığı, zemin betonunun istasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerden olduğu, istasyonda rapor tarihi itibarıyla …
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesi» kapsamında intifa bedeli ve «sabit yatırımlara» ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6097 E. 2023/872 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · terkin
İncelediğiniz karardaŞti.nin maliki olduğu ve davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan «sabit yatırımların» intifa hakkının «terkin» edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile «bayilik sözleşmesinin» tarafı olan davalı ...'ten «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıstelyevm usulü · yıpranma payı · kıstelyevm · usulden red · akaryakıt bayilik sözleşmesi · tenkis · zilyetlik · keşif
Benzer bu kararda… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «intifa hakkı» «terkin» edilmeden dava açılamayacağı gerekçesi ile zamansız açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ayrıca inşa edilen saha betonunun taşınmaz mülkiyetinin bir parçası olarak mevcut gayrimenkulün değerinde belirli bir ölçüde değer artışına neden olması hâlinde, kullanılmayan süreye denk gelen kısım için ve «yıpranma payı» da tespit edilerek değeri düşüldükten sonra mevcut değeri kadar değer artışı oranında malikin sorumlu olduğu, ancak somut olayda taşınmazda saha betonunun bulunmad …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» sona ermesi nedeniyle sözleşme gereğince davacı tarafından davalı ...'a verilen intifa bedeli ve yatırım bedeline ilişkin tutarların, kullanılmayan süreye ilişkin kısmının davalılardan müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7165 E. , 2023/1738 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/333 Esas, 2021/804 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşme davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av......n ile davalı ... vekili Av. ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan Kıraroğlu Petrol Ür. Ltd. Şti. ile 07.09.2003 tarihli bayilik sözleşmesi imzalayarak davalı şirkete ait taşınmaz üzerinde müvekkili lehine 15 yıllık intifa hakkı tesis edildiğini, davalı şirketin akaryakıt istasyonunu uzun süre işlettiğini ve daha sonra dava dışı Has-Er şirketine, adı geçen şirketin de davalı ...'e alacağın temliki yoluyla istasyonu devrettiğini, Rekabet Kurulu kararı uyarınca intifa hakkının 20.03.2011 tarihinde terkin edilmek zorunda kalındığını, oysa müvekkilinin sözleşme devam edecek düşüncesiyle istasyona sabit yatırım yaptığını ileri sürerek yapılan yatırımların terkin sebebiyle kullanılamayacak kısmının güncellenmiş değeri olan 155.206,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacı ile 2010 yılında bayilik sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeyi davacının 17.03.2011 tarihinde tek taraflı olarak feshettiğini, 2010 yılında bayiliğin başlaması sebebiyle müvekkilinden önce yapılan yatırımlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Kıraroğlu Petrol Ür. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 08.09.2015 tarih, 2014/472 E. ve 2015/592 K. sayılı kararı ile taşınmaza davacı tarafından yapılan yatırıma ilişkin herhangi bir maddi varlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 06.12.2017 tarih, 2016/9736 E. ve 2017/7777 K. sayılı kararıyla araştırma yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu fatura içeriklerinin saha betonunda kullanıldığı, zemin betonunun istasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerden olduğu, istasyonda rapor tarihi itibarıyla mevcut yatırımların değerleri tespit edilmiş ise de kimin tarafından yapıldığının tespit edilemediği, istasyonda bulunan binalar ve müştemilatları ile kanopi, tonoz ve akaryakıt pompaları, tesisatları ve yer altı tanklarının yeniden yaptırılmış olduğu, Yargıtayın içtihatları doğrultusunda davacının alacağına hükmedilmesi için davalının kalıcı nitelikteki yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması gerektiği, davalı taraf sözleşme feshedildikten sonra işletmeden ayrıldığını beyan etmiş, bilirkişilerce de yatırımların yeniden yaptırılmış olduğu tespit edilmiş olmakla davalıların yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından yapılan saha betonun halen davalı yanca kullanıldığının sabit olduğunu, içtihatlar ve bozma kararı uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek yanılgılı değerlendirme yapan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılardan Kıraoğlu Petrol Ür. Ltd. Şti.nin maliki olduğu ve davacı lehine intifa hakkı tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan sabit yatırımların intifa hakkının terkin edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile bayilik sözleşmesinin tarafı olan davalı ...'ten sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931208300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz