Sebepsiz Zenginleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5045 E. 2021/3897 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sabit yatırım bedeli↗ sabit yatırım↗ amortisman↗ rayiç değer↗ taleple bağlılık↗ keşif↗ sebepsiz zenginleşme↗ fatura↗ terkin↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada terkin harcına yönelik ve birleşen davanın reddine yönelik verilen kararlar kesinleştiği için bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, mahallinde yapılan keşif ile davalıya ait istasyonda bulunan idari hizmet binası ve beton dökümüne ilişkin sabit yatırımların davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği ve taşınmaza değer kattığı değerlendirilerek ve bu haliyle davalının sebepsiz zenginleştiği kalıcı yatırımların dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 200.925,00 TL olduğu, davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak 100.303,02 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, bayilik ilişkisinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle intifa terkin harcı ve sabit yatırım bedelinin tahsiline yönelik alacak davasıdır.
Davacı vekili, 24/04/2011 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; "Dava konusu sabit yatırımlarımız aşağıdaki şekildedir; a) Elektrik Sistemi bu yatırımımız 30.09.2007 ve 31.07.2009 tarihlerinde dava konusu istasyonda iki kategoride yapılmış, olup, bedeli toplam; 2.797,13 + 5.578,65= 8.375,78 TL'dir. b)Satış Hizmet Binası İnşaatı; bu yatırımımız 30.11.2008 tarihinde dava konusu istasyonda yapılmış olup, bedeli 90.000 TL'dir. " şeklinde açıklama yaparak talebini sınırlandırmıştır. Yine davacı vekilinin sabit yatırımlara ilişkin belgelerin gönderilmesi için davacı şirkete müzekkere yazılmasını talep etmesi üzerine yazılan yazıya davacı şirket tarafından verilen 12.07.2011 tarihli cevap yazısı ekinde 27.10.2008 tarihli KDV hariç 90.000,00 TL bedelli fatura ile 21.10.2008 tarihli "Bayi 100142 Erdoğanlar Petrol -Adana P300 Proje Kapsamında İstasyon İyileştirme İşleri Keşfidir." başlıklı belge dosyaya sunulmuştur. Dairemizin 26/06/2014 tarih ve 2013/15735 E.- 2014/11831 K. sayılı bozma ilamında da "Dava konusu akaryakıt istasyonuna davacı tarafça bedeli ödenerek yapıldığı ileri sürülen satış hizmet binası inşaatı bedeli ve elektrik sistem bedeli yönünden bu yatırımların kalıcı yatırım kapsamında olup olmadığı," hususlarında inceleme yapılmasına yönelik bozma yapılmasına rağmen mahkemece, bilirkişi raporlarında talep konusu olmayan saha betonu imalat bedeli olarak belirtilen 200.925,00 TL'nin toplam kalıcı sabit yatırım bedeli olarak benimsenerek davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu ve taleple bağlılık ilkesine göre bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, Dairemizin önceki bozma ilamı da göz önünde bulundurularak ve davacının talebini sınırlandığı keşif listesi ile fatura bedeli gözetilerek davalıya ait taşınmazda yapılan sabit yatırımların imalat tarihlerine göre dava tarihi itibariyle amortisman bedelleri düşülmek suretiyle dava tarihindeki değeri dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4907 E. 2021/1346 K.
Ortak:keşif · sebepsiz zenginleşme · fatura
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada «terkin» harcına yönelik ve birleşen davanın reddine yönelik verilen kararlar kesinleştiği için bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», mahallinde yapılan «keşif» ile davalıya ait istasyonda bulunan idari hizmet binası ve beton dökümüne ilişkin «sabit yatırımların» davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği ve taşınmaza değer kattığı değerlendirilerek ve bu haliyle davalının «sebepsiz zenginleştiği» kalıcı yatırımların dava tarihi itibariyle «rayiç değerinin» 200.925,00 TL olduğu, davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak 100.303,02 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ka …
Mahkemece, Dairemizin önceki bozma ilamı da göz önünde bulundurularak ve davacının talebini sınırlandığı «keşif» listesi ile «fatura» bedeli gözetilerek davalıya ait taşınmazda yapılan «sabit yatırımların» imalat tarihlerine göre dava tarihi itibariyle «amortisman» bedelleri düşülmek suretiyle dava tarihindeki değeri dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekir.
Yine davacı vekilinin «sabit yatırımlara» ilişkin belgelerin gönderilmesi için davacı şirkete müzekkere yazılmasını talep etmesi üzerine yazılan yazıya davacı şirket tarafından verilen 12.07.2011 tarihli cevap yazısı ekinde 27.10.2008 tarihli KDV hariç 90.000,00 TL bedelli «fatura» ile 21.10.2008 tarihli "Bayi 100142 Erdoğanlar Petrol -Adana P300 Proje Kapsamında İstasyon İyileştirme İşleri Keşfidir." başlıklı belge dosyaya sunulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıstelyevm · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · hakkaniyet · ihtar · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15 yıllık «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı uyarınca davacının «ihtarı» ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırıldığı, davacının sözleşmenin 15 yıl süre ile ayakta kalacağı düşüncesiyle istasyon saha betonu için 48.131,40 TL'lik yatırım yaptığı, ancak sözleşmenin 15 yıl dolmadan önce sona ermesi nedeniyle davalıların davacı aleyhine «sebepsiz zenginleştiği», böylece davacının kalan süreye yönelik «fatura» miktarını bayilik sözleşmesinin ve «intifa hakkının» süresinden önce sona ermesinden faydalananlardan talep edebileceği kalan süreye isabet eden miktarın 21.085,84 +KDV olduğu, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren faydalandığı ve ticari faaliyette bulunduğu gözetildiğinde güncellenmiş değere yönelik talebinin «hakkaniyete» aykırı olacağından yerinde olmadığı, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan bir ödemeden sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 21.085,84 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte sözleşmenin sona erdiği 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar Özgür Petrol Ltd.
Mahkemece, mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı tarafından yaptırılan saha betonunun kalıcı yatırım niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «kıstelyevm» uygulaması sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4696 E. 2015/2982 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · keşif
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada «terkin» harcına yönelik ve birleşen davanın reddine yönelik verilen kararlar kesinleştiği için bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», mahallinde yapılan «keşif» ile davalıya ait istasyonda bulunan idari hizmet binası ve beton dökümüne ilişkin «sabit yatırımların» davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği ve taşınmaza değer kattığı değerlendirilerek ve bu haliyle davalının «sebepsiz zenginleştiği» kalıcı yatırımların dava tarihi itibariyle «rayiç değerinin» 200.925,00 TL olduğu, davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak 100.303,02 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ka …
2- Dava, bayilik ilişkisinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle intifa «terkin» harcı ve «sabit yatırım bedelinin» tahsiline yönelik alacak davasıdır.
… yönelik bozma yapılmasına rağmen mahkemece, bilirkişi raporlarında talep konusu olmayan saha betonu imalat bedeli olarak belirtilen 200.925,00 TL'nin toplam kalıcı «sabit yatırım bedeli» olarak benimsenerek davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu ve «taleple bağlılık» ilkesine göre bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı «sabit yatırım bedelinin» intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı «açılmamış sayılmasına», davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:intifa hakkı · açılmamış sayılma · geçersizlik · eksik inceleme
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen dava, davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilmiş olan taşınmazda davacı tarafından yapılmış ve davalı yan uhdesine geçmiş «sabit yatırımların» anlaşmasının «geçersiz» kalan süresine ilişkin kısmına isabet eden tutarın güncellenmiş değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada davacı tarafça davalı ...'dan sadece kalıcı «sabit yatırım bedelinin» intifa süresinin sona ermesinden sonra kullanılamayan dönemine ilişkin tutarlarının tahsilini istendiği anlaşılmakla, ancak davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak, sözleşme süresine bakılmaksızın ve hizmetin yapılması devamı için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle davacının sabit yatırım bedeli yönünden iade talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının davalı şirket yönünden asıl ve birleşen dava olarak davanın takip edilmediği bildirildiğinden asıl ve birleşen davada davalı şirket yönünden HMK 150. madde gereğince ayrı ayrı «açılmamış sayılmasına», davacının asıl ve birleşen davada davalı ... hakkındaki davasının asıl ve birleşen dava itibarıyla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde yapılacak «keşif» ile davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı yanca talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6097 E. 2023/872 K.
Ortak:sabit yatırım · keşif · terkin
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada «terkin» harcına yönelik ve birleşen davanın reddine yönelik verilen kararlar kesinleştiği için bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», mahallinde yapılan «keşif» ile davalıya ait istasyonda bulunan idari hizmet binası ve beton dökümüne ilişkin «sabit yatırımların» davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği ve taşınmaza değer kattığı değerlendirilerek ve bu haliyle davalının «sebepsiz zenginleştiği» kalıcı yatırımların dava tarihi itibariyle «rayiç değerinin» 200.925,00 TL olduğu, davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak 100.303,02 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ka …
2- Dava, bayilik ilişkisinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle intifa «terkin» harcı ve «sabit yatırım bedelinin» tahsiline yönelik alacak davasıdır.
Mahkemece, Dairemizin önceki bozma ilamı da göz önünde bulundurularak ve davacının talebini sınırlandığı «keşif» listesi ile «fatura» bedeli gözetilerek davalıya ait taşınmazda yapılan «sabit yatırımların» imalat tarihlerine göre dava tarihi itibariyle «amortisman» bedelleri düşülmek suretiyle dava tarihindeki değeri dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekir.
Benzer bu karardaNoterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı ...'ın oğlu ... adına düzenlenmiş olan intifanın «terkin» edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, «intifa hakkının» kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken «geçersiz» olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla «keşif» yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafında …
… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıstelyevm usulü · yıpranma payı · kıstelyevm · usulden red · akaryakıt bayilik sözleşmesi · tenkis · intifa hakkı · zilyetlik
Benzer bu kararda… fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen «uyuşmazlık konusu» bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten «sabit yatırımların» değerinin «kıstelyevm usulü» uygulanarak «tenkise» tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını, 2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın «intifa hakkı» kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen "gayri maddi hak bedeli" konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da «ikrar» ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın «terkini» de gerekmediğini, 3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı «taahhütname» ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin ...e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini, 4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme «yetkisini» içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla «zilyetliğin» kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini, 5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar «usulden red» niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı g …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «intifa hakkı» «terkin» edilmeden dava açılamayacağı gerekçesi ile zamansız açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ayrıca inşa edilen saha betonunun taşınmaz mülkiyetinin bir parçası olarak mevcut gayrimenkulün değerinde belirli bir ölçüde değer artışına neden olması hâlinde, kullanılmayan süreye denk gelen kısım için ve «yıpranma payı» da tespit edilerek değeri düşüldükten sonra mevcut değeri kadar değer artışı oranında malikin sorumlu olduğu, ancak somut olayda taşınmazda saha betonunun bulunmad …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «intifa hakkı» dava tarihi itibariyle hâlen devam ettiğinden bu talebin reddi gerektiği, yatırım bedeline ilişkin olarak ise mahallinde yapılan keşifte taşınmazda saha betonu bul …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle «intifa hakkının» «terkin» edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile «bayilik sözleşmesinin» sona ermesinin ardından ...34.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7460 E. 2022/2777 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · terkin · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada «terkin» harcına yönelik ve birleşen davanın reddine yönelik verilen kararlar kesinleştiği için bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», mahallinde yapılan «keşif» ile davalıya ait istasyonda bulunan idari hizmet binası ve beton dökümüne ilişkin «sabit yatırımların» davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği ve taşınmaza değer kattığı değerlendirilerek ve bu haliyle davalının «sebepsiz zenginleştiği» kalıcı yatırımların dava tarihi itibariyle «rayiç değerinin» 200.925,00 TL olduğu, davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak 100.303,02 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ka …
2- Dava, bayilik ilişkisinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle intifa «terkin» harcı ve «sabit yatırım bedelinin» tahsiline yönelik alacak davasıdır.
… yönelik bozma yapılmasına rağmen mahkemece, bilirkişi raporlarında talep konusu olmayan saha betonu imalat bedeli olarak belirtilen 200.925,00 TL'nin toplam kalıcı «sabit yatırım bedeli» olarak benimsenerek davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu ve «taleple bağlılık» ilkesine göre bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl dava bakımından, «terkin» harcı talebine ilişkin olarak karar «verilmesine yer olmadığına», «sabit yatırım bedeline» ilişkin talebin ise kabulü ile, 100.303,02 TL'nin davalıdan tahsiline, birleşen dava bakımından ise birleşen davada daha önce verilen kararın kesinleştiğinden bahi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5045 E. , 2021/3897 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.05.2019 tarih ve 2014/1583-2019/484 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2021 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ...Ş. vekili, taraflar arasındaki rekabet hukuku anlamındaki dikey anlaşmanın Rekabet Kurumu'nun tebliğ ve kararları doğrultusunda öngörülen süresinden önce sonlandığını, davalı taşınmazına sözleşmenin belirlenen süre sonuna kadar devam edeceği inancı ile sabit yatırımlar yapılmış olduğundan geçersiz kalan süreye isabet eden kısım yönünden davalının sebepsiz zenginleştiğini, yine tapudaki davacı lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkin harcının davalı malik nam ve hesabına müvekkili tarafından ödenmesi nedeniyle bu tutardan da davalının sorumlu olduğunu belirterek, terkin harcı bedeli olan 219.261,60 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve KDV'si ile , sabit yatırım bedelinin dava tarihi itibariyle güncellenmiş değeri olan 100.303,02 TL'nin iktisap tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve KDV'si ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-birleşen dosya davacısı Erdoğanlar Turz. A.Ş. vekili, terkin harcından davacının sorumlu olduğunu, müvekkiline ait taşınmazdaki akaryakıt istasyonu için tüm yatırım bedelini davacının değil, müvekkilinin ödediğini, davacının bir alacağı bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiş; birleşen dava dosyasında, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ilişkisinde müvekkilinin davalıya keşide ettiği dört adet fatura borcunun ödenmediğini ileri sürerek, toplam 46.115,59 TL alacağın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava dosyası davalısı Petrol Ofisi A.Ş. vekili, dava konusu faturalardan kaynaklanan alacağın cari hesaba kaydedilip, davalı alacağından mahsup edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada terkin harcına yönelik ve birleşen davanın reddine yönelik verilen kararlar kesinleştiği için bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, mahallinde yapılan keşif ile davalıya ait istasyonda bulunan idari hizmet binası ve beton dökümüne ilişkin sabit yatırımların davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği ve taşınmaza değer kattığı değerlendirilerek ve bu haliyle davalının sebepsiz zenginleştiği kalıcı yatırımların dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 200.925,00 TL olduğu, davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak 100.303,02 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, bayilik ilişkisinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle intifa terkin harcı ve sabit yatırım bedelinin tahsiline yönelik alacak davasıdır.
Davacı vekili, 24/04/2011 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; "Dava konusu sabit yatırımlarımız aşağıdaki şekildedir; a) Elektrik Sistemi bu yatırımımız 30.09.2007 ve 31.07.2009 tarihlerinde dava konusu istasyonda iki kategoride yapılmış, olup, bedeli toplam;
2. 797,13 + 5.578,65= 8.375,78 TL'dir. b)Satış Hizmet Binası İnşaatı; bu yatırımımız 30.11.2008 tarihinde dava konusu istasyonda yapılmış olup, bedeli 90.000 TL'dir. " şeklinde açıklama yaparak talebini sınırlandırmıştır. Yine davacı vekilinin sabit yatırımlara ilişkin belgelerin gönderilmesi için davacı şirkete müzekkere yazılmasını talep etmesi üzerine yazılan yazıya davacı şirket tarafından verilen 12.07.2011 tarihli cevap yazısı ekinde 27.10.2008 tarihli KDV hariç 90.000,00 TL bedelli fatura ile 21.10.2008 tarihli "Bayi 100142 Erdoğanlar Petrol -Adana P300 Proje Kapsamında İstasyon İyileştirme İşleri Keşfidir." başlıklı belge dosyaya sunulmuştur. Dairemizin 26/06/2014 tarih ve 2013/15735 E.- 2014/11831 K.
sayılı bozma ilamında da "Dava konusu akaryakıt istasyonuna davacı tarafça bedeli ödenerek yapıldığı ileri sürülen satış hizmet binası inşaatı bedeli ve elektrik sistem bedeli yönünden bu yatırımların kalıcı yatırım kapsamında olup olmadığı," hususlarında inceleme yapılmasına yönelik bozma yapılmasına rağmen mahkemece, bilirkişi raporlarında talep konusu olmayan saha betonu imalat bedeli olarak belirtilen 200.925,00 TL'nin toplam kalıcı sabit yatırım bedeli olarak benimsenerek davacının talebinin 100.303,02 TL olduğu ve taleple bağlılık ilkesine göre bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, Dairemizin önceki bozma ilamı da göz önünde bulundurularak ve davacının talebini sınırlandığı keşif listesi ile fatura bedeli gözetilerek davalıya ait taşınmazda yapılan sabit yatırımların imalat tarihlerine göre dava tarihi itibariyle amortisman bedelleri düşülmek suretiyle dava tarihindeki değeri dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659500800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz