Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/267 E. 2023/632 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulüne uygun tebligat↗ resen terkin↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ şirketin ihyası↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ek tasfiye↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz terkin işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil kaydı 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığından ihya kararının yerinde olmadığını, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının 12.08.2014 tarihinde resen terkin edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın son cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık hak düşürücü süre yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için ihya davası açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi temsile yetkili kişilere ihtar gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2714 E. 2022/2352 K.
Ortak:şirketin ihyası · ihya · hak düşürücü süre · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · vekalet ücreti · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz «terkin» işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDavacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · vekalet ücreti takdiri · sicilden terkin
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre şirketin «sicilden terkin» edilme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürede» davanın açılmadığından reddine, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/71 E. 2015/1261 K.
Ortak:hukuki menfaat · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirket ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · esas sözleşme · malvarlığına ilişkin dava · pasif husumet yokluğu · tasfiye memuru · pasif husumet · husumet yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davada «husumetin» borçlu şirketin «tasfiye» memuruna karşı yöneltilmesi gerektiği halde, borçlu şirketin «tasfiye memuru» hasım olarak gösterilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı dava açıldığı, husumetin dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetileceği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1 ve 115/2 maddeleri uyarınca «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve «esas sözleşmelerde» öngörülen usullere göre hareket edilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8300 E. 2022/2150 K.
Ortak:hukuki menfaat · ihya · hak düşürücü süre · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz «terkin» işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince; dava konusu şirketin «kaydının» 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında 06/03/2014 tarihinde re'sen silindiği, davanın 28/09/2020’de açıldığı ve Kanunun geçici 7.maddesinin 15.bendinde yer alan "Ticaret Sicilinden kaydı silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket ve kooperatifin ihyasını isteyebilir" hükmü birlikte dikkate alındığında silinme tarihinden dava açılma tarihine kadar 5 yıldan fazla sürenin geçtiği, davanın «hak düşürücü sürede» açılmadığı gerekçesiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dairemizin 14.10.2021 tarihli ve 2021/2387 – 2021/6034 sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler.
Dava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re’«sen terkin» edilen şirketin adına kayıtlı taşınmaz «malvarlığının» tasfiyesinin sağlanması amacıyla «ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · malvarlığına ilişkin dava · dava şartı yokluğu · usulden reddi · hukuki yarar · kesin hüküm
Benzer bu kararda… i.'nin 06/03/2014 tarihinde 6102 sayılı TTK'nın geçici 7/15. maddesi uyarınca re'sen silindiği, eldeki davanın 28/09/2020 tarihinde açıldığı, dolayısıyla beş yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği tespiti doğru ise de; beş yıllık hak düşürücü sürenin dava şartı olmayıp, davanın esası ile ilgili olduğu, yani davacının bir daha eldeki davayı açamayacağı ve mahkemenin kararının «kesin» hüküm teşkil edeceği gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kanunun olaya uygulanmasında hata edildiğinden yeniden yargılama y …
Dava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re’«sen terkin» edilen şirketin adına kayıtlı taşınmaz «malvarlığının» tasfiyesinin sağlanması amacıyla «ihyası» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta sicil «kaydı» silinen şirketin eski müdürü tarafından, şirkete ait taşınmazın tasfiyesi talep edildiğine ve şirketin terkininden itibaren 10 yıllık süre dolmadığına göre, yasal sürede dava açmış olan davacının şirket «malvarlığının» tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak «ihya» istemekte «hukuki yararının» bulunduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddi yönünde verilen İlk Derece Mahkemesi kararında ve bu kararı kaldırarak esasa yönelik aynı gerekçe ile dav …
İlk Derece Mahkemesince; dava konusu şirketin «kaydının» 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında 06/03/2014 tarihinde re'sen silindiği, davanın 28/09/2020’de açıldığı ve Kanunun geçici 7.maddesinin 15.bendinde yer alan "Ticaret Sicilinden kaydı silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket ve kooperatifin ihyasını isteyebilir" hükmü birlikte dikkate alındığında silinme tarihinden dava açılma tarihine kadar 5 yıldan fazla sürenin geçtiği, davanın «hak düşürücü sürede» açılmadığı gerekçesiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4919 E. 2022/2250 K.
Ortak:hukuki menfaat · ihya · hak düşürücü süre · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · temsil · i̇i̇k 72/son · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz «terkin» işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… E. - 2017/814 K. ve 14/10/2021 tarih ve 2021/2387 E. - 2021/6034 K. sayılı ilamlarında da ifade edildiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler.
Somut uyuşmazlıkta sicil «kaydı» silinen şirket ortağı ve «temsilcisi» tarafından, şirkete ait aracın tasfiyesi talep edildiğine ve şirketin terkininden itibaren 10 yıllık süre dolmadığına göre, yasal sürede dava açmış olan davacının şirket «malvarlığının» tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak «ihya» istemekte «hukuki yararının» bulunduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nın geçici 7/15. maddesine göre silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasının istenebileceği, işbu davada ise «ihya» isteminin 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · malvarlığına ilişkin dava · hukuki yarar
Benzer bu karardaDava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re’«sen terkin» edilen şirketin adına kayıtlı «malvarlığının» tasfiyesinin sağlanması amacıyla «ihyası» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta sicil «kaydı» silinen şirket ortağı ve «temsilcisi» tarafından, şirkete ait aracın tasfiyesi talep edildiğine ve şirketin terkininden itibaren 10 yıllık süre dolmadığına göre, yasal sürede dava açmış olan davacının şirket «malvarlığının» tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak «ihya» istemekte «hukuki yararının» bulunduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… E. - 2017/814 K. ve 14/10/2021 tarih ve 2021/2387 E. - 2021/6034 K. sayılı ilamlarında da ifade edildiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5869 E. 2022/2253 K.
Ortak:hukuki menfaat · ihya · hak düşürücü süre · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz «terkin» işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin 22/07/2013 tarihi itibariyle re'«sen terkin» edildiği, davacının dava açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı, ayrıca 2013 yılında re'sen terkin yapılan şirket hakkında 5 yıl geçtikten sonra 2020 yılında ikame edilen davanın 6102 sayılı Kanunun Geçici 7/15. maddesindeki 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, davacının alacaklı sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK Geçici 7/15.maddesi gereğince «hukuki menfaatleri» bulunanların silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «sicilden terkin» tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği ve bu sürenin «hak düşürücü süre» olup, mahkemece re'sen nazara alınması gerekli olduğu, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı …
… E. - 2017/814 K. ve 14/10/2021 tarih ve 2021/2387 E. - 2021/6034 K. sayılı ilamlarında da ifade edildiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · malvarlığına ilişkin dava · sicilden terkin · usulden reddi · hukuki yarar
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin 22/07/2013 tarihi itibariyle re'«sen terkin» edildiği, davacının dava açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı, ayrıca 2013 yılında re'sen terkin yapılan şirket hakkında 5 yıl geçtikten sonra 2020 yılında ikame edilen davanın 6102 sayılı Kanunun Geçici 7/15. maddesindeki 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, davacının alacaklı sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re’«sen terkin» edilen şirketin adına kayıtlı «malvarlığının» tasfiyesinin sağlanması amacıyla «ihyası» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta sicil «kaydı» silinen şirket ortağı tarafından, şirkete ait taşınmaz ve araçların tasfiyesi talep edildiğine ve şirketin terkininden itibaren 10 yıllık süre dolmadığına göre, yasal sürede dava açmış olan davacının şirket «malvarlığının» tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak «ihya» istemekte «hukuki yararının» bulunduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK Geçici 7/15.maddesi gereğince «hukuki menfaatleri» bulunanların silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «sicilden terkin» tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği ve bu sürenin «hak düşürücü süre» olup, mahkemece re'sen nazara alınması gerekli olduğu, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/267 E. , 2023/632 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hem ortağı hem de temsil ve ilzama yetkili olduğu Metin Nakış Tekstil Sanayi ve Limited Şirketinin, davalı tarafça 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gerekçe gösterilerek 18.08.2014 tarihinde resen terkin edildiğini, terkin işleminde geçici 7 nci maddede öngörülen prosedüre uyulmadığını, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmesi zorunlu iken müvekkiline ihtar gönderilmediğini, terkin işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek terkin işleminin iptali ile şirketin yeniden tesciline, talebin kabul edilmemesi halinde şirketin sadece araç, taşınmaz ve marka varlıklarının satılabilmesi ve vergi borçlarının ödenmesi konusu ile sınırlı şekilde ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu şirket 13.03.2003 tarihinde tescil edilmesine rağmen sermayesi 5.000,00 TL olup sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi ve tebliğ hükümleri uyarınca 04.04.2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 15.04.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığını, yasal süre içinde yanıt verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, terkin kararının da 18.08.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası uyarınca davanın silinme tarihinden beş yıl içinde açılmamış olması nedeniyle hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, şirketin tescilli adresine ihtarname keşide edilmesine rağmen ilgililerin basiretli tacir gibi davranarak herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, davalı yasal hasım konumunda olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz terkin işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil kaydı 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığından ihya kararının yerinde olmadığını, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının 12.08.2014 tarihinde resen terkin edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın son cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E.
ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık hak düşürücü süre yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için ihya davası açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi temsile yetkili kişilere ihtar gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/883016600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz