Malvarlığına ilişkin dava
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2714 E. 2022/2352 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
malvarlığına ilişkin dava↗ vekalet ücreti takdiri↗ şirketin ihyası↗ sicilden terkin↗ ihya↗ hak düşürücü süre↗ ek tasfiye↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre sicilden terkin edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle şirketin ihyası talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre şirketin sicilden terkin edilme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürede davanın açılmadığından reddine, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, şirketin sicil terkin edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle ihya talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/71 E. 2015/1261 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · hukuki menfaat · esas sözleşme · pasif husumet yokluğu · tasfiye memuru · pasif husumet · husumet yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davada «husumetin» borçlu şirketin «tasfiye» memuruna karşı yöneltilmesi gerektiği halde, borçlu şirketin «tasfiye memuru» hasım olarak gösterilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı dava açıldığı, husumetin dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetileceği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1 ve 115/2 maddeleri uyarınca «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve «esas sözleşmelerde» öngörülen usullere göre hareket edilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/267 E. 2023/632 K.
Ortak:şirketin ihyası · ihya · hak düşürücü süre · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · vekalet ücreti · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDavacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz «terkin» işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ihya davası · hukuki menfaat · yargılama giderleri · ihtar · yargılama gideri
Benzer bu kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz «terkin» işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13275 E. 2016/9054 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazine'ye intikal eder.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicil» «kaydının» 6102 sayılı TTK'nın geçici .... maddesi uyarınca 28/02/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu madde uyarınca «terkin» edilen «şirketlerin ihyası» için açılacak davada «husumetin» sadece terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · hukuki menfaat · esas sözleşme · derdestlik · tasfiye memuru · limited şirket · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaŞti'nin «ihyası» ile TTK’nın 547/... m. gereğince şirketin «son» «tasfiye memuru» ...'in yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicil» «kaydının» 6102 sayılı TTK'nın geçici .... maddesi uyarınca 28/02/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
İş Mahkemesi’nin 2015/334 E. sayılı «derdest» dosyası nedeniyle gerek bu davada ./.. «temsili» ve gerekse bu açıdan ek «tasfiye» işlemlerinin yapılabilmesi için, şirketin ihyasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... .... ... .... .....
Kararı, ... vekili temyiz etmiştir. ...- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. ...- Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1511 E. 2016/2130 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİş Mahkemesi'nde «hizmet tespiti davası» açıldığı, söz konusu davanın davacının «terkin» işlemi öncesindeki çalışmasından kaynaklandığı, davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, sicil «kaydının» terkini için tasfiyenin usulünce yapılması gerektiği, «tasfiye işlemleri» için «son» tasfiye memurunun uygun bulunduğu gerekçesiyle ...
2- Dava, «ticaret sicil» kayıtlarından «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazine'ye intikal eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · hukuki menfaat · esas sözleşme · tespit davası · tasfiye memuru · hukuki yarar
Benzer bu karardaİş Mahkemesi'nde «hizmet tespiti davası» açıldığı, söz konusu davanın davacının «terkin» işlemi öncesindeki çalışmasından kaynaklandığı, davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, sicil «kaydının» terkini için tasfiyenin usulünce yapılması gerektiği, «tasfiye işlemleri» için «son» tasfiye memurunun uygun bulunduğu gerekçesiyle ...
Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 4152 sırasına kayıtlı ...'nin ihyasına, «tasfiye memuru» olarak şirketin «son» yetkilisi ... atanmasına karar verilmiştir. .Kararı,...vekili temyiz etmiştir.
6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve «esas sözleşmelerde» öngörülen usullere göre hareket edilir.
Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7653 E. 2016/7762 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazine'ye intikal eder.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicil» «kaydının» 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 12/08/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu madde uyarınca «terkin» edilen «şirketlerin ihyası» için açılacak davada «husumetin» sadece terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · re'sen terkin · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · esas sözleşme · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 12/08/2014 tarihinde davalı şirketin TTK'nın geçici 7. m. uyarınca re'«sen terkin» işleminin yapıldığı, bunun dayanağını ise 04/04/2014 tarihli yazının teşkil ettiği ancak, bu yazının davalı şirket «tüzel kişiliğinin» «son» adresinde ve davalı şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere tebliğ edildiğine ayrıca, odaların internet sitelerinde yayımlandığına ilişkin bir «kaydın» bulunmadığı, terkin tarihinden önceki bir dönemde dava dışı ... tarafından davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davacı kurum tarafından takip dosyasına ödenen miktarın davalı şirketten tahsili için dava açıldığı, davalıTicaret Sicil Müdürlüğü'nün davalı şirketin 12/08/2014 tarihinde re'sen terkini işleminin kanuna ve usule uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı şirketin ihyasına ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmitir.
Kararı, birleşen davada «ihyası» istenen «limited şirket müdürü» ... temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, birleşen davada «ihyası» istenen «limited şirket müdürü» ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve «esas sözleşmelerde» öngörülen usullere göre hareket edilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7642 E. 2016/7930 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Asıl ve birleşen dava, TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince resen «ticaret sicil» kayıtlarından «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazine'ye intikal eder.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicil» «kaydının» 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · resen terkin · yeniden tescil · hukuki menfaat · esas sözleşme · itirazın iptali davası · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicilinden resen terkin» tarihinden önce aleyhine icra takibi yapıldığı ve şirket yetkilisinin itirazı üzerine «itirazın iptali davası» açıldığı, bu nedenle resen terkini işleminin kanuna ve usule uygun olmadığı gerekçesiyle ...
3- Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 547/2. maddesi "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek «tasfiye» için «yeniden tesciline» karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için «son» «tasfiye memurlarını» veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve «ilan» ettirir." hükmünü haiz olup, mahkemece, şirketin ihyasına karar verilmesinin yanı sıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca «tasfiye memuru atanması» ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, asıl davada kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve «esas sözleşmelerde» öngörülen usullere göre hareket edilir.
Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2714 E. , 2022/2352 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Gerze Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.11.2020 tarih ve 2020/147 E. - 2020/307 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.02.2021 tarih ve 2021/139 E. - 2021/330 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların Kent Çivi San. Tic. A.Ş.'nin ortakları olduğunu, ayrıca şirketin son yönetim kurulu üyeleri olduğunu, şirketin uzun yıllardır genel kurul toplantısı yapmadığını ve 559 sayılı KHK uyarınca sermaye artırımında da bulunmadığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığının 18.07.2014 tarihli genelgesine göre, 22.08.2013 tarihinde şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, ancak tasfiye işlemlerinin eksik yapıldığını, Sinop İli, Gerze İlçesi, Boypınar Köyü 1182 parsel sayılı taşınmazın halen şirket adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazın tasfiyesinin gerektiğini, bu nedenle şirketin ihyası ve malvarlığının tasfiyesine karar vermek gerektiğini belirterek şirket adına kayıtlı taşınmazın tasfiyesine ilişkin olarak şirketin ihyasına ve sicile yeniden kaydedilmesine ve şirketin malvarlığının tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında belirtilen 5 yıllık süre içerisinde açılmadığını, TTK'nın 547. maddesi gereğince şirketin ihyasına karar verilmeden de ek tasfiye işleminin yapılabileceğini, ayrıca davalı tarafından yerine getirilen şirketin tasfiye işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, davacıların dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalının yasal hasım olduğunu ve yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.03.2020 tarihli 2019/365 esas ve 2020/116 karar sayılı ilamıyla, davanın açıldığı tarihte şirketin terkinden önceki en son yerleşim yerinin Gerze/Sinop olduğu, ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmakla yetkinin kesin olduğu davalarda HMK nun 18/2. ve 19. maddesinin uygulanması gerekeceğinden, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkemenin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin Gerze Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, dosyanın talep halinde yetkili Gerze Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup, talep üzerine yargılamaya yetkili mahkemede devam edilmiştir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre sicilden terkin edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle şirketin ihyası talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre şirketin sicilden terkin edilme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürede davanın açılmadığından reddine, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, şirketin sicil terkin edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle ihya talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 24/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/755261200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz