Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/71 E. 2015/1261 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memuru sorumluluğu↗ kooperatifler kanunu↗ re'sen terkin↗ hukuki menfaat↗ esas sözleşme↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ pasif husumet yokluğu↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davada husumetin borçlu şirketin tasfiye memuruna karşı yöneltilmesi gerektiği halde, borçlu şirketin tasfiye memuru hasım olarak gösterilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı dava açıldığı, husumetin dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetileceği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1 ve 115/2 maddeleri uyarınca pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirketin ihyası istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. '' hükmü düzenlenmiştir. Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısında ihyası istenilen şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 24.9.2013 tarihinde re'sen terkin edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, şirket hakkında re'sen terkin işlemi uygulanması nedeniyle ihya davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne husumet yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin tasfiye memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1511 E. 2016/2130 K.
Ortak:re'sen terkin · hukuki menfaat · esas sözleşme · malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · ticaret sicili · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısında «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 24.9.2013 tarihinde re'«sen terkin» edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, «ticaret sicil» kayıtlarından «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Müdürlüğü yazısından «ihyası» istenen şirketin ...«kaydının» 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 15.11.2013 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu madde uyarınca «terkin» edilen «şirketlerin ihyası» için açılacak davada «husumetin» sadece terkin işlemini yapan ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · ek tasfiye işlemleri · tespit davası · hukuki yarar · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİş Mahkemesi'nde «hizmet tespiti davası» açıldığı, söz konusu davanın davacının «terkin» işlemi öncesindeki çalışmasından kaynaklandığı, davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, sicil «kaydının» terkini için tasfiyenin usulünce yapılması gerektiği, «tasfiye işlemleri» için «son» tasfiye memurunun uygun bulunduğu gerekçesiyle ...
Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 4152 sırasına kayıtlı ...'nin ihyasına, «tasfiye memuru» olarak şirketin «son» yetkilisi ... atanmasına karar verilmiştir. .Kararı,...vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13275 E. 2016/9054 K.
Ortak:re'sen terkin · hukuki menfaat · esas sözleşme · malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · limited şirket · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısında «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 24.9.2013 tarihinde re'«sen terkin» edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaKararı, ... vekili temyiz etmiştir. ...- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. ...- Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Şti'nin «ihyası» ile TTK’nın 547/... m. gereğince şirketin «son» «tasfiye memuru» ...'in yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicil» «kaydının» 6102 sayılı TTK'nın geçici .... maddesi uyarınca 28/02/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · ilan · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin 28/02/2014 tarihinde ticaret sicilden re’sen silindiği, şirketin en «son» yetkili «temsilcisinin» ve müdürünün ..., ortaklarının .... .... ...olduğu, «tasfiye» tamamlandıktan sonra eksik bırakılan hususların ikmali açısından 6102 sayılı TTK kapsamında şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi amacıyla ihyasının mümkün olduğu, ... ....
İş Mahkemesi’nin 2015/334 E. sayılı «derdest» dosyası nedeniyle gerek bu davada ./.. «temsili» ve gerekse bu açıdan ek «tasfiye» işlemlerinin yapılabilmesi için, şirketin ihyasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... .... ... .... .....
Şti'nin «ihyası» ile TTK’nın 547/... m. gereğince şirketin «son» «tasfiye memuru» ...'in yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7653 E. 2016/7762 K.
Ortak:re'sen terkin · hukuki menfaat · esas sözleşme · malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · limited şirket · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısında «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 24.9.2013 tarihinde re'«sen terkin» edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davada «ihyası» istenen «limited şirket müdürü» ... temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, birleşen davada «ihyası» istenen «limited şirket müdürü» ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · tüzel kişilik · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 12/08/2014 tarihinde davalı şirketin TTK'nın geçici 7. m. uyarınca re'«sen terkin» işleminin yapıldığı, bunun dayanağını ise 04/04/2014 tarihli yazının teşkil ettiği ancak, bu yazının davalı şirket «tüzel kişiliğinin» «son» adresinde ve davalı şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere tebliğ edildiğine ayrıca, odaların internet sitelerinde yayımlandığına ilişkin bir «kaydın» bulunmadığı, terkin tarihinden önceki bir dönemde dava dışı ... tarafından davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davacı kurum tarafından takip dosyasına ödenen miktarın davalı şirketten tahsili için dava açıldığı, davalıTicaret Sicil Müdürlüğü'nün davalı şirketin 12/08/2014 tarihinde re'sen terkini işleminin kanuna ve usule uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı şirketin ihyasına ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmitir.
Kararı, birleşen davada «ihyası» istenen «limited şirket müdürü» ... temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, birleşen davada «ihyası» istenen «limited şirket müdürü» ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, birleşen davada ihyasına karar verilmesi istenen ve «ticaret sicilinden terkin» edilmiş bulunan şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği gözetilmeksizin yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7642 E. 2016/7930 K.
Ortak:hukuki menfaat · esas sözleşme · malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · ticaret sicili · ek tasfiye · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davada «husumetin» borçlu şirketin «tasfiye» memuruna karşı yöneltilmesi gerektiği halde, borçlu şirketin «tasfiye memuru» hasım olarak gösterilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı dava açıldığı, husumetin dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetileceği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1 ve 115/2 maddeleri uyarınca «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder.
Benzer bu kararda2- Asıl ve birleşen dava, TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince resen «ticaret sicil» kayıtlarından «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazine'ye intikal eder.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicil» «kaydının» 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · resen terkin · yeniden tescil · itirazın iptali davası · tasfiye memuru atanması · iptal davası · yargılama gideri · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicilinden resen terkin» tarihinden önce aleyhine icra takibi yapıldığı ve şirket yetkilisinin itirazı üzerine «itirazın iptali davası» açıldığı, bu nedenle resen terkini işleminin kanuna ve usule uygun olmadığı gerekçesiyle ...
3- Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 547/2. maddesi "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek «tasfiye» için «yeniden tesciline» karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için «son» «tasfiye memurlarını» veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve «ilan» ettirir." hükmünü haiz olup, mahkemece, şirketin ihyasına karar verilmesinin yanı sıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca «tasfiye memuru atanması» ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, asıl davada kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicil» «kaydının» 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında somut olay bakımından ihyasına karar verilmesi istenen birleşen davada davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği ve aleyhine «yargılama giderlerine» karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle birleşen davanın da kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2714 E. 2022/2352 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · sicilden terkin · hak düşürücü süre · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre davanın şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren öngörülen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına göre şirketin «sicilden terkin» edilme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürede» davanın açılmadığından reddine, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirketin adına kayıtlı mal varlığının bulunması nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
Davacılar vekili, şirketin sicil «terkin» edildiği tarihte şirketin adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu ve bu mal varlığının tasfiyesinin gerektiği gerekçesiyle «ihya» talebinde bulunmuş olup, buna göre aynı maddenin 15. fıkrasının devamında, "Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder." hükmü uyarınca şirketin sicil terkin tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin uygulanması gerekirken, mahkemece 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/267 E. 2023/632 K.
Ortak:hukuki menfaat · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaBu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu madde gereğince «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek «malvarlığı», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder.
Benzer bu kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirket ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ihya davası · yargılama giderleri · hak düşürücü süre · ihtar · yargılama gideri
Benzer bu kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil «kaydının» 12.08.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında «tasfiye» edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın «son» cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık «hak düşürücü süre» yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için «ihya davası» açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi «temsile» yetkili kişilere «ihtar» gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz «terkin» işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil «kaydı» 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapıldığından «ihya» kararının yerinde olmadığını, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/71 E. , 2015/1261 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2013 tarih ve 2013/383-2013/370 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, kredi borçlusu olan ...'nin kredilerinin geri ödenmemesi üzerine şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra dosyasında şirkete çıkartılan tebligatların bila tebliğ iade edilmesi üzerine şirketin güncel adresinin tespiti için yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıdan şirketin terkin edildiği bilgisinin edinildiğini, tasfiye işleminin eksik yapıldığını zira, borçlu adına kayıtlı ve müvekkili şirkete rehinli aracın tasfiyeye dahil edilmediğini ileri sürerek, icra dosyasında müvekkili şirkete rehinli aracın satışı yapılana ve satış bedeli şirket hesaplarına aktarılana kadar şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davada husumetin borçlu şirketin tasfiye memuruna karşı yöneltilmesi gerektiği halde, borçlu şirketin tasfiye memuru hasım olarak gösterilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı dava açıldığı, husumetin dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetileceği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1 ve 115/2 maddeleri uyarınca pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirketin ihyası istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır.
Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. '' hükmü düzenlenmiştir. Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısında ihyası istenilen şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 24.9.2013 tarihinde re'sen terkin edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, şirket hakkında re'sen terkin işlemi uygulanması nedeniyle ihya davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne husumet yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin tasfiye memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/166963100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz