Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1856 E. 2022/4898 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
saklama sözleşmesi↗ saklama yükümlülüğü↗ müterafik kusur↗ istifa↗ depo kararı↗ kusur↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin işlettiği antrepoda çıkan yangın sonucunda depoda bulunan pamukların büyük bir kısmının yandığı, davalı şirketin ardiyeci sıfatı ile pamuk emtiasını özenle saklama yükümlülüğü bulunmakla birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşme ile emtianın bakım ve muhafazası yükümlülüğü ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca depo anahtarının saklatanda olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile saklayanda olmadığı, saklatanın dilediği zaman örnek alabilmesine ve gerekli koruma tedbirlerini almasına imkan verildiği, dava konusu depo ve ekipmanlarının yanıcı bir özelliğinin bulunmadığı, depo ve ekipmanlarla ilgili yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı, bu itibarla mülga Borçlar Kanunu 474. maddesinde öngörülen ardiye sahibinin muhafaza borcu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ardiyeci olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği, İtfaiye Daire Başkanlığı yangın raporunda yangının çıkış sebebi tam olarak tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından yangın çıkmasına sebep olabilecek çeşitli etkenlerin değerlendirildiği, yangın sebebinin elektrik kontağı olması durumunda elektrik kablolarına çok yakın pamuk istiflenmiş olmasının yangına sebebiyet vermiş olabileceği ancak bu durumda dahi ardiyecinin emtianın koruma yükümlülüğünü ihlal etmesinden değil, saklatanın istiflemeyi doğru yaptırmaması nedeniyle emtianın zarar görmesinden bahsedilebileceği, sözleşmede ardiyecinin doğrudan kendi fiilinden meydana gelebilecek zararlardan sorumlu olacağının ve bu durumun ispatının da saklatana ait olacağı gerekçesiyle davalı şirketin yangına sebep olduğuna dair somut bir delil elde edilemediğinden davalı ... Tic. A. Ş hakkında haksız açılan davanın reddine, davalı ... Umumi Mağazacılık A.Ş hakkında verilen önceki hüküm kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliye ve yangın sigortasına dayalı olarak ödenen tazminatın rucüen tahsili istemine ilişkindir. Dairemizin uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı ...Ş. ile dava dışı Pamuk ve Toprak Mahsülleri arasında imzalanan sözleşmenin saklama sözleşmesi (ardiye) olduğu anlaşılmaktadır. Bu sözleşme uyarınca saklayanın en önemli borcu, sözleşme konusu şeyi teslim (kabul etme) ve güvenli bir yerde koruma altına alma borcudur. Saklama borcu, teslim alınan şeyin yok olmasını, bozulmasını, kaybolmasını önlemek amacıyla bu şeyin niteliğinin ve şartların gerektirdiği her türlü önlemi içerir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümleri 7 Baskı, Sayfa 762 vd). Başka bir anlatımla, ardiyecinin en önemli ödevi ardiye malını kendi ardiyesinde korumadır. Bu ödevin içinde malı teslim almaya ilişkin ödevi de vardır. Bu ödev, malın istifini gözetleme ve sakladığında gerekli zararı doğuracak olaylara karşı uyarma şeklinde karşımıza çıkar.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davalının saklayan olduğu, malların depolanması sırasında davalının gerekli kontrolü yapmadığı, istifi gözetlemediği, saklatanı gerekli zarar doğuracak olaylara karşı uyarmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususlar ile ardiyeye teslimden sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların müterafik kusuru bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3368 E. 2020/1310 K.
Ortak:depo kararı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin işlettiği antrepoda çıkan yangın sonucunda «depoda» bulunan pamukların büyük bir kısmının yandığı, davalı şirketin ardiyeci sıfatı ile pamuk emtiasını özenle «saklama yükümlülüğü» bulunmakla birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşme ile emtianın bakım ve muhafazası yükümlülüğü ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca depo anahtarının saklatanda olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile saklayanda olmadığı, saklatanın dilediği zaman örnek alabilmesine ve gerekli koruma tedbirlerini almasına imkan verildiği, dava konusu depo ve ekipmanlarının yanıcı bir özelliğinin bulunmadığı, depo ve ekipmanlarla ilgili yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı, bu itibarla mülga Borçlar Kanunu 474. maddesinde öngörülen ardiye sahibinin muhafaza borcu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ardiyeci olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği, İtfaiye Daire Başkanlığı yangın raporunda yangının çıkış «sebebi» tam olarak tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından yangın çıkmasına sebep olabilecek çeşitli etkenlerin değerlendirildiği, yangın sebebinin elektrik kontağı ol …
Bu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 10/f maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı bu nedenle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, taraflar arasında düzenlenen «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesine istinaden malların depolanması hizmeti karşılığı davalıya aylık «fatura» düzenlediğini, davalının aldığı depolama hizmeti karşılığında bir kısım ayların ücretini ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise davacının 2006 yılının Haziran ayında …
Mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 572. maddesi delaletiyle 534. maddesi çerçevesinde davacının «özen yükümlülüğü» dairesinde niteliği itibariyle bozulabilir nitelikteki mallar için davalı saklatanı usulü dairesinde bilgilendirip bilgilendirmediği, depolanan malların yine bu çerçevede saklayan tarafından satılması ve saklama ücretinin bu satış bedelinden tahsilinin mümkün olup olmadığı, davacının bu husustaki özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin araştırılması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı savunması yönünden «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilgilendirme yükümlülüğü · bildirim yükümlülüğü · cari hesap alacağı · özen yükümlülüğü · cari hesap · komisyon · kâr dağıtımı · taşıyıcı
Benzer bu kararda… için de her zaman izin vermek zorundadır.” düzenlemesini içermekte olup, aynı kanunun, 534. maddesi ise “Satılmak üzere kendisine gönderilen eşya açıkça ayıplı ise «komisyoncu», vekâlet verenin «taşıyıcıya» karşı haklarının korunması için gerekeni yapmak, zararı tespit ettirmek, olabildiğince eşyayı koruma altına almak ve durumdan vekâlet vereni hemen «bilgilendirmekle yükümlüdür»; aksi takdirde, her türlü ihmalinden doğan zarardan sorumlu olur.
Dava, davacının depolama hizmeti nedeniyle «cari hesap alacağı» iddiasına dayanarak başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ardiyecinin saklama borcu başlıklı 572. maddesi “Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir «komisyoncu» gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana «bildirmekle yükümlüdür».
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 10/f maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı bu nedenle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11114 E. 2013/9773 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz karardaBu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece meydana gelen zararda davalı ardiyecinin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, «kusurun» kiracı ardiyeci ile bina sahibi arasında bölüştürülerek, BK 58. maddesi uyarınca, bina sahibine de kusur izafe edilerek, ardiyeci davalının meydana gelen zarardan %75 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · halefiyet ilkesi · halefiyet · sigorta teminatı · riziko · rücuen tazminat · komisyon · tacir
Benzer bu karardaA.Ş. ile düzenlediği "Ticari Risk Sigorta Poliçesi" ile şirkete ait emtiayı «sigorta teminatına» aldığı, sigorta teminatına alınan emtianın davalının işlettiği ardiyede meydana gelen yangın sırasında «hasara» uğradığı, davacının sigortalısına 54.861,30 TL ödeyerek yasal halef haline geldiği, «rizikonun» gerçekleşmesinde basiretli bir «tacirin» göstermesi gereken özeni göstermeyen davalının %75 oranında, dava dışı bina malikinin ise binadaki eksiklikler nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle 41.145,75 TL nin 06/10/2004 tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan «avans faiz» oranları uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiline, aşan istemin reddine, karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, davacı tarafından «sigorta teminatı» altına alınmış olan emtianın davalı ardiyeci elinde iken zarar gördüğü iddiasına dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Davacının sigortalısı ile davalı arasında mülga BK'nın 473 ve devamı maddelerinde düzenlenen ardiyecilik sözleşmesi söz konusu olup, «halefiyet ilkelerine» göre, davanın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.
Mülga Borçlar Kanunu'nun 474'üncü maddesi gereğince, ardiye sahibi, eşyayı bir «komisyoncu» gibi ihtimam ile muhafaza etmeye mecbur olup, gerek aynı Yasanın 464/2'inci maddesi hükmü uyarınca ve gerekse 96 ve 98'inci madde hükümleri uyarınca tamamen «kusursuzluğunu ispat» etmediği müddetçe meydana gelen zararı tazmin ile sorumludur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1739 E. 2015/11592 K.
Ortak:depo kararı · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin işlettiği antrepoda çıkan yangın sonucunda «depoda» bulunan pamukların büyük bir kısmının yandığı, davalı şirketin ardiyeci sıfatı ile pamuk emtiasını özenle «saklama yükümlülüğü» bulunmakla birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşme ile emtianın bakım ve muhafazası yükümlülüğü ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca depo anahtarının saklatanda olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile saklayanda olmadığı, saklatanın dilediği zaman örnek alabilmesine ve gerekli koruma tedbirlerini almasına imkan verildiği, dava konusu depo ve ekipmanlarının yanıcı bir özelliğinin bulunmadığı, depo ve ekipmanlarla ilgili yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı, bu itibarla mülga Borçlar Kanunu 474. maddesinde öngörülen ardiye sahibinin muhafaza borcu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ardiyeci olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği, İtfaiye Daire Başkanlığı yangın raporunda yangının çıkış «sebebi» tam olarak tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından yangın çıkmasına sebep olabilecek çeşitli etkenlerin değerlendirildiği, yangın sebebinin elektrik kontağı ol …
Bu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, binanın yetersizliğinden ve sair sebeplerden kaynaklanan bir yangının söz konusu olmadığı, dava konusu zararın doğmasından veya büyümesinde davalılardan kaynaklı bir «kusurun» da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her akit gibi ardiye sözleşmesinde de malı tevdi eden şahıs alacağını kısmen ve ya tamamen istifade edemediği takdirde ardiyeci kendisine hiçbir «kusur» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı BK'nun 96 ncı maddesi hükmünce tazmine mecburdur.
… hsulleri A.Ş. arasındaki sözleşmenin ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü ile sözleşme koşulları değerlendirilerek, mülga BK.nun 473 ve devamı maddelerinde düzenlenen «depo» işletmecisi olan bu davalının, BK 474 ve BK 477. maddeleri uyarına üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği yeterince tartışılmak, sonuçta «ispat yükünün» bu davalıda olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı vasıflandırmaya ve ilkeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira ilişkisi · rücuen tahsil · ispat yükü · komisyon
Benzer bu kararda2-Davacının diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, nakliye ve yangın sigortasına dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalı antrepo işleticisinin oluşan zarardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mülga BK.nun 474 ncü maddesi hükmü gereğince ardiye sahibi eşyayı bir «komisyoncu» gibi ihtimam ile muhafaza etmeye mecburdur.
… ı gönderdiği dava dışı Pamuk ve Toprak Mahsulleri A.Ş.'ne 15.11.2005 tarihli sözleşme ilişkisi çerçevesinde kullandırdığı sabit olup, mahkemece bu sözleşme ilişkisi «kira ilişkisi» olarak ele alınmış ise de sözleşmenin tümü bir bütün olarak değerlendirildiğinde kabulün aksine sözleşmenin kira değil ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir.
… hsulleri A.Ş. arasındaki sözleşmenin ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü ile sözleşme koşulları değerlendirilerek, mülga BK.nun 473 ve devamı maddelerinde düzenlenen «depo» işletmecisi olan bu davalının, BK 474 ve BK 477. maddeleri uyarına üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği yeterince tartışılmak, sonuçta «ispat yükünün» bu davalıda olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı vasıflandırmaya ve ilkeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/14105 E. 2010/6226 K.
Ortak:eksik inceleme · teslim · Alacak
İncelediğiniz karardaBu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bu sözleşme uyarınca saklayanın en önemli borcu, sözleşme konusu şeyi «teslim» (kabul etme) ve güvenli bir yerde koruma altına alma borcudur.
Saklama borcu, «teslim» alınan şeyin yok olmasını, bozulmasını, kaybolmasını önlemek amacıyla bu şeyin niteliğinin ve şartların gerektirdiği her türlü önlemi içerir (Prof.
Benzer bu karardaDava, davacıya ait gümrük deposuna bırakılan malın «teslim» alınmaması nedeniyle oluşan «ardiye ücreti» alacağına ilişkindir.
Somut olayda, davalı «taşıyıcı» tarafından Almanya’dan getirilen 165 kg emtia 12.1.2001 tarihinde davacının gümrük deposuna bırakıldığı, ancak emtia hakkında gümrük işlemleri yapılmaması nedeniyle 26.6.2003 tarihinde yasal bekleme süresi dolduğuna ilişkin gümrük idaresi tarafından tutanak tutulduğu ve buna dayalı olarak emtianın 15.11.2005 tarihinde açık artırma ile satılarak 30.12.2005 tarihinde malın alıcısına «teslim» edildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
12.1.2001 tarihinde davalı «taşıyıcı» tarafından emtianın gümrük deposuna «teslim» edilmesinden sonra 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 46. maddesinde belirtilen süre içinde gümrük işlemlerinin başlatılmaması nedeniyle yine aynı Kanun' un 177. maddesine göre 26.6.2003 tarihinde gümrük idaresi tarafından «tasfiye işlemleri» başlatılmış olup, davacı bu tarihe kadar «ardiye ücretini» ancak davalılardan isteyebilir ise de, davalılardan malın alıcısı olduğu iddia edilen ...’nın eşyayı kabule ilişkin her hangi bir işleminin mevcut olmaması nedeniy …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ardiye ücreti · ek tasfiye işlemleri · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · ek tasfiye
Benzer bu kararda12.1.2001 tarihinde davalı «taşıyıcı» tarafından emtianın gümrük deposuna «teslim» edilmesinden sonra 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 46. maddesinde belirtilen süre içinde gümrük işlemlerinin başlatılmaması nedeniyle yine aynı Kanun' un 177. maddesine göre 26.6.2003 tarihinde gümrük idaresi tarafından «tasfiye işlemleri» başlatılmış olup, davacı bu tarihe kadar «ardiye ücretini» ancak davalılardan isteyebilir ise de, davalılardan malın alıcısı olduğu iddia edilen ...’nın eşyayı kabule ilişkin her hangi bir işleminin mevcut olmaması nedeniy …
Bu itibarla, mahkemece, davacının deposuna 12.1.2001 tarihinde bırakılan emtianın gümrük idaresi tarafından «tasfiye» işlemlerinin başlatıldığı 26.6.2003 tarihine kadar geçen süre için oluşan ardiye ücretinden davalı «taşıyıcının sorumlu» olduğu kabul edilerek taşıma ve ardiyecilik konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişi veya heyetinden rapor alınarak davacı alacağının belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… göre, 20 günlük süre içinde gümrük işlemleri yapılmaması nedeniyle gümrük idaresi tarafından mallara elkonularak satıldığı, davalıların sorumlu oldukları süre için «ardiye ücreti» bedelinin satım bedelinden davacıya ödendiği, gümrük idaresinin «tasfiye» işlemlerini gecikmeli yapması nedeniyle oluşan ardiye ücretinden davalıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zira, gönderilen durumunda olduğu iddia edilen davalı ...’nın malı «taşıyıcıdan» tesellüm ederek hukuken ardiyeye tevdi etmediği ve bundan haberi olmadığı halde «ardiye ücreti» ile sorumlu tutulması mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11719 E. 2018/4573 K.
Ortak:saklama sözleşmesi · kusur · teslim
İncelediğiniz karardaBu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dairemizin uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı ...Ş. ile dava dışı Pamuk ve Toprak Mahsülleri arasında imzalanan sözleşmenin «saklama sözleşmesi» (ardiye) olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sözleşme uyarınca saklayanın en önemli borcu, sözleşme konusu şeyi «teslim» (kabul etme) ve güvenli bir yerde koruma altına alma borcudur.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının, yükleme ve indirmede gerekli özeni göstermediği, emtianın hasarlanmasına neden olduğu, %100 «kusuru» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 3.073,00 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak «saklama sözleşmesine» ilişkin olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK m 468'e göre vedia hıfsedilmesi gereken yerde iade olunur.
Bu durumda ardiyeden davacı deposuna yapılan taşıma da gözetildiğinde ardiyecinin malı ardiyede «teslim» ettiğinin kabul edilmesi gerektiğinden bu taşımaya ilişkin belge ve tutanak da bulunmadığına göre «karine» olarak ardiyecinin malı sağlam teslim ettiğinin kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigortası · nakliyat abonman sigorta poliçesi · abonman sigorta poliçesi · karine · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu karardaDava, «nakliyat abonman sigorta poliçesine» dayalı rucüen alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının, yükleme ve indirmede gerekli özeni göstermediği, emtianın hasarlanmasına neden olduğu, %100 «kusuru» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 3.073,00 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle taşımanın belli bir aşamasında gümrük antreposunda saklanması nedeniyle yükün «hasar» gördüğü, bundan da davacı gümrük antreposunun sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda ardiyeden davacı deposuna yapılan taşıma da gözetildiğinde ardiyecinin malı ardiyede «teslim» ettiğinin kabul edilmesi gerektiğinden bu taşımaya ilişkin belge ve tutanak da bulunmadığına göre «karine» olarak ardiyecinin malı sağlam teslim ettiğinin kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1856 E. , 2022/4898 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.12.2019 tarih ve 2017/168 E. - 2019/815 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların sahibi ve işletmecisi oldukları antrepodaki müvekkiline sigortalı emtiaların davalıların kusuru sonucu yandığını, davacının sigortalısına hasar bedelini ödediğini ileri sürerek, 1.611.838,32 USD'nin karşılığı olan 2.116.343.71 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin işlettiği antrepoda çıkan yangın sonucunda depoda bulunan pamukların büyük bir kısmının yandığı, davalı şirketin ardiyeci sıfatı ile pamuk emtiasını özenle saklama yükümlülüğü bulunmakla birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşme ile emtianın bakım ve muhafazası yükümlülüğü ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca depo anahtarının saklatanda olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile saklayanda olmadığı, saklatanın dilediği zaman örnek alabilmesine ve gerekli koruma tedbirlerini almasına imkan verildiği, dava konusu depo ve ekipmanlarının yanıcı bir özelliğinin bulunmadığı, depo ve ekipmanlarla ilgili yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı, bu itibarla mülga Borçlar Kanunu 474.
maddesinde öngörülen ardiye sahibinin muhafaza borcu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ardiyeci olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği, İtfaiye Daire Başkanlığı yangın raporunda yangının çıkış sebebi tam olarak tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından yangın çıkmasına sebep olabilecek çeşitli etkenlerin değerlendirildiği, yangın sebebinin elektrik kontağı olması durumunda elektrik kablolarına çok yakın pamuk istiflenmiş olmasının yangına sebebiyet vermiş olabileceği ancak bu durumda dahi ardiyecinin emtianın koruma yükümlülüğünü ihlal etmesinden değil, saklatanın istiflemeyi doğru yaptırmaması nedeniyle emtianın zarar görmesinden bahsedilebileceği, sözleşmede ardiyecinin doğrudan kendi fiilinden meydana gelebilecek zararlardan sorumlu olacağının ve bu durumun ispatının da saklatana ait olacağı gerekçesiyle davalı şirketin yangına sebep olduğuna dair somut bir delil elde edilemediğinden davalı ...
Tic. A. Ş hakkında haksız açılan davanın reddine, davalı ... Umumi Mağazacılık A.Ş hakkında verilen önceki hüküm kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliye ve yangın sigortasına dayalı olarak ödenen tazminatın rucüen tahsili istemine ilişkindir. Dairemizin uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı ...Ş. ile dava dışı Pamuk ve Toprak Mahsülleri arasında imzalanan sözleşmenin saklama sözleşmesi (ardiye) olduğu anlaşılmaktadır. Bu sözleşme uyarınca saklayanın en önemli borcu, sözleşme konusu şeyi teslim (kabul etme) ve güvenli bir yerde koruma altına alma borcudur. Saklama borcu, teslim alınan şeyin yok olmasını, bozulmasını, kaybolmasını önlemek amacıyla bu şeyin niteliğinin ve şartların gerektirdiği her türlü önlemi içerir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümleri 7 Baskı, Sayfa 762 vd). Başka bir anlatımla, ardiyecinin en önemli ödevi ardiye malını kendi ardiyesinde korumadır.
Bu ödevin içinde malı teslim almaya ilişkin ödevi de vardır. Bu ödev, malın istifini gözetleme ve sakladığında gerekli zararı doğuracak olaylara karşı uyarma şeklinde karşımıza çıkar.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davalının saklayan olduğu, malların depolanması sırasında davalının gerekli kontrolü yapmadığı, istifi gözetlemediği, saklatanı gerekli zarar doğuracak olaylara karşı uyarmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususlar ile ardiyeye teslimden sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların müterafik kusuru bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/795525700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz