Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1739 E. 2015/11592 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kira ilişkisi↗ rücuen tahsil↗ depo kararı↗ ispat yükü↗ komisyon↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, binanın yetersizliğinden ve sair sebeplerden kaynaklanan bir yangının söz konusu olmadığı, dava konusu zararın doğmasından veya büyümesinde davalılardan kaynaklı bir kusurun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yangının bina malikinin yapım veya bakımındaki bir eksiklikten meydana gelmediğinin sabit olmasına, bu bağlamda dava konusu yangında bina malikinin sorumluluğunun bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin davalılardan bina maliki olduğu anlaşılan BYS Um U. Mağazalar A.Ş’ ne yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, nakliye ve yangın sigortasına dayalı olarak ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalı antrepo işleticisinin oluşan zarardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mülga BK.nun 474 ncü maddesi hükmü gereğince ardiye sahibi eşyayı bir komisyoncu gibi ihtimam ile muhafaza etmeye mecburdur. Her akit gibi ardiye sözleşmesinde de malı tevdi eden şahıs alacağını kısmen ve ya tamamen istifade edemediği takdirde ardiyeci kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı BK'nun 96 ncı maddesi hükmünce tazmine mecburdur.
Somut olayda mahkemece, ardiyenin işleteni olduğu anlaşılan davalılardan BYS Dış Ticaret A.Ş'nin ardiyeyi davacının sigortalısının emtiayı gönderdiği dava dışı Pamuk ve Toprak Mahsulleri A.Ş.'ne 15.11.2005 tarihli sözleşme ilişkisi çerçevesinde kullandırdığı
sabit olup, mahkemece bu sözleşme ilişkisi kira ilişkisi olarak ele alınmış ise de sözleşmenin tümü bir bütün olarak değerlendirildiğinde kabulün aksine sözleşmenin kira değil ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalılardan BYS Dış Ticaret A.Ş.ile dava dışı P. ve T. Mahsulleri A.Ş. arasındaki sözleşmenin ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü ile sözleşme koşulları değerlendirilerek, mülga BK.nun 473 ve devamı maddelerinde düzenlenen depo işletmecisi olan bu davalının, BK 474 ve BK 477. maddeleri uyarına üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği yeterince tartışılmak, sonuçta ispat yükünün bu davalıda olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı vasıflandırmaya ve ilkeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11114 E. 2013/9773 K.
Ortak:komisyon · kusur · Sigorta
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, binanın yetersizliğinden ve sair sebeplerden kaynaklanan bir yangının söz konusu olmadığı, dava konusu zararın doğmasından veya büyümesinde davalılardan kaynaklı bir «kusurun» da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mülga BK.nun 474 ncü maddesi hükmü gereğince ardiye sahibi eşyayı bir «komisyoncu» gibi ihtimam ile muhafaza etmeye mecburdur.
Her akit gibi ardiye sözleşmesinde de malı tevdi eden şahıs alacağını kısmen ve ya tamamen istifade edemediği takdirde ardiyeci kendisine hiçbir «kusur» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı BK'nun 96 ncı maddesi hükmünce tazmine mecburdur.
Benzer bu karardaMülga Borçlar Kanunu'nun 474'üncü maddesi gereğince, ardiye sahibi, eşyayı bir «komisyoncu» gibi ihtimam ile muhafaza etmeye mecbur olup, gerek aynı Yasanın 464/2'inci maddesi hükmü uyarınca ve gerekse 96 ve 98'inci madde hükümleri uyarınca tamamen «kusursuzluğunu ispat» etmediği müddetçe meydana gelen zararı tazmin ile sorumludur.
Bu durumda mahkemece meydana gelen zararda davalı ardiyecinin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, «kusurun» kiracı ardiyeci ile bina sahibi arasında bölüştürülerek, BK 58. maddesi uyarınca, bina sahibine de kusur izafe edilerek, ardiyeci davalının meydana gelen zarardan %75 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · halefiyet ilkesi · halefiyet · sigorta teminatı · riziko · rücuen tazminat · tacir · hasar
Benzer bu karardaA.Ş. ile düzenlediği "Ticari Risk Sigorta Poliçesi" ile şirkete ait emtiayı «sigorta teminatına» aldığı, sigorta teminatına alınan emtianın davalının işlettiği ardiyede meydana gelen yangın sırasında «hasara» uğradığı, davacının sigortalısına 54.861,30 TL ödeyerek yasal halef haline geldiği, «rizikonun» gerçekleşmesinde basiretli bir «tacirin» göstermesi gereken özeni göstermeyen davalının %75 oranında, dava dışı bina malikinin ise binadaki eksiklikler nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle 41.145,75 TL nin 06/10/2004 tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan «avans faiz» oranları uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiline, aşan istemin reddine, karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, davacı tarafından «sigorta teminatı» altına alınmış olan emtianın davalı ardiyeci elinde iken zarar gördüğü iddiasına dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Davacının sigortalısı ile davalı arasında mülga BK'nın 473 ve devamı maddelerinde düzenlenen ardiyecilik sözleşmesi söz konusu olup, «halefiyet ilkelerine» göre, davanın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.
Mülga Borçlar Kanunu'nun 474'üncü maddesi gereğince, ardiye sahibi, eşyayı bir «komisyoncu» gibi ihtimam ile muhafaza etmeye mecbur olup, gerek aynı Yasanın 464/2'inci maddesi hükmü uyarınca ve gerekse 96 ve 98'inci madde hükümleri uyarınca tamamen «kusursuzluğunu ispat» etmediği müddetçe meydana gelen zararı tazmin ile sorumludur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/14105 E. 2010/6226 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ardiye ücreti · ek tasfiye işlemleri · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · ek tasfiye · eksik inceleme · teslim
Benzer bu kararda12.1.2001 tarihinde davalı «taşıyıcı» tarafından emtianın gümrük deposuna «teslim» edilmesinden sonra 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 46. maddesinde belirtilen süre içinde gümrük işlemlerinin başlatılmaması nedeniyle yine aynı Kanun' un 177. maddesine göre 26.6.2003 tarihinde gümrük idaresi tarafından «tasfiye işlemleri» başlatılmış olup, davacı bu tarihe kadar «ardiye ücretini» ancak davalılardan isteyebilir ise de, davalılardan malın alıcısı olduğu iddia edilen ...’nın eşyayı kabule ilişkin her hangi bir işleminin mevcut olmaması nedeniy …
Bu itibarla, mahkemece, davacının deposuna 12.1.2001 tarihinde bırakılan emtianın gümrük idaresi tarafından «tasfiye» işlemlerinin başlatıldığı 26.6.2003 tarihine kadar geçen süre için oluşan ardiye ücretinden davalı «taşıyıcının sorumlu» olduğu kabul edilerek taşıma ve ardiyecilik konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişi veya heyetinden rapor alınarak davacı alacağının belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu durumda ardiye ücretinden, davacı ile ardiye sözleşmesi yapan, malı davacıya yani ardiyeye «teslim» eden davalı «taşıyıcı sorumludur».
… göre, 20 günlük süre içinde gümrük işlemleri yapılmaması nedeniyle gümrük idaresi tarafından mallara elkonularak satıldığı, davalıların sorumlu oldukları süre için «ardiye ücreti» bedelinin satım bedelinden davacıya ödendiği, gümrük idaresinin «tasfiye» işlemlerini gecikmeli yapması nedeniyle oluşan ardiye ücretinden davalıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6592 E. 2013/6748 K.
Ortak:depo kararı
İncelediğiniz kararda… hsulleri A.Ş. arasındaki sözleşmenin ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü ile sözleşme koşulları değerlendirilerek, mülga BK.nun 473 ve devamı maddelerinde düzenlenen «depo» işletmecisi olan bu davalının, BK 474 ve BK 477. maddeleri uyarına üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği yeterince tartışılmak, sonuçta «ispat yükünün» bu davalıda olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı vasıflandırmaya ve ilkeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıya ait «depoya» «teslim» ettiği çerezlik ayçiçeğinin depoda meydana gelen «hırsızlık» eylemi sonucunda çalındığı, depo sahibi olan davalının bedel karşılığında deposuna saklanması amacıyla konulan emtiayı hasarsız ve eksiksiz bir şekilde tekrar iade etmek yükümlülüğü bulunduğu bu kapsamda deponun güvenliğini sağlaması ve içindeki emtiayı koruması gerektiği için depoda meydana gelen hırsızlık sonucunda «zayi» olan emtia bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.180,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hırsızlık · emredici hüküm · zayi · cy/cy kaydı · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıya ait «depoya» «teslim» ettiği çerezlik ayçiçeğinin depoda meydana gelen «hırsızlık» eylemi sonucunda çalındığı, depo sahibi olan davalının bedel karşılığında deposuna saklanması amacıyla konulan emtiayı hasarsız ve eksiksiz bir şekilde tekrar iade etmek yükümlülüğü bulunduğu bu kapsamda deponun güvenliğini sağlaması ve içindeki emtiayı koruması gerektiği için depoda meydana gelen hırsızlık sonucunda «zayi» olan emtia bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.180,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 477. maddesinde, ardiye sahibinin tevdi edilen malı tam ve eksiksiz olarak tevdi edene iade yükümlülüğünden bahsedilse de anılan düzenleme «emredici» mahiyette olmayıp, ardiyecinin sorumluluğu BK.
Ne var ki böyle bir sözleşme «kaydının» açık olması zorunludur.
Nitekim davalı da, davacı ile aralarında akd edilen ardiye sözleşmesine göre malların bozulmasından, «zayi» ve hasarından kendisinin sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14873 E. 2012/524 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1856 E. 2022/4898 K.
Ortak:depo kararı · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, binanın yetersizliğinden ve sair sebeplerden kaynaklanan bir yangının söz konusu olmadığı, dava konusu zararın doğmasından veya büyümesinde davalılardan kaynaklı bir «kusurun» da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her akit gibi ardiye sözleşmesinde de malı tevdi eden şahıs alacağını kısmen ve ya tamamen istifade edemediği takdirde ardiyeci kendisine hiçbir «kusur» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı BK'nun 96 ncı maddesi hükmünce tazmine mecburdur.
… hsulleri A.Ş. arasındaki sözleşmenin ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü ile sözleşme koşulları değerlendirilerek, mülga BK.nun 473 ve devamı maddelerinde düzenlenen «depo» işletmecisi olan bu davalının, BK 474 ve BK 477. maddeleri uyarına üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği yeterince tartışılmak, sonuçta «ispat yükünün» bu davalıda olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı vasıflandırmaya ve ilkeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin işlettiği antrepoda çıkan yangın sonucunda «depoda» bulunan pamukların büyük bir kısmının yandığı, davalı şirketin ardiyeci sıfatı ile pamuk emtiasını özenle «saklama yükümlülüğü» bulunmakla birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşme ile emtianın bakım ve muhafazası yükümlülüğü ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca depo anahtarının saklatanda olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile saklayanda olmadığı, saklatanın dilediği zaman örnek alabilmesine ve gerekli koruma tedbirlerini almasına imkan verildiği, dava konusu depo ve ekipmanlarının yanıcı bir özelliğinin bulunmadığı, depo ve ekipmanlarla ilgili yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı, bu itibarla mülga Borçlar Kanunu 474. maddesinde öngörülen ardiye sahibinin muhafaza borcu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ardiyeci olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği, İtfaiye Daire Başkanlığı yangın raporunda yangının çıkış «sebebi» tam olarak tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından yangın çıkmasına sebep olabilecek çeşitli etkenlerin değerlendirildiği, yangın sebebinin elektrik kontağı ol …
Bu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · saklama yükümlülüğü · müterafik kusur · istifa · dava sebebi · eksik inceleme · teslim
Benzer bu karardaBu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin işlettiği antrepoda çıkan yangın sonucunda «depoda» bulunan pamukların büyük bir kısmının yandığı, davalı şirketin ardiyeci sıfatı ile pamuk emtiasını özenle «saklama yükümlülüğü» bulunmakla birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşme ile emtianın bakım ve muhafazası yükümlülüğü ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca depo anahtarının saklatanda olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile saklayanda olmadığı, saklatanın dilediği zaman örnek alabilmesine ve gerekli koruma tedbirlerini almasına imkan verildiği, dava konusu depo ve ekipmanlarının yanıcı bir özelliğinin bulunmadığı, depo ve ekipmanlarla ilgili yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı, bu itibarla mülga Borçlar Kanunu 474. maddesinde öngörülen ardiye sahibinin muhafaza borcu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ardiyeci olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği, İtfaiye Daire Başkanlığı yangın raporunda yangının çıkış «sebebi» tam olarak tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından yangın çıkmasına sebep olabilecek çeşitli etkenlerin değerlendirildiği, yangın sebebinin elektrik kontağı ol …
Dairemizin uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı ...Ş. ile dava dışı Pamuk ve Toprak Mahsülleri arasında imzalanan sözleşmenin «saklama sözleşmesi» (ardiye) olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sözleşme uyarınca saklayanın en önemli borcu, sözleşme konusu şeyi «teslim» (kabul etme) ve güvenli bir yerde koruma altına alma borcudur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1739 E. , 2015/11592 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 01/04/2014
NUMARASI 2011/303-2014/143
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/04/2014 tarih ve 2011/303-2014/143 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/11/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. G.. Y.. ile davalılar vekili Av. M. T. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların sahibi ve işletmecisi oldukları antrepodaki müvekkiline sigortalı emtiaların davalıların kusuru sonucu çıkan yangında yandığını, davacının sigortalısına hasar bedelini ödediğini ileri sürerek, 1.611.838,32 USD'nin karşılığı olan 2.116.343.71 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, binanın yetersizliğinden ve sair sebeplerden kaynaklanan bir yangının söz konusu olmadığı, dava konusu zararın doğmasından veya büyümesinde davalılardan kaynaklı bir kusurun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yangının bina malikinin yapım veya bakımındaki bir eksiklikten meydana gelmediğinin sabit olmasına, bu bağlamda dava konusu yangında bina malikinin sorumluluğunun bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin davalılardan bina maliki olduğu anlaşılan BYS Um U. Mağazalar A.Ş’ ne yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, nakliye ve yangın sigortasına dayalı olarak ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalı antrepo işleticisinin oluşan zarardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mülga BK.nun 474 ncü maddesi hükmü gereğince ardiye sahibi eşyayı bir komisyoncu gibi ihtimam ile muhafaza etmeye mecburdur. Her akit gibi ardiye sözleşmesinde de malı tevdi eden şahıs alacağını kısmen ve ya tamamen istifade edemediği takdirde ardiyeci kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı BK'nun 96 ncı maddesi hükmünce tazmine mecburdur.
Somut olayda mahkemece, ardiyenin işleteni olduğu anlaşılan davalılardan BYS Dış Ticaret A.Ş'nin ardiyeyi davacının sigortalısının emtiayı gönderdiği dava dışı Pamuk ve Toprak Mahsulleri A.Ş.'ne 15.11.2005 tarihli sözleşme ilişkisi çerçevesinde kullandırdığı
sabit olup, mahkemece bu sözleşme ilişkisi kira ilişkisi olarak ele alınmış ise de sözleşmenin tümü bir bütün olarak değerlendirildiğinde kabulün aksine sözleşmenin kira değil ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalılardan BYS Dış Ticaret A.Ş.ile dava dışı P. ve T. Mahsulleri A.Ş. arasındaki sözleşmenin ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü ile sözleşme koşulları değerlendirilerek, mülga BK.nun 473 ve devamı maddelerinde düzenlenen depo işletmecisi olan bu davalının, BK 474 ve BK 477. maddeleri uyarına üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği yeterince tartışılmak, sonuçta ispat yükünün bu davalıda olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı vasıflandırmaya ve ilkeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bina maliki olan BYS Um U.Mağazalar A.Ş’ne yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/123879100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz