İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3368 E. 2020/1310 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilgilendirme yükümlülüğü↗ bildirim yükümlülüğü↗ cari hesap alacağı↗ özen yükümlülüğü↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ depo kararı↗ komisyon↗ kâr dağıtımı↗ taşıyıcı↗ ticari defter↗ fatura↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ hmk 353(1)b-2↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında depo işletmesi ve nakliye dağıtım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 10/f maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı bu nedenle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu, davalının incelemeye ticari defterlerini sunmadığı, davacı tarafça dava konusu icra takibinde 31.08.2016 tarihi itibariyle cari hesap bakiye alacağının tahsilinin talep edildiği, davalının bir kısım mallarının davacının deposunda bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu ve fatura karşılığı depolama hizmetinin verildiği gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının depolama hizmeti nedeniyle cari hesap alacağı iddiasına dayanarak başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, taraflar arasında düzenlenen depo işletmesi ve nakliye dağıtım sözleşmesine istinaden malların depolanması hizmeti karşılığı davalıya aylık fatura düzenlediğini, davalının aldığı depolama hizmeti karşılığında bir kısım ayların ücretini ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise davacının 2006 yılının Haziran ayından itibaren hizmet vermediğini, ayrıca depoda duran ürünlere davacı tarafından haksız olarak el konulduğunu, organik ve kısa ömürlü olan ürünlerin bozulmasına sebebiyet verdiğini savunmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ardiyecinin saklama borcu başlıklı 572. maddesi “Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlüdür. Ardiyeci, saklatana, malların durumunu incelemesi ve örnek alması için, alışılmış iş zamanlarında; gerekli koruma önlemlerini alabilmesi için de her zaman izin vermek zorundadır.” düzenlemesini içermekte olup, aynı kanunun, 534. maddesi ise “Satılmak üzere kendisine gönderilen eşya açıkça ayıplı ise komisyoncu, vekâlet verenin taşıyıcıya karşı haklarının korunması için gerekeni yapmak, zararı tespit ettirmek, olabildiğince eşyayı koruma altına almak ve durumdan vekâlet vereni hemen bilgilendirmekle yükümlüdür; aksi takdirde, her türlü ihmalinden doğan zarardan sorumlu olur. Satılmak üzere gönderilen eşya kısa sürede bozulabilecek nitelikte ise komisyoncu, vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla eşyayı satmakla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. Mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 572. maddesi delaletiyle 534. maddesi çerçevesinde davacının özen yükümlülüğü dairesinde niteliği itibariyle bozulabilir nitelikteki mallar için davalı saklatanı usulü dairesinde bilgilendirip bilgilendirmediği, depolanan malların yine bu çerçevede saklayan tarafından satılması ve saklama ücretinin bu satış bedelinden tahsilinin mümkün olup olmadığı, davacının bu husustaki özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin araştırılması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı savunması yönünden eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4714 E. 2023/4344 K.
Ortak:cari hesap alacağı · özen yükümlülüğü · cari hesap · depo kararı · komisyon · kâr dağıtımı · ticari defter · fatura · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı, İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının «ticari defter» ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu, davalının incelemeye ticari defterlerini sunmadığı, davacı tarafça dava konusu icra takibinde 31.08.2016 tarihi itibariyle «cari hesap» bakiye alacağının tahsilinin talep edildiği, davalının bir kısım mallarının davacının deposunda bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu ve «fatura» karşılığı depolama hizmetinin verildiği gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı, taraflar arasında düzenlenen «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesine istinaden malların depolanması hizmeti karşılığı davalıya aylık «fatura» düzenlediğini, davalının aldığı depolama hizmeti karşılığında bir kısım ayların ücretini ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise davacının 2006 yılının Haziran ayında …
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 10/f maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı bu nedenle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 15.05.2015 tarihli «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesine istinaden davalı tarafa depolama, dağıtım ve nakliye hizmeti verildiğini, sözleşme gereğince davalıya malların depolanması hizmeti karşılığı aylık «fatura», malların dağıtım ve nakliyesi karşılığı olarak da haftalık fatura düzenlendiğini, depolama hizmeti faturasının malların depoda durduğu sürece her ay sözleşme ve eklerine göre fatura edildiğini, dağıtım ve nakliye hizmet faturaları ise davalıdan gelen sipariş talimatlarına istinaden malların ilgili yerlere dağıtımı ve nakliyesi karşılığında düzenlendiğini, ayrıca sözleşme gereğince «vadesi» geçmiş alacaklar için müvekkili şirketin aylık %8 faizli «vade farkı faturası» düzenleme hakkı olduğunu, «cari hesap alacağının» ödenmemesi üzerine davalı aleyhine başlatılan icra takibinin yetkiye ve «borca itiraz» sonucu durduğunu ileri sürerek davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkil şirket ve kendi arasındaki depolama, «dağıtım» ve nakliyesi hizmetinden kaynaklanan cari hesaba dayalı borçların müvekkilce ödenmediğini iddia etse de bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirket ve davacı taraf arasında, davacının yüklenici sıfatıyla yer aldığı bir depolama, dağıtım ve nakliye hizmeti ilişkisinin mevcut olduğunu, davacı, davalı müvekkil ile aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan, müvekkilin mallarının depolanması hizmeti karşılığı aylık «fatura», malların dağıtım ve nakliyesi karşılığı olarak da haftalık fatura düzenlendiğini, depolama hizmeti faturasının malların «depoda» durduğu sürece her ay sözleşme ve eklerine göre fatura edildiğini, dağıtım ve nakliye hizmet faturaları ise davalıdan gelen sipariş talimatlarına istinaden malların ilgili yerlere dağıtımı ve nakliyesi karşılığında düzenlendiğini, ayrıca sözleşme gereğince «vadesi» geçmiş alacaklar için müvekkili şirketin aylık %8 faizli «vade farkı faturası» düzenleme hakkı olduğunu iddia etmişse de davacının, Haziran 2016'dan itibaren söz konusu hizmetleri müvekkil şirkete sağlamadığını, hizmet sağlamadığı gibi "organik ve kısa ömürlü" ürünlere, hakkı olmaksızın el koyup müvekkil şirketin söz konusu ürünlerle ilgili sağlayacağı kazanca engel olduğunu, gönderilen «ihtarname» ile «özen yükümlülüğünün» yerine getirilmediğini,bilirkişi raporuna karşı ileri sürdükleri itirazların göz ardı edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2019 tarih, 2018/1125 E. ve 2019/543 K. sayılı kararıyla; davacının «ticari defter» ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu, davalının incelemeye ticari defterlerini sunmadığı, davacı tarafça dava konusu icra takibinde 31.08.2016 tarihi itibariyle «cari hesap» bakiye alacağının tahsilinin talep edildiği, davalının bir kısım mallarının davacının deposunda bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu ve «fatura» karşılığı depolama hizmetinin verildiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vade farkı faturası · vade farkı · ihtar tebliği · borca itiraz · kazanılmış hak · vade · ihtar · ihtarname
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 15.05.2015 tarihli «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesine istinaden davalı tarafa depolama, dağıtım ve nakliye hizmeti verildiğini, sözleşme gereğince davalıya malların depolanması hizmeti karşılığı aylık «fatura», malların dağıtım ve nakliyesi karşılığı olarak da haftalık fatura düzenlendiğini, depolama hizmeti faturasının malların depoda durduğu sürece her ay sözleşme ve eklerine göre fatura edildiğini, dağıtım ve nakliye hizmet faturaları ise davalıdan gelen sipariş talimatlarına istinaden malların ilgili yerlere dağıtımı ve nakliyesi karşılığında düzenlendiğini, ayrıca sözleşme gereğince «vadesi» geçmiş alacaklar için müvekkili şirketin aylık %8 faizli «vade farkı faturası» düzenleme hakkı olduğunu, «cari hesap alacağının» ödenmemesi üzerine davalı aleyhine başlatılan icra takibinin yetkiye ve «borca itiraz» sonucu durduğunu ileri sürerek davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkil şirket ve kendi arasındaki depolama, «dağıtım» ve nakliyesi hizmetinden kaynaklanan cari hesaba dayalı borçların müvekkilce ödenmediğini iddia etse de bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirket ve davacı taraf arasında, davacının yüklenici sıfatıyla yer aldığı bir depolama, dağıtım ve nakliye hizmeti ilişkisinin mevcut olduğunu, davacı, davalı müvekkil ile aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan, müvekkilin mallarının depolanması hizmeti karşılığı aylık «fatura», malların dağıtım ve nakliyesi karşılığı olarak da haftalık fatura düzenlendiğini, depolama hizmeti faturasının malların «depoda» durduğu sürece her ay sözleşme ve eklerine göre fatura edildiğini, dağıtım ve nakliye hizmet faturaları ise davalıdan gelen sipariş talimatlarına istinaden malların ilgili yerlere dağıtımı ve nakliyesi karşılığında düzenlendiğini, ayrıca sözleşme gereğince «vadesi» geçmiş alacaklar için müvekkili şirketin aylık %8 faizli «vade farkı faturası» düzenleme hakkı olduğunu iddia etmişse de davacının, Haziran 2016'dan itibaren söz konusu hizmetleri müvekkil şirkete sağlamadığını, hizmet sağlamadığı gibi "organik ve kısa ömürlü" ürünlere, hakkı olmaksızın el koyup müvekkil şirketin söz konusu ürünlerle ilgili sağlayacağı kazanca engel olduğunu, gönderilen «ihtarname» ile «özen yükümlülüğünün» yerine getirilmediğini,bilirkişi raporuna karşı ileri sürdükleri itirazların göz ardı edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Noterliğinin 25.01.2019 tarihli «ihtarnamesinde» davalı şirketin "«ihtarın tebliğinden» itibaren 15 gün içinde «teslim» almadığın takdirde imha edileceği" ihtar edildiğinden, davacı şirketin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun m 572 ve 534 kapsamında «özen yükümlülüğünü» yerine getirdiği, henüz dava tarihi itibarıyla bozulacak ve satışı söz konusu bir ürün olmadığının dosyada mübrez deliller ile tespiti mümkün olduğu, dolayısıyla d …
Noterliğinin 21.09.2016 tarihli «ihtarnamede» dava konusu depolanan ürünlerin organik meyve suyu olduğu ve ömürlerinin kısa olduğu, kendilerine «teslim» edilmesi gerektiğinin «ihtar» edildiği, dava dosyasına mübrez dava dışı RDF ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1856 E. 2022/4898 K.
Ortak:depo kararı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 10/f maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı bu nedenle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, taraflar arasında düzenlenen «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesine istinaden malların depolanması hizmeti karşılığı davalıya aylık «fatura» düzenlediğini, davalının aldığı depolama hizmeti karşılığında bir kısım ayların ücretini ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise davacının 2006 yılının Haziran ayında …
Mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 572. maddesi delaletiyle 534. maddesi çerçevesinde davacının «özen yükümlülüğü» dairesinde niteliği itibariyle bozulabilir nitelikteki mallar için davalı saklatanı usulü dairesinde bilgilendirip bilgilendirmediği, depolanan malların yine bu çerçevede saklayan tarafından satılması ve saklama ücretinin bu satış bedelinden tahsilinin mümkün olup olmadığı, davacının bu husustaki özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin araştırılması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı savunması yönünden «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin işlettiği antrepoda çıkan yangın sonucunda «depoda» bulunan pamukların büyük bir kısmının yandığı, davalı şirketin ardiyeci sıfatı ile pamuk emtiasını özenle «saklama yükümlülüğü» bulunmakla birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşme ile emtianın bakım ve muhafazası yükümlülüğü ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca depo anahtarının saklatanda olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile saklayanda olmadığı, saklatanın dilediği zaman örnek alabilmesine ve gerekli koruma tedbirlerini almasına imkan verildiği, dava konusu depo ve ekipmanlarının yanıcı bir özelliğinin bulunmadığı, depo ve ekipmanlarla ilgili yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı, bu itibarla mülga Borçlar Kanunu 474. maddesinde öngörülen ardiye sahibinin muhafaza borcu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ardiyeci olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği, İtfaiye Daire Başkanlığı yangın raporunda yangının çıkış «sebebi» tam olarak tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından yangın çıkmasına sebep olabilecek çeşitli etkenlerin değerlendirildiği, yangın sebebinin elektrik kontağı ol …
Bu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · saklama yükümlülüğü · müterafik kusur · istifa · kusur · dava sebebi · teslim
Benzer bu karardaBu hususlar ile ardiyeye «teslimden» sonraki aşamada yapılacak işleri kapsayan sözleşme değerlendirilerek tarafların «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı , davalının teslim alma ödevi kapsamında kalan teslim ve istifleme zararı doğuracak olaylara karşı uyarı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin işlettiği antrepoda çıkan yangın sonucunda «depoda» bulunan pamukların büyük bir kısmının yandığı, davalı şirketin ardiyeci sıfatı ile pamuk emtiasını özenle «saklama yükümlülüğü» bulunmakla birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşme ile emtianın bakım ve muhafazası yükümlülüğü ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca depo anahtarının saklatanda olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile saklayanda olmadığı, saklatanın dilediği zaman örnek alabilmesine ve gerekli koruma tedbirlerini almasına imkan verildiği, dava konusu depo ve ekipmanlarının yanıcı bir özelliğinin bulunmadığı, depo ve ekipmanlarla ilgili yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı, bu itibarla mülga Borçlar Kanunu 474. maddesinde öngörülen ardiye sahibinin muhafaza borcu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ardiyeci olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği, İtfaiye Daire Başkanlığı yangın raporunda yangının çıkış «sebebi» tam olarak tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından yangın çıkmasına sebep olabilecek çeşitli etkenlerin değerlendirildiği, yangın sebebinin elektrik kontağı ol …
Dairemizin uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı ...Ş. ile dava dışı Pamuk ve Toprak Mahsülleri arasında imzalanan sözleşmenin «saklama sözleşmesi» (ardiye) olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sözleşme uyarınca saklayanın en önemli borcu, sözleşme konusu şeyi «teslim» (kabul etme) ve güvenli bir yerde koruma altına alma borcudur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5982 E. 2017/6266 K.
Ortak:bildirim yükümlülüğü · komisyon · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ardiyecinin saklama borcu başlıklı 572. maddesi “Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir «komisyoncu» gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana «bildirmekle yükümlüdür».
… için de her zaman izin vermek zorundadır.” düzenlemesini içermekte olup, aynı kanunun, 534. maddesi ise “Satılmak üzere kendisine gönderilen eşya açıkça ayıplı ise «komisyoncu», vekâlet verenin «taşıyıcıya» karşı haklarının korunması için gerekeni yapmak, zararı tespit ettirmek, olabildiğince eşyayı koruma altına almak ve durumdan vekâlet vereni hemen «bilgilendirmekle yükümlüdür»; aksi takdirde, her türlü ihmalinden doğan zarardan sorumlu olur.
Satılmak üzere gönderilen eşya kısa sürede bozulabilecek nitelikte ise «komisyoncu», vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla eşyayı satmakla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.
Benzer bu kararda… erlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 572. maddesi uyarınca ardiyecinin, kendisine bırakılan malları bir «komisyoncu» gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana «bildirmekle yükümlü» olduğunun, aynı Kanunun 575. maddesi gereğince de ardiyecinin, ticari malları, genel «saklama sözleşmesinde» olduğu gibi geri vermekle yükümlü bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında k …
Bu suretle, dava konusu zarar gören polyester saten astarlık kumaşlarda «değer kaybına» ilişkin yapılan itiraz da değerlendirilerek, değer kaybının söz konusu olup olmayacağı, bu hususun davacının zararı olarak kabul edilip edilmeyeceği yönünde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · değer kaybı · rayiç değer · el koyma · sözleşmeye aykırılık · kâr kaybı · dosya masrafı · maddi tazminat
Benzer bu kararda… ıya karşı sorumlu olduğu, kaldı ki birinci ve ikinci bilirkişi raporunda belirtildiği üzere zararın tamamen davalının kusurundan kaynaklandığı, gümrük idaresinin el «koyma» tarihinden itibaren saklatan konumunda bulunduğu gerekçesiyle; davanın artırılan tutar üzerinden kabulüne, 317.430,31 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «saklama sözleşmesine aykırılık» nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Ancak, davacı tarafça fireye uğradığı için kesilmiş ve bütünlüğü bozulmuş, yıkanmış, ütülenmiş ve yeniden rulo haline getirilmiş polyester kumaşın yeni bir kumaş değerinde satılamayacağı, «değer kaybının» da zarara yansıtılması gerektiği yönündeki itiraz üzerinde durulmamıştır.
Bu suretle, dava konusu zarar gören polyester saten astarlık kumaşlarda «değer kaybına» ilişkin yapılan itiraz da değerlendirilerek, değer kaybının söz konusu olup olmayacağı, bu hususun davacının zararı olarak kabul edilip edilmeyeceği yönünde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11719 E. 2018/4573 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 10/f maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı bu nedenle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının, yükleme ve indirmede gerekli özeni göstermediği, emtianın hasarlanmasına neden olduğu, %100 «kusuru» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 3.073,00 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigortası · nakliyat abonman sigorta poliçesi · saklama sözleşmesi · abonman sigorta poliçesi · karine · sigorta poliçesi · kusur · hasar
Benzer bu karardaDava, «nakliyat abonman sigorta poliçesine» dayalı rucüen alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının, yükleme ve indirmede gerekli özeni göstermediği, emtianın hasarlanmasına neden olduğu, %100 «kusuru» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 3.073,00 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle taşımanın belli bir aşamasında gümrük antreposunda saklanması nedeniyle yükün «hasar» gördüğü, bundan da davacı gümrük antreposunun sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak «saklama sözleşmesine» ilişkin olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK m 468'e göre vedia hıfsedilmesi gereken yerde iade olunur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8014 E. 2013/22594 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt
Benzer bu kararda… karşı davacının talep edebileceği ücret alacağının 7.602,58 USD (=13.638,26 TL) olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, 10.000,00 TL'nin «temerrüt» faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3368 E. , 2020/1310 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/11/2017 tarih ve 2016/1127 E- 2017/1023 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 11/04/2019 tarih ve 2018/1125 E- 2019/543 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen 15.05.2015 tarihli depo işletmesi ve nakliye dağıtım sözleşmesine istinaden davalı tarafa depolama, dağıtım ve nakliye hizmeti verildiğini, sözleşme gereğince davalıya malların depolanması hizmeti karşılığı aylık fatura, malların dağıtım ve nakliyesi karşılığı olarak da haftalık fatura düzenlendiğini, depolama hizmeti faturasının malların depoda durduğu sürece her ay sözleşme ve eklerine göre fatura edildiğini, dağıtım ve nakliye hizmet faturaları ise davalıdan gelen sipariş talimatlarına istinaden malların ilgili yerlere dağıtımı ve nakliyesi karşılığında düzenlendiğini, ayrıca sözleşme gereğince vadesi geçmiş alacaklar için müvekkili şirketin aylık %8 faizli vade farkı faturası düzenleme hakkı olduğunu, cari hesap alacağının ödenmemesi üzerine davalı aleyhine başlatılan icra takibinin yetkiye ve borca itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkete Haziran 2016’dan beri hizmet vermediğini, buna rağmen hizmet verilmeden fatura düzenlenmesinin doğru olmadığını, ayrıca hizmet alamayan müvekkili şirketin davacının depolarında bulunan ürünlerine davacı tarafından herhangi bir hakka dayanmaksızın kötü niyetle el konulduğunu, organik ve kısa ömürlü olan ürünlerin bozulmasına ve müvekkilinin bu ürünlerden elde etmeyi planladığı kazançları elde edememesine sebebiyet verildiğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacı talebinin hizmet alınmayan döneme ilişkin olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında depo işletmesi ve nakliye dağıtım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 10/f maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı bu nedenle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu, davalının incelemeye ticari defterlerini sunmadığı, davacı tarafça dava konusu icra takibinde 31.08.2016 tarihi itibariyle cari hesap bakiye alacağının tahsilinin talep edildiği, davalının bir kısım mallarının davacının deposunda bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu ve fatura karşılığı depolama hizmetinin verildiği gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının depolama hizmeti nedeniyle cari hesap alacağı iddiasına dayanarak başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, taraflar arasında düzenlenen depo işletmesi ve nakliye dağıtım sözleşmesine istinaden malların depolanması hizmeti karşılığı davalıya aylık fatura düzenlediğini, davalının aldığı depolama hizmeti karşılığında bir kısım ayların ücretini ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise davacının 2006 yılının Haziran ayından itibaren hizmet vermediğini, ayrıca depoda duran ürünlere davacı tarafından haksız olarak el konulduğunu, organik ve kısa ömürlü olan ürünlerin bozulmasına sebebiyet verdiğini savunmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ardiyecinin saklama borcu başlıklı 572. maddesi “Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlüdür. Ardiyeci, saklatana, malların durumunu incelemesi ve örnek alması için, alışılmış iş zamanlarında; gerekli koruma önlemlerini alabilmesi için de her zaman izin vermek zorundadır.” düzenlemesini içermekte olup, aynı kanunun, 534. maddesi ise “Satılmak üzere kendisine gönderilen eşya açıkça ayıplı ise komisyoncu, vekâlet verenin taşıyıcıya karşı haklarının korunması için gerekeni yapmak, zararı tespit ettirmek, olabildiğince eşyayı koruma altına almak ve durumdan vekâlet vereni hemen bilgilendirmekle yükümlüdür;
aksi takdirde, her türlü ihmalinden doğan zarardan sorumlu olur. Satılmak üzere gönderilen eşya kısa sürede bozulabilecek nitelikte ise komisyoncu, vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla eşyayı satmakla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. Mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 572. maddesi delaletiyle 534. maddesi çerçevesinde davacının özen yükümlülüğü dairesinde niteliği itibariyle bozulabilir nitelikteki mallar için davalı saklatanı usulü dairesinde bilgilendirip bilgilendirmediği, depolanan malların yine bu çerçevede saklayan tarafından satılması ve saklama ücretinin bu satış bedelinden tahsilinin mümkün olup olmadığı, davacının bu husustaki özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin araştırılması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı savunması yönünden eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596505000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz