İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5928 E. 2022/2616 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
irsaliyeli fatura↗ cari hesap ekstresi↗ imza incelemesi↗ irsaliye↗ itirazın iptali davası↗ ilamsız icra takibi↗ direnme kararı↗ cari hesap↗ kötüniyet tazminatı↗ kesin süre↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ iptal davası↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ fatura↗ iflas↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmayarak, takip dayanağının cari hesap ekstresi ve Bursa 6. Noterliği'nin 23.10.2007 tarihli ve 18630 yevmiye nolu ihtarnamesine bağlı faturalar olduğu, tarafların ticari defterleri getirtilerek yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defter kayıtlarında davalıdan 33.468,20TL alacağının olduğu ancak TTK’nın 85. maddesi anlamında taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, defterindeki kayıtların davacı lehine tek başına delil teşkil etmeyeceği, dosyaya sunulan faturalar ve irsaliyeler üzerindeki imzaların davalı şirket yetkililerince inkârı üzerine davacı şirket tarafından verilen kesin süre içerisinde irsaliye ve fatura asıllarının imza incelemesine esas olmak üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın fatura muhteviyatı emtianın davalıya teslimini yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine, davalı yararına %20 kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca direnme uygun bulunmakla davacı vekilinin uyuşmazlık noktasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek, kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dava alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinin 2. fıkrasında “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmü uyarınca alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varılması gerekir. Bu koşulların gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmadığı, ayrıca kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davalıya ait olup davalı tarafından davacının kötü niyeti kanıtlanmadığı gibi davacının kötü niyetine dair dosya içerisinde her hangi bir delil de bulunmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1904 E. 2015/7306 K.
Ortak:İtirazın iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · olumsuz oy · feragat · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaDavacı vekili icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece dava konusu alacağın bir kısmının yargılama sırasında ödendiği, bu kısım yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davanın konusuz kalması halinde dahi konusuz kalan kesim yönünden davanın açıldığı tarihteki «haklılık durumu» gözetilerek «icra inkar tazminatı» talebinin değerlendirilmesi gereklidir.
… sonrasında davalı tarafından alacağa binaen 81.102,62 TL ödemede bulunulduğunu, bu miktar yönünden davanın konusuz kaldığı, bakiye alacak yönünden davacı vekilince «feragat» beyanında bulunulduğu, gerekçesiyle 81.102,62 TL yönünden dava konusuz kaldığından bu miktara ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına», davacının fazlaya dair talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bu husus gözetilmeksizin davacının icra inkar talebine ilişkin olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7692 E. 2022/912 K.
Ortak:ilamsız icra takibi · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 23.10.2007 tarihli ve 18630 yevmiye nolu «ihtarnamesine» bağlı faturalar olduğu, tarafların «ticari defterleri» getirtilerek yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defter kayıtlarında davalıdan 33.468,20TL alacağının olduğu ancak TTK’nın 85. maddesi anlamında taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, defterindeki kayıtların davacı lehine tek başına delil teşkil etmeyeceği, dosyaya sunulan faturalar ve «irsaliyeler» üzerindeki imzaların davalı şirket yetkililerince inkârı üzerine davacı şirket tarafından verilen «kesin süre» içerisinde irsaliye ve «fatura» asıllarının «imza incelemesine» esas olmak üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın fatura muhteviyatı emtianın davalıya «teslimini» yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine, davalı yararına %20 «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca «direnme» uygun bulunmakla davacı vekilinin uyuşmazlık noktasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek, «kötü niyet tazminatına» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
… ükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmü uyarınca alacaklının «kötüniyet tazminatına» mahkum edilebilmesi alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve «itirazın iptali davası» açtığı kanısına varılması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ... hakkında açılan davanın reddi ile asıl alacağın %40’ı oranında «kötü niyet tazminatının» davacı bankadan tahsiline karar verilmiş ise de; takip tarihinde yürürlükte olan İİK 67/2 maddesi uyarınca “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi gereği mahkemece koşulları oluşmuş ise davalı lehine hükmedeceği tazminat «kötüniyet tazminatıdır».
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre;davacı ile dava dışı şirket arasında 08/08/2008 tarihinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, Adli Tıp raporunda sözleşmedeki imzanın ...'ın eli ürünü olmadığının bildirildiği, diğer davalı yönünden bilirkişi raporu ile alacağın miktarının belirlendiği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, asıl alacağın % 40'ı oranında «kötü niyet tazminatının» davacı bankadan alınarak davalı ...'a verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, takibin toplam 35.176,44 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... tarafından dava açıldıktan sonra yapılmış olan ödemelerin, icra «infaz» aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
2- Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali ile «icra inkar tazminatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · kısmi itiraz · borca itiraz · infaz · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre;davacı ile dava dışı şirket arasında 08/08/2008 tarihinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, Adli Tıp raporunda sözleşmedeki imzanın ...'ın eli ürünü olmadığının bildirildiği, diğer davalı yönünden bilirkişi raporu ile alacağın miktarının belirlendiği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, asıl alacağın % 40'ı oranında «kötü niyet tazminatının» davacı bankadan alınarak davalı ...'a verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, takibin toplam 35.176,44 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... tarafından dava açıldıktan sonra yapılmış olan ödemelerin, icra «infaz» aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
3-Davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı ... icra takibine konu edilen borca «kısmi itirazda» bulunmuş olup, mahkemece borçlunun «borca itiraz» ettiği kısım dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, icra takibine konu tüm alacak miktarı yönünden hüküm kurulması 6100 sayılı HMK 24. maddesi uyarınca «talep aşımı» niteliğinde olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
2- Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali ile «icra inkar tazminatı» istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | Genel kredi sözleşmelerinde
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3127 E. 2021/4499 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin açığı · rehin açığı belgesi · limit ipoteği · ipotek limiti · ilamsız takip · istinaf sebebi · ipoteğin paraya çevrilmesi · mükerrerlik
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, «ipotek» alacaklısının, limit dışında kalan alacağını genel «haciz» yoluyla takip yaparak talep edebileceği, «rehin açığı belgesi» alınmaksızın yapılan takibin «mükerrer» olduğu kanaatinin yerinde olmadığı, davacının 2013/3159 sayılı takip dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesiyle» yoluyla takip başlattığı, dava konusu 2014/10947 sayılı «ilamsız takip» dosyasında ise, «ipotek limitini» aşan miktar için takip başlattığı, davacı vekilinin bu husustaki «istinaf sebebinin» yerinde olduğu, takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş ise de takip konusu alacağın faiz alacağına ilişkin olduğu, dava konusu takipte ayrıca faiz yür …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının alacağının «rehin açığı» ile ilgili olmayıp «limit ipoteği» üzerinde kalan faiz alacağına ilişkin olduğunun iddia edildiği, davacı aleyhine başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibin sonuçlanmadığı, «rehin açığı belgesi» alınmadan başlatılan davaya konu takibin «mükerrer» olduğu, davaya konu alacağın rehin açığı belgesine dayanılarak talep edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından isti …
… uk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davacının rehinle «teminat» altına alınan tutarı aşan miktarda alacağı olduğunun daha sonra düzenlenmiş «rehin açığı belgesi» ile de tespit edilmiş olmasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/128 E. 2017/830 K.
Ortak:İtirazın iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:banka sorumluluğu · kar mahrumiyeti · kar payı · kâr mahrumiyeti · depo kararı · mahsup · kâr payı · asıl alacak
Benzer bu kararda… nin karşılıksız çıkması nedeniyle davacı banka tarafından hamillere asgari sorumluluk bedelinin ödendiği, davalı tarafından çeşitli tarihlerde bankaya yapılan ödeme «mahsup» edildiğinde bu miktarın 8.304,90 TL olduğu, «banka sorumlu» olduğu miktarı ödediğinden, ödemiş olduğu miktarı davacıdan talep etme hakkının olduğu, bankanın talep edebileceği «kar payı» «mahrumiyetinin» 1.150,82 TL, BSMV'nin 57,54 TL olduğu, davacının talep ettiği dört «çek» koçanı için 4.090 TL'nin «depo» edilmesi istemine yönelik taraflar arasında yapılan sözleşmede bir hüküm bulunup bulunmadığı hususunun sözleşme «ibraz» edilmediğinden tespit edilemediğini, davacının muhtemel zararları nedeniyle icra takibi yapma hakkı olamayacağı, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatına» da hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takibinin 8.304,90 TL «asıl alacak», 976,37 TL «kar mahrumiyeti» ve 48,81 TL BSMV yönünden devamına, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4845 E. 2019/6083 K.
Ortak:imza incelemesi · fatura
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 23.10.2007 tarihli ve 18630 yevmiye nolu «ihtarnamesine» bağlı faturalar olduğu, tarafların «ticari defterleri» getirtilerek yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defter kayıtlarında davalıdan 33.468,20TL alacağının olduğu ancak TTK’nın 85. maddesi anlamında taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, defterindeki kayıtların davacı lehine tek başına delil teşkil etmeyeceği, dosyaya sunulan faturalar ve «irsaliyeler» üzerindeki imzaların davalı şirket yetkililerince inkârı üzerine davacı şirket tarafından verilen «kesin süre» içerisinde irsaliye ve «fatura» asıllarının «imza incelemesine» esas olmak üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın fatura muhteviyatı emtianın davalıya «teslimini» yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine, davalı yararına %20 «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ihdas edilen faturalara dayalı takip yapıldığı, davalı tarafça takibe dayanak faturaların «kapalı fatura» olduğunun ve dolayısıyla borcun da ödendiğinin iddia edildiği, yapılan «imza incelemesinde» faturalardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle faturaların açık fatura niteliğinde olduğu, sözleşme ilişkininin kabulü karşısında davalı tarafça faturalara dayalı borcun ödediğinin ispat edilmesi gerektiği, ödeme iddiasının da ispat edilmediği, alacağın likid olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapalı fatura · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ihdas edilen faturalara dayalı takip yapıldığı, davalı tarafça takibe dayanak faturaların «kapalı fatura» olduğunun ve dolayısıyla borcun da ödendiğinin iddia edildiği, yapılan «imza incelemesinde» faturalardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle faturaların açık fatura niteliğinde olduğu, sözleşme ilişkininin kabulü karşısında davalı tarafça faturalara dayalı borcun ödediğinin ispat edilmesi gerektiği, ödeme iddiasının da ispat edilmediği, alacağın likid olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu alacak bu haliyle önceden belirlenebilir, bilinebilir, hesap edilebilir nitelikte olup, davalı itirazının haksız olması nedeniyle iptaline karar verildiğine göre «icra inkar tazminatı» isteminin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5866 E. 2023/5363 K.
Ortak:itirazın iptali davası · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · iptal davası · kötü niyet · bilirkişi incelemesi · ticari defter · ihtarname
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 23.10.2007 tarihli ve 18630 yevmiye nolu «ihtarnamesine» bağlı faturalar olduğu, tarafların «ticari defterleri» getirtilerek yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defter kayıtlarında davalıdan 33.468,20TL alacağının olduğu ancak TTK’nın 85. maddesi anlamında taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, defterindeki kayıtların davacı lehine tek başına delil teşkil etmeyeceği, dosyaya sunulan faturalar ve «irsaliyeler» üzerindeki imzaların davalı şirket yetkililerince inkârı üzerine davacı şirket tarafından verilen «kesin süre» içerisinde irsaliye ve «fatura» asıllarının «imza incelemesine» esas olmak üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın fatura muhteviyatı emtianın davalıya «teslimini» yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine, davalı yararına %20 «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
… ükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmü uyarınca alacaklının «kötüniyet tazminatına» mahkum edilebilmesi alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve «itirazın iptali davası» açtığı kanısına varılması gerekir.
Hukuk Genel Kurulu'nca «direnme» uygun bulunmakla davacı vekilinin uyuşmazlık noktasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek, «kötü niyet tazminatına» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Benzer bu kararda… arafın davacıya olan borcunu 2007 yılında ödediği, buna rağmen davacının ödeme tarihinden çok sonra aynı alacak için icra takibi başlatıp, borçlunun itirazı üzerine «itirazın iptali davası» açma yoluna gittiği, yapılan icra takibinin iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından davalılar lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen «ipotek» sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, «rehnin paraya çevrilmesi» için borcun «muaccel» hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf «defterleri» üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle «terkin» edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, «resmi senet» ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının «ticari defterlerine» göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan «mahsup» edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa «yemin deliline» dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; «kötü niyet tazminatı» taleplerinin mahkemece reddedilmesi yönünden kararın temyiz edildiğini, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, haksız ve hukuka aykırı olarak taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resmi senet · alacağın likit olması · rehnin paraya çevrilmesi · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin paraya çevrilmesi · yemin delili · alacağın temliki · bayilik sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen «ipotek» sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, «rehnin paraya çevrilmesi» için borcun «muaccel» hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf «defterleri» üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle «terkin» edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, «resmi senet» ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının «ticari defterlerine» göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan «mahsup» edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa «yemin deliline» dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/429 E. ve 2015/638 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen «ipotek» sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, «rehnin paraya çevrilmesi» için borcun «muaccel» hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğu, davacının takip tarihi itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kabul edilen «asıl alacak» üzerinden takip tarihi nazara alınarak % 40 oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden takibin kötü niyetli yapıldı …
Bozma Kararı Dairemizin 30.11.2016 tarih, 2016/329 E. ve 2016/15348 K. sayılı kararıyla dava konusu ipoteğin davacı ile davalı şirket arasındaki «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın «teminatı» olarak verildiği, mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davacının davalı şirketten alacağı olduğunun belirlendiği ancak davalının söz konusu alacağa karşılık «alacağın temliki» ve 3 üncü kişi bayii aracılığıyla ödemeler yapıldığını ileri sürdüğü, bu konudaki belgeleri dosyaya «ibraz» ettiği, gerek bilirkişilerce gerekse mahkemece bu ödeme iddia ve belgeleri üzerinde durulmadığı, «eksik inceleme» ile karar verildiğine işaret edilerek bozulmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı halde «ipoteğin kaldırıldığını», 80.000,00 TL'lik ödeme yapılsaydı müvekkilinin «ticari defter» ve kayıtlarına işleneceğini, biirkişi raporunda da ödeme yapılmadığının görüldüğünü, mahkemece bozma kapsamında araştırma yapılmadığını, bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da müvekkili alacağının 51.658,12 TL olarak tespit edildiğini, davalının ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamadığı, bu konuda belge sunmadığı, 80.000,00 TL'lik ödeme konusunda «yemin deliline» dayanılmayacağı mahkemeye bildirilmiş olmakla mahkemece müvekkilin lehine olan dosyada mevcut diğer delillerin değerlendirilerek karar verilmesi istenilmiş ise de …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5928 E. , 2022/2616 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 26.06.2013 gün ve 2011/285-2013/181 sayılı hükmün (kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 08.01.2014 gün ve 2013/15780-2014/788 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa'nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Karapınar İcra Müdürlüğünün 2010/1373 esas sayılı dosyası ile yapılan ilamsız icra takibine davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davacı firmanın davalıdan alacaklı olduğu hususunun ticari kayıt ve defterlerin incelenmesi sonucunda tespit edileceğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, icra takibine dayanak belge ve faturalara dayalı olarak davacının herhangi bir alacağının ve akdi bir ilişkinin olmadığını savunarak davanın reddine ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmayarak, takip dayanağının cari hesap ekstresi ve Bursa 6. Noterliği'nin 23.10.2007 tarihli ve 18630 yevmiye nolu ihtarnamesine bağlı faturalar olduğu, tarafların ticari defterleri getirtilerek yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defter kayıtlarında davalıdan 33.468,20TL alacağının olduğu ancak TTK’nın 85. maddesi anlamında taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, defterindeki kayıtların davacı lehine tek başına delil teşkil etmeyeceği, dosyaya sunulan faturalar ve irsaliyeler üzerindeki imzaların davalı şirket yetkililerince inkârı üzerine davacı şirket tarafından verilen kesin süre içerisinde irsaliye ve fatura asıllarının imza incelemesine esas olmak üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın fatura muhteviyatı emtianın davalıya teslimini yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine, davalı yararına %20 kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca direnme uygun bulunmakla davacı vekilinin uyuşmazlık noktasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek, kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dava alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinin 2. fıkrasında “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmü uyarınca alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varılması gerekir. Bu koşulların gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmadığı, ayrıca kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davalıya ait olup davalı tarafından davacının kötü niyeti kanıtlanmadığı gibi davacının kötü niyetine dair dosya içerisinde her hangi bir delil de bulunmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/782577100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz