İtirazın iptali | Genel kredi sözleşmelerinde
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3127 E. 2021/4499 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehin açığı↗ rehin açığı belgesi↗ limit ipoteği↗ ipotek limiti↗ ilamsız takip↗ istinaf sebebi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ mükerrerlik↗ rehin↗ ipotek↗ olumsuz oy↗ haciz↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının alacağının rehin açığı ile ilgili olmayıp limit ipoteği üzerinde kalan faiz alacağına ilişkin olduğunun iddia edildiği, davacı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin sonuçlanmadığı, rehin açığı belgesi alınmadan başlatılan davaya konu takibin mükerrer olduğu, davaya konu alacağın rehin açığı belgesine dayanılarak talep edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, ipotek alacaklısının, limit dışında kalan alacağını genel haciz yoluyla takip yaparak talep edebileceği, rehin açığı belgesi alınmaksızın yapılan takibin mükerrer olduğu kanaatinin yerinde olmadığı, davacının 2013/3159 sayılı takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesiyle yoluyla takip başlattığı, dava konusu 2014/10947 sayılı ilamsız takip dosyasında ise, ipotek limitini aşan miktar için takip başlattığı, davacı vekilinin bu husustaki istinaf sebebinin yerinde olduğu, takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş ise de takip konusu alacağın faiz alacağına ilişkin olduğu, dava konusu takipte ayrıca faiz yürütülemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davacının rehinle teminat altına alınan tutarı aşan miktarda alacağı olduğunun daha sonra düzenlenmiş rehin açığı belgesi ile de tespit edilmiş olmasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.
2- Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı vekilinin, lehine icra inkar tazminatı verilmesi istemi uyarınca yapılan incelemede; İİK’nun 67/2. maddesindeki, “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi gereği, Bölge Adliye Mahkemesince bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/657 E. 2023/878 K.
Ortak:rehin açığı · rehin açığı belgesi · limit ipoteği · ipotek limiti · ilamsız takip · istinaf sebebi · ipoteğin paraya çevrilmesi · mükerrerlik
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, «ipotek» alacaklısının, limit dışında kalan alacağını genel «haciz» yoluyla takip yaparak talep edebileceği, «rehin açığı belgesi» alınmaksızın yapılan takibin «mükerrer» olduğu kanaatinin yerinde olmadığı, davacının 2013/3159 sayılı takip dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesiyle» yoluyla takip başlattığı, dava konusu 2014/10947 sayılı «ilamsız takip» dosyasında ise, «ipotek limitini» aşan miktar için takip başlattığı, davacı vekilinin bu husustaki «istinaf sebebinin» yerinde olduğu, takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş ise de takip konusu alacağın faiz alacağına ilişkin olduğu, dava konusu takipte ayrıca faiz yür …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının alacağının «rehin açığı» ile ilgili olmayıp «limit ipoteği» üzerinde kalan faiz alacağına ilişkin olduğunun iddia edildiği, davacı aleyhine başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibin sonuçlanmadığı, «rehin açığı belgesi» alınmadan başlatılan davaya konu takibin «mükerrer» olduğu, davaya konu alacağın rehin açığı belgesine dayanılarak talep edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından isti …
… uk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davacının rehinle «teminat» altına alınan tutarı aşan miktarda alacağı olduğunun daha sonra düzenlenmiş «rehin açığı belgesi» ile de tespit edilmiş olmasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli, 2018/2183 E. ve 2019/1514 K. sayılı kararıyla «ipotek» alacaklısının, limit dışında kalan alacağını genel «haciz» yoluyla takip yaparak talep edebileceği, «rehin açığı belgesi» alınmaksızın yapılan takibin «mükerrer» olduğu kanaatinin yerinde olmadığı, davacının 2013/3159 sayılı takip dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesiyle» yoluyla takip başlattığı, dava konusu 2014/10947 sayılı «ilamsız takip» dosyasında ise «ipotek limitini» aşan miktar için takip başlattığı, davacı vekilinin bu husustaki «istinaf sebebinin» yerinde olduğu, takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş ise de takip konusu alacağın faiz alacağına ilişkin olduğu, dava konusu takipte ayrıca faiz yür …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli, 2014/543 E. ve 2018/617 K. sayılı kararıyla davacının alacağının «rehin açığı» ile ilgili olmayıp «limit ipoteği» üzerinde kalan faiz alacağına ilişkin olduğunun iddia edildiği, davacı aleyhine başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibin sonuçlanmadığı, «rehin açığı belgesi» alınmadan başlatılan davaya konu takibin «mükerrer» olduğu, davaya konu alacağın rehin açığı belgesine dayanılarak talep edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü 2013/3159 E. sayılı «ipotek» takibinden bakiye kalan «işlemiş faizi» talep ettiği, davacının ipotek takibinden geriye kalan bedeli ipotekli taşınmazların satışı yapıldıktan sonra dosyanın «son» hesap tablosu üzerinden faizlerde hesaplanacak şekilde bakiye kalan bedel üzerinden «rehin açığı belgesi» aldığı, davacı her ne kadar rehin açığı belgesini takibe koymadıklarını iddia etse de bu belge ile her zaman takip yapma hakkı bulunduğu, davacının davalıdan talep edebileceği bedelin rehin açığı belgesindeki 2.519.997,93 TL olduğu, davacının huzurdaki davaya konu takipteki faiz alacağının da bu bedelin içinde olduğu, bu durumda davacının en baştan zaten rehin açığı belgesi içinde talep edeceği bedeli ikinci bir takip ile talep ederek «mükerrer» talep haline getirdiği, sonuç olarak davacının rehin takibi yaptığı Afyonkarahisar 3.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarrufun iptali · ticari faiz · kazanılmış hak · işlemiş faiz · temerrüt faizi · kredi sözleşmesi · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede «temerrüt faizi» oranı kararlaştırılmadığından, uygulanması gereken faiz oranının «ticari faizin» iki katını geçemeyeceği, bu durumda takibe konu alacak faiz olduğundan takip tarihi olan 02.07.2014 tarihine kadar işleyecek faiz miktarının hesaplanarak bu miktar …
İcra Müdürlüğü 2013/3159 E. sayılı «ipotek» takibinden bakiye kalan «işlemiş faizi» talep ettiği, davacının ipotek takibinden geriye kalan bedeli ipotekli taşınmazların satışı yapıldıktan sonra dosyanın «son» hesap tablosu üzerinden faizlerde hesaplanacak şekilde bakiye kalan bedel üzerinden «rehin açığı belgesi» aldığı, davacı her ne kadar rehin açığı belgesini takibe koymadıklarını iddia etse de bu belge ile her zaman takip yapma hakkı bulunduğu, davacının davalıdan talep edebileceği bedelin rehin açığı belgesindeki 2.519.997,93 TL olduğu, davacının huzurdaki davaya konu takipteki faiz alacağının da bu bedelin içinde olduğu, bu durumda davacının en baştan zaten rehin açığı belgesi içinde talep edeceği bedeli ikinci bir takip ile talep ederek «mükerrer» talep haline getirdiği, sonuç olarak davacının rehin takibi yaptığı Afyonkarahisar 3.
İcra Müdürlüğü 2013/3159 E. sayılı dosyada taşınmazlar henüz satış aşamasında olması nedeni ile «rehin açığı belgesi» alamamış olması nedeni ile açtığı «tasarrufun iptali» davasına dayanak bir takip oluşturmak amacı ile hukuka aykırı bir takipte bulunduğu, bu nedenle takibin kötü niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1904 E. 2015/7306 K.
Ortak:olumsuz oy · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda2- Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı vekilinin, lehine «icra inkar tazminatı» verilmesi istemi uyarınca yapılan incelemede; İİK’nun 67/2. maddesindeki, “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi gereği, Bölge Adliye Mahkemesince bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaDavacı vekili icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece dava konusu alacağın bir kısmının yargılama sırasında ödendiği, bu kısım yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davanın konusuz kalması halinde dahi konusuz kalan kesim yönünden davanın açıldığı tarihteki «haklılık durumu» gözetilerek «icra inkar tazminatı» talebinin değerlendirilmesi gereklidir.
Mahkemece bu husus gözetilmeksizin davacının icra inkar talebine ilişkin olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · feragat · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… sonrasında davalı tarafından alacağa binaen 81.102,62 TL ödemede bulunulduğunu, bu miktar yönünden davanın konusuz kaldığı, bakiye alacak yönünden davacı vekilince «feragat» beyanında bulunulduğu, gerekçesiyle 81.102,62 TL yönünden dava konusuz kaldığından bu miktara ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına», davacının fazlaya dair talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece dava konusu alacağın bir kısmının yargılama sırasında ödendiği, bu kısım yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davanın konusuz kalması halinde dahi konusuz kalan kesim yönünden davanın açıldığı tarihteki «haklılık durumu» gözetilerek «icra inkar tazminatı» talebinin değerlendirilmesi gereklidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7692 E. 2022/912 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda2- Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı vekilinin, lehine «icra inkar tazminatı» verilmesi istemi uyarınca yapılan incelemede; İİK’nun 67/2. maddesindeki, “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi gereği, Bölge Adliye Mahkemesince bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre;davacı ile dava dışı şirket arasında 08/08/2008 tarihinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, Adli Tıp raporunda sözleşmedeki imzanın ...'ın eli ürünü olmadığının bildirildiği, diğer davalı yönünden bilirkişi raporu ile alacağın miktarının belirlendiği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, asıl alacağın % 40'ı oranında «kötü niyet tazminatının» davacı bankadan alınarak davalı ...'a verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, takibin toplam 35.176,44 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... tarafından dava açıldıktan sonra yapılmış olan ödemelerin, icra «infaz» aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
2- Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali ile «icra inkar tazminatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · kısmi itiraz · borca itiraz · ilamsız icra takibi · kötüniyet tazminatı · infaz · kötü niyet tazminatı · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre;davacı ile dava dışı şirket arasında 08/08/2008 tarihinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, Adli Tıp raporunda sözleşmedeki imzanın ...'ın eli ürünü olmadığının bildirildiği, diğer davalı yönünden bilirkişi raporu ile alacağın miktarının belirlendiği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, asıl alacağın % 40'ı oranında «kötü niyet tazminatının» davacı bankadan alınarak davalı ...'a verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, takibin toplam 35.176,44 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... tarafından dava açıldıktan sonra yapılmış olan ödemelerin, icra «infaz» aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
3-Davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı ... icra takibine konu edilen borca «kısmi itirazda» bulunmuş olup, mahkemece borçlunun «borca itiraz» ettiği kısım dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, icra takibine konu tüm alacak miktarı yönünden hüküm kurulması 6100 sayılı HMK 24. maddesi uyarınca «talep aşımı» niteliğinde olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davalı ... hakkında açılan davanın reddi ile asıl alacağın %40’ı oranında «kötü niyet tazminatının» davacı bankadan tahsiline karar verilmiş ise de; takip tarihinde yürürlükte olan İİK 67/2 maddesi uyarınca “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi gereği mahkemece koşulları oluşmuş ise davalı lehine hükmedeceği tazminat «kötüniyet tazminatıdır».
2- Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali ile «icra inkar tazminatı» istemine ilişkindir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5928 E. 2022/2616 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ekstresi · imza incelemesi · irsaliye · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · direnme kararı · cari hesap · kötüniyet tazminatı
Benzer bu karardaNoterliği'nin 23.10.2007 tarihli ve 18630 yevmiye nolu «ihtarnamesine» bağlı faturalar olduğu, tarafların «ticari defterleri» getirtilerek yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defter kayıtlarında davalıdan 33.468,20TL alacağının olduğu ancak TTK’nın 85. maddesi anlamında taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, defterindeki kayıtların davacı lehine tek başına delil teşkil etmeyeceği, dosyaya sunulan faturalar ve «irsaliyeler» üzerindeki imzaların davalı şirket yetkililerince inkârı üzerine davacı şirket tarafından verilen «kesin süre» içerisinde irsaliye ve «fatura» asıllarının «imza incelemesine» esas olmak üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın fatura muhteviyatı emtianın davalıya «teslimini» yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine, davalı yararına %20 «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmayarak, takip dayanağının «cari hesap ekstresi» ve Bursa 6.
… ükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmü uyarınca alacaklının «kötüniyet tazminatına» mahkum edilebilmesi alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve «itirazın iptali davası» açtığı kanısına varılması gerekir.
Hukuk Genel Kurulu'nca «direnme» uygun bulunmakla davacı vekilinin uyuşmazlık noktasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek, «kötü niyet tazminatına» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/128 E. 2017/830 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda2- Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı vekilinin, lehine «icra inkar tazminatı» verilmesi istemi uyarınca yapılan incelemede; İİK’nun 67/2. maddesindeki, “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi gereği, Bölge Adliye Mahkemesince bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda… nin karşılıksız çıkması nedeniyle davacı banka tarafından hamillere asgari sorumluluk bedelinin ödendiği, davalı tarafından çeşitli tarihlerde bankaya yapılan ödeme «mahsup» edildiğinde bu miktarın 8.304,90 TL olduğu, «banka sorumlu» olduğu miktarı ödediğinden, ödemiş olduğu miktarı davacıdan talep etme hakkının olduğu, bankanın talep edebileceği «kar payı» «mahrumiyetinin» 1.150,82 TL, BSMV'nin 57,54 TL olduğu, davacının talep ettiği dört «çek» koçanı için 4.090 TL'nin «depo» edilmesi istemine yönelik taraflar arasında yapılan sözleşmede bir hüküm bulunup bulunmadığı hususunun sözleşme «ibraz» edilmediğinden tespit edilemediğini, davacının muhtemel zararları nedeniyle icra takibi yapma hakkı olamayacağı, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatına» da hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takibinin 8.304,90 TL «asıl alacak», 976,37 TL «kar mahrumiyeti» ve 48,81 TL BSMV yönünden devamına, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, karşılıksız çıkan çekler için davacı Banka'nın ödemekle yükümlü olduğu miklarlar yıllar itibariyle belirli olduğundan likit olan bu tutar yönünden «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davacının icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:banka sorumluluğu · kar mahrumiyeti · kar payı · kâr mahrumiyeti · depo kararı · mahsup · kâr payı · asıl alacak
Benzer bu kararda… nin karşılıksız çıkması nedeniyle davacı banka tarafından hamillere asgari sorumluluk bedelinin ödendiği, davalı tarafından çeşitli tarihlerde bankaya yapılan ödeme «mahsup» edildiğinde bu miktarın 8.304,90 TL olduğu, «banka sorumlu» olduğu miktarı ödediğinden, ödemiş olduğu miktarı davacıdan talep etme hakkının olduğu, bankanın talep edebileceği «kar payı» «mahrumiyetinin» 1.150,82 TL, BSMV'nin 57,54 TL olduğu, davacının talep ettiği dört «çek» koçanı için 4.090 TL'nin «depo» edilmesi istemine yönelik taraflar arasında yapılan sözleşmede bir hüküm bulunup bulunmadığı hususunun sözleşme «ibraz» edilmediğinden tespit edilemediğini, davacının muhtemel zararları nedeniyle icra takibi yapma hakkı olamayacağı, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatına» da hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takibinin 8.304,90 TL «asıl alacak», 976,37 TL «kar mahrumiyeti» ve 48,81 TL BSMV yönünden devamına, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4845 E. 2019/6083 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda2- Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı vekilinin, lehine «icra inkar tazminatı» verilmesi istemi uyarınca yapılan incelemede; İİK’nun 67/2. maddesindeki, “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi gereği, Bölge Adliye Mahkemesince bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ihdas edilen faturalara dayalı takip yapıldığı, davalı tarafça takibe dayanak faturaların «kapalı fatura» olduğunun ve dolayısıyla borcun da ödendiğinin iddia edildiği, yapılan «imza incelemesinde» faturalardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle faturaların açık fatura niteliğinde olduğu, sözleşme ilişkininin kabulü karşısında davalı tarafça faturalara dayalı borcun ödediğinin ispat edilmesi gerektiği, ödeme iddiasının da ispat edilmediği, alacağın likid olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu alacak bu haliyle önceden belirlenebilir, bilinebilir, hesap edilebilir nitelikte olup, davalı itirazının haksız olması nedeniyle iptaline karar verildiğine göre «icra inkar tazminatı» isteminin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapalı fatura · imza incelemesi · fatura
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ihdas edilen faturalara dayalı takip yapıldığı, davalı tarafça takibe dayanak faturaların «kapalı fatura» olduğunun ve dolayısıyla borcun da ödendiğinin iddia edildiği, yapılan «imza incelemesinde» faturalardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle faturaların açık fatura niteliğinde olduğu, sözleşme ilişkininin kabulü karşısında davalı tarafça faturalara dayalı borcun ödediğinin ispat edilmesi gerektiği, ödeme iddiasının da ispat edilmediği, alacağın likid olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15044 E. 2017/442 K.
Ortak:ipotek limiti · ipotek · haciz · teminat
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, «ipotek» alacaklısının, limit dışında kalan alacağını genel «haciz» yoluyla takip yaparak talep edebileceği, «rehin açığı belgesi» alınmaksızın yapılan takibin «mükerrer» olduğu kanaatinin yerinde olmadığı, davacının 2013/3159 sayılı takip dosyasında «ipoteğin paraya çevrilmesiyle» yoluyla takip başlattığı, dava konusu 2014/10947 sayılı «ilamsız takip» dosyasında ise, «ipotek limitini» aşan miktar için takip başlattığı, davacı vekilinin bu husustaki «istinaf sebebinin» yerinde olduğu, takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş ise de takip konusu alacağın faiz alacağına ilişkin olduğu, dava konusu takipte ayrıca faiz yür …
… uk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davacının rehinle «teminat» altına alınan tutarı aşan miktarda alacağı olduğunun daha sonra düzenlenmiş «rehin açığı belgesi» ile de tespit edilmiş olmasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre 4.000,000,00 TL bedelli «ipotek» tesis edildiği, alacak ipotek ile «teminat» altına alındığı gerekçesiyle dosya üzerinden «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Talep borcun «ipotek limit» tutarını aşan kısmı ile ilgili «ihtiyati haciz» kararı verilmesine yönelik olup ipotek limitini aşan kısım için ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere alacağın «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaDavacı banka, «genel kredi sözleşmeleri» gereğince kredi kullandırmış ve kredinin «teminatını» oluşturmak üzere «ipotek» tesis edilmiştir.
İİK’nın «257»’nci maddesine göre de, rehinle temin edilmemiş borcun alacaklısı, borçlu aleyhine «ihtiyati haciz» talebinde bulunabilir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre 4.000,000,00 TL bedelli «ipotek» tesis edildiği, alacak ipotek ile «teminat» altına alındığı gerekçesiyle dosya üzerinden «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3127 E. , 2021/4499 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05.07.2018 tarih ve 2014/543 E- 2018/617 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 11/07/2019 tarih ve 2018/2183 E- 2019/1514 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının asıl borçlu olduğunu, hesabın kat edilip borçlulara ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı ile ipotekli taşınmaz malikleri aleyhine 2013/3159 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, dava dışı kefiller aleyhine 2013/3157 sayılı genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, borcun ödenmemesi üzerine davacı alacağının ipotekle temin edilen miktarı aşması nedeniyle davacı aleyhine ayrıca ipotek miktarını aşan kısım yönünden 2014/10947 sayılı ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, 2014/10947 sayılı takibe yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı aleyhine başlatılan 2013/3159 sayılı ipotekli takipte davacı alacağının ipotekle karşılanaması halinde davacıya rehin açığı belgesi verileceğini, dava konusu 2014/10947 sayılı takibin mükerrer takip olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının alacağının rehin açığı ile ilgili olmayıp limit ipoteği üzerinde kalan faiz alacağına ilişkin olduğunun iddia edildiği, davacı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin sonuçlanmadığı, rehin açığı belgesi alınmadan başlatılan davaya konu takibin mükerrer olduğu, davaya konu alacağın rehin açığı belgesine dayanılarak talep edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, ipotek alacaklısının, limit dışında kalan alacağını genel haciz yoluyla takip yaparak talep edebileceği, rehin açığı belgesi alınmaksızın yapılan takibin mükerrer olduğu kanaatinin yerinde olmadığı, davacının 2013/3159 sayılı takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesiyle yoluyla takip başlattığı, dava konusu 2014/10947 sayılı ilamsız takip dosyasında ise, ipotek limitini aşan miktar için takip başlattığı, davacı vekilinin bu husustaki istinaf sebebinin yerinde olduğu, takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş ise de takip konusu alacağın faiz alacağına ilişkin olduğu, dava konusu takipte ayrıca faiz yürütülemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davacının rehinle teminat altına alınan tutarı aşan miktarda alacağı olduğunun daha sonra düzenlenmiş rehin açığı belgesi ile de tespit edilmiş olmasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.
2- Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı vekilinin, lehine icra inkar tazminatı verilmesi istemi uyarınca yapılan incelemede; İİK’nun 67/2. maddesindeki, “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi gereği, Bölge Adliye Mahkemesince bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının tüm davacının sair temyiz istemlerinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 27.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667894800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz