İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5866 E. 2023/5363 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi senet↗ alacağın likit olması↗ ipotek akit tablosu↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ icra inkâr tazminatı↗ itirazın iptali davası↗ yemin delili↗ ticari defter ve kayıtlar↗ alacağın temliki↗ kötüniyet tazminatı↗ bayilik sözleşmesi↗ yemin↗ muacceliyet↗ ipotek↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ mahsup↗ iptal davası↗ temlik↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ iflas↗ terkin↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/429 E. ve 2015/638 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen ipotek sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, rehnin paraya çevrilmesi için borcun muaccel hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğu, davacının takip tarihi itibariyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kabul edilen asıl alacak üzerinden takip tarihi nazara alınarak % 40 oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden takibin kötü niyetli yapıldığı davalı tarafça ispatlanamadığından davalı tarafın ise tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 30.11.2016 tarih, 2016/329 E. ve 2016/15348 K. sayılı kararıyla dava konusu ipoteğin davacı ile davalı şirket arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın teminatı olarak verildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının davalı şirketten alacağı olduğunun belirlendiği ancak davalının söz konusu alacağa karşılık alacağın temliki ve 3 üncü kişi bayii aracılığıyla ödemeler yapıldığını ileri sürdüğü, bu konudaki belgeleri dosyaya ibraz ettiği, gerek bilirkişilerce gerekse mahkemece bu ödeme iddia ve belgeleri üzerinde durulmadığı, eksik inceleme ile karar verildiğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen ipotek sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, rehnin paraya çevrilmesi için borcun muaccel hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle terkin edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, resmi senet ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının ticari defterlerine göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan mahsup edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı halde ipoteğin kaldırıldığını, 80.000,00 TL'lik ödeme yapılsaydı müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına işleneceğini, biirkişi raporunda da ödeme yapılmadığının görüldüğünü, mahkemece bozma kapsamında araştırma yapılmadığını, bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da müvekkili alacağının 51.658,12 TL olarak tespit edildiğini, davalının ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamadığı, bu konuda belge sunmadığı, 80.000,00 TL'lik ödeme konusunda yemin deliline dayanılmayacağı mahkemeye bildirilmiş olmakla mahkemece müvekkilin lehine olan dosyada mevcut diğer delillerin değerlendirilerek karar verilmesi istenilmiş ise de itirazlarının reddedildiğini, dosyadaki delillerle alacağın ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı taleplerinin mahkemece reddedilmesi yönünden kararın temyiz edildiğini, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, haksız ve hukuka aykırı olarak taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı kanun) 67 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin ise davacının icra takibine girişmesinde haksız olduğu ancak davacının kötü niyeti ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
3. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir.
4. Anılan düzenlemeye göre borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına; alacak likit olsun veya olmasın böyle bir alacağa dayalı takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde ise istem varsa, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. İşbu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp ayrıca alacaklının takibi başlatmakta kötü niyetli olması da gerekmektedir. Alacaklının kötü niyetli sayılabilmesi için de takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de davalı borçludadır.
5.Dosya kapsamına göre davalı tarafın davacıya olan borcunu 2007 yılında ödediği, buna rağmen davacının ödeme tarihinden çok sonra aynı alacak için icra takibi başlatıp, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açma yoluna gittiği, yapılan icra takibinin iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6516 E. 2024/1570 K.
Ortak:resmi senet · rehnin paraya çevrilmesi · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin paraya çevrilmesi · yemin delili · bayilik sözleşmesi · yemin · muacceliyet · İtirazın iptali, İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen «ipotek» sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, «rehnin paraya çevrilmesi» için borcun «muaccel» hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf «defterleri» üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle «terkin» edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, «resmi senet» ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının «ticari defterlerine» göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan «mahsup» edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa «yemin deliline» dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/429 E. ve 2015/638 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen «ipotek» sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, «rehnin paraya çevrilmesi» için borcun «muaccel» hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğu, davacının takip tarihi itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kabul edilen «asıl alacak» üzerinden takip tarihi nazara alınarak % 40 oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden takibin kötü niyetli yapıldı …
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı halde «ipoteğin kaldırıldığını», 80.000,00 TL'lik ödeme yapılsaydı müvekkilinin «ticari defter» ve kayıtlarına işleneceğini, biirkişi raporunda da ödeme yapılmadığının görüldüğünü, mahkemece bozma kapsamında araştırma yapılmadığını, bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da müvekkili alacağının 51.658,12 TL olarak tespit edildiğini, davalının ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamadığı, bu konuda belge sunmadığı, 80.000,00 TL'lik ödeme konusunda «yemin deliline» dayanılmayacağı mahkemeye bildirilmiş olmakla mahkemece müvekkilin lehine olan dosyada mevcut diğer delillerin değerlendirilerek karar verilmesi istenilmiş ise de …
Benzer bu karardaDava, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5928 E. 2022/2616 K.
Ortak:itirazın iptali davası · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · iptal davası · kötü niyet · bilirkişi incelemesi · ticari defter · ihtarname
İncelediğiniz kararda… arafın davacıya olan borcunu 2007 yılında ödediği, buna rağmen davacının ödeme tarihinden çok sonra aynı alacak için icra takibi başlatıp, borçlunun itirazı üzerine «itirazın iptali davası» açma yoluna gittiği, yapılan icra takibinin iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından davalılar lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen «ipotek» sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, «rehnin paraya çevrilmesi» için borcun «muaccel» hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf «defterleri» üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle «terkin» edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, «resmi senet» ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının «ticari defterlerine» göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan «mahsup» edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa «yemin deliline» dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; «kötü niyet tazminatı» taleplerinin mahkemece reddedilmesi yönünden kararın temyiz edildiğini, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, haksız ve hukuka aykırı olarak taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaNoterliği'nin 23.10.2007 tarihli ve 18630 yevmiye nolu «ihtarnamesine» bağlı faturalar olduğu, tarafların «ticari defterleri» getirtilerek yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defter kayıtlarında davalıdan 33.468,20TL alacağının olduğu ancak TTK’nın 85. maddesi anlamında taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, defterindeki kayıtların davacı lehine tek başına delil teşkil etmeyeceği, dosyaya sunulan faturalar ve «irsaliyeler» üzerindeki imzaların davalı şirket yetkililerince inkârı üzerine davacı şirket tarafından verilen «kesin süre» içerisinde irsaliye ve «fatura» asıllarının «imza incelemesine» esas olmak üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın fatura muhteviyatı emtianın davalıya «teslimini» yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine, davalı yararına %20 «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
… ükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmü uyarınca alacaklının «kötüniyet tazminatına» mahkum edilebilmesi alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve «itirazın iptali davası» açtığı kanısına varılması gerekir.
Hukuk Genel Kurulu'nca «direnme» uygun bulunmakla davacı vekilinin uyuşmazlık noktasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek, «kötü niyet tazminatına» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ekstresi · imza incelemesi · irsaliye · ilamsız icra takibi · direnme kararı · cari hesap · kesin süre · fatura
Benzer bu karardaNoterliği'nin 23.10.2007 tarihli ve 18630 yevmiye nolu «ihtarnamesine» bağlı faturalar olduğu, tarafların «ticari defterleri» getirtilerek yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defter kayıtlarında davalıdan 33.468,20TL alacağının olduğu ancak TTK’nın 85. maddesi anlamında taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, defterindeki kayıtların davacı lehine tek başına delil teşkil etmeyeceği, dosyaya sunulan faturalar ve «irsaliyeler» üzerindeki imzaların davalı şirket yetkililerince inkârı üzerine davacı şirket tarafından verilen «kesin süre» içerisinde irsaliye ve «fatura» asıllarının «imza incelemesine» esas olmak üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın fatura muhteviyatı emtianın davalıya «teslimini» yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine, davalı yararına %20 «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmayarak, takip dayanağının «cari hesap ekstresi» ve Bursa 6.
Hukuk Genel Kurulu'nca «direnme» uygun bulunmakla davacı vekilinin uyuşmazlık noktasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek, «kötü niyet tazminatına» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dava alacağın tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5866 E. , 2023/5363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/951 Esas, 2022/371 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamındaki borçların teminatı olarak şirket yetkilisi davalıya ait taşınmaz üzerinde 100.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranarak borçlarını ödememesi üzerine davalılara ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalılar aleyhine %40 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe konu ipoteğin teminat ipoteği olduğunu, davacının öncelikle müvekkili şirket ile arasındaki sözleşme gereğince genel mahkemede dava açarak alacağı miktar olarak belirlemesi gerektiğini, alacak belirlenmeden ipotek akit tablosuna dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin muaccel olmuş bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine %40 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/429 E. ve 2015/638 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen ipotek sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, rehnin paraya çevrilmesi için borcun muaccel hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğu, davacının takip tarihi itibariyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kabul edilen asıl alacak üzerinden takip tarihi nazara alınarak % 40 oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden takibin kötü niyetli yapıldığı davalı tarafça ispatlanamadığından davalı tarafın ise tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 30.11.2016 tarih, 2016/329 E. ve 2016/15348 K. sayılı kararıyla dava konusu ipoteğin davacı ile davalı şirket arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın teminatı olarak verildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının davalı şirketten alacağı olduğunun belirlendiği ancak davalının söz konusu alacağa karşılık alacağın temliki ve 3 üncü kişi bayii aracılığıyla ödemeler yapıldığını ileri sürdüğü, bu konudaki belgeleri dosyaya ibraz ettiği, gerek bilirkişilerce gerekse mahkemece bu ödeme iddia ve belgeleri üzerinde durulmadığı, eksik inceleme ile karar verildiğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen ipotek sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, rehnin paraya çevrilmesi için borcun muaccel hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle terkin edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, resmi senet ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının ticari defterlerine göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan mahsup edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı halde ipoteğin kaldırıldığını, 80.000,00 TL'lik ödeme yapılsaydı müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına işleneceğini, biirkişi raporunda da ödeme yapılmadığının görüldüğünü, mahkemece bozma kapsamında araştırma yapılmadığını, bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da müvekkili alacağının 51.658,12 TL olarak tespit edildiğini, davalının ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamadığı, bu konuda belge sunmadığı, 80.000,00 TL'lik ödeme konusunda yemin deliline dayanılmayacağı mahkemeye bildirilmiş olmakla mahkemece müvekkilin lehine olan dosyada mevcut diğer delillerin değerlendirilerek karar verilmesi istenilmiş ise de itirazlarının reddedildiğini, dosyadaki delillerle alacağın ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı taleplerinin mahkemece reddedilmesi yönünden kararın temyiz edildiğini, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, haksız ve hukuka aykırı olarak taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı kanun) 67 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin ise davacının icra takibine girişmesinde haksız olduğu ancak davacının kötü niyeti ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
3. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir.
4. Anılan düzenlemeye göre borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına; alacak likit olsun veya olmasın böyle bir alacağa dayalı takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde ise istem varsa, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. İşbu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp ayrıca alacaklının takibi başlatmakta kötü niyetli olması da gerekmektedir. Alacaklının kötü niyetli sayılabilmesi için de takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de davalı borçludadır.
5.Dosya kapsamına göre davalı tarafın davacıya olan borcunu 2007 yılında ödediği, buna rağmen davacının ödeme tarihinden çok sonra aynı alacak için icra takibi başlatıp, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açma yoluna gittiği, yapılan icra takibinin iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/960582500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz