Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6858 E. 2022/679 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cif satış↗ teslim şekli↗ taşıyanın sorumluluğu↗ cmr konvansiyonu↗ cmr↗ depo kararı↗ ziya↗ cy/cy şerhi↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ istirdat↗ taşıyan↗ temsil↗ teslim↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve karşı davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Asıl davada davacılar-karşı davada davalılar, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Asıl dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat ve teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece 04.07.2013 tarihli ilk kararda asıl davada davacıların dava dışı Irak Ticaret Bakanlığı ile mercimek ve fasulye emtiası satımı konusunda anlaştıkları, satımın CİF satış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden, asıl davada davacıların peşin alınan bedelin eksik tesliminden dolayı dava dışı alıcı Irak Ticaret Bakanlığı tarafından geri istendiği ve bu talep üzerine iade ödemesi yaptıkları ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunulmadığından asıl davanın reddine karar verilmiş ve Dairemizin 27.11.2014 tarihli ilamı ile somut olayda asıl davada davacı satıcıların mal bedelini henüz almadıklarını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar teslim edildikten sonra Irak’ta bulunan temsilcisine ödeyeceğini iddia ettiği ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirttiği, dosyada bulunan satım konusu mallara ait faturalarda da teslim şeklinin CİF, ödeme şeklinin ise vesaik mukabili olduğunun yazılı olduğu, buna göre davacının satım bedelini peşin aldığının kabulünün doğru olmadığı, mal bedelinin davacı satıcılar tarafından tahsil edilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiğine işaret edilerek asıl davanın davacılar yararına bozulmasına karar verilmiştir. Söz konusu ilama karşı karar düzeltme isteminde bulunulmamıştır.
CMR Konvansiyonu’nun 17.1 maddesi, taşıyıcının eşyayı teslim aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek ziya ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir. Bu durumda asıl davada davalı taşıyanın kendisine teslim edilen yükün alıcısına teslim edildiğini uygun delillerle ispatlaması gerekir. Davalı taşıyan özellikle mercimek yükü bakımından teslimin gerçekleştiğini ancak alıcı tarafından yapılan muayene sonucunda bir kısım emtianın kabul edilmeyerek iade prosedürünün başlatıldığını savunarak buna ilişkin Irak makamlarınca tutulduğunu ileri sürdüğü CMR belgeleri ve üzerindeki şerhler ile Irak depo görevlilerince düzenlendiğini iddia ettiği belgeye dayanmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma sonucu Irak resmi makamlarından alınan yazı uyarınca söz konusu teslim ve bir kısım mercimek ürününün ayıplı olması nedeniyle teslim alınmadığı yönündeki şerhlerin sahte olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, asıl davada davalı taşıyanın kendisince taşınmak üzere teslim alınan malın alıcısına usulü dairesinde teslim edildiğini ve mal bedelinin ödendiğini uygun delilerle ispatlayamadığı kabul edilerek CMR Konvansiyonu’nun 17, 21, 23 ve 29. maddeleri nazara alınmak suretiyle davalı taşıyanın sorumluluğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken asıl davada yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden asıl davada davacılar vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin 06.07.2020 tarih 2020/1001 Esas, 2020/3456 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak açıklanan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18331 E. 2014/18486 K.
Ortak:teslim şekli · taşıma sözleşmesi · temsil · teslim · Alacak
İncelediğiniz kararda… ı satımı konusunda anlaştıkları, satımın CİF satış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden, asıl davada davacıların peşin alınan bedelin eksik «tesliminden» dolayı dava dışı alıcı Irak Ticaret Bakanlığı tarafından geri istendiği ve bu talep üzerine iade ödemesi yaptıkları ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunulmadığından asıl davanın reddine karar verilmiş ve Dairemizin 27.11.2014 tarihli ilamı ile somut olayda asıl davada davacı satıcıların mal bedelini henüz almadıklarını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar teslim edildikten sonra Irak’ta bulunan «temsilcisine» ödeyeceğini iddia ettiği ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirttiği, dosyada bulunan satım konusu mallara ait faturalarda da «teslim şeklinin» CİF, ödeme şeklinin ise vesaik mukabili olduğunun yazılı olduğu, buna göre davacının satım bedelini peşin aldığının kabulünün doğru olmadığı, mal bedelinin davacı …
Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat ve «teslim» edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
CMR Konvansiyonu’nun 17.1 maddesi, «taşıyıcının» eşyayı «teslim» aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek «ziya» ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Benzer bu kararda1-Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat ve «teslim» edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin isdirdatı istemine, karşı dava ise, eksik ödenen «navlun alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF satış türü, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve «teslim şeklini» ifade eder.
Bu açıklamalarla dava konusu olaya baktığımızda, davacı satıcı mal bedelini henüz almadığını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar «teslim» edildikten sonra Irak’ta bulunan «temsilcisine» ödeyeceğini iddia etmiş ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirtmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme dilekçesi · mazeret dilekçesi · navlun alacağı · hukuki dinlenilme hakkı · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · takipsizlik kararı · işlemden kaldırma
Benzer bu karardaMahkemece, usulüne uygun biçimde davet edilmiş taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli «mazeret» gönderip göndermediği, gerekli «masrafın» karşılanıp karşılanmadığı incelenecek, gelen tarafın bu «mazeret dilekçesine» karşı beyanına göre, «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ya da kaldırılmamasına karar verilecektir.
Dava konusu olayda davalı-karşı davacı 01/11/2012 tarihinde duruşmaya «mazeretsiz» katılmayarak karşı davasını «takipsiz» bıraktığı, yine 18.12.2012 tarihli celse duruşmaya mazeretli katılmadığı, daha sonraki celselerde ise davasını takip ettiği anlaşılmış olup, davalı-karşı davacının gelmediği celselerde ise davacı-karşı davalılar vekili «dosyanın işlemden kaldırılması» gerektiğini açıkça beyan etmeden işin esasına yönelik beyanlarda bulunmuştur.
… ış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden bu durumda emtia bedelinin peşin ödenmiş olup, davacı-karşı davalılar peşin alınan bedellerin eksik «tesliminden» dolayı dava dışı alıcı Irak Gıda Bakanlığı tarafından talep edildiği ve bu talep üzerine bir ödemenin yapıldığı ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunamadığı, bu durumda davacı- karşı davalıların talebinin dayanaksız olması nedeniyle davasının emtia yönünden esastan ve bu kısma ilişkin eksik teslim olduğu ve bunun bedelinin talep edildiğine dair dava dışı Irak Gıda Bakanlığı tarafından yapılan talebi gösterir bilgi, belge sunamamış olması nedeniyle eksik teslimden kaynaklanan fazladan bir nakliye ücreti (sebepsiz) ödemesi de bulunmadığına kanaat getirildiği, davalı-karşı davacının eksik nakliye bedeline ilişkin davası yönünden ise, davalı-karşı davacının ilk olarak 17/12/2009 tarihli duruşmaya «mazeretsiz» katılmayarak karşı davasını 1. kez «takipsiz» bıraktığı ancak 28/01/2010 tarihli bir aylık sürede «yenileme dilekçesi» verdiği, 01/11/2012 tarihinde 2. kez mazeretsiz olarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, bu takipsiz bırakma sonrasında 2. duruşmaya da gelmediği, ancak mazeret gönderdiği, davalı tarafın mazereti kabul edilse dahi karşı davanın takipsiz bırakıldığı 01/11/2012 tarihinden 18/12/2012 tarihine kadar herhangi bir yenileme dilekçesi sunmadığı gibi 1 aylık sürenin de aşılmış olması nedeniyle yeniden «harç» da yatırılmadığı, 01/11/2012 tarihinde takipsiz bırakılan karşı davanın üzerinden 3 aylık sürenin geçmiş olması nedeniyle HMK 150 maddesi gereğince 01/02/2013 tarihinde davalı-karşı davacının davasının «açılmamış sayılmasına» karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın esastan reddine, karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mazeret göndermeyen davacı tarafın yokluğunda duruşmaya gelen taraf davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirirse «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13730 E. 2014/19928 K.
Ortak:taşıyıcı · taşıyan · teslim
İncelediğiniz karardaCMR Konvansiyonu’nun 17.1 maddesi, «taşıyıcının» eşyayı «teslim» aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek «ziya» ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Bu durumda asıl davada davalı «taşıyanın» kendisine «teslim» edilen yükün alıcısına teslim edildiğini uygun delillerle ispatlaması gerekir.
Davalı «taşıyan» özellikle mercimek yükü bakımından «teslimin» gerçekleştiğini ancak alıcı tarafından yapılan muayene sonucunda bir kısım emtianın kabul edilmeyerek iade prosedürünün başlatıldığını savunarak buna ilişkin Irak makamlarınca tutulduğunu ileri sürdüğü CMR belgeleri ve üzerindeki «şerhler» ile Irak «depo» «görevlilerince» düzenlendiğini iddia ettiği belgeye dayanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «taşıyan» olmadığı, 25/06/2009 ile 29/06/2009 tarihleri arasında gerçekleştirilen taşımada davalının «taşıyıcı» olmadığı, davacı firma ile taşımayı yapan dava dışı RB firması arasındaki bağlantıyı sağlayan simsar nitelikli bir konumunun bulunduğu, öte yandan somut olaya uygulanması gereken CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin de dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili, yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edildiği iddiasına dayalı davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, taşıma yapılan güzergah nedeniyle somut olaya uygulanması gereken, CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresi geçirildikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece vesaik mukabili «teslim» edilecek emtianın davalı «taşıyıcı» tarafından ilgili vesaik görülmeden teslimi halinde davalı taşıyıcı ağır kusurlu sayılacağından ve bu durumda da CMR'nin 32/2. maddesi gereğince «zamanaşımı» süresinin 3 yıl olacağı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · zamanaşımı
Benzer bu karardaDava, davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili, yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edildiği iddiasına dayalı davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, taşıma yapılan güzergah nedeniyle somut olaya uygulanması gereken, CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresi geçirildikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «taşıyan» olmadığı, 25/06/2009 ile 29/06/2009 tarihleri arasında gerçekleştirilen taşımada davalının «taşıyıcı» olmadığı, davacı firma ile taşımayı yapan dava dışı RB firması arasındaki bağlantıyı sağlayan simsar nitelikli bir konumunun bulunduğu, öte yandan somut olaya uygulanması gereken CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin de dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece vesaik mukabili «teslim» edilecek emtianın davalı «taşıyıcı» tarafından ilgili vesaik görülmeden teslimi halinde davalı taşıyıcı ağır kusurlu sayılacağından ve bu durumda da CMR'nin 32/2. maddesi gereğince «zamanaşımı» süresinin 3 yıl olacağı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2591 E. 2013/2220 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · taşıyıcı
İncelediğiniz karardaAsıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat ve «teslim» edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
CMR Konvansiyonu’nun 17.1 maddesi, «taşıyıcının» eşyayı «teslim» aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek «ziya» ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Benzer bu kararda1- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup davacı «taşıyıcı», davalı «üst taşıyıcıdan» ... dışında tutuklanması, aracın «müsadere» edilmesi nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmektedir.
Somut olayda, dosya içinde bulunan gümrük belgesi ve tarafların iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde, davacının «alt taşıyıcı», davalının ise «üst taşıyıcı» olduğu ve yükün Türkiye'den Irak'a taşınması nedeniyle ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliye sözleşmesi · müsadere · üst taşıyıcı · alt taşıyıcı · haksız eylem · zamanaşımı def'i · def'i · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında «nakliye sözleşmesi» yapıldığı, davalı firmanın taşınacak yüke ilişkin olarak düzenlenen gümrük belgelerinde yanlışlık yapması nedeniyle davacının Irak Makamlarınca tutuklandığı, kamyonuna el konulduğu, para cezası ödediği, davalının «haksız eylemi» nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup davacı «taşıyıcı», davalı «üst taşıyıcıdan» ... dışında tutuklanması, aracın «müsadere» edilmesi nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmektedir.
Davalı süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuş olup ...
Somut olayda, dosya içinde bulunan gümrük belgesi ve tarafların iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde, davacının «alt taşıyıcı», davalının ise «üst taşıyıcı» olduğu ve yükün Türkiye'den Irak'a taşınması nedeniyle ...
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/3071 E. 2006/2913 K.
Ortak:taşıyanın sorumluluğu · taşıyan · teslim
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, asıl davada davalı «taşıyanın» kendisince taşınmak üzere «teslim» alınan malın alıcısına usulü dairesinde teslim edildiğini ve mal bedelinin ödendiğini uygun delilerle ispatlayamadığı kabul edilerek CMR Konvansiyonu’nun 17, 21, 23 ve 29. maddeleri nazara alınmak suretiyle davalı «taşıyanın sorumluluğu» değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken asıl davada yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden asıl davada davacılar vekilinin karar düzel …
Bu durumda asıl davada davalı «taşıyanın» kendisine «teslim» edilen yükün alıcısına teslim edildiğini uygun delillerle ispatlaması gerekir.
Davalı «taşıyan» özellikle mercimek yükü bakımından «teslimin» gerçekleştiğini ancak alıcı tarafından yapılan muayene sonucunda bir kısım emtianın kabul edilmeyerek iade prosedürünün başlatıldığını savunarak buna ilişkin Irak makamlarınca tutulduğunu ileri sürdüğü CMR belgeleri ve üzerindeki «şerhler» ile Irak «depo» «görevlilerince» düzenlendiğini iddia ettiği belgeye dayanmıştır.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki çekişme, taşınan emtianın alıcısına eksik «teslim» edilip edilmediği, «taşıyanın sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı ve davacının bu uyuşmazlıkta aktif dava «ehliyetinin» olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taşınan emtianın gönderici tarafından CİF satış kurallarına göre satıldığı, eksik «teslim» edilen emtialar nedeniyle alıcı tarafından eksik ödeme yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şti'nin Türkiye'den İtalya'ya ihraç ettiği tekstil emtiasının taşınmasının davalı tarafından gerçekleştirildiği, gönderici satıcının bu emtiaları taşıma «rizikolarına» karşı davacı sigorta şirketine sigorta ettirdiği, satış faturasında CİF «kaydının» bulunduğu, davalı tarafından malların Italya'daki alıcısına «teslim» edildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta ettiren · satış sözleşmesi · riziko · rücuen tazminat · satım sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · taraf ehliyeti · hukuki yarar
Benzer bu karardaAncak, «uyuşmazlık konusu» olayda dava dışı «sigorta ettiren» satıcı ile alıcı arasında düzenlenmiş yazılı «satım sözleşmesine» rastlanmamıştır.
Şti'nin Türkiye'den İtalya'ya ihraç ettiği tekstil emtiasının taşınmasının davalı tarafından gerçekleştirildiği, gönderici satıcının bu emtiaları taşıma «rizikolarına» karşı davacı sigorta şirketine sigorta ettirdiği, satış faturasında CİF «kaydının» bulunduğu, davalı tarafından malların Italya'daki alıcısına «teslim» edildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
CİF satış, TTK'nun 1139 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup bu tür «satış sözleşmesinde» malların nakliye aracına usulüne uygun şekilde yükletildikten ve taşıma sırasında meydana gelebilecek «hasarlar» için emtia alıcı adına sigorta ettirilip, ücreti ödendikten sonra aynı Yasa'nın 1143. maddesi hükmü uyarınca satılan mallar üzerinde artık bir menfaati bulunmayacağından, anılan malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşıma «rizikolarından» dolayı sigortacının satıcıya ödemede bulunmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle sigortacının halefîyet hakkının doğmadığının kabulü, ilke olarak doğrudur.
Dava, taşıma «sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13502 E. 2010/8513 K.
Ortak:taşıyıcı · teslim
İncelediğiniz karardaCMR Konvansiyonu’nun 17.1 maddesi, «taşıyıcının» eşyayı «teslim» aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek «ziya» ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat ve «teslim» edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
… ı satımı konusunda anlaştıkları, satımın CİF satış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden, asıl davada davacıların peşin alınan bedelin eksik «tesliminden» dolayı dava dışı alıcı Irak Ticaret Bakanlığı tarafından geri istendiği ve bu talep üzerine iade ödemesi yaptıkları ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunulmadığından asıl davanın reddine karar verilmiş ve Dairemizin 27.11.2014 tarihli ilamı ile somut olayda asıl davada davacı satıcıların mal bedelini henüz almadıklarını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar teslim edildikten sonra Irak’ta bulunan «temsilcisine» ödeyeceğini iddia ettiği ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirttiği, dosyada bulunan satım konusu mallara ait faturalarda da «teslim şeklinin» CİF, ödeme şeklinin ise vesaik mukabili olduğunun yazılı olduğu, buna göre davacının satım bedelini peşin aldığının kabulünün doğru olmadığı, mal bedelinin davacı …
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirkete ait malların Gaziantep’ten gümrüklenerek Irak’a gönderildiği, ancak malların Irak’taki varma yerine «teslim» edilmediği, bu nedenle ilk/«asıl taşıyıcı» davacı tarafından gönderen şirkete ödemede bulunulduğu, taşıyıcının ödediği bu tazminatı TTK’nun 787 ve 808 ile devamı maddeleri uyarınca «alt taşıyıcılardan» isteme hakkının olduğu, davacının davalılardan ...Uluslararası Nak...Ltd.Şti.nin alt taşımayı gerçekleştirdiği hususunu ispat edemediği gerekçesiyle davalı ...
1- Dava, davacı tarafından taşınması üstlenilen malların ... dışındaki alıcıya «teslim» edilmemesi nedeniyle malın göndericisine ödenen tazminatın davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.Davacı üstlenmiş olduğu Türkiye-Irak arasındaki taşımanın davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, ancak taşınan malların varma yeri olan Irak’ta alıcısına teslim edilmediğini ileri sürerek, gönderene ödediği bedeli davalılardan talep etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asıl taşıyıcı · alt taşıyıcı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirkete ait malların Gaziantep’ten gümrüklenerek Irak’a gönderildiği, ancak malların Irak’taki varma yerine «teslim» edilmediği, bu nedenle ilk/«asıl taşıyıcı» davacı tarafından gönderen şirkete ödemede bulunulduğu, taşıyıcının ödediği bu tazminatı TTK’nun 787 ve 808 ile devamı maddeleri uyarınca «alt taşıyıcılardan» isteme hakkının olduğu, davacının davalılardan ...Uluslararası Nak...Ltd.Şti.nin alt taşımayı gerçekleştirdiği hususunu ispat edemediği gerekçesiyle davalı ...
… erine tabi bulunmaktadır.CMR Konvansiyonu Türkiye tarafından 30.10.1995 tarihinde kabul edilerek, bu tarihte yürürlüğe girmiştir.T.C.Anayasası’nın 90 ncı maddesinin «son» fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmaların kanun hükmünde bulunduğunun belirtilmiş olmasına göre uluslararası taşımalarda TTK’ …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6858 E. , 2022/679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.01.2018 gün ve 2015/109 - 2018/35 sayılı kararı onayan Daire'nin 06.07.2020 gün ve 2020/1001 - 2020/3456 sayılı kararı aleyhinde davacılar-karşı davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı-karşı davalılar vekili, müvekkillerinin Irak'a mercimek ve fasulye ihraç ettiğini, davalı ile aralarında 06/04/2006 tarihli taşıma sözleşmesi yapıldığını, emtianın davalının araçları ile Bağdat/Irak ve diğer şehirlere taşındığını, taşıma işleminin tamamlanmasından sonra yükün alıcısı ile yapılan mutabakatta 195.250 Kg mercimek ile 70.000 Kg fasulyenin noksan olduğunun beyan edildiğini, araştırma neticesinde davalı taşıma firmasına tam olarak teslim edilen mercimek için dava konusu edilen miktarı kadar sahte teslim belgesi ibraz ettiğini, bu durumun Bağdat Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesi ve Noter tasdikli resmi belge olan Irak Ticaret Bakanlığı'nın 23/11/2007 tarihli yazısı ile tespit edildiğini, davalının ağır kusur ve hileli işlemde bulunduğunu, ayrıca davalı taşıyıcıya gümrük beyannameleri ile teslim edilen fasulye emtiasının da noksan teslim edildiğini, şimdilik Irak'taki alıcısına teslim edilmeyen 70.000 Kg emtianın davalı şirketin zimmetinde kaldığını, bu emtiaların parasal değerinin belirlenmesi için İskenderun 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/31 D.iş sayılı dosyası ile tespit ve tedbir talep edildiğini, taşıma belgeleri, gümrük kayıtları ve ticari kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve 19/06/2008 tarihli mahkeme kararına göre davalı taşıyıcı firmaya teslim edilen emtiadan 195.250 Kg mercimek ile 1.176.327 Kg fasulyenin Irak'taki alıcısına teslim edilmediğinin belirlendiğini, davalının noksan teslimden dolayı TTK'nın 781 maddesine göre sorumlu olup, TTK'nın 786/son maddesi gereği sahte belge tanzim ederek hileli işlem yaptığından ağır kusurlu olduğunu, gümrük beyannameleri ve tespit raporunda görüldüğü gibi mercimeğin ton fiyatının 650 USD, fasulyenin ton fiyatının 787,50 USD olduğunu, 195.250 Kg mercimek ile 70.000 Kg fasulyenin bedelini talep ettiklerini, bu miktarın toplam 182.037,50 USD olduğunu, ayrıca teslim edilmeyen toplam 265.250 Kg emtia için sözleşmede ton başına 87 USD nakliye ücreti ödendiğinden teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen 23.076,50 USD nakliye ücreti ile birlikte toplam 205.114,25 USD olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 205.114,25 USD’nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle fiili ödeme günü Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı olarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiş, karşı davasında, 104.547 USD navlun alacağının faizi ile fiili ödeme gününde Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve karşı davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Asıl davada davacılar-karşı davada davalılar, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Asıl dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat ve teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece 04.07.2013 tarihli ilk kararda asıl davada davacıların dava dışı Irak Ticaret Bakanlığı ile mercimek ve fasulye emtiası satımı konusunda anlaştıkları, satımın CİF satış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden, asıl davada davacıların peşin alınan bedelin eksik tesliminden dolayı dava dışı alıcı Irak Ticaret Bakanlığı tarafından geri istendiği ve bu talep üzerine iade ödemesi yaptıkları ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunulmadığından asıl davanın reddine karar verilmiş ve Dairemizin 27.11.2014 tarihli ilamı ile somut olayda asıl davada davacı satıcıların mal bedelini henüz almadıklarını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar teslim edildikten sonra Irak’ta bulunan temsilcisine ödeyeceğini iddia ettiği ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirttiği, dosyada bulunan satım konusu mallara ait faturalarda da teslim şeklinin CİF, ödeme şeklinin ise vesaik mukabili olduğunun yazılı olduğu, buna göre davacının satım bedelini peşin aldığının kabulünün doğru olmadığı, mal bedelinin davacı satıcılar tarafından tahsil edilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiğine işaret edilerek asıl davanın davacılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Söz konusu ilama karşı karar düzeltme isteminde bulunulmamıştır.
CMR Konvansiyonu’nun 17.1 maddesi, taşıyıcının eşyayı teslim aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek ziya ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir. Bu durumda asıl davada davalı taşıyanın kendisine teslim edilen yükün alıcısına teslim edildiğini uygun delillerle ispatlaması gerekir. Davalı taşıyan özellikle mercimek yükü bakımından teslimin gerçekleştiğini ancak alıcı tarafından yapılan muayene sonucunda bir kısım emtianın kabul edilmeyerek iade prosedürünün başlatıldığını savunarak buna ilişkin Irak makamlarınca tutulduğunu ileri sürdüğü CMR belgeleri ve üzerindeki şerhler ile Irak depo görevlilerince düzenlendiğini iddia ettiği belgeye dayanmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma sonucu Irak resmi makamlarından alınan yazı uyarınca söz konusu teslim ve bir kısım mercimek ürününün ayıplı olması nedeniyle teslim alınmadığı yönündeki şerhlerin sahte olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, asıl davada davalı taşıyanın kendisince taşınmak üzere teslim alınan malın alıcısına usulü dairesinde teslim edildiğini ve mal bedelinin ödendiğini uygun delilerle ispatlayamadığı kabul edilerek CMR Konvansiyonu’nun 17, 21, 23 ve 29. maddeleri nazara alınmak suretiyle davalı taşıyanın sorumluluğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken asıl davada yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden asıl davada davacılar vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin 06.07.2020 tarih 2020/1001 Esas, 2020/3456 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak açıklanan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.07.2020 tarih 2020/1001 Esas, 2020/3456 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacılar-karşı davalılara iadesine, 27/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/739503200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz