Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/18331 E. 2014/18486 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cif satış↗ yenileme dilekçesi↗ teslim şekli↗ mazeret dilekçesi↗ navlun alacağı↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ mazeret↗ hmk 150↗ takipsizlik kararı↗ işlemden kaldırma↗ navlun↗ davanın açılmamış sayılması↗ taşıma sözleşmesi↗ açılmamış sayılma↗ yenileme↗ hukuki yarar↗ harç↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı-karşı davalılar ile dava dışı Irak Gıda Bakanlığı arasındaki anlaşmaya göre mercimek ve fasulye emtiasının alım satımı konusunda anlaştıkları, satımın CİF satış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden bu durumda emtia bedelinin peşin ödenmiş olup, davacı-karşı davalılar peşin alınan bedellerin eksik tesliminden dolayı dava dışı alıcı Irak Gıda Bakanlığı tarafından talep edildiği ve bu talep üzerine bir ödemenin yapıldığı ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunamadığı, bu durumda davacı- karşı davalıların talebinin dayanaksız olması nedeniyle davasının emtia yönünden esastan ve bu kısma ilişkin eksik teslim olduğu ve bunun bedelinin talep edildiğine dair dava dışı Irak Gıda Bakanlığı tarafından yapılan talebi gösterir bilgi, belge sunamamış olması nedeniyle eksik teslimden kaynaklanan fazladan bir nakliye ücreti (sebepsiz) ödemesi de bulunmadığına kanaat getirildiği, davalı-karşı davacının eksik nakliye bedeline ilişkin davası yönünden ise, davalı-karşı davacının ilk olarak 17/12/2009 tarihli duruşmaya mazeretsiz katılmayarak karşı davasını 1. kez takipsiz bıraktığı ancak 28/01/2010 tarihli bir aylık sürede yenileme dilekçesi verdiği, 01/11/2012 tarihinde 2. kez mazeretsiz olarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, bu takipsiz bırakma sonrasında 2. duruşmaya da gelmediği, ancak mazeret gönderdiği, davalı tarafın mazereti kabul edilse dahi karşı davanın takipsiz bırakıldığı 01/11/2012 tarihinden 18/12/2012 tarihine kadar herhangi bir yenileme dilekçesi sunmadığı gibi 1 aylık sürenin de aşılmış olması nedeniyle yeniden harç da yatırılmadığı, 01/11/2012 tarihinde takipsiz bırakılan karşı davanın üzerinden 3 aylık sürenin geçmiş olması nedeniyle HMK 150 maddesi gereğince 01/02/2013 tarihinde davalı-karşı davacının davasının açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın esastan reddine, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı-karşı davalılar vekili ve davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat ve teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin isdirdatı istemine, karşı dava ise, eksik ödenen navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF satış türü, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şeklini ifade eder. Vesaik mukabili satımda ise satıcı, alıcı ile yaptığı anlaşma hükümleri uyarınca malını sevkeder. Malı sevk eden belgeleri kendi bankasına ibraz ederek bedelinin tahsili koşuluyla alıcıya teslim edilmesi direktifini verir. Satıcının bankası, belgelerin tahsil direktifine uygunluğunu kontrol ettikten sonra alıcının ülkesinde bulunan muhabirine gönderir. Muhabir banka, alıcıya vesaikin geldiğini bildirdikten sonra mal bedelini alıcıdan tahsil eder. Mal bedelinin tahsilinden sonra vesaik alıcıya teslim edilir. Muhabir banka mal bedelini satıcının bankasına transfer eder. Ardından satıcı mal bedelini bankasından alır ve alıcı da malı gümrükten çeker. Bu açıklamalarla dava konusu olaya baktığımızda, davacı satıcı mal bedelini henüz almadığını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar teslim edildikten sonra Irak’ta bulunan temsilcisine ödeyeceğini iddia etmiş ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirtmiştir. Dosyada bulunan satım konusu mallara ait faturalarda da teslim şeklinin CİF, ödeme şeklinin ise vesaik mukabili olduğu yazılıdır. O halde davacının satım bedelini peşin aldığının kabulü doğru değildir. Bu itibarla mahkemece davacı tarafa dava konusu teslim edilmeyen mal bedeli dışında diğer teslim edilen mal bedelinin nasıl ödendiğini ispat olanağı tanınmak, davacının iddiaları değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığı belirlenmek, satıcının mal bedelini almış olduğunun tereddütsüz anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı-karşı davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, HUMK’ nun 409/son ( HMK 150) maddesi uyarınca, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Konuya ilişkin yasal düzenleme ve ilkeler üzerinde de durulmalıdır: İşlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılması müessesesi 1086 sayılı HUMK.nun 409 ( HMK 150) ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kural olarak, mahkemece; taraflara usulüne uygun davetiye çıkarılması, bu yolla tarafların duruşmada hazır bulunmalarının ve savunma yapabilmelerinin sağlanması yasal bir zorunluluk ve hukuki dinlenilme hakkının da gereğidir. Usulüne uygun davet edilen taraf davacı, davasını takip etmek istiyorsa bizzat ya da vekili vasıtasıyla duruşmaya katılmalıdır. Eğer duruşma günü celseye katılma imkanı yoksa buna ilişkin mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır. Davalı taraf ise, yargılamaya katılmak istemiyorsa ve savunma yapmayacaksa katılmak zorunda değildir. Bu durumda davayı inkar etmiş sayılır, davayı takip etmek isteyip de buna imkanı yoksa bu durumu dilekçesi ile bildirmeli, belgelemeli ve tebliğ giderlerini de yatırmalıdır. Görüldüğü üzere, duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan tarafın bu mazeretini bildirip belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağı bulunmaktadır. Mahkemece, usulüne uygun biçimde davet edilmiş taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenecek,
gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Mazeret göndermeyen davacı tarafın yokluğunda duruşmaya gelen taraf davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirirse dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Bir başka deyişle dosyanın işlemden kaldırılabilmesi için duruşmaya gelmiş olan tarafın davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirmiş olması gerekir. Dava konusu olayda davalı-karşı davacı 01/11/2012 tarihinde duruşmaya mazeretsiz katılmayarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, yine 18.12.2012 tarihli celse duruşmaya mazeretli katılmadığı, daha sonraki celselerde ise davasını takip ettiği anlaşılmış olup, davalı-karşı davacının gelmediği celselerde ise davacı-karşı davalılar vekili dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğini açıkça beyan etmeden işin esasına yönelik beyanlarda bulunmuştur. Bu durumda davacı-karşı davalılar vekilinin dosyanın işlemden kaldırılmasını açıkça istemediğinden davayı takip etmek istediğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece karşı dava yönünden de yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı-karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11172 E. 2014/18856 K.
Ortak:ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaMalı sevk eden belgeleri kendi bankasına «ibraz» ederek bedelinin tahsili koşuluyla alıcıya «teslim» edilmesi direktifini verir.
… ış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden bu durumda emtia bedelinin peşin ödenmiş olup, davacı-karşı davalılar peşin alınan bedellerin eksik «tesliminden» dolayı dava dışı alıcı Irak Gıda Bakanlığı tarafından talep edildiği ve bu talep üzerine bir ödemenin yapıldığı ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunamadığı, bu durumda davacı- karşı davalıların talebinin dayanaksız olması nedeniyle davasının emtia yönünden esastan ve bu kısma ilişkin eksik teslim olduğu ve bunun bedelinin talep edildiğine dair dava dışı Irak Gıda Bakanlığı tarafından yapılan talebi gösterir bilgi, belge sunamamış olması nedeniyle eksik teslimden kaynaklanan fazladan bir nakliye ücreti (sebepsiz) ödemesi de bulunmadığına kanaat getirildiği, davalı-karşı davacının eksik nakliye bedeline ilişkin davası yönünden ise, davalı-karşı davacının ilk olarak 17/12/2009 tarihli duruşmaya «mazeretsiz» katılmayarak karşı davasını 1. kez «takipsiz» bıraktığı ancak 28/01/2010 tarihli bir aylık sürede «yenileme dilekçesi» verdiği, 01/11/2012 tarihinde 2. kez mazeretsiz olarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, bu takipsiz bırakma sonrasında 2. duruşmaya da gelmediği, ancak mazeret gönderdiği, davalı tarafın mazereti kabul edilse dahi karşı davanın takipsiz bırakıldığı 01/11/2012 tarihinden 18/12/2012 tarihine kadar herhangi bir yenileme dilekçesi sunmadığı gibi 1 aylık sürenin de aşılmış olması nedeniyle yeniden «harç» da yatırılmadığı, 01/11/2012 tarihinde takipsiz bırakılan karşı davanın üzerinden 3 aylık sürenin geçmiş olması nedeniyle HMK 150 maddesi gereğince 01/02/2013 tarihinde davalı-karşı davacının davasının «açılmamış sayılmasına» karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın esastan reddine, karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
1-Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat ve «teslim» edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin isdirdatı istemine, karşı dava ise, eksik ödenen «navlun alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMalı sevk eden belgeleri kendi bankasına «ibraz» ederek bedelinin tahsili koşuluyla alıcıya «teslim» edilmesi direktifini verir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının dava konusu taşımayı yerine getirdiği,taşımaya konu malları yurtdışındaki alıcısına «teslim» ederek «taşıma senedini» alıcıya imzalattığı, davalının kusurlu olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edilmiş olması nedeniyle davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma senedi · iade faturası · kötüniyet tazminatı · ibra · icra takibine itiraz · taşıyıcı · ticari defter · kötüniyet
Benzer bu karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacının zarara uğrayıp uğramadığının, davalı «taşıyıcının» vesaik mukabili «teslim» etmesi gereken malları bu hususu yerine getirmeden teslim edip etmediğinin tespiti için, davacı satıcının bankasından dava konusu vesaik mukabili satışa ilişkin dosyanın celp edilip ve ayrıca davacı tarafın «ticari defter» ve belgelerinde inceleme yapılarak dava konusu emtia nedeniyle «iade faturası» düzenlenip düzenlenmediği, satım bedelinin ödenip ödenmediği hususlarının araştırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken mahkemece, sadece, davalı tarafından «taşıma senedinin» dava dışı alıcıya imzalatıldığı bu nedenle kusurlu olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yar …
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının dava konusu taşımayı yerine getirdiği,taşımaya konu malları yurtdışındaki alıcısına «teslim» ederek «taşıma senedini» alıcıya imzalattığı, davalının kusurlu olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edilmiş olması nedeniyle davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Ardından satıcı mal bedelini bankasından alır ve alıcı da malı, ilgili belgeleri nakliye firmasına «ibra» ederek gümrükten çeker.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6858 E. 2022/679 K.
Ortak:teslim şekli · taşıma sözleşmesi · temsil · teslim · Alacak
İncelediğiniz kararda1-Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat ve «teslim» edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin isdirdatı istemine, karşı dava ise, eksik ödenen «navlun alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF satış türü, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve «teslim şeklini» ifade eder.
Bu açıklamalarla dava konusu olaya baktığımızda, davacı satıcı mal bedelini henüz almadığını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar «teslim» edildikten sonra Irak’ta bulunan «temsilcisine» ödeyeceğini iddia etmiş ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirtmiştir.
Benzer bu kararda… ı satımı konusunda anlaştıkları, satımın CİF satış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden, asıl davada davacıların peşin alınan bedelin eksik «tesliminden» dolayı dava dışı alıcı Irak Ticaret Bakanlığı tarafından geri istendiği ve bu talep üzerine iade ödemesi yaptıkları ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunulmadığından asıl davanın reddine karar verilmiş ve Dairemizin 27.11.2014 tarihli ilamı ile somut olayda asıl davada davacı satıcıların mal bedelini henüz almadıklarını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar teslim edildikten sonra Irak’ta bulunan «temsilcisine» ödeyeceğini iddia ettiği ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirttiği, dosyada bulunan satım konusu mallara ait faturalarda da «teslim şeklinin» CİF, ödeme şeklinin ise vesaik mukabili olduğunun yazılı olduğu, buna göre davacının satım bedelini peşin aldığının kabulünün doğru olmadığı, mal bedelinin davacı …
Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat ve «teslim» edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
CMR Konvansiyonu’nun 17.1 maddesi, «taşıyıcının» eşyayı «teslim» aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek «ziya» ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · depo kararı · ziya · cy/cy şerhi · taşıyıcı · istirdat · taşıyan · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDavalı «taşıyan» özellikle mercimek yükü bakımından «teslimin» gerçekleştiğini ancak alıcı tarafından yapılan muayene sonucunda bir kısım emtianın kabul edilmeyerek iade prosedürünün başlatıldığını savunarak buna ilişkin Irak makamlarınca tutulduğunu ileri sürdüğü CMR belgeleri ve üzerindeki «şerhler» ile Irak «depo» «görevlilerince» düzenlendiğini iddia ettiği belgeye dayanmıştır.
CMR Konvansiyonu’nun 17.1 maddesi, «taşıyıcının» eşyayı «teslim» aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek «ziya» ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Bu durumda mahkemece, asıl davada davalı «taşıyanın» kendisince taşınmak üzere «teslim» alınan malın alıcısına usulü dairesinde teslim edildiğini ve mal bedelinin ödendiğini uygun delilerle ispatlayamadığı kabul edilerek CMR Konvansiyonu’nun 17, 21, 23 ve 29. maddeleri nazara alınmak suretiyle davalı «taşıyanın sorumluluğu» değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken asıl davada yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden asıl davada davacılar vekilinin karar düzel …
Asıl dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat ve «teslim» edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10476 E. 2016/5047 K.
Ortak:mazeret dilekçesi · mazeret · takipsizlik kararı · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… ış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden bu durumda emtia bedelinin peşin ödenmiş olup, davacı-karşı davalılar peşin alınan bedellerin eksik «tesliminden» dolayı dava dışı alıcı Irak Gıda Bakanlığı tarafından talep edildiği ve bu talep üzerine bir ödemenin yapıldığı ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunamadığı, bu durumda davacı- karşı davalıların talebinin dayanaksız olması nedeniyle davasının emtia yönünden esastan ve bu kısma ilişkin eksik teslim olduğu ve bunun bedelinin talep edildiğine dair dava dışı Irak Gıda Bakanlığı tarafından yapılan talebi gösterir bilgi, belge sunamamış olması nedeniyle eksik teslimden kaynaklanan fazladan bir nakliye ücreti (sebepsiz) ödemesi de bulunmadığına kanaat getirildiği, davalı-karşı davacının eksik nakliye bedeline ilişkin davası yönünden ise, davalı-karşı davacının ilk olarak 17/12/2009 tarihli duruşmaya «mazeretsiz» katılmayarak karşı davasını 1. kez «takipsiz» bıraktığı ancak 28/01/2010 tarihli bir aylık sürede «yenileme dilekçesi» verdiği, 01/11/2012 tarihinde 2. kez mazeretsiz olarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, bu takipsiz bırakma sonrasında 2. duruşmaya da gelmediği, ancak mazeret gönderdiği, davalı tarafın mazereti kabul edilse dahi karşı davanın takipsiz bırakıldığı 01/11/2012 tarihinden 18/12/2012 tarihine kadar herhangi bir yenileme dilekçesi sunmadığı gibi 1 aylık sürenin de aşılmış olması nedeniyle yeniden «harç» da yatırılmadığı, 01/11/2012 tarihinde takipsiz bırakılan karşı davanın üzerinden 3 aylık sürenin geçmiş olması nedeniyle HMK 150 maddesi gereğince 01/02/2013 tarihinde davalı-karşı davacının davasının «açılmamış sayılmasına» karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın esastan reddine, karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
2- Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, HUMK’ nun 409/«son» ( HMK 150) maddesi uyarınca, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, usulüne uygun biçimde davet edilmiş taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli «mazeret» gönderip göndermediği, gerekli «masrafın» karşılanıp karşılanmadığı incelenecek, gelen tarafın bu «mazeret dilekçesine» karşı beyanına göre, «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ya da kaldırılmamasına karar verilecektir.
Benzer bu karardaAncak, dosyanın 04/09/2014 tarihinde «işlemden kaldırıldığı», davacı tarafça 24/12/2014 tarihli celsede de 2. kez «takipsiz» bırakıldığından bahisle hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tarafından 22/12/2014 tarihinde UYAP sistemi üzerinden «mazeret dilekçesi» gönderildiği anlaşılmakla, işbu mazeret dilekçesi ile ilgili olarak bir değerlendirme yapılıp, bu hususta olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosyanın 04/09/2014 tarihinde «işlemden kaldırıldığı», davacı vekilinin 24/12/2014 tarihli celsede de davayı takip etmemesi nedeniyle 2. kez işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın HMK'nın 320/«son» maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Davacı tarafça, imzasını taşımayan «ortaklar kurulu» kararı ve «yetkisiz» vekaletnameye bağlı pay devirlerinin hukuken «geçersiz» temel ilişkiye dayanmaları sebebiyle iptali ve «kaydın» eski hale getirilmesi istemi ile açılan davada, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı · olumsuz oy · geçersizlik · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaDavacı tarafça, imzasını taşımayan «ortaklar kurulu» kararı ve «yetkisiz» vekaletnameye bağlı pay devirlerinin hukuken «geçersiz» temel ilişkiye dayanmaları sebebiyle iptali ve «kaydın» eski hale getirilmesi istemi ile açılan davada, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Ancak, dosyanın 04/09/2014 tarihinde «işlemden kaldırıldığı», davacı tarafça 24/12/2014 tarihli celsede de 2. kez «takipsiz» bırakıldığından bahisle hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tarafından 22/12/2014 tarihinde UYAP sistemi üzerinden «mazeret dilekçesi» gönderildiği anlaşılmakla, işbu mazeret dilekçesi ile ilgili olarak bir değerlendirme yapılıp, bu hususta olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18950 E. 2013/16358 K.
Ortak:yenileme dilekçesi · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · takipsizlik kararı · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
İncelediğiniz kararda… ış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden bu durumda emtia bedelinin peşin ödenmiş olup, davacı-karşı davalılar peşin alınan bedellerin eksik «tesliminden» dolayı dava dışı alıcı Irak Gıda Bakanlığı tarafından talep edildiği ve bu talep üzerine bir ödemenin yapıldığı ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunamadığı, bu durumda davacı- karşı davalıların talebinin dayanaksız olması nedeniyle davasının emtia yönünden esastan ve bu kısma ilişkin eksik teslim olduğu ve bunun bedelinin talep edildiğine dair dava dışı Irak Gıda Bakanlığı tarafından yapılan talebi gösterir bilgi, belge sunamamış olması nedeniyle eksik teslimden kaynaklanan fazladan bir nakliye ücreti (sebepsiz) ödemesi de bulunmadığına kanaat getirildiği, davalı-karşı davacının eksik nakliye bedeline ilişkin davası yönünden ise, davalı-karşı davacının ilk olarak 17/12/2009 tarihli duruşmaya «mazeretsiz» katılmayarak karşı davasını 1. kez «takipsiz» bıraktığı ancak 28/01/2010 tarihli bir aylık sürede «yenileme dilekçesi» verdiği, 01/11/2012 tarihinde 2. kez mazeretsiz olarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, bu takipsiz bırakma sonrasında 2. duruşmaya da gelmediği, ancak mazeret gönderdiği, davalı tarafın mazereti kabul edilse dahi karşı davanın takipsiz bırakıldığı 01/11/2012 tarihinden 18/12/2012 tarihine kadar herhangi bir yenileme dilekçesi sunmadığı gibi 1 aylık sürenin de aşılmış olması nedeniyle yeniden «harç» da yatırılmadığı, 01/11/2012 tarihinde takipsiz bırakılan karşı davanın üzerinden 3 aylık sürenin geçmiş olması nedeniyle HMK 150 maddesi gereğince 01/02/2013 tarihinde davalı-karşı davacının davasının «açılmamış sayılmasına» karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın esastan reddine, karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava konusu olayda davalı-karşı davacı 01/11/2012 tarihinde duruşmaya «mazeretsiz» katılmayarak karşı davasını «takipsiz» bıraktığı, yine 18.12.2012 tarihli celse duruşmaya mazeretli katılmadığı, daha sonraki celselerde ise davasını takip ettiği anlaşılmış olup, davalı-karşı davacının gelmediği celselerde ise davacı-karşı davalılar vekili «dosyanın işlemden kaldırılması» gerektiğini açıkça beyan etmeden işin esasına yönelik beyanlarda bulunmuştur.
Mahkemece, usulüne uygun biçimde davet edilmiş taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli «mazeret» gönderip göndermediği, gerekli «masrafın» karşılanıp karşılanmadığı incelenecek, gelen tarafın bu «mazeret dilekçesine» karşı beyanına göre, «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ya da kaldırılmamasına karar verilecektir.
Benzer bu karardaSomut olayda dava yazılı yargılama usulüne tabi olduğu ve davacı vekili ilk olarak 09.02.2011 tarihli celseye «mazeretsiz» olarak katılmamış ve «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş, davacı vekilinin harcını yatırarak 06.05.2011 tarihli «yenileme dilekçesi» ile dosya yenilenmiş, 12.03.2012 tarihli celsede davacı vekilinin yine mazeretsiz olarak celseye katılmaması üzerine mahkemece HMK 150/6 maddesi gerekçe gösterilerek «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekili tarafından 09/02/2011 tarihli celsede davanın «mazeretsiz» olarak takip edilmediği için «işlemden kaldırıldığı» ve «yenilendiği» yine davacı vekilinin 12/03/2012 tarihli oturuma mazeretsiz katılmadığı bu haliyle davanın ilk yenilemeden sonra birden fazla «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği üzere davacı vekili tarafından 09/02/2011 tarihli celsede dosyanın «mazeretsiz» olarak takip edilmediği için «işlemden kaldırıldığı» ve «yenilendiği» yine davacı vekilinin 12/03/2012 tarihli oturuma mazeretsiz katılmadığı bu haliyle davanın ilk yenilemeden sonra birden fazla «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın yenilenmesi · internet bankacılığı
Benzer bu karardaDava «internet bankacılığı» üzerinden sehven yanlış hesaba gönderildiği iddia edilen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Oysa madde metninde «davanın yenilendikten» sonra 1 defadan fazla «takipsiz» bırakılamayacağı hususu düzenlenmiş olup, somut olayda da dosyanın ilk yenilemeden sonra 1 defa takipsiz bırakılmış olmasına göre mahkemenin HMK 150/6 maddesini hatalı biçimde yorumlayarak dosyanın yenilendikten sonra 1 defa takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/18331 E. , 2014/18486 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 04/07/2013
NUMARASI 2008/207-2013/206
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/07/2013 tarih ve 2008/207-2013/206 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı-karşı davalılar vekili ve davalı- karşı davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/11/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı-karşı davalılar vekili Av. A.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalılar vekili, müvekkillerinin Irak'a mercimek ve fasulye ihraç ettiğini, davalı ile aralarında 06/04/2006 tarihli taşıma sözleşmesi yapıldığını, emtianın davalının araçları ile Bağdat/Irak ve diğer şehirlere taşındığını, taşıma işleminin tamamlanmasından sonra yükün alıcısı ile yapılan mutabakatta 19.250 Kg mercimek ile 70.000 Kg fasulyenin noksan olduğunun beyan edildiğini, araştırma neticesinde davalı taşıma firmasına tam olarak teslim edilen mercimek için dava konusu edilen miktarı kadar sahte teslim belgesi ibraz ettiğini, bu durumun Bağdat Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesi ve Noter tasdikli resmi belge olan Irak Ticaret Bakanlığı'nın 23/11/2007 tarihli yazısı ile tespit edildiğini, davalının ağır kusur ve hileli işlemde bulunduğunu, ayrıca davalı taşıyıcıya gümrük beyannameleri ile teslim edilen fasulye emtiasının da noksan teslim edildiğini, şimdilik Irak'taki alıcısına teslim edilmeyen 70.000 Kg emtianın davalı şirketin zimmetinde kaldığını, bu emtiaların parasal değerinin belirlenmesi için İskenderun 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/31 D.iş sayılı dosyası ile tespit ve tedbir talep edildiğini, taşıma belgeleri, gümrük kayıtları ve ticari kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve 19/06/2008 tarihli mahkeme kararına göre davalı taşıyıcı firmaya teslim edilen emtiadan 19.250 Kg mercimek ile 1.176.327 Kg fasulyenin Irak'taki alıcısına teslim edilmediğinin belirlendiğini, davalının noksan teslimden dolayı TTK 781 maddesine göre sorumlu olup, TTK 786/son maddesi gereği sahte belge tanzim ederek hileli işlem yaptığından ağır kusurlu olduğunu, gümrük beyannameleri ve tespit raporunda görüldüğü gibi mercimeğin ton fiyanının 650 USD, fasulyenin ton fiyatının 787,50 USD olduğunu, 19.250 Kg mercimek ile 70.000 Kg fasulyenin bedelini talep ettiklerini, bu miktarın toplam 182.037,50 USD olduğunu, ayrıca teslim edilmeyen toplam 265.250 Kg emtia için sözleşmede ton başına 87 USD nakliye ücreti ödendiğinden teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen 23.076,50 USD nakliye ücreti ile birlikte toplam 205.114,25 USD olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 205.114,25 USD’nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle fiili ödeme günü Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı olarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki taşımacılık sözleşmesi gereği bir çok emtianın taşındığını ve sorun yaşanmadığını, 06/04/2006 tarihli sözleşme ile yaptıkları taşımacılıkta 107.510 USD eksik ödendiğini, alacağın istenmesinden sonra bu davanın açıldığını, taşıyıcı şirket olarak sözleşmenin gereğini yerine getirdiklerini, taşınan emtianın Irak Ticaret Bakanlığı'na ulaştığını ancak Bakanlık eksperi tarafından tutulan rapor üzerine bir kısım malların uygun görülen yerlere teslim edildiğini, bir kısmının ise Irak Hükümeti'nin yetkili organlarınca kırmızı mercimeğin içinde haşere çıkması ve bozuk olması sebebiyle davacı şirkete depolardan teslim alması için ihtar gönderildiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında ise, 104.547 USD navlun alacağının 6.4.2006 tarihinden itibaren yıllık USD hesaplarına ödenen en yüksek faizi ile fiili ödeme gününde merkez bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı-karşı davalılar ile dava dışı Irak Gıda Bakanlığı arasındaki anlaşmaya göre mercimek ve fasulye emtiasının alım satımı konusunda anlaştıkları, satımın CİF satış şeklinde olduğu, CİF satımlarda mal bedeli peşin ödendiğinden bu durumda emtia bedelinin peşin ödenmiş olup, davacı-karşı davalılar peşin alınan bedellerin eksik tesliminden dolayı dava dışı alıcı Irak Gıda Bakanlığı tarafından talep edildiği ve bu talep üzerine bir ödemenin yapıldığı ya da yargılamanın olduğuna dair bir belge, bilgi sunamadığı, bu durumda davacı- karşı davalıların talebinin dayanaksız olması nedeniyle davasının emtia yönünden esastan ve bu kısma ilişkin eksik teslim olduğu ve bunun bedelinin talep edildiğine dair dava dışı Irak Gıda Bakanlığı tarafından yapılan talebi gösterir bilgi, belge sunamamış olması nedeniyle eksik teslimden kaynaklanan fazladan bir nakliye ücreti (sebepsiz) ödemesi de bulunmadığına kanaat getirildiği, davalı-karşı davacının eksik nakliye bedeline ilişkin davası yönünden ise, davalı-karşı davacının ilk olarak 17/12/2009 tarihli duruşmaya mazeretsiz katılmayarak karşı davasını 1.
kez takipsiz bıraktığı ancak 28/01/2010 tarihli bir aylık sürede yenileme dilekçesi verdiği, 01/11/2012 tarihinde 2. kez mazeretsiz olarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, bu takipsiz bırakma sonrasında 2. duruşmaya da gelmediği, ancak mazeret gönderdiği, davalı tarafın mazereti kabul edilse dahi karşı davanın takipsiz bırakıldığı 01/11/2012 tarihinden 18/12/2012 tarihine kadar herhangi bir yenileme dilekçesi sunmadığı gibi 1 aylık sürenin de aşılmış olması nedeniyle yeniden harç da yatırılmadığı, 01/11/2012 tarihinde takipsiz bırakılan karşı davanın üzerinden 3 aylık sürenin geçmiş olması nedeniyle HMK 150 maddesi gereğince 01/02/2013 tarihinde davalı-karşı davacının davasının açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın esastan reddine, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı-karşı davalılar vekili ve davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat ve teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin isdirdatı istemine, karşı dava ise, eksik ödenen navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF satış türü, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şeklini ifade eder. Vesaik mukabili satımda ise satıcı, alıcı ile yaptığı anlaşma hükümleri uyarınca malını sevkeder. Malı sevk eden belgeleri kendi bankasına ibraz ederek bedelinin tahsili koşuluyla alıcıya teslim edilmesi direktifini verir. Satıcının bankası, belgelerin tahsil direktifine uygunluğunu kontrol ettikten sonra alıcının ülkesinde bulunan muhabirine gönderir. Muhabir banka, alıcıya vesaikin geldiğini bildirdikten sonra mal bedelini alıcıdan tahsil eder. Mal bedelinin tahsilinden sonra vesaik alıcıya teslim edilir. Muhabir banka mal bedelini satıcının bankasına transfer eder.
Ardından satıcı mal bedelini bankasından alır ve alıcı da malı gümrükten çeker. Bu açıklamalarla dava konusu olaya baktığımızda, davacı satıcı mal bedelini henüz almadığını, satışın vesaik mukabili yapıldığını, Irak ülkesindeki durum nedeniyle Irak’ta bulunan muhabir bankanın mal bedelini mallar teslim edildikten sonra Irak’ta bulunan temsilcisine ödeyeceğini iddia etmiş ve dava konusu eksik teslim edilen mal bedelinin tahsil edilmediğini belirtmiştir. Dosyada bulunan satım konusu mallara ait faturalarda da teslim şeklinin CİF, ödeme şeklinin ise vesaik mukabili olduğu yazılıdır. O halde davacının satım bedelini peşin aldığının kabulü doğru değildir. Bu itibarla mahkemece davacı tarafa dava konusu teslim edilmeyen mal bedeli dışında diğer teslim edilen mal bedelinin nasıl ödendiğini ispat olanağı tanınmak, davacının iddiaları değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığı belirlenmek, satıcının mal bedelini almış olduğunun tereddütsüz anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı-karşı davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, HUMK’ nun 409/son ( HMK 150) maddesi uyarınca, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Konuya ilişkin yasal düzenleme ve ilkeler üzerinde de durulmalıdır: İşlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılması müessesesi 1086 sayılı HUMK.nun 409 ( HMK 150) ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kural olarak, mahkemece; taraflara usulüne uygun davetiye çıkarılması, bu yolla tarafların duruşmada hazır bulunmalarının ve savunma yapabilmelerinin sağlanması yasal bir zorunluluk ve hukuki dinlenilme hakkının da gereğidir. Usulüne uygun davet edilen taraf davacı, davasını takip etmek istiyorsa bizzat ya da vekili vasıtasıyla duruşmaya katılmalıdır.
Eğer duruşma günü celseye katılma imkanı yoksa buna ilişkin mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır. Davalı taraf ise, yargılamaya katılmak istemiyorsa ve savunma yapmayacaksa katılmak zorunda değildir. Bu durumda davayı inkar etmiş sayılır, davayı takip etmek isteyip de buna imkanı yoksa bu durumu dilekçesi ile bildirmeli, belgelemeli ve tebliğ giderlerini de yatırmalıdır. Görüldüğü üzere, duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan tarafın bu mazeretini bildirip belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağı bulunmaktadır. Mahkemece, usulüne uygun biçimde davet edilmiş taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenecek,
gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Mazeret göndermeyen davacı tarafın yokluğunda duruşmaya gelen taraf davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirirse dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Bir başka deyişle dosyanın işlemden kaldırılabilmesi için duruşmaya gelmiş olan tarafın davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirmiş olması gerekir. Dava konusu olayda davalı-karşı davacı 01/11/2012 tarihinde duruşmaya mazeretsiz katılmayarak karşı davasını takipsiz bıraktığı, yine 18.12.2012 tarihli celse duruşmaya mazeretli katılmadığı, daha sonraki celselerde ise davasını takip ettiği anlaşılmış olup, davalı-karşı davacının gelmediği celselerde ise davacı-karşı davalılar vekili dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğini açıkça beyan etmeden işin esasına yönelik beyanlarda bulunmuştur.
Bu durumda davacı-karşı davalılar vekilinin dosyanın işlemden kaldırılmasını açıkça istemediğinden davayı takip etmek istediğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece karşı dava yönünden de yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı-karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı- karşı davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı- karşı davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı-karşı davalılara iadesine, 27/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102382500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz