Dönemsel hizmet komisyonu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4388 E. 2022/73 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dönemsel hizmet komisyonu↗ genel işlem koşulu denetimi↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ genel işlem koşulları↗ haksız şart↗ emsal banka uygulaması↗ komisyon alacağı↗ komisyon bedeli↗ genel işlem koşulu↗ ticari kredi↗ ticari işletme↗ dürüstlük kuralı↗ tbk 99↗ komisyon↗ istirdat↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ dosya masrafı↗ ilan↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, emsal banka uygulamalarında dönemsel hizmet komisyonu adı altında yapılan herhangi bir kesintiye rastlanılmadığı, davalı banka tarafından yapılan bu kesintinin TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Miktar itibariyle kesin olan karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından, mahkemece komisyon alacağına ilişkin maddelerin genel işlem koşulu mahiyetinde olup olmadığına dair herhangi bir denetleme yapılmadığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur.
Dava, davacı tarafından kullanılan ticari kredi nedeniyle dönemsel hizmet komisyonu adı altında tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir, hükmü düzenlenmiştir. Bankaların bu anlamda tacir oldukları ve temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartlarının mevcut olması halinde ücret isteyebilecekleri kuşkusuzdur. Yine 6098 sayılı TBK'nın 20 ve devamı maddelerinde genel işlem koşulları ile ilgili olarak haksız şartın yazılmamış sayılmasına, yorum ve içerik denetimine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Haksız şart ile ilgili olan TBK'nın 21. maddesi "Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır". hükmünü havidir. Yorum denetimine ilişkin olan aynı Kanun'un 23. maddesinde ise "Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı doğrultuda içerik denetimini düzenleyen 25. madde de "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz" şeklindedir.
Ayrıca, 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemleri Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ'in 4. maddesinde bankaların reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyeceği ve aynı tebliğin 6. maddesinde de bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB'ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiği hususu kaleme alınmıştır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ışığında uyuşmazlığa baktığımızda;
Taraflar arasında akdedilen 11.05.2016 tarihli kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla faiz, komisyon ve masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmemiştir. Ancak davalı bankanın yukarıda sözü edilen tebliğin 6. maddesi uyarınca hizmet komisyonu bedeli ile ilgili olarak Merkez Bankası'na bildirimde bulunduğu, Merkez Bankası tarafından dosyaya sunulan yazıdan anlaşılmaktadır. Keza taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8. sayfasında davacının, sözleşme metnini imza tarihinden önce edinerek incelediği ve banka personelince bilgilendirildiğine dair, imzalı beyanı bulunmaktadır.
Mahkemece tacirin gördüğü iş için ücret isteyebileceğine dair TTK 20. maddesi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi komisyon alacağına dair maddelerin genel işlem koşulu mahiyetinde olup olmadığına ilişkin bir kanaat de açıklanmamıştır.
Şu halde yapılması gereken iş; TBK'nın 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılması halinde oluşan boşluğun TTK 20. maddesi ile yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı tebliğ gereğince davalı banka tarafından Merkez Bankası'na bildirilen oran ve her halükârda TBK 25. madde bağlamında TMK 2. hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu içermediğinin kabulü halinde ise yine de TBK 25. maddesi bağlamında dürüstlük kuralı çerçevesinde inceleme yapılıp bir karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde anılan hususlarda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğundan temyiz isteminin kabulü ile hükmün kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5500 E. 2013/22539 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “taraflar arasında yapılan «taşıma sözleşmesindeki» taşıma miktarının asgari taşıma miktarı olduğuna ve bunun davalı tarafından «taahhüt» edildiğine yönelik mahkemenin gerekçesi ve yorumu isabetli olmayıp, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle aksi sonuca varılması doğru olm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9857 E. 2018/2589 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · genel işlem koşulları · genel işlem koşulu · dürüstlük kuralı · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMiktar itibariyle «kesin» olan karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından, mahkemece «komisyon alacağına» ilişkin maddelerin «genel işlem koşulu» mahiyetinde olup olmadığına dair herhangi bir denetleme yapılmadığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ışığında uyuşmazlığa baktığımızda; Taraflar arasında akdedilen 11.05.2016 tarihli «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla faiz, «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmemiştir.
Şu halde yapılması gereken iş; TBK'nın 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılması halinde oluşan boşluğun TTK 20. maddesi ile yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı tebliğ gereğince davalı banka tarafından Merkez Bankası'na bildirilen oran ve her halükârda TBK 25. madde bağlamında TMK 2. hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu içermediğinin kabulü halinde ise yine de TBK 25. maddesi bağlamında «dürüstlük kuralı» çerçevesinde inceleme yapılıp bir karar verilmesinden ibarettir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında imzalanan 01/10/2013 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» davalı tarafça önceden düzenlendiği ve aynı mahiyette birçok sözleşme ile aynı olup genel ve soyut nitelikte olduğu, sözleşmenin «genel işlem şartlarının» tartışılarak kabul edilmesinin onları «genel işlem koşulu» olmaktan çıkarmayacağı, davacıdan alınan «ekspertiz ücreti» ve «ipotek» tesis ücretinin gereği olarak hizmet alındığı ve ödeme yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı, bu durumda genel kredi sözleşmesinin içerisinde yer alan genel işlem koşulu niteliğinde olan ekpertiz ücreti ve ipotek tesis ücreti alınmasına ilişkin hükümler yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.800,00 TL «masrafın» dava tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon», ekspertiz «masrafı» ve «ipotek» tesis ücreti adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · ekspertiz ücreti · kesin hükümsüzlük · genel işlem şartı · emredici hüküm · ba formu · ipotek · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında imzalanan 01/10/2013 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» davalı tarafça önceden düzenlendiği ve aynı mahiyette birçok sözleşme ile aynı olup genel ve soyut nitelikte olduğu, sözleşmenin «genel işlem şartlarının» tartışılarak kabul edilmesinin onları «genel işlem koşulu» olmaktan çıkarmayacağı, davacıdan alınan «ekspertiz ücreti» ve «ipotek» tesis ücretinin gereği olarak hizmet alındığı ve ödeme yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı, bu durumda genel kredi sözleşmesinin içerisinde yer alan genel işlem koşulu niteliğinde olan ekpertiz ücreti ve ipotek tesis ücreti alınmasına ilişkin hükümler yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.800,00 TL «masrafın» dava tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon», ekspertiz «masrafı» ve «ipotek» tesis ücreti adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Somut olaya baktığımızda, taraflar arasında öncelikle 27.09.2013 tarihli kredi bilgilendirme formunun, akabinde ise 01.10.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, bu «formda» müşteriden alınacak olan «masraf» ve «komisyon» miktarlarının gösterildiği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3123 E. 2019/5527 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · ilan
İncelediğiniz karardaYukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ışığında uyuşmazlığa baktığımızda; Taraflar arasında akdedilen 11.05.2016 tarihli «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla faiz, «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmemiştir.
Mahkemece, «emsal banka uygulamalarında» «dönemsel hizmet komisyonu» adı altında yapılan herhangi bir kesintiye rastlanılmadığı, davalı banka tarafından yapılan bu kesintinin TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Miktar itibariyle «kesin» olan karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından, mahkemece «komisyon alacağına» ilişkin maddelerin «genel işlem koşulu» mahiyetinde olup olmadığına dair herhangi bir denetleme yapılmadığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur.
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · ödeme planı · cy/cy şerhi · ihtar · ek tasfiye · temerrüt · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davalı tarafa «kredi sözleşmelerinin» bir örneğinin 2 hafta içinde sunulması, aksi durumda “taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri hükümlerinin «genel işlem koşulu» sayılacağı” «şerhini» içeren «ihtarın tebliğ» edildiği, buna rağmen kredi sözleşmeleri «ibraz» edilmediğinden sözleşme hükümleri genel işlem koşulu sayılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece çıkartılan «ihtara» değer verilemez.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12621 E. 2016/6255 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4388 E. , 2022/73 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen yukarıda sayısı ve tarihi belirtilen kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası ve içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm dosya kapsamı delil ve belgeler incelendi. Gereği müzakere edilip düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan ticari kredi kullandığını, kendisinden tahsis ücreti dışında sözleşmeye ve kanuna aykırı olarak dönemsel hizmet komisyonu adı altında ayrı ücretler alındığını, haksız olarak tahsil edilen toplam 1.312,50 TL'nin tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, emsal banka uygulamalarında dönemsel hizmet komisyonu adı altında yapılan herhangi bir kesintiye rastlanılmadığı, davalı banka tarafından yapılan bu kesintinin TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Miktar itibariyle kesin olan karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından, mahkemece komisyon alacağına ilişkin maddelerin genel işlem koşulu mahiyetinde olup olmadığına dair herhangi bir denetleme yapılmadığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur.
Dava, davacı tarafından kullanılan ticari kredi nedeniyle dönemsel hizmet komisyonu adı altında tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir, hükmü düzenlenmiştir. Bankaların bu anlamda tacir oldukları ve temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartlarının mevcut olması halinde ücret isteyebilecekleri kuşkusuzdur. Yine 6098 sayılı TBK'nın 20 ve devamı maddelerinde genel işlem koşulları ile ilgili olarak haksız şartın yazılmamış sayılmasına, yorum ve içerik denetimine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Haksız şart ile ilgili olan TBK'nın 21. maddesi "Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır.
Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır". hükmünü havidir. Yorum denetimine ilişkin olan aynı Kanun'un 23. maddesinde ise "Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı doğrultuda içerik denetimini düzenleyen 25. madde de "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz" şeklindedir.
Ayrıca, 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemleri Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ'in 4. maddesinde bankaların reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyeceği ve aynı tebliğin 6. maddesinde de bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB'ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiği hususu kaleme alınmıştır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ışığında uyuşmazlığa baktığımızda;
Taraflar arasında akdedilen 11.05.2016 tarihli kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla faiz, komisyon ve masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmemiştir. Ancak davalı bankanın yukarıda sözü edilen tebliğin 6. maddesi uyarınca hizmet komisyonu bedeli ile ilgili olarak Merkez Bankası'na bildirimde bulunduğu, Merkez Bankası tarafından dosyaya sunulan yazıdan anlaşılmaktadır. Keza taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8. sayfasında davacının, sözleşme metnini imza tarihinden önce edinerek incelediği ve banka personelince bilgilendirildiğine dair, imzalı beyanı bulunmaktadır.
Mahkemece tacirin gördüğü iş için ücret isteyebileceğine dair TTK 20. maddesi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi komisyon alacağına dair maddelerin genel işlem koşulu mahiyetinde olup olmadığına ilişkin bir kanaat de açıklanmamıştır.
Şu halde yapılması gereken iş; TBK'nın 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılması halinde oluşan boşluğun TTK 20. maddesi ile yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı tebliğ gereğince davalı banka tarafından Merkez Bankası'na bildirilen oran ve her halükârda TBK 25. madde bağlamında TMK 2. hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu içermediğinin kabulü halinde ise yine de TBK 25. maddesi bağlamında dürüstlük kuralı çerçevesinde inceleme yapılıp bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde anılan hususlarda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğundan temyiz isteminin kabulü ile hükmün kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün HMK 363 maddesi gereğince sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için karar süreti ve dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine, 10.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/731804200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz