Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3123 E. 2019/5527 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem koşulu denetimi↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ emsal banka uygulaması↗ ihtar tebliği↗ ödeme planı↗ genel işlem koşulu↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cy/cy şerhi↗ tbk 99↗ komisyon↗ ihtar↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ ilan↗ temerrüt↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 kredi sözleşmesinin komisyon alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca genel işlem koşulu olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi ibraz edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava kredi sözleşmesi uyarınca ödenen masraf, vergi ve sair kesintilerin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı tarafa kredi sözleşmelerinin bir örneğinin 2 hafta içinde sunulması, aksi durumda “taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri hükümlerinin genel işlem koşulu sayılacağı” şerhini içeren ihtarın tebliğ edildiği, buna rağmen kredi sözleşmeleri ibraz edilmediğinden sözleşme hükümleri genel işlem koşulu sayılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece çıkartılan ihtara değer verilemez. Çünkü genel işlem koşullarının değerlendirilmesi bakımından sözleşme örneği sunulmadığı takdirde sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu sayılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece davacı delilleri ile birlikte davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak öncelikle dava konusu yapılan kesintilerin hangi kredilerden yapıldığı ve bu kredilerin hangi kredi sözleşmesine istinaden verildiğinin tespiti ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu öncesinde düzenlenen kredi sözleşmesinden kaynaklı bir kesintinin olması halinde 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen kredi sözleşmeleri yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında komisyon alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada masraf alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekmektir. 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri ödeme planı genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli ilan ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve bu değerlendirme sonucuna göre varsa fazla tahsilatın davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelmeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13440 E. 2018/4855 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · ilan · Alacak
İncelediğiniz karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca gerek davacı ile imzalanan «kredi sözleşmesi», sözleşme öncesi bilgi «formu», gerekse kredi geri ödeme planların da davacıdan tahsil edilecek «komisyon», dosya «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti v.s gibi masraflara ilişkin masraf türü ve miktarı hususunda herhangi bir bilgi ve açıklama bulunmadığı, her ne kadar bankalar tarafından verilen kredi nedeni ile yapılacak masraflar karşılığı masraf ya da komisyon alınabilir ise de tahsil edilecek masrafların makul, belgeli ve zorunlu olması gerektiği, davalı banka tarafından, kredi kullandırımı sırasında davacıdan dosya masrafı adı altında talep ve tahsil edilen masrafların kredi kullanımı sırasında oluşan makul, zorunlu ve belgelendirilmiş giderlere harcanıldığına dair dosyaya makbuz vs gibi harcama belgesi sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ile 3.500,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · ekspertiz ücreti · ba formu · ipotek · istirdat · yasal faiz · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca gerek davacı ile imzalanan «kredi sözleşmesi», sözleşme öncesi bilgi «formu», gerekse kredi geri ödeme planların da davacıdan tahsil edilecek «komisyon», dosya «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti v.s gibi masraflara ilişkin masraf türü ve miktarı hususunda herhangi bir bilgi ve açıklama bulunmadığı, her ne kadar bankalar tarafından verilen kredi nedeni ile yapılacak masraflar karşılığı masraf ya da komisyon alınabilir ise de tahsil edilecek masrafların makul, belgeli ve zorunlu olması gerektiği, davalı banka tarafından, kredi kullandırımı sırasında davacıdan dosya masrafı adı altında talep ve tahsil edilen masrafların kredi kullanımı sırasında oluşan makul, zorunlu ve belgelendirilmiş giderlere harcanıldığına dair dosyaya makbuz vs gibi harcama belgesi sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ile 3.500,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle yapılan çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Mahkemece, yukarıda «belirlenen ilkeler» doğrultusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3113 E. 2018/5179 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · ödeme planı · genel işlem koşulu · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
… Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», «komisyon» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · genel kredi sözleşmesi · istirdat · dava sebebi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
… Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», «komisyon» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/45 E. 2018/6660 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · ilan
İncelediğiniz karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» veya «masraf» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, «kredi sözleşmelerinin» tip sözleşmeler olması nedeniyle davacı aleyhine yazılan hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, davacı aleyhine yer alan maddelerin «genel işlem şartlarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · genel işlem şartı · istirdat · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, «kredi sözleşmelerinin» tip sözleşmeler olması nedeniyle davacı aleyhine yazılan hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, davacı aleyhine yer alan maddelerin «genel işlem şartlarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» veya «masraf» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Mahkemece, yukarıda «belirlenen ilkeler» doğrultusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/40 E. 2018/6189 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · ilan
İncelediğiniz karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ticari işletme · ticari dava niteliği · genel kredi sözleşmesi · tacir · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu tahsil edilen paraların taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı, davacı tarafın «tacir» olduğu ve davacıya kullandırılan kredinin de «ticari nitelikte» olduğu, iş bu davada Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, genel kredi sözleşmesinin şartlarının geçerli olduğu, ...'nun 20.maddesi ve bu konudaki yargıtay kararları da dikkate alındığında ticari bir işletme olan davacı bankanın «ticari işletmesiyle» ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.3.maddesinde "...müşteri banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, «teminatların» değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için taraflarca karşılıklı olarak belirlenecek bir ücret ödemeyi kabul eder..." hükmü olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından muhtelif tarihlerde kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan toplam 12.704,50 TL «masraf» kesildiği gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacıya kullandırılan kredinin «ticari kredi» olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle «masraf» alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8686 E. 2017/6450 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmesinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede gecikme «komisyonu» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile yoksa diğer bankaların aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişiden ek rapor alarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davacının 2009 yılında kullanmış olduğu kredi nedeniyle “gecikme «komisyonu»” adı altında alınan ek ücretin iadesi istemine ilişkindir.
Dava konusu «kredi sözleşmesi» 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın yasal dayanağı olmaksızın 2.192,10 TL'si ana para, 384,16 TL'si «yasal faiz» olmak üzere toplam 2.576,26 TL'yi davacıya iade etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmesinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede gecikme «komisyonu» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile yoksa diğer bankaların aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişiden ek rapor alarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8361 E. 2017/5983 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava «kredi sözleşmesi» uyarınca ödenen «masraf», vergi ve sair kesintilerin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmelerinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nin ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.7.maddesi ve taraflar arasında bu konuda bir oran kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı değerlendirilmek suretiyle proje «komisyon» «masrafı» alınabileceği ve sözleşmede bir oran bulunmadığı kanaatine varılması halinde diğer bankaların aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve proje komisyon masrafı adı altında yapılan kesinti oranları araştırılarak davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Dava, davacının kullanmış olduğu kredi nedeniyle proje «komisyon» «masrafı» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; banka tarafından dava konusu «masraflara» ilişkin olarak harcamayı gösteren herhangi bir belge gösterilmediği, masraf alınacağına dair sözleşme hükümlerinin ilgili yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında «haksız şart» niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; banka tarafından dava konusu «masraflara» ilişkin olarak harcamayı gösteren herhangi bir belge gösterilmediği, masraf alınacağına dair sözleşme hükümlerinin ilgili yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında «haksız şart» niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmelerinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nin ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.7.maddesi ve taraflar arasında bu konuda bir oran kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı değerlendirilmek suretiyle proje «komisyon» «masrafı» alınabileceği ve sözleşmede bir oran bulunmadığı kanaatine varılması halinde diğer bankaların aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve proje komisyon masrafı adı altında yapılan kesinti oranları araştırılarak davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3730 E. 2017/5739 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava «kredi sözleşmesi» uyarınca ödenen «masraf», vergi ve sair kesintilerin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmelerinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile diğer bankaların aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon ve masraf adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı, yaptığını iddia ettiği masrafları ispatlayıp ispatlayamadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı, her bir kesintinin hangi ad altında yapıldığı hususlarında bilir kişi incelemesi yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davacının farklı tarihlerde kullanmış olduğu krediler nedeniyle «komisyon» ve dosya «masrafı» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşmeler olduğu bu sözleşmede davacı yan aleyhine konulan «komisyon» ve masaf adı altındaki ücretlerin yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmelerinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile diğer bankaların aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon ve masraf adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı, yaptığını iddia ettiği masrafları ispatlayıp ispatlayamadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı, her bir kesintinin hangi ad altında yapıldığı hususlarında bilir kişi incelemesi yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9614 E. 2018/2145 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava «kredi sözleşmesi» uyarınca ödenen «masraf», vergi ve sair kesintilerin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 01/08/2007 tarihli 1.200.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesine» istinaden davacıya kullandırılan krediden davalı tarafından «komisyon» ve dosya «masrafı» adı altında 60.550,00 TL'nin tahsil edildiği, yapılan masrafların müşterilerden talep edilebileceği, davacı ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin matbu sözleşme olduğu, sözleşmeler ve sözleşme eki kredi ödeme planlarındaki davacı/banka müşterisi aleyhine konulan "komisyon, istihbarat ücreti, masraf" gibi hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, dolayısıyla yazılmamış sayılan komisyon, dosya masrafı, istihbarat ücreti adı altındaki kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» aykırılık teşkil ettiği, davalı bankaca davalıdan tahsil edilen kesintilere ilişkin belge sunulamadığı, ayrıca bu kesintilerin haklı ve makul kesintiler olduğunun …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmünü haizdir.
Taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinin» eki niteliğinde bulunan kredi geri ödeme planında kullanılan kredinin %7,...'si oranında «komisyonun» banka tarafından tahsil edilmesi kararlaştırılmış olup, taraflar bakımından sözleşmenin eki de sözleşme gibi bağlayıcıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kullandırım komisyonu · genel işlem şartı · ticari kredi · genel kredi sözleşmesi · istirdat
Benzer bu karardaDava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu» adı altında yapılan 60.550,00 TL tutarındaki kesintinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 01/08/2007 tarihli 1.200.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesine» istinaden davacıya kullandırılan krediden davalı tarafından «komisyon» ve dosya «masrafı» adı altında 60.550,00 TL'nin tahsil edildiği, yapılan masrafların müşterilerden talep edilebileceği, davacı ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin matbu sözleşme olduğu, sözleşmeler ve sözleşme eki kredi ödeme planlarındaki davacı/banka müşterisi aleyhine konulan "komisyon, istihbarat ücreti, masraf" gibi hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, dolayısıyla yazılmamış sayılan komisyon, dosya masrafı, istihbarat ücreti adı altındaki kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» aykırılık teşkil ettiği, davalı bankaca davalıdan tahsil edilen kesintilere ilişkin belge sunulamadığı, ayrıca bu kesintilerin haklı ve makul kesintiler olduğunun …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3123 E. , 2019/5527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ( TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 21/03/2016 tarih ve 2013/210-2016/928 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafça müvekkilinin kredi hesabından kredi tahsis ve değerlendirme adı altında kesintiler yapıldığını, kesintilerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek toplam 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kredi sözleşmelerinde komisyon alınabileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin tacir olması nedeniyle yaptığı iş ve işlemlerden ücret isteme hakkının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 kredi sözleşmesinin komisyon alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca genel işlem koşulu olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi ibraz edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava kredi sözleşmesi uyarınca ödenen masraf, vergi ve sair kesintilerin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı tarafa kredi sözleşmelerinin bir örneğinin 2 hafta içinde sunulması, aksi durumda “taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri hükümlerinin genel işlem koşulu sayılacağı” şerhini içeren ihtarın tebliğ edildiği, buna rağmen kredi sözleşmeleri ibraz edilmediğinden sözleşme hükümleri genel işlem koşulu sayılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece çıkartılan ihtara değer verilemez. Çünkü genel işlem koşullarının değerlendirilmesi bakımından sözleşme örneği sunulmadığı takdirde sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu sayılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece davacı delilleri ile birlikte davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak öncelikle dava konusu yapılan kesintilerin hangi kredilerden yapıldığı ve bu kredilerin hangi kredi sözleşmesine istinaden verildiğinin tespiti ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu öncesinde düzenlenen kredi sözleşmesinden kaynaklı bir kesintinin olması halinde 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1.
maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen kredi sözleşmeleri yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında komisyon alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada masraf alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4.
maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekmektir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri ödeme planı genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli ilan ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve bu değerlendirme sonucuna göre varsa fazla tahsilatın davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelmeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bente açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/548893600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz