6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9857 E. 2018/2589 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem koşulu denetimi kredi tahsis ücreti ekspertiz ücreti genel işlem koşulları kesin hükümsüzlük genel işlem şartı genel işlem koşulu emredici hüküm ba formu ipotek dürüstlük kuralı genel kredi sözleşmesi tbk 99 komisyon kredi sözleşmesi dosya masrafı avans faizi kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 20TBK 21TBK 25 · TMK — TMK 1

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında imzalanan 01/10/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin davalı tarafça önceden düzenlendiği ve aynı mahiyette birçok sözleşme ile aynı olup genel ve soyut nitelikte olduğu, sözleşmenin genel işlem şartlarının tartışılarak kabul edilmesinin onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacağı, davacıdan alınan ekspertiz ücreti ve ipotek tesis ücretinin gereği olarak hizmet alındığı ve ödeme yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı, bu durumda genel kredi sözleşmesinin içerisinde yer alan genel işlem koşulu niteliğinde olan ekpertiz ücreti ve ipotek tesis ücreti alınmasına ilişkin hükümler yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.800,00 TL masrafın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi nedeniyle komisyon, ekspertiz masrafı ve ipotek tesis ücreti adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşme 01.10.2013 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nin 20. ve devamı maddeleri uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için Kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir.

Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşulları üç aşamalı olarak yürürlük (kapsam), yorum ve içerik denetimine tabidir.

Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.

Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.

Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir.

Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.

İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.

Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa TMK m. 1 uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir.

Somut olaya baktığımızda, taraflar arasında öncelikle 27.09.2013 tarihli kredi bilgilendirme formunun, akabinde ise 01.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, bu formda müşteriden alınacak olan masraf ve komisyon miktarlarının gösterildiği anlaşılmıştır. Bu durumda alınacak masraflar konusunda bilgilendirme ve müzakere yapılarak alınacak ticari krediyle ilgili olarak davalı Bankanın hangi miktarda masraf ve komisyon alacakları konusunda anlaştıklarının kabulü gerekip, söz konusu sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılması mümkün değildir. 6098 sayılı TBK'nin 25. maddesi uyarınca yapılacak içerik denetimi yönünden de davacının davalı bankadan çektiği kredinin özellikleri değerlendirildiğinde, 175.000 TL kredi yönünden, 2.500 TL kredi tahsis ücreti, 135 TL ekspertiz ve 165 TL ipotek tesis ücreti olmak üzere 2.800 TL masraf ve komisyon oranı üzerinden anlaşılmasında dürüstlük kuralına aykırı bir sözleşme hükmünün varlığından söz edilemeyeceğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın karar verilmesi doğru görülmeyip hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12093 E. 2018/4272 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8375 E. 2018/509 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4676 E. 2017/3160 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Genel işlem koşulu denetimi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8789 E. 2017/7099 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız tahsil edilen ücretin iadesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13425 E. 2018/4484 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6171 E. 2016/7983 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8679 E. 2017/7560 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12618 E. 2018/4080 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/9857 E.  ,  2018/2589 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/06/2016 tarih ve 2016/169-2016/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin ... Türk Bankası .... Şubesinden 01/10/2013 tarihinde 175.000,00 TL bedelli kredi kullandığını, bu kredi nedeniyle de 2.500,00 TL komisyon, 135,00 TL ekspertiz masrafı ve 165,00 TL ipotek tesis ücreti olmak üzere toplam 2.800,00 TL kesinti yapıldığını, bu kesintinin haksız ve yersiz olduğunu, açılan davanın kabulü ile haksız kesilen 2.800,00 TL masrafın tahsil tarihinden aksi takdirde dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında imzalanan 01/10/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin davalı tarafça önceden düzenlendiği ve aynı mahiyette birçok sözleşme ile aynı olup genel ve soyut nitelikte olduğu, sözleşmenin genel işlem şartlarının tartışılarak kabul edilmesinin onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacağı, davacıdan alınan ekspertiz ücreti ve ipotek tesis ücretinin gereği olarak hizmet alındığı ve ödeme yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı, bu durumda genel kredi sözleşmesinin içerisinde yer alan genel işlem koşulu niteliğinde olan ekpertiz ücreti ve ipotek tesis ücreti alınmasına ilişkin hükümler yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.800,00 TL masrafın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi nedeniyle komisyon, ekspertiz masrafı ve ipotek tesis ücreti adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşme 01.10.2013 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nin 20. ve devamı maddeleri uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için Kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir.

Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşulları üç aşamalı olarak yürürlük (kapsam), yorum ve içerik denetimine tabidir.

Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.

Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.

Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir.

Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.

İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.

Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa TMK m. 1 uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir.

Somut olaya baktığımızda, taraflar arasında öncelikle 27.09.2013 tarihli kredi bilgilendirme formunun, akabinde ise 01.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, bu formda müşteriden alınacak olan masraf ve komisyon miktarlarının gösterildiği anlaşılmıştır. Bu durumda alınacak masraflar konusunda bilgilendirme ve müzakere yapılarak alınacak ticari krediyle ilgili olarak davalı Bankanın hangi miktarda masraf ve komisyon alacakları konusunda anlaştıklarının kabulü gerekip, söz konusu sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılması mümkün değildir. 6098 sayılı TBK'nin 25. maddesi uyarınca yapılacak içerik denetimi yönünden de davacının davalı bankadan çektiği kredinin özellikleri değerlendirildiğinde, 175.000 TL kredi yönünden, 2.500 TL kredi tahsis ücreti, 135 TL ekspertiz ve 165 TL ipotek tesis ücreti olmak üzere 2.800 TL masraf ve komisyon oranı üzerinden anlaşılmasında dürüstlük kuralına aykırı bir sözleşme hükmünün varlığından söz edilemeyeceğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın karar verilmesi doğru görülmeyip hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/419579100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.