İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14970 E. 2013/15088 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi↗ rücu hakkı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ kefalet↗ rücu↗ tüzel kişilik↗ kefil↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ve davalının Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin hissedarları oldukları, davacı borçlunun şirket kefili olarak tüm borcu icra tehditi ihtimalinin önüne geçmek maksadıyla ödediği, davacının ödemiş olduğu borcun davalının değil Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin borcu olup limited şirketlerde hissedarların şirket borçlarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı, Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin tüzel kişiliğinin takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının şirket adına yaptığı ödemeleri yine şirketten talep edebileceği, yaptığı ödeme sebebiyle davalıya hissedar veya kefil oluşu sebebiyle rücü edemeyeceği, bu haliyle davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı dava dilekçesinde tarafların ortak olduğu Ömürcan Gıda Dağıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin borcuna hem kendisinin hem davalının kefil olduğunu, kendisinin müteselsil borçluluk dolayısıyla payına düşenden fazlasını ödediği bedel için icra takibine başladığını belirterek itiraz üzerine iş bu davayı açmıştır.
Mahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının kefil olması sebebiyle dahi rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine rücu hakkı olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir. Bu itibarla mahkeme kararındaki, davalının kefil olması sebebiyle payından fazla ödeme yapan davacının davalıya rücu edemeyeceği gerekçesi yerinde değildir. Bu durumda tarafların imzaladıkları kefalet sözleşmesi getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise rücu hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3672 E. 2014/11119 K.
Ortak:rücu hakkı · rücu · tüzel kişilik · kefil · limited şirket · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının «kefil» olması sebebiyle dahi «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şti'nin «tüzel kişiliğinin» takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının şirket adına yaptığı ödemeleri yine şirketten talep edebileceği, yaptığı ödeme sebebiyle davalıya hissedar veya «kefil» oluşu sebebiyle rücü edemeyeceği, bu haliyle davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir.
Benzer bu karardaŞti'nin «tüzel kişiliğinin» takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının aynı zamanda «şirket müdürü» olmasından ötürü şirket borcu sebebiyle yaptığı ödemelerin, aksi ispat edilmedikçe şirket adına yapıldığının kabulünün gerektiği; somut olayda da, yapılan tüm ödeme belgerinde davacının ismi yazılmakla birlikte bu ödemelerin «kefil» sıfatıyla yapıldığına ilişkin herhangi bir izahat veya «şerh» yer almadığı; bu sebeple bilirkişinin görüşüne katılınamayacağı, bu haliyle davacının yapmış olduğu ödemeleri rücü edemeyeceği ve davalının takibe karşı ileri sürd …
Dava, dava dışı asıl borçlunun bankaya olan borcunun davacı «kefil» tarafından ödenmesinden sonra diğer kefil aleyhine açtığı «rücu davası» olup,mahkemece ;davacının dava dışı asıl borçlu Ö..
Şti.'nin «ticari defter» ve kayıtları celp edilerek dava konusu ödemelerin şirket kasasından yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, yapılan inceleme sonucu kredi borcuna ilişkin davacı ödemelerinin şirket kasasından yapıldığının anlaşılması halinde davacının davalıya «rücu» edemeyeceği; fakat ödemelerin şirket kasasından yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kez dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğuna dair hükümler gereğince davacının davalıya rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirket müdürü · cy/cy şerhi · ticari defter · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaŞti.'nin «ticari defter» ve kayıtları celp edilerek dava konusu ödemelerin şirket kasasından yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, yapılan inceleme sonucu kredi borcuna ilişkin davacı ödemelerinin şirket kasasından yapıldığının anlaşılması halinde davacının davalıya «rücu» edemeyeceği; fakat ödemelerin şirket kasasından yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kez dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğuna dair hükümler gereğince davacının davalıya rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Şti'nin «tüzel kişiliğinin» takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının aynı zamanda «şirket müdürü» olmasından ötürü şirket borcu sebebiyle yaptığı ödemelerin, aksi ispat edilmedikçe şirket adına yapıldığının kabulünün gerektiği; somut olayda da, yapılan tüm ödeme belgerinde davacının ismi yazılmakla birlikte bu ödemelerin «kefil» sıfatıyla yapıldığına ilişkin herhangi bir izahat veya «şerh» yer almadığı; bu sebeple bilirkişinin görüşüne katılınamayacağı, bu haliyle davacının yapmış olduğu ödemeleri rücü edemeyeceği ve davalının takibe karşı ileri sürd …
Dava, dava dışı asıl borçlunun bankaya olan borcunun davacı «kefil» tarafından ödenmesinden sonra diğer kefil aleyhine açtığı «rücu davası» olup,mahkemece ;davacının dava dışı asıl borçlu Ö..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17938 E. 2015/3064 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · rücu hakkı · kefalet · rücu · kefil · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBu durumda tarafların imzaladıkları «kefalet sözleşmesi» getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise «rücu hakkının» bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının «kefil» olması sebebiyle dahi «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir.
Benzer bu kararda… lı Borçlar Kanunu 146. maddesine göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğu, «kefalet sözleşmesi» kapsamına göre davacının rücu talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının ....İcra Müdürlüğünün 2010/1598 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40'na tekabül eden 2.933,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «ticari kredi sözleşmesinin» «kefillerinin» birbirine rücusuna ilişkin olup, mahkemece «kefalet sözleşmesine» göre davacının «rücu» talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara «rücu hakkını» haizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · kredi sözleşmesi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, «ticari kredi sözleşmesinin» «kefillerinin» birbirine rücusuna ilişkin olup, mahkemece «kefalet sözleşmesine» göre davacının «rücu» talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… lı Borçlar Kanunu 146. maddesine göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğu, «kefalet sözleşmesi» kapsamına göre davacının rücu talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının ....İcra Müdürlüğünün 2010/1598 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40'na tekabül eden 2.933,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle öncelikle davaya konu borcun miktarı, davacının veya diğer «kefilin» ödediği miktarlar ve kefillerin sorumluluk miktarları belirlenerek, davacı kefilin sorumluluk miktarını aşan bir ödemenin bulunup bulunmadığı, fazla ödeme olup olmadığının belirlenmesi için ödemeye ilişkin belgelerin davacıdan veya dava dışı bankadan temin edilerek, buna göre yaptırılacak hesaplama sonucunda davalının sorumlu olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5099 E. 2021/4421 K.
Ortak:rücu hakkı · kefalet · rücu · kefil · limited şirket · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının «kefil» olması sebebiyle dahi «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda tarafların imzaladıkları «kefalet sözleşmesi» getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise «rücu hakkının» bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler «limited şirket» olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının «kefaletinin» bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda «rücu» edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen «kefil», kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı «rücu hakkına» sahiptir. ’’şeklindedir.
Asıl ve birleşen davalar «genel kredi sözleşmesinde» müşterek «müteselsil kefil» olan davacının «kefalet» nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · kâr payı · kredi sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler «limited şirket» olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının «kefaletinin» bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda «rücu» edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar «genel kredi sözleşmesinde» müşterek «müteselsil kefil» olan davacının «kefalet» nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, «genel kredi sözleşmelerindeki» dava dışı 3. kişi bankaların gerçek alacak miktarlarının tespit edilerek, davacının alacak miktarından fazla ödeme yapıp yapmadığıda nazara alınarak davalı aleyhine başlatılan herbir icra dosyadasında ki takip alacağına konu genel kredi sözleşmesinde bulunan «kefil» sayısına göre davacının ödediği miktarın kefil sayısına bölünmek suretiyle davalının, davacıya kendi payına düşen ödemekle yükümlü olduğu borç miktarının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Ancak dosyada mevcut «genel kredi sözleşmeleri» incelendiğinde taraflar dışında müteselsil kefillerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8829 E. 2014/19454 K.
Ortak:rücu hakkı · kefalet · rücu · kefil
İncelediğiniz karardaMahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının «kefil» olması sebebiyle dahi «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda tarafların imzaladıkları «kefalet sözleşmesi» getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise «rücu hakkının» bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir.
Benzer bu karardaMahkemece, ticari bir borca «kefalette» karinenin «müteselsil kefalet», birlikte kefalette de müteselsil birlikte kefaletin kabul edildiği, müteselsil birlikte kefalette birlikte kefillerden birinin alacaklıya kefalet borcunu ödemesi durumunda, payına düşenden fazlasını ödemiş olan birlikte «müteselsil kefilin», diğer birlikte müteselsil kefile BK md.488/2.cümle gereği «rücu hakkını» haiz olduğu, birlikte kefiller arasındaki iç ilişkide müteselsil kefalet hükmü cereyan etmediğinden, her bir birlikte müteselsil kefilin diğerine, kendi payından fazla ödediği kısım için, ancak onun «payı» oranında rücu edebileceği, kredi veren kuruluşlar bakımından verilmiş olan kredinin kimin tarafından ödenmiş olduğunun hukuken bir öneminin olmadığı, hukuken ödeme …
A.Ş. tarafından kullanılan ve tarafların «müteselsil kefil» oldukları kredi borçları kapsamında, alacaklıya «müteselsil kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden «payı» oranında tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava dışı M.
Ç..i'nin virmanın kredi borcu «kefili» davalı R..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · virman · müteselsil kefil · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, ticari bir borca «kefalette» karinenin «müteselsil kefalet», birlikte kefalette de müteselsil birlikte kefaletin kabul edildiği, müteselsil birlikte kefalette birlikte kefillerden birinin alacaklıya kefalet borcunu ödemesi durumunda, payına düşenden fazlasını ödemiş olan birlikte «müteselsil kefilin», diğer birlikte müteselsil kefile BK md.488/2.cümle gereği «rücu hakkını» haiz olduğu, birlikte kefiller arasındaki iç ilişkide müteselsil kefalet hükmü cereyan etmediğinden, her bir birlikte müteselsil kefilin diğerine, kendi payından fazla ödediği kısım için, ancak onun «payı» oranında rücu edebileceği, kredi veren kuruluşlar bakımından verilmiş olan kredinin kimin tarafından ödenmiş olduğunun hukuken bir öneminin olmadığı, hukuken ödeme …
A.Ş. tarafından kullanılan ve tarafların «müteselsil kefil» oldukları kredi borçları kapsamında, alacaklıya «müteselsil kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden «payı» oranında tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava dışı M.
Ç.i «virman» talimatında açıkca ''nezdinizdeki mevduat hesabımdan 1.016.333 USD'nin R..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5832 E. 2013/21332 K.
Ortak:rücu hakkı · rücu · kefil
İncelediğiniz karardaMahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının «kefil» olması sebebiyle dahi «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir.
Bu itibarla mahkeme kararındaki, davalının «kefil» olması sebebiyle payından fazla ödeme yapan davacının davalıya «rücu» edemeyeceği gerekçesi yerinde değildir.
Benzer bu kararda2-) 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkını haizdir.
… re, davalı şirketin hesabına bankaca aktarılan kredinin kendisince kullanılmadığına dair davaya cevabındaki iddiası dışında herhangi bir yazılı belge kayıt ve delil «ibraz» etmediği, «ticari defterlerinde» bu iddiasını doğrulayacak kayıt ve delil bulunmadığı, davacının borcu ödediklerini banka dekontu ve kayıtlarıyla ispatladıkları, sözleşmede «kefil» sıfatı bulunan davacıların asıl borçlu adına borcu ödemeleri nedeniyle asıl borçlu davalı şirket ve «müteselsil kefil» davalı ...'ten talep hakkının doğduğu, davalı asıl borçlu ve müteselsil kefilin kendi aralarındaki rucu ilişkisi kapsamında ödeme yapan davacı kefillerin bankaya ödediği tutarı davacılara ödeme yükümlülüklerinin bulunduğu, davacı tarafın alacağını ispatladığı, davalı tarafın karşı iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 103.516,05 TL'nin 26/09/2008 tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefil · ticari defter · yasal faiz · ibraz · e-defter
Benzer bu kararda… re, davalı şirketin hesabına bankaca aktarılan kredinin kendisince kullanılmadığına dair davaya cevabındaki iddiası dışında herhangi bir yazılı belge kayıt ve delil «ibraz» etmediği, «ticari defterlerinde» bu iddiasını doğrulayacak kayıt ve delil bulunmadığı, davacının borcu ödediklerini banka dekontu ve kayıtlarıyla ispatladıkları, sözleşmede «kefil» sıfatı bulunan davacıların asıl borçlu adına borcu ödemeleri nedeniyle asıl borçlu davalı şirket ve «müteselsil kefil» davalı ...'ten talep hakkının doğduğu, davalı asıl borçlu ve müteselsil kefilin kendi aralarındaki rucu ilişkisi kapsamında ödeme yapan davacı kefillerin bankaya ödediği tutarı davacılara ödeme yükümlülüklerinin bulunduğu, davacı tarafın alacağını ispatladığı, davalı tarafın karşı iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 103.516,05 TL'nin 26/09/2008 tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3571 E. 2017/5685 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · tasfiye memuru · yargılama gideri · ek tasfiye · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda7.İş Mahkemesinin 2010/146 esas sayılı dosyasında şirketin «temsili» maksadı ile ihyasına” karar verilmiş olup, hüküm Dairemizce “davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, yazılı şekilde «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılması ve «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmediği” gerekçesiyle bozulmuştur.
Kararı, davacı ve davalı «tasfiye memuru» vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı «tasfiye memuru» vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14970 E. , 2013/15088 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.12.2011 tarih ve 2010/431-2011/674 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ve davalının Ömürcan Gıda Dağıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin ortaklarından olduğunu, ayrıca davalının bu şirketin sorumlu müdürü olduğunu, şirketin İş Bankası'ndan kredi aldığını ve bu krediye şirket ortakları olan müvekkilleri ile ..., ...'nun şahsi olarak kefil olduklarını, çekilen bu kredinin geri ödenmesinin şirket tarafından yapılmadığını, bu nedenle şirkete ve şirket kefillerine İş Bankası ... Şubesi'nce ...
1. Noterliği'nin 05/01/2010 tarih ve 0118 yevmiye numara ile ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin borcun 28.206,00 TL'sini ödemeye mecbur kaldığını, davalının müteselsil sorumluluğundan ve şahsi kefilliğinden dolayı payı oranında sorumlu olduğu, tahsil için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı davayı kabul etmediğini, görev süresince İş Bankası'ndan şirket için kredi çekildiğini ve kefil olduğunu, borcun kişisel borcu olmadığını, varsa alacağın şirketten tahsilinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ve davalının Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin hissedarları oldukları, davacı borçlunun şirket kefili olarak tüm borcu icra tehditi ihtimalinin önüne geçmek maksadıyla ödediği, davacının ödemiş olduğu borcun davalının değil Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin borcu olup limited şirketlerde hissedarların şirket borçlarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı, Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin tüzel kişiliğinin takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının şirket adına yaptığı ödemeleri yine şirketten talep edebileceği, yaptığı ödeme sebebiyle davalıya hissedar veya kefil oluşu sebebiyle rücü edemeyeceği, bu haliyle davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı dava dilekçesinde tarafların ortak olduğu Ömürcan Gıda Dağıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin borcuna hem kendisinin hem davalının kefil olduğunu, kendisinin müteselsil borçluluk dolayısıyla payına düşenden fazlasını ödediği bedel için icra takibine başladığını belirterek itiraz üzerine iş bu davayı açmıştır.
Mahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının kefil olması sebebiyle dahi rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine rücu hakkı olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir. Bu itibarla mahkeme kararındaki, davalının kefil olması sebebiyle payından fazla ödeme yapan davacının davalıya rücu edemeyeceği gerekçesi yerinde değildir.
Bu durumda tarafların imzaladıkları kefalet sözleşmesi getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise rücu hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/731157500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz