İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3672 E. 2014/11119 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücu davası↗ rücu hakkı↗ şirket müdürü↗ ticari defter kayıtları↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cy/cy şerhi↗ rücu↗ tüzel kişilik↗ kefil↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ ticari defter↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca; davacı ve davalının Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin hissedarları oldukları, davacı borçlunun şirket kefili olarak borcun bir kısmını icra tehditi ihtimalinin önüne geçmek maksadıyla ödediği, davacının ödemiş olduğu borcun davalının değil Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin borcu olup, limited şirketlerde hissedarların şirket borçlarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı, Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin tüzel kişiliğinin takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının aynı zamanda şirket müdürü olmasından ötürü şirket borcu sebebiyle yaptığı ödemelerin, aksi ispat edilmedikçe şirket adına yapıldığının kabulünün gerektiği; somut olayda da, yapılan tüm ödeme belgerinde davacının ismi yazılmakla birlikte bu ödemelerin kefil sıfatıyla yapıldığına ilişkin herhangi bir izahat veya şerh yer almadığı; bu sebeple bilirkişinin görüşüne katılınamayacağı, bu haliyle davacının yapmış olduğu ödemeleri rücü edemeyeceği ve davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı asıl borçlunun bankaya olan borcunun davacı kefil tarafından ödenmesinden sonra diğer kefil aleyhine açtığı rücu davası olup,mahkemece ;davacının dava dışı asıl borçlu Ö.. Gıda Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti'nin müdürü olduğu,bu nedenle ödemeleri şirket adına yaptığı, bu nedenle de asıl borçlu şirketin ödeme yaptığının kabulünün gerektiği, davacının bu durumun aksini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; davacı, davadaki bütün beyanlarında, dava dışı asıl borçlu şirketin borcunu kefil olması sıfatıyla kendisinin ödediğini, şirket kayıtlarında da bu borcun şirketin parasıyla ödendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, kayıtlar incelendiği takdirde bu durumun anlaşılacağını iddia etmiştir. Bu durumda mahkemece, dava dışı asıl borçlu Ö.. Gıda Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtları celp edilerek dava konusu ödemelerin şirket kasasından yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, yapılan inceleme sonucu kredi borcuna ilişkin davacı ödemelerinin şirket kasasından yapıldığının anlaşılması halinde davacının davalıya rücu edemeyeceği; fakat ödemelerin şirket kasasından yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kez dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine rücu hakkı olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğuna dair hükümler gereğince davacının davalıya rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14970 E. 2013/15088 K.
Ortak:rücu hakkı · rücu · tüzel kişilik · kefil · limited şirket · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaŞti'nin «tüzel kişiliğinin» takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının aynı zamanda «şirket müdürü» olmasından ötürü şirket borcu sebebiyle yaptığı ödemelerin, aksi ispat edilmedikçe şirket adına yapıldığının kabulünün gerektiği; somut olayda da, yapılan tüm ödeme belgerinde davacının ismi yazılmakla birlikte bu ödemelerin «kefil» sıfatıyla yapıldığına ilişkin herhangi bir izahat veya «şerh» yer almadığı; bu sebeple bilirkişinin görüşüne katılınamayacağı, bu haliyle davacının yapmış olduğu ödemeleri rücü edemeyeceği ve davalının takibe karşı ileri sürd …
Dava, dava dışı asıl borçlunun bankaya olan borcunun davacı «kefil» tarafından ödenmesinden sonra diğer kefil aleyhine açtığı «rücu davası» olup,mahkemece ;davacının dava dışı asıl borçlu Ö..
Şti.'nin «ticari defter» ve kayıtları celp edilerek dava konusu ödemelerin şirket kasasından yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, yapılan inceleme sonucu kredi borcuna ilişkin davacı ödemelerinin şirket kasasından yapıldığının anlaşılması halinde davacının davalıya «rücu» edemeyeceği; fakat ödemelerin şirket kasasından yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kez dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğuna dair hükümler gereğince davacının davalıya rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının «kefil» olması sebebiyle dahi «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şti'nin «tüzel kişiliğinin» takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının şirket adına yaptığı ödemeleri yine şirketten talep edebileceği, yaptığı ödeme sebebiyle davalıya hissedar veya «kefil» oluşu sebebiyle rücü edemeyeceği, bu haliyle davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet sözleşmesi · kefalet
Benzer bu karardaBu durumda tarafların imzaladıkları «kefalet sözleşmesi» getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise «rücu hakkının» bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17938 E. 2015/3064 K.
Ortak:rücu hakkı · rücu · kefil · eksik inceleme · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaŞti.'nin «ticari defter» ve kayıtları celp edilerek dava konusu ödemelerin şirket kasasından yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, yapılan inceleme sonucu kredi borcuna ilişkin davacı ödemelerinin şirket kasasından yapıldığının anlaşılması halinde davacının davalıya «rücu» edemeyeceği; fakat ödemelerin şirket kasasından yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kez dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğuna dair hükümler gereğince davacının davalıya rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, dava dışı asıl borçlunun bankaya olan borcunun davacı «kefil» tarafından ödenmesinden sonra diğer kefil aleyhine açtığı «rücu davası» olup,mahkemece ;davacının dava dışı asıl borçlu Ö..
Şti'nin hissedarları oldukları, davacı borçlunun şirket «kefili» olarak borcun bir kısmını icra tehditi ihtimalinin önüne geçmek maksadıyla ödediği, davacının ödemiş olduğu borcun davalının değil Ö..
Benzer bu kararda… lı Borçlar Kanunu 146. maddesine göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğu, «kefalet sözleşmesi» kapsamına göre davacının rücu talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının ....İcra Müdürlüğünün 2010/1598 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40'na tekabül eden 2.933,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «ticari kredi sözleşmesinin» «kefillerinin» birbirine rücusuna ilişkin olup, mahkemece «kefalet sözleşmesine» göre davacının «rücu» talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara «rücu hakkını» haizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · kefalet sözleşmesi · ticari kredi · kefalet · kredi sözleşmesi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaDava, «ticari kredi sözleşmesinin» «kefillerinin» birbirine rücusuna ilişkin olup, mahkemece «kefalet sözleşmesine» göre davacının «rücu» talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… lı Borçlar Kanunu 146. maddesine göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğu, «kefalet sözleşmesi» kapsamına göre davacının rücu talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının ....İcra Müdürlüğünün 2010/1598 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40'na tekabül eden 2.933,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5609 E. 2017/3124 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaŞti.'nin «ticari defter» ve kayıtları celp edilerek dava konusu ödemelerin şirket kasasından yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, yapılan inceleme sonucu kredi borcuna ilişkin davacı ödemelerinin şirket kasasından yapıldığının anlaşılması halinde davacının davalıya «rücu» edemeyeceği; fakat ödemelerin şirket kasasından yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kez dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğuna dair hükümler gereğince davacının davalıya rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin, dava tarihi itibari ile davalıdan herhangi bir alacağının olmadığı, aksine davalının, davacı şirketten 813,93 TL alacaklı olduğunun davacı şirket «defterleri» ve davalı tarafından sunulan ödeme belgeleri ile anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… inde bulunan paradan mı ödendiğini iddia ettiği hususları açıklattırılmalı, davacı tarafından bu paranın şirket kasasından ödendiğinin iddia edilmesi halinde şirket «defter» ve kayıtlarının incelenerek bu şekilde bir çıkış olup olmadığının, yapılan bu ödemenin davalının şirkete olan borcundan «mahsup» edilip edilemeyeceğinin tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmişt …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahsup · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaDava, şirket alacağının, şirket ortağı ve yöneticisi olan davalıdan tahsili istemine ilişkin olup 17.090 TL'nin ödendiği «uyuşmazlık konusu» değildir.
Ancak bu ödemenin davalı tarafından mı yoksa şirket tarafından mı yapıldığı, dolayısıyla davalının şirkete olan borcundan «mahsup» edilip edilemeyeceği taraflar arasında ihtilaflıdır.
… inde bulunan paradan mı ödendiğini iddia ettiği hususları açıklattırılmalı, davacı tarafından bu paranın şirket kasasından ödendiğinin iddia edilmesi halinde şirket «defter» ve kayıtlarının incelenerek bu şekilde bir çıkış olup olmadığının, yapılan bu ödemenin davalının şirkete olan borcundan «mahsup» edilip edilemeyeceğinin tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmişt …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3571 E. 2017/5685 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · tasfiye memuru · yargılama gideri · ek tasfiye · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda7.İş Mahkemesinin 2010/146 esas sayılı dosyasında şirketin «temsili» maksadı ile ihyasına” karar verilmiş olup, hüküm Dairemizce “davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, yazılı şekilde «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılması ve «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmediği” gerekçesiyle bozulmuştur.
Kararı, davacı ve davalı «tasfiye memuru» vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı «tasfiye memuru» vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3672 E. , 2014/11119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KADİRLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/02/2013
NUMARASI 2011/485-2013/59
Taraflar arasında görülen davada Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.02.2013 tarih ve 2011/485-2013/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ve davalının dava dışı Ö.. Gıda Dağıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin ortaklarından olduğunu, şirketin İş Bankası'ndan kredi aldığını ve bu krediye şirket ortakları olan müvekkilli ile davalı ve dava dışı O.. U..'ın şahsi olarak kefil olduklarını, çekilen bu kredinin geri ödenmesinin şirket tarafından yapılmadığını, bu nedenle şirkete ve şirket kefillerine İş […]. Şubesi'nce ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin borcun bir kısmını ödemeye mecbur kaldığını, davalının müteselsil sorumluluğundan ve şahsi kefilliğinden dolayı payı oranında sorumlu olduğunu, müvekkilinin payına düşen kısım dışında kalan 14.520,30 TL'nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davayı kabul etmediğini, görev yaptığı süre içerisinde İş Bankası'ndan şirket için kredi çekildiğini ve bu krediye kefil olduğunu, borcun kişisel borcu olmadığını, varsa alacağın şirketten tahsilinin gerektiğini, bununla beraber davacının yaptığı ödemenin şirkete ait parayla yapıldığını, davacının şirketin mesul müdürü olarak şirket adına borcu kapattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca; davacı ve davalının Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin hissedarları oldukları, davacı borçlunun şirket kefili olarak borcun bir kısmını icra tehditi ihtimalinin önüne geçmek maksadıyla ödediği, davacının ödemiş olduğu borcun davalının değil Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin borcu olup, limited şirketlerde hissedarların şirket borçlarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı, Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti'nin tüzel kişiliğinin takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının aynı zamanda şirket müdürü olmasından ötürü şirket borcu sebebiyle yaptığı ödemelerin, aksi ispat edilmedikçe şirket adına yapıldığının kabulünün gerektiği;
somut olayda da, yapılan tüm ödeme belgerinde davacının ismi yazılmakla birlikte bu ödemelerin kefil sıfatıyla yapıldığına ilişkin herhangi bir izahat veya şerh yer almadığı; bu sebeple bilirkişinin görüşüne katılınamayacağı, bu haliyle davacının yapmış olduğu ödemeleri rücü edemeyeceği ve davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı asıl borçlunun bankaya olan borcunun davacı kefil tarafından ödenmesinden sonra diğer kefil aleyhine açtığı rücu davası olup,mahkemece ;davacının dava dışı asıl borçlu Ö.. Gıda Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti'nin müdürü olduğu,bu nedenle ödemeleri şirket adına yaptığı, bu nedenle de asıl borçlu şirketin ödeme yaptığının kabulünün gerektiği, davacının bu durumun aksini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; davacı, davadaki bütün beyanlarında, dava dışı asıl borçlu şirketin borcunu kefil olması sıfatıyla kendisinin ödediğini, şirket kayıtlarında da bu borcun şirketin parasıyla ödendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, kayıtlar incelendiği takdirde bu durumun anlaşılacağını iddia etmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava dışı asıl borçlu Ö.. Gıda Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtları celp edilerek dava konusu ödemelerin şirket kasasından yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, yapılan inceleme sonucu kredi borcuna ilişkin davacı ödemelerinin şirket kasasından yapıldığının anlaşılması halinde davacının davalıya rücu edemeyeceği; fakat ödemelerin şirket kasasından yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kez dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine rücu hakkı olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğuna dair hükümler gereğince davacının davalıya rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102097500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz