İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5099 E. 2021/4421 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücu hakkı↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ rücuen tahsil↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ rücu↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ kefil↗ limited şirket↗ kâr payı↗ kredi sözleşmesi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler limited şirket olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının kefaletinin bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda rücu edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar asıl ve birleşen davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar genel kredi sözleşmesinde müşterek müteselsil kefil olan davacının kefalet nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
818 sayılı BK’nın 488. maddesi (6098 sayılı TBK’nun 587. maddesi) “Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.
Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. ’’şeklindedir. Ancak dosyada mevcut genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde taraflar dışında müteselsil kefillerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı ancak herbir kefilden ödediği miktarın kefil sayısına bölünmesi ile bulunacak miktar kadar rücuen tahsil talebinde bulunabilecektir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve mahkemece bu konuda hiç bir değerlendirme yapılmamış ve genel kredi sözleşmelerinde davacı ve davalı dışında müteselsil kefillerin bulunduğu dikkate alınmamıştır.
Mahkemece, genel kredi sözleşmelerindeki dava dışı 3. kişi bankaların gerçek alacak miktarlarının tespit edilerek, davacının alacak miktarından fazla ödeme yapıp yapmadığıda nazara alınarak davalı aleyhine başlatılan herbir icra dosyadasında ki takip alacağına konu genel kredi sözleşmesinde bulunan kefil sayısına göre davacının ödediği miktarın kefil sayısına bölünmek suretiyle davalının, davacıya kendi payına düşen ödemekle yükümlü olduğu borç miktarının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17723 E. 2014/19442 K.
Ortak:rücu hakkı · müteselsil kefil · kefalet · rücu · kefil · kâr payı · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler «limited şirket» olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının «kefaletinin» bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda «rücu» edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar «genel kredi sözleşmesinde» müşterek «müteselsil kefil» olan davacının «kefalet» nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen «kefil», kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı «rücu hakkına» sahiptir. ’’şeklindedir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 587. ve 596. maddeleri (818 sayılı BK'nın 488. ve 496. maddeleri) birlikte «kefalet» ve «kefilin» «rücu hakkına» ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Buna göre; birden çok kişi, aynı borca birlikte «kefil» oldukları takdirde, her biri kendi «payı» için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak, borçluyla birlikte veya kendi aralarında «müteselsil kefil» olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olacaktır.
Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen «kefil», kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı «rücu hakkına» sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · rücuen alacak · hesap kat · alacak davası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava, kredi borcuna «kefaleti» nedeniyle hakkında yapılan icra takibi kapsamında borcun tamamını ödeyen «kefilin» asıl borçlu ve diğer kefillere karşı açtığı «rücuen alacak davası» niteliğindedir.
Bu durumda borcun tamamını ödeyen davacı- «kefilin» alacaklının haklarına halef olduğu ve asıl borçlu ile diğer kefillere «rücu» edebileceğinin kabülü gerekirken, mahkemece asıl borçlunun borcu «kabul beyanı» nedeniyle artık kefillere gidilemeyeceği şeklinde sonuca varılması hukuka aykırı olup; diğer kefillerin de sorumluluğunun söz konusu olduğu, sorumluluklarının tayini için «kredi sözleşmelerinin» incelenmesi gerektiği, «hesap kat» ihtarında bahsi geçen Tarımsal Üretim Kredisinin de dosyaya celbi ile yapılacak inceleme ve değerlendirmeye göre kefillerin sorumluluklarının tayin ve tespiti gere …
T..'in davacının açtığı alacak davasını kabul ettiği, kabul nedeniyle diğer davalıların borcunun da «son» bulduğu gerekçesiyle davalılar Z..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler «limited şirket» olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının «kefaletinin» bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda «rücu» edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar «genel kredi sözleşmesinde» müşterek «müteselsil kefil» olan davacının «kefalet» nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Borçluyla birlikte veya kendi aralarında «müteselsil kefil» olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Talep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5099 E. , 2021/4421 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 07.05.2019 tarih ve 2016/344-2019/419 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, tarafların ... Moda Giyim Ltd. Şti., ... Trend Giyim İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve de ... Prekande Tic. Ltd. şirketlerinin hissedarı olduklarını, şirketlerin bankalarla imzaladığı genel kredi sözleşmelerini tarafların müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bankanın ihtarına binaen davacının değişik tarihlerde kefil olduğu kredi borcunu şahsen ödediğini, davalı aleyhine şirketteki hissesi oranında (% 40) rucu alacağının tahsili için başlatılan icra takiplerine davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davacının genel bir ifade ile şirket borcunu ödediğini, ancak hangi şirketin hangi kredi sözleşmesi gereği borcunu ödediğini açık ve net olarak belirtmediğini, davacının rücuen alacak için icra takibi yapmasının yasal olarak mümkün olmadığını, zira şirket ortaklarının Türk Hukukuna göre limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu olmadığını, ortakların sorumluluğunun sadece ortaklığa karşı olduğunu ve esas sermaye payı ile sınırlı olduğunu, davalının dava dışı şirket borcundan şahsen sorumlu tutulamayacağını bu nedenle davacının şirket tüzel kişiliğinden bu alacağı talep etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler limited şirket olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının kefaletinin bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda rücu edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar asıl ve birleşen davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar genel kredi sözleşmesinde müşterek müteselsil kefil olan davacının kefalet nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
818 sayılı BK’nın 488. maddesi (6098 sayılı TBK’nun 587. maddesi) “Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.
Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. ’’şeklindedir. Ancak dosyada mevcut genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde taraflar dışında müteselsil kefillerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı ancak herbir kefilden ödediği miktarın kefil sayısına bölünmesi ile bulunacak miktar kadar rücuen tahsil talebinde bulunabilecektir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve mahkemece bu konuda hiç bir değerlendirme yapılmamış ve genel kredi sözleşmelerinde davacı ve davalı dışında müteselsil kefillerin bulunduğu dikkate alınmamıştır.
Mahkemece, genel kredi sözleşmelerindeki dava dışı 3. kişi bankaların gerçek alacak miktarlarının tespit edilerek, davacının alacak miktarından fazla ödeme yapıp yapmadığıda nazara alınarak davalı aleyhine başlatılan herbir icra dosyadasında ki takip alacağına konu genel kredi sözleşmesinde bulunan kefil sayısına göre davacının ödediği miktarın kefil sayısına bölünmek suretiyle davalının, davacıya kendi payına düşen ödemekle yükümlü olduğu borç miktarının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670630500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz