Rücuen Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8829 E. 2014/19454 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ virman↗ rücu hakkı↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ rücu↗ kefil↗ kâr payı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, ticari bir borca kefalette karinenin müteselsil kefalet, birlikte kefalette de müteselsil birlikte kefaletin kabul edildiği, müteselsil birlikte kefalette birlikte kefillerden birinin alacaklıya kefalet borcunu ödemesi durumunda, payına düşenden fazlasını ödemiş olan birlikte müteselsil kefilin, diğer birlikte müteselsil kefile BK md.488/2.cümle gereği rücu hakkını haiz olduğu, birlikte kefiller arasındaki iç ilişkide müteselsil kefalet hükmü cereyan etmediğinden, her bir birlikte müteselsil kefilin diğerine, kendi payından fazla ödediği kısım için, ancak onun payı oranında rücu edebileceği, kredi veren kuruluşlar bakımından verilmiş olan kredinin kimin tarafından ödenmiş olduğunun hukuken bir öneminin olmadığı, hukuken ödeme borcu altında olmadığı halde ödemede bulunan dava dışı kişilerin, davacı ile olan yakınlıkları-ortaklıkları dikkate alındığında davacının içinde bulunduğu hukuki ilişkiyi bilerek ve davacının menfaati için ödemede bulunmuş olmalarının kabul edilebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile 100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı R.. A.Ş. tarafından kullanılan ve tarafların müteselsil kefil oldukları kredi borçları kapsamında, alacaklıya müteselsil kefalet nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden payı oranında tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava dışı M. Ç.i virman talimatında açıkca ''nezdinizdeki mevduat hesabımdan 1.016.333 USD'nin R.. Paz. San. ve Tic. A.Ş'nin 10/[…]./R.. Pazarlama referanslı 1.000.000 USD tutarındaki kredisinin faiziyle birlikte kapatılması için virmanın yapılmasını rica ederim'' şeklinde beyanda bulunmuş olmakla, artık bu açık talimatın varlığı karşısında, ödemenin asıl borçlu şirketin borcu için yapıldığının kabulü gerekirken, dava dışı M. Ç..i'nin virmanın kredi borcu kefili davalı R.. Ç.. adına ve hesabına ödendiği yönündeki 26.05.2011 tarihli yazılı beyanına itibar edilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14970 E. 2013/15088 K.
Ortak:rücu hakkı · kefalet · rücu · kefil
İncelediğiniz karardaMahkemece, ticari bir borca «kefalette» karinenin «müteselsil kefalet», birlikte kefalette de müteselsil birlikte kefaletin kabul edildiği, müteselsil birlikte kefalette birlikte kefillerden birinin alacaklıya kefalet borcunu ödemesi durumunda, payına düşenden fazlasını ödemiş olan birlikte «müteselsil kefilin», diğer birlikte müteselsil kefile BK md.488/2.cümle gereği «rücu hakkını» haiz olduğu, birlikte kefiller arasındaki iç ilişkide müteselsil kefalet hükmü cereyan etmediğinden, her bir birlikte müteselsil kefilin diğerine, kendi payından fazla ödediği kısım için, ancak onun «payı» oranında rücu edebileceği, kredi veren kuruluşlar bakımından verilmiş olan kredinin kimin tarafından ödenmiş olduğunun hukuken bir öneminin olmadığı, hukuken ödeme …
A.Ş. tarafından kullanılan ve tarafların «müteselsil kefil» oldukları kredi borçları kapsamında, alacaklıya «müteselsil kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden «payı» oranında tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava dışı M.
Ç..i'nin virmanın kredi borcu «kefili» davalı R..
Benzer bu karardaMahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının «kefil» olması sebebiyle dahi «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda tarafların imzaladıkları «kefalet sözleşmesi» getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise «rücu hakkının» bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet sözleşmesi · tüzel kişilik · limited şirket
Benzer bu karardaŞti'nin borcu olup «limited şirketlerde» hissedarların şirket borçlarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı, Ömürcan Gıda Dağ.
Şti'nin «tüzel kişiliğinin» takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının şirket adına yaptığı ödemeleri yine şirketten talep edebileceği, yaptığı ödeme sebebiyle davalıya hissedar veya «kefil» oluşu sebebiyle rücü edemeyeceği, bu haliyle davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda tarafların imzaladıkları «kefalet sözleşmesi» getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise «rücu hakkının» bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4073 E. 2015/1633 K.
Ortak:virman
İncelediğiniz karardaÇ.i «virman» talimatında açıkca ''nezdinizdeki mevduat hesabımdan 1.016.333 USD'nin R..
Benzer bu kararda… iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait döviz hesabından davacının talimatı olmaksızın dava dışı ...'ye ait hesaba 14.658 USD'nin «virmanlandığı», davalı bankanın davacının sözlü ya da yazılı talimat verdiğini kanıtlayamadığı, davacı dava dışı ... ve ...'nin ortaklarından olsa dahi şahsi tasarruf hesabının ortağı olduğu şirketlerle ilgisinin bulunmadığı, davacıya ait hesaptan dava dışı gerçek veya tüzel kişilere «havale» veya virman yapılabilmesi için davacının yazılı talimatı olması gerektiği, davalı bankanın yaptığı virmanın yasalara, bankacılık usul ve «teamüllerine» aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teamül · havale · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait döviz hesabından davacının talimatı olmaksızın dava dışı ...'ye ait hesaba 14.658 USD'nin «virmanlandığı», davalı bankanın davacının sözlü ya da yazılı talimat verdiğini kanıtlayamadığı, davacı dava dışı ... ve ...'nin ortaklarından olsa dahi şahsi tasarruf hesabının ortağı olduğu şirketlerle ilgisinin bulunmadığı, davacıya ait hesaptan dava dışı gerçek veya tüzel kişilere «havale» veya virman yapılabilmesi için davacının yazılı talimatı olması gerektiği, davalı bankanın yaptığı virmanın yasalara, bankacılık usul ve «teamüllerine» aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya arasına alınan davalı bankanın teftiş raporu incelendiğinde davacının hesap hareketlerini gösterir tabloda dava konusu işlem tarihinden sonra 31.03.2010 tarihinde davacı hesabına para giriş çıkışı olduğu, yine 22.06.2010 tarihinde işlem «kaydı» olduğu görülmektedir.
… ani 10.02.2010 tarihli işlemlerden sonra davacının hesabında işlem yapıp yapmadığı, yapıldı ise sonraki tarihli bu işlemler nazara alındığında davacının dava konusu «havale» işleminden haberdar olup dava konusu işlemi benimsediği anlamına gelip gelmeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5099 E. 2021/4421 K.
Ortak:rücu hakkı · müteselsil kefil · kefalet · rücu · kefil · kâr payı
İncelediğiniz karardaMahkemece, ticari bir borca «kefalette» karinenin «müteselsil kefalet», birlikte kefalette de müteselsil birlikte kefaletin kabul edildiği, müteselsil birlikte kefalette birlikte kefillerden birinin alacaklıya kefalet borcunu ödemesi durumunda, payına düşenden fazlasını ödemiş olan birlikte «müteselsil kefilin», diğer birlikte müteselsil kefile BK md.488/2.cümle gereği «rücu hakkını» haiz olduğu, birlikte kefiller arasındaki iç ilişkide müteselsil kefalet hükmü cereyan etmediğinden, her bir birlikte müteselsil kefilin diğerine, kendi payından fazla ödediği kısım için, ancak onun «payı» oranında rücu edebileceği, kredi veren kuruluşlar bakımından verilmiş olan kredinin kimin tarafından ödenmiş olduğunun hukuken bir öneminin olmadığı, hukuken ödeme …
A.Ş. tarafından kullanılan ve tarafların «müteselsil kefil» oldukları kredi borçları kapsamında, alacaklıya «müteselsil kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden «payı» oranında tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava dışı M.
Ç..i'nin virmanın kredi borcu «kefili» davalı R..
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler «limited şirket» olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının «kefaletinin» bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda «rücu» edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar «genel kredi sözleşmesinde» müşterek «müteselsil kefil» olan davacının «kefalet» nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen «kefil», kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı «rücu hakkına» sahiptir. ’’şeklindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · genel kredi sözleşmesi · limited şirket · kredi sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler «limited şirket» olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının «kefaletinin» bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda «rücu» edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, «genel kredi sözleşmelerindeki» dava dışı 3. kişi bankaların gerçek alacak miktarlarının tespit edilerek, davacının alacak miktarından fazla ödeme yapıp yapmadığıda nazara alınarak davalı aleyhine başlatılan herbir icra dosyadasında ki takip alacağına konu genel kredi sözleşmesinde bulunan «kefil» sayısına göre davacının ödediği miktarın kefil sayısına bölünmek suretiyle davalının, davacıya kendi payına düşen ödemekle yükümlü olduğu borç miktarının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Asıl ve birleşen davalar «genel kredi sözleşmesinde» müşterek «müteselsil kefil» olan davacının «kefalet» nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Ancak dosyada mevcut «genel kredi sözleşmeleri» incelendiğinde taraflar dışında müteselsil kefillerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5669 E. 2015/12295 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile 13.016,58 TL alacağın 14/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair kararın davalılar vekillerince temyizi üzerine Dairemizce davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı banka vekili ve «feri müdahil» vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/8829 E. , 2014/19454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 36. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/02/2013
NUMARASI 2011/26-2013/36
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 36. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/02/2013 tarih ve 2011/26-2013/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı R.. Pazarlama A.Ş'nin hissedarı, davalının da mali ve idari işlerden sorumlu murahhas yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olduğunu, R. A.Ş. tarafından kullanılan ve müvekkili ile davalının müteseselsil kefili oldukları kredi borçları kapsamında, dava dışı muhtelif bankalara müteselsil kefalet nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden payı oranında tahsili gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL’nin bankaların uyguladığı en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacının R..Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. isimli şirketin %50'şer nispetinde ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduklarını, müvekkilinin tek başına imza yetkisinin bulunmadığını, ceza yargılamasında beraat ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, ticari bir borca kefalette karinenin müteselsil kefalet, birlikte kefalette de müteselsil birlikte kefaletin kabul edildiği, müteselsil birlikte kefalette birlikte kefillerden birinin alacaklıya kefalet borcunu ödemesi durumunda, payına düşenden fazlasını ödemiş olan birlikte müteselsil kefilin, diğer birlikte müteselsil kefile BK md.488/2.cümle gereği rücu hakkını haiz olduğu, birlikte kefiller arasındaki iç ilişkide müteselsil kefalet hükmü cereyan etmediğinden, her bir birlikte müteselsil kefilin diğerine, kendi payından fazla ödediği kısım için, ancak onun payı oranında rücu edebileceği, kredi veren kuruluşlar bakımından verilmiş olan kredinin kimin tarafından ödenmiş olduğunun hukuken bir öneminin olmadığı, hukuken ödeme borcu altında olmadığı halde ödemede bulunan dava dışı kişilerin, davacı ile olan yakınlıkları-ortaklıkları dikkate alındığında davacının içinde bulunduğu hukuki ilişkiyi bilerek ve davacının menfaati için ödemede bulunmuş olmalarının kabul edilebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile 100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı R.. A.Ş. tarafından kullanılan ve tarafların müteselsil kefil oldukları kredi borçları kapsamında, alacaklıya müteselsil kefalet nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden payı oranında tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava dışı M. Ç.i virman talimatında açıkca ''nezdinizdeki mevduat hesabımdan 1.016.333 USD'nin R.. Paz. San. ve Tic. A.Ş'nin 10/[…]./R.. Pazarlama referanslı 1.000.000 USD tutarındaki kredisinin faiziyle birlikte kapatılması için virmanın yapılmasını rica ederim'' şeklinde beyanda bulunmuş olmakla, artık bu açık talimatın varlığı karşısında, ödemenin asıl borçlu şirketin borcu için yapıldığının kabulü gerekirken, dava dışı M.
Ç..i'nin virmanın kredi borcu kefili davalı R.. Ç.. adına ve hesabına ödendiği yönündeki 26.05.2011 tarihli yazılı beyanına itibar edilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102140500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz