Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4270 E. 2019/5670 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ hmk 150↗ el koyma↗ illiyet bağı↗ davanın açılmamış sayılması↗ şirket zararı↗ açılmamış sayılma↗ tmsf↗ haksız fiil↗ ticari defter↗ yönetim kurulu kararı↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin zararının varlığı şirket ticari defterleri ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi ibraz etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin haksız fiil tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ..,... ve ...vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçinin davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. Davacı, şirket kasasındaki mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Uzan Grubu şirketlerinden olan Global Digital İletişim A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmemiş, kasa açığı bulunduğuna dair belirleme TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürülmüştür. Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki illiyet bağının da kurulması gerekirken, kasa açığının el koyma anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8022 E. 2022/8955 K.
Ortak:kasa açığı · el koyma · illiyet bağı · yönetim kurulu kararı · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz karardaKasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak «kasa açığının» hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerekirken, kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulam …
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «şirketin zararının» varlığı şirket «ticari defterleri» ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi «ibraz» etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin «haksız fiil» tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine ka …
Uzan Grubu şirketlerinden olan Global Digital İletişim A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmemiş, «kasa açığı» bulunduğuna dair belirleme TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «yönetim kurulu» üyeleri ..., ..., ... ile denetim kurulu üyesi ... yönünden, davacı şirketin 13.02.2004 tarihinde yapılan kasa sayımında belirlenen 339.726,88 TL açığının, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak hangi tarihte oluştuğunun tespitinin mümkün olmadığı, zarar ile davalı sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulamadığı, «kasa açığının» davacı şirkete el «koyma» anında mevcut olduğunun tespit edilemediği, bu nedenle mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/619 E. 2025/1506 K.
Ortak:kasa açığı · el koyma · illiyet bağı · davanın açılmamış sayılması · şirket zararı · açılmamış sayılma · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «şirketin zararının» varlığı şirket «ticari defterleri» ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi «ibraz» etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin «haksız fiil» tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine ka …
Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak «kasa açığının» hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerekirken, kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulam …
Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçinin davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Benzer bu kararda… dan el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmediği, «kasa açığı» bulunduğuna dair belirlemenin TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürüldüğü, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerektiği, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerektiği kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususunun tespit edilemediği ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağının kurulamadığı, bu nedenle mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı, davalılardan ...'ın ortak, «yönetim kurulu» üyesi ve denetçi olmadığı gibi, şirkette de muhasebe ve finansman ile ilgili bir görevi bulunmadığı ve şirket çalışanı olmadığından kasa açığına ilişkin «şirketi zarara» uğratan bir eylem ve işlemi iddia ve ispat edilmediğinden anılan davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davalılardan ...'ın, TMSF tarafından el konulan ...
A.Ş.’de şirket ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi sıfatı bulunmadığı, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesinin ... olduğu ve anılan davalıyla ilgisi bulunmadığı anlaşılmakla adı geçen davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacı şirkette yönetim kurulu üyesi ve/veya pay sahibi ya da şirkette dava konusu apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmiş/«görevlendirilmiş» olmayan diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ... ...'ın dava açılmadan önce vefat ettiği anlaşılmakla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden ise davacılar vekilinin davayı takip etmediği, adı geçenler yönünden yasal 3 aylık süresinin dolduğu ve bu davalılar yönünden «davanın yenilenmediği» anlaşılmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... ...'ın dava açılmadan önce öldüğü a …
A.Ş.'nin «taahhüt» edilen toplam sermayesinin 500.000,00 TL olduğu, dava dayanağı denetim raporunda saptanan «kasa açığının» toplam 402.741,46 TL olduğu, kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000,00 TL’sinin şirket ortaklarınca 24.01.2003 tarihinde şirket kasasına ödendiği şekilde kayıtlanan apel ödemesinden kaynaklandığı, davacının dayandığı denetim raporunda kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000,00 TL’sinin apel ödemesinden kaynaklandığı belirtilmesine rağmen davacının davasını 500.000,00 TL olarak «ıslah» ettiği, Yargıtay bozma ilamında da ifade edildiği üzere ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın yenilenmesi · yenileme · temlik · ıslah · taahhütname · vekalet ücreti · görevli mahkeme
Benzer bu karardaA.Ş.’de şirket ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi sıfatı bulunmadığı, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesinin ... olduğu ve anılan davalıyla ilgisi bulunmadığı anlaşılmakla adı geçen davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacı şirkette yönetim kurulu üyesi ve/veya pay sahibi ya da şirkette dava konusu apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmiş/«görevlendirilmiş» olmayan diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ... ...'ın dava açılmadan önce vefat ettiği anlaşılmakla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden ise davacılar vekilinin davayı takip etmediği, adı geçenler yönünden yasal 3 aylık süresinin dolduğu ve bu davalılar yönünden «davanın yenilenmediği» anlaşılmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... ...'ın dava açılmadan önce öldüğü a …
A.Ş.'nin «taahhüt» edilen toplam sermayesinin 500.000,00 TL olduğu, dava dayanağı denetim raporunda saptanan «kasa açığının» toplam 402.741,46 TL olduğu, kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000,00 TL’sinin şirket ortaklarınca 24.01.2003 tarihinde şirket kasasına ödendiği şekilde kayıtlanan apel ödemesinden kaynaklandığı, davacının dayandığı denetim raporunda kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000,00 TL’sinin apel ödemesinden kaynaklandığı belirtilmesine rağmen davacının davasını 500.000,00 TL olarak «ıslah» ettiği, Yargıtay bozma ilamında da ifade edildiği üzere ...
KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, gerçeğe aykırı belgeler düzenleyerek «temlik» alınan şirkette «kasa açığına» sebebiyet verilmesinden ve gerçekte ödenmeyen sermayenin ödenmiş gibi gösterilmesinden dolayı davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, takdir edilen «vekalet ücretinin» yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
-
Yönetim kurulu kararının iptali | Denetim kurulu kararının iptali | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/715 E. 2019/4705 K.
Ortak:kasa açığı · el koyma · davanın açılmamış sayılması · şirket zararı · açılmamış sayılma · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «şirketin zararının» varlığı şirket «ticari defterleri» ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi «ibraz» etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin «haksız fiil» tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine ka …
Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak «kasa açığının» hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerekirken, kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulam …
Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçinin davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
… rın davalılardan tahsilini talep etmiş; ancak mahkemece davaya konu zararın şirkete yapılması gereken apel ödemelerinin yapılmamasından kaynaklandığı, bu zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · nispi vekalet ücreti · işlemden kaldırma · maktu vekalet ücreti · anonim şirket · taahhütname · çek · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4270 E. , 2019/5670 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davanın İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek bozmaya uyularak verilen 14/12/2017 tarih ve 2017/1072-2014/977 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ayrı ayrı davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalıların davacı şirketin 2002-2004 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği ve denetim kurulu üyeliği yaptıklarını, görevlerinin sona erdiği 13.02.2004 tarihinde davacı şirket kasasının 339.729,88 TL açık verdiğini ve hatta şirket kasasında hiç nakit para bulunmadığını,bu durumdan davalıların sorumlu olduğunu, 26.06.2007 tarihli davacı şirket genel kurulunda davalılar aleyhine sorumluluk davası açılması konusunda karar verildiğini ileri sürerek fazaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ..., 09.02.2004-13.02.2004 tarihleri arasında dört gün süre ile yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, bu süre içinde hiçbir aktif görevde bulunmadığını ve hatta davacı şirketin şirketler grubunda yer alan (Star medya grubundaki) işini kaybetmek korkusu ile bu görevi üstlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılardan ..., 25.03.2003-13.02.2004 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, kendisine teslim edilen kasa mevcudu olmadığını, hiçbir aktif görevde yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin zararının varlığı şirket ticari defterleri ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi ibraz etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin haksız fiil tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ..,... ve ...vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçinin davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. Davacı, şirket kasasındaki mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Uzan Grubu şirketlerinden olan Global Digital İletişim A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmemiş, kasa açığı bulunduğuna dair belirleme TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürülmüştür. Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki illiyet bağının da kurulması gerekirken, kasa açığının el koyma anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ..., ..., ...... vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile, kararın anılan nedenle BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/538218000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz