Kasa açığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15813 E. 2013/634 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ makul süre↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ sermaye artırımı↗ şirket zararı↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye artırım taahhüdünün öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, kasa açığının hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin ise, seçildikten çok kısa bir süre sonra şirket yönetimine el konulması üzerine denetleme ve rapor yazma olanakları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Ancak, davacı taraf davalı yönetim kurulu üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür. Bir sermaye şirketi olan ...'nin apel borçlarının zamanında tahsil edilmemesinin şirket yönünden zarar teşkil edeceği tabii olup apellerin süresinde ödenmemesinden sonra makul sürede bu hususta yasal girişim yapılmaması ile doğan zarar için öncelikle ortağa gidilmesine gerek bulunmamaktadır. Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan tahsilde tekerrür olmamak üzere bu tutarları isteyebilir. Bu itibarla, mahkemenin zararın henüz gerçekleşmediği yönündeki gerekçesi doğru olmadığı gibi, şirket işlerini sürekli olarak denetlemekle yükümlü olan denetçilerin sorumluluğunun da sadece yıl sonunda rapor sunmakla sınırlı olduğuna ilişkin gerekçe yerinde değildir. Mahkemece mülga 6762 sayılı TTK'nın 338. ve 359. maddeleri hükümleri uyarınca davalıların kusursuzluklarını ispatlamadıkları takdirde zarardan sorumlu oldukları kabul edilerek hüküm oluşturmak gerekirken, yazılı gerekçe ile bu husustaki talebin reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin bu aşamada temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12488 E. 2013/17676 K.
Ortak:kasa açığı · makul süre · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sermaye artırım» «taahhüdünün» öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, «kasa açığının» hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin …
2) Ancak, davacı taraf davalı «yönetim kurulu» üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere bu tutarları isteyebilir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere bu tutarları isteyebilir.
2- Ancak, davacı taraf davalıların ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını ve bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · açılmamış sayılma · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tespit edilen «kasa açığının» başka şirkete olan borcun kapatılması amacıyla yapılan aktarma işleminden kaynaklandığı, şirketin faaliyet alanında yasa dışı işlemler yaptığına dair iddia ve kanıt bulunmadığı, davacı şirketin ayrı bir kasasının bulunmaması nedeniyle işlemlerin grubun merkez kasasından gerçekleştirildiği, «yönetim kurulu» üyelerinin bunu denetleme imkanlarının bulunmadığı ve bazı davalıların şirkette yönetici ve «ortaklık sıfatlarının» dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan dava takip edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemenin gerekçesi anılan dönemde «görevli» bulunan şirket «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri bakımından doğru ve yerinde değildir.
Mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 338. ve 359. maddeleri uyarınca o dönemde «görevli» bulunan yönetim ve denetim kurulu üyeleri bulunan davalıların kusursuzluklarını ispatlamadıkları takdirde zarardan sorumlu oldukları kabul edilerek buna göre bir hüküm oluşturmak gerekirken, yazılı gerekçe ile bu davalılar yönünden bu husustaki talebin reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6010 E. 2012/7866 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı · taahhütname
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sermaye artırım» «taahhüdünün» öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, «kasa açığının» hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin …
2) Ancak, davacı taraf davalı «yönetim kurulu» üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Benzer bu kararda… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · muacceliyet · anonim şirket · teminat
Benzer bu kararda… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:kasa açığı · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sermaye artırım» «taahhüdünün» öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, «kasa açığının» hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin …
2) Ancak, davacı taraf davalı «yönetim kurulu» üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
2- Dava, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · haksız eylem · maktu vekalet ücreti · ihtar · ıslah · asıl alacak · vekalet ücreti · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının alacak talebinin temeli davalıların haksız eylemleri olduğundan, davalıların «temerrütü» için «ihtar» gerekmez.
3 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4270 E. 2019/5670 K.
Ortak:kasa açığı · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sermaye artırım» «taahhüdünün» öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, «kasa açığının» hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin …
2) Ancak, davacı taraf davalı «yönetim kurulu» üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «şirketin zararının» varlığı şirket «ticari defterleri» ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi «ibraz» etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin «haksız fiil» tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine ka …
Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçinin davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Uzan Grubu şirketlerinden olan Global Digital İletişim A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmemiş, «kasa açığı» bulunduğuna dair belirleme TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · illiyet bağı · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · haksız fiil · ticari defter · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «şirketin zararının» varlığı şirket «ticari defterleri» ile yılsonu devri sırasında 31/12/2003 tarihinde tespit edildiği, «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri kusursuz olduklarına dair belge ve bilgi «ibraz» etmediği, yönetim kurulu üyeleri ortak olarak ödemeleri gereken apel borcunu ödemediği, denetim kurulu üyesi ...’in ise denetim görevini yerine getirmediği için 339.726,88 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı ... yönünden dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, 339.726,88 TL'nin «haksız fiil» tarihi olan 31/07/2003 tarihinden itibaren değişik oranlardaki faizi oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine ka …
Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak «kasa açığının» hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerekirken, kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulam …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14367 E. 2012/20043 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sermaye artırım» «taahhüdünün» öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, «kasa açığının» hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin …
2) Ancak, davacı taraf davalı «yönetim kurulu» üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Benzer bu kararda… ahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı CE-Se AŞ.'nin kooperatif hakkında açtığı tazminat davasından «feragat» edildiği, bu şekilde şirketin mal varlığında önemli bir «kayba» neden olunduğu, davacının alacağını şirketten tahsil edemediği, TTK'nun 338. maddesi uyarınca «kusursuzluklarını ispat» edemeyen «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» olduğu, diğer şirket ortakları olan davalıların ise bu miktarda bir alacak için yapılan feragatten hayatın olağan akışı gereği bilgileri bulunduğu, BK'nun 41. maddeleri uyarınca bu eylemlerinin «haksız fiil» teşkil ettiği, denetçinin ise sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne dair verilen kar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kâr kaybı · feragat · haksız fiil
Benzer bu kararda… ahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı CE-Se AŞ.'nin kooperatif hakkında açtığı tazminat davasından «feragat» edildiği, bu şekilde şirketin mal varlığında önemli bir «kayba» neden olunduğu, davacının alacağını şirketten tahsil edemediği, TTK'nun 338. maddesi uyarınca «kusursuzluklarını ispat» edemeyen «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» olduğu, diğer şirket ortakları olan davalıların ise bu miktarda bir alacak için yapılan feragatten hayatın olağan akışı gereği bilgileri bulunduğu, BK'nun 41. maddeleri uyarınca bu eylemlerinin «haksız fiil» teşkil ettiği, denetçinin ise sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne dair verilen kar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/242 E. 2023/4466 K.
Ortak:kasa açığı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sermaye artırım» «taahhüdünün» öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, «kasa açığının» hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin …
2) Ancak, davacı taraf davalı «yönetim kurulu» üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TMSF tarafından el konulan şirkette tespit edilen kasa açığından «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler, üst düzey yöneticiler ve diğer ilgili kişilerin sorumluluğuna ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15813 E. , 2013/634 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.12.2010 tarih ve 2007/311-2010/699 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirketin 800.000,00 TL olan sermayesinin 19.06.2003 tarihinde tescil edilen karar ile 1.600.000,00 TL'ye çıkarıldığını, artırılan sermayenin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren 3 ay içinde ödenmesi gerekmesine rağmen yönetim kurulu tarafından süresi içinde ortaklardan talep edilmediğini, denetim kurulunun da yönetim kurulunu uyarmayarak görevlerini yerine getirmediklerini, şirket hesabında 32,57 TL bulunduğu kasada görünmesine rağmen bu paranın fiilen mevcut olmadığını, gerekli takibin davalılar tarafından yapılmadığını, ileri sürerek 200.032,57 TL zararın davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsili ile 2002 yılında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibralarının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ancak kendilerine kusur yüklenebilmesi şartıyla sorumlu olabileceğini, müvekkillerinin 03.07.2003 tarihinden itibaren tutuklu olduğunu, sermayenin ödenmesi çağrısı yapılmasının mümkün olmadığını, kasa işlemlerinden müvekkillerinin imza ve bilgisinin bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin denetim kurulu üyeliği için aday olmadığını, genel kurul toplantısına katılmadığını, mevzuat uyarınca denetim kurulu üyesi seçilebilmek için bu iki şartın arandığı, müvekkilinin üyeliğinin batıl olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye artırım taahhüdünün öncelikle taahhüt eden ortaklardan istenmesi, bu yola rağmen ödenmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğup doğmayacağının tartışılması gerekeceği, kasa açığının hangi tarihte gerçekleştiği ve nelere yönelik olduğunun saptanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kasa açığından sorumlu olmadığının kabulü gerektiği, denetçilerin ise, seçildikten çok kısa bir süre sonra şirket yönetimine el konulması üzerine denetleme ve rapor yazma olanakları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Ancak, davacı taraf davalı yönetim kurulu üyelerinin ortaklardan tahsili gereken apelleri zamanında tahsil etmemek suretiyle şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulu üyesi olan davalıların da bu hususu şirkete bildirmemek suretiyle bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür. Bir sermaye şirketi olan ...'nin apel borçlarının zamanında tahsil edilmemesinin şirket yönünden zarar teşkil edeceği tabii olup apellerin süresinde ödenmemesinden sonra makul sürede bu hususta yasal girişim yapılmaması ile doğan zarar için öncelikle ortağa gidilmesine gerek bulunmamaktadır. Şirket, hem ortaktan hem de o tutarı zamanında tahsil etme girişiminde bulunmayan sorumlulardan tahsilde tekerrür olmamak üzere bu tutarları isteyebilir.
Bu itibarla, mahkemenin zararın henüz gerçekleşmediği yönündeki gerekçesi doğru olmadığı gibi, şirket işlerini sürekli olarak denetlemekle yükümlü olan denetçilerin sorumluluğunun da sadece yıl sonunda rapor sunmakla sınırlı olduğuna ilişkin gerekçe yerinde değildir. Mahkemece mülga 6762 sayılı TTK'nın 338. ve 359. maddeleri hükümleri uyarınca davalıların kusursuzluklarını ispatlamadıkları takdirde zarardan sorumlu oldukları kabul edilerek hüküm oluşturmak gerekirken, yazılı gerekçe ile bu husustaki talebin reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin bu aşamada temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/251773500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz