Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6802 E. 2024/2043 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye taahhüdü↗ muvazaa↗ emredici hüküm↗ müteselsil sorumluluk↗ davanın açılmamış sayılması↗ şirket zararı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ açılmamış sayılma↗ ispat yükü↗ ifa↗ tmsf↗ uyuşmazlık konusu↗ temlik↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ çek↗ harç↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirket zararından davalıların sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 140, 269, 336, 338 ve 359 uncu maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı TMSF vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının iptali | Denetim kurulu kararının iptali | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/715 E. 2019/4705 K.
Ortak:sermaye taahhüdü · davanın açılmamış sayılması · şirket zararı · açılmamış sayılma · taahhütname · çek
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · el koyma · nispi vekalet ücreti · işlemden kaldırma · maktu vekalet ücreti · anonim şirket · vekalet ücreti · e-defter
Benzer bu karardaMahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Mahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
… rın davalılardan tahsilini talep etmiş; ancak mahkemece davaya konu zararın şirkete yapılması gereken apel ödemelerinin yapılmamasından kaynaklandığı, bu zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4050 E. 2013/21038 K.
Ortak:açılmamış sayılma · temlik · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın şirket «yönetim kurulu», denetim kurulu ve ortaklarına karşı açılan «sorumluluk davası» olduğu, şirketin 09.10.1995 tarihli genel kurulunda 240.000 TL sermaye artışı yapıldığı, bunun 60.000 TL’nin ortaklarca ödendiği 10.000 TL’lik öz sermaye «mahsup» edildiğinde bakiye 180.000 TL ödenmemiş sermaye borcunun kaldığı, muhasebe kayıtlarının şirket ortaklarının apel borcunu olduğu gibi gösterdiği, zarar kalemi olarak yalnızca apel borcu olduğu, bu borç tutarının da kayıtlara doğru geçirildiği, fiktif kayıt olmadığı, bu nedenle ortakların sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davalılar .. ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.409.maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davalılar.. hakkındaki davanın sabit olmadığından reddine, apel borcu bulunan davalılardan ...’nın 68.400 TL, ...’nın 36.000 TL,..’nın 36.000 TL, ... .’nın 36.000 TL, ...’nın 1.800 TL ve ...’nın 1.800 TL’den sorumlu olmak üzere toplam 180.000 TL. ödenmeyen apel alacağının «temerrüt tarihi» 05.09.2008 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile bu davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, «temlik» alan TMSF vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · temerrüt tarihi · muacceliyet · mahsup · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın şirket «yönetim kurulu», denetim kurulu ve ortaklarına karşı açılan «sorumluluk davası» olduğu, şirketin 09.10.1995 tarihli genel kurulunda 240.000 TL sermaye artışı yapıldığı, bunun 60.000 TL’nin ortaklarca ödendiği 10.000 TL’lik öz sermaye «mahsup» edildiğinde bakiye 180.000 TL ödenmemiş sermaye borcunun kaldığı, muhasebe kayıtlarının şirket ortaklarının apel borcunu olduğu gibi gösterdiği, zarar kalemi olarak yalnızca apel borcu olduğu, bu borç tutarının da kayıtlara doğru geçirildiği, fiktif kayıt olmadığı, bu nedenle ortakların sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davalılar .. ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.409.maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davalılar.. hakkındaki davanın sabit olmadığından reddine, apel borcu bulunan davalılardan ...’nın 68.400 TL, ...’nın 36.000 TL,..’nın 36.000 TL, ... .’nın 36.000 TL, ...’nın 1.800 TL ve ...’nın 1.800 TL’den sorumlu olmak üzere toplam 180.000 TL. ödenmeyen apel alacağının «temerrüt tarihi» 05.09.2008 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile bu davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
… kemece karara esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalılardan ..., ..., . ... ., ... ve ...’nın sorumlu oldukları apel borcu 05.09.1998 tarihinde «muaccel» olduğu halde, dava dilekçesinde alacağın 31.08.2000 tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmesi talep edilmesi nedeniyle mahkemece bu tarihten faize karar veril …
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1603 E. 2022/7210 K.
Ortak:açılmamış sayılma
Benzer bu kararda… enen davalıların birlikte bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ... haklarındaki davanın HMK 150.maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davalı ...’ın davadan önce vefat ettiği anlaşılmakla, bu davalı hakkındaki davanın bu nedenle reddine ve davanın diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmişt …
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6742 E. 2024/815 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı · Tazminat
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş olarak gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan «yönetim kurulu» üyeleri, denetçilerden ve yetkili şirket çalışanlarından tahsiline ilişkin olarak açılmış sorumluluk davasıdır.
Uyuşmazlık, davacı «şirketin zararının» bulunup bulunmadığı, zarar var ise davalıların sorumlu olup olmadıklarına ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tefrik · işlemden kaldırma · ara karar · yenileme · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… de bozma öncesi 09.10.2007 tarihli celsede davacı vekilinin, davalılardan ... ..., ... ... ..., ..., ... ve ... ... hakkındaki davayı takip etmediklerini belirterek «işlemden kaldırılmasına» karar verilmesini talep ettiği ve Mahkemece 1 no.lu «ara» karar ile anılan davalılar hakkındaki davanın 1086 sayılı Kanun'un 409 uncu maddesi uyarınca süresinde «yenileninceye» kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin gerekçeli kararının 6. sayfasında 10.04.2019 tarihli celse 3 no.lu «ara» karar ile davalılar ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ve ... ... hakkında açılan davaların bu dosyadan «tefriki» ile Mahkemenin ayrı bir esasına «kaydına» karar verildiği yazılmıştır.
Buna göre Mahkemece, temyiz eden taraflar da gözetilmek suretiyle davacı vekilinin 09.10.2007 tarihli celsedeki beyanı, Mahkemenin 09.10.2007 tarihli «ara» kararı ve anılan «tefrik» kararı çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı TMSF ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin «son» fıkrası kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekâlet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmü düzenlenmiş olup Mahkemece, hakkındaki dava tamamen ya da kısmen reddedilen davalılar yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5147 E. 2014/12078 K.
Ortak:sermaye taahhüdü · yönetim kurulu kararı · taahhütname
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davacı şirketin ortaklarca «taahhüt» edilen sermaye borcunun henüz ödenmediği, «sermaye taahhüdü» bulunan ortakların ve ödenmeyen sermaye borçlarının ödenmiş gibi gösterilmesinde şirketteki görevi gereği faaliyette bulunan şirket çalışanlarının eylemleri ve zarar ile olan «illiyet bağı» da araştırılmak suretiyle ispatlandığı takdirde işbu zarardan sorumluluğunun bulunduğu dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde h …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket resmi kayıtlarına göre ortak olmayan ve «hakim ortak» olarak nitelendirilen ... ve arkadaşlarının sorumlu olmadığı, şirkette çalışan ve çeşitli görevler üstlenen kişilerin de yapmış oldukları işler nedeniyle apel borcundan sorumlu tutulmalyacakları, şirket yöneticileri ve denetçilerinin görev yaptıkları sırada «sermaye artırımı» nedeniyle ortakların ödemekle yükümlü oldukları apel borçlarının tahsili için gereken özeni göstermediklerinden TTK.nın 336. maddesi gereğince sorumlu oldukları, apel borcunu ödemeleri durumunda, apel «taahhüt» eden ortaklardan «rücuen tahsil» imkanlarının bulunduğu, kayıtlara göre ödenmiş gösterilmiş ise de; kayıtlarda yapılan işlemler fiktif olduğu gerekçesiyle; Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri …
2- Bir «anonim şirket» olan davacı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak · rücuen tahsil · sermaye artırımı · illiyet bağı · maddi hata · üçüncü kişi · anonim şirket · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket resmi kayıtlarına göre ortak olmayan ve «hakim ortak» olarak nitelendirilen ... ve arkadaşlarının sorumlu olmadığı, şirkette çalışan ve çeşitli görevler üstlenen kişilerin de yapmış oldukları işler nedeniyle apel borcundan sorumlu tutulmalyacakları, şirket yöneticileri ve denetçilerinin görev yaptıkları sırada «sermaye artırımı» nedeniyle ortakların ödemekle yükümlü oldukları apel borçlarının tahsili için gereken özeni göstermediklerinden TTK.nın 336. maddesi gereğince sorumlu oldukları, apel borcunu ödemeleri durumunda, apel «taahhüt» eden ortaklardan «rücuen tahsil» imkanlarının bulunduğu, kayıtlara göre ödenmiş gösterilmiş ise de; kayıtlarda yapılan işlemler fiktif olduğu gerekçesiyle; Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri …
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
A.Ş.'nin unvanının karar başlığında yanlış gösterilmesi, yine ...'ın isminin hükümde ... şekilinde yanlış gösterilmesi «maddi hata» niteliğinde olup mahallinde düzeltilebilecek bulunmasına göre, davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili, ...'nun tüm temyiz itirazlarının, davacı .... vekilinin ise aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Bir «anonim şirket» olan davacı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6802 E. , 2024/2043 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/830 Esas, 2016/429 Karar
DAVACI (Temlik Alan) : Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) vekili Avukat ...
HÜKÜM
Kabul, ret, açılmamış sayılma
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davacı TMSF vekili
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bir kısım davalılar yönünden davanın kabulüne, bir kısım davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı TMSF vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, Ant Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş.’nin yönetim ve denetimine Fon tarafından el konulduğunu, muhasebe kayıtlarında yapılan inceleme sonucu kasada olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş farkların bulunduğunun tespit edildiğini, şirket kasasında mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, aynı zamanda şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup tarafından yürütüldüğünü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve muvazaalı bir şekilde ortak sıfatını taşıdıklarını, apel yükümlülüğü yerine getirilmemiş iken getirilmiş gibi gösterilmesi usulsüzlüğüne karışarak şirketi zarara uğratan yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile şirket çalışanlarının şirketin tüm zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek, 10.11.2000 tarihinden beri ödenmeyen toplam 100.000,00 TL apel ödemesinin dilekçede gösterilen şekilde davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ve vekilleri, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için sermaye ihtiyacı olduğu ve buna göre kanunda açıkça emredilen sermaye taahhüdü hususunun yerine getirilmesi gerektiği, ortakların sermaye ödeme borcunun bulunup, bu borcun ödenmemesi halinde şirketin bu bedeli ortaklardan talep edebileceği, davalılar ..., ... ve ...'in şirketin kurucu ortakları olmakla birlikte aynı zamanda yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları, ortak olarak apel ödeme borcunu yerine getirmedikleri gibi yönetim kurulu üyesi ve denetçi sıfatıyla da apel ödeme borcunun yerine getirilmesini sağlamakla yükümlü bulundukları, şirket kayıtlarında apel ödemeleri yapılmış gibi gözükse de denetim kurulu raporları ve dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre bu ödemelerin şirket kasasında olmadığı, Uzan Grubu tarafından yönlendirilen Merkez kasada bulunduğu tespit edilmiş olduğundan bu eylemin hukuka aykırı bulunup şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiği, adı geçen davalıların şirket ortağı olarak bu ödemeyi gerçek anlamda yaptıklarını ispat edemedikleri gibi yönetim kurulu üyesi ve denetçi oldukları gözetildiğinde kusursuz bulunduklarını kanıtlayamadıkları anlaşılmakla bu davalılar hakkındaki davanın kabulü gerektiği, şirkette ortak ya da yönetim kurulu üyesi sıfatı bulunmamasına rağmen davalı ...
ve ...'ın verdikleri talimatlarla şirketi fiilen yönettikleri, buna göre fiili ve gerçek yönetici oldukları sorumluluklarının haksız fiil çerçevesinde ele alınması gerektiği, anılan davalıların da fiktif apel ödemelerinden kaynaklanan zarar nedeniyle sorumluluklarının bulunduğu, şirkette muhtelif görevleri ifa eden çalışanların sorumluluklarının bulunduğunun ispat edilmediği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ...'e karşı açılan davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... dava tarihinde ölü olduğundan hakkındaki davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkındaki davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ...
ve ...'e karşı açtığı davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 05.12.2022 tarih, 2021/7526 E. ve 2022/8634 K. sayılı kararıyla Mahkeme kararı onanmıştır.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı TMSF vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı TMSF vekili; davalıların kusursuz olduklarını ispat edemediklerini, davanın konusunun ödenmediği halde ödenmiş gösterilen apel ödemeleri olduğunu, dava konusu zarardan davalıların müteselsilen sorumlu olduklarını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 137 nci maddesi gereği ispat yükünün davalılarda olduğunu, davalı ... ve davalı ... hakkındaki davayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150 nci maddesi uyarınca takip etmediklerini belirterek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirket zararından davalıların sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 140, 269, 336, 338 ve 359 uncu maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı TMSF vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı TMSF vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051157800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz