Sigorta rücu davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/3292 E. 2013/19572 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta rücu davası↗ lütuf (hatır) ödemesi↗ rücu davası↗ halefiyet↗ sigorta teminatı↗ ibraname↗ aktif dava ehliyeti↗ teminat kapsamı↗ riziko↗ rücuen tazminat↗ denetime elverişlilik↗ rücu↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ avans faizi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya 2/8 oranında kusur izafe eden bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, davalı şirketin kusuruna isabet eden zararı tazminle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.275,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 6762 sayılı TTK'nın 1301. maddesine dayalı rücuen tazminat davasıdır. Sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseye rücu edebilir. Bunun dışında poliçede teminat dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı sigortacının rücu davası açması mümkün değildir. Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa ibraname getirtilip devir ve temlik beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Halefiyet ilişkisine dayalı olarak açılan bu davada, halef sıfatının mevcut olup olmadığının belirlenmesi dava ehliyetine ilişkin olmakla davalı tarafından her zaman ileri sürülebileceği gibi, mahkeme tarafından da re'sen dikkate alınması zorunlu bulunmaktadır.
Somut olayda; görüşüne başvurulan bilirkişi, poliçede ziynet eşyası, mücevherat ve değerli madenlerden oluşan eşyaların kilit altında iken sigorta teminatı altına alındığını, ancak sigortalının ziynet eşyalarını masa ve dolap üzerinde ve açıkta bulundurduğunu kolluk ifadesinde beyan ettiğini belirtmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının teminat dışı ödeme yapıp yapmadığı, yaptığı ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olup olmadığı incelenmek, yapılan ödeme lütuf (ex gratia) ödemesi ise davacının alacağı, sigortalıdan temlik alıp almadığı hususu da belirlenmek suretiyle davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığının tespit edilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken anılan hususlar değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10494 E. 2010/1579 K.
Ortak:sigorta rücu davası · rücu davası · ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa «ibraname» getirtilip, devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · taşıyıcı · eksik inceleme · teslim
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıya sigortalı emtia davalılardan Ran Lojistik A.Ş. tarafından taşındığı, alıcıya «teslim» edildiği sırada bir kısım emtianın hasarlandığına dair 15.07.2005 tarihli tutanağın tutulduğu, davalı «taşıyıcı» sürücüsünün de bu tutanakta imzasının olduğu sabittir.
Dava, Nakliyat Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminatın «rücuen tahsili» amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11011 E. 2010/2174 K.
Ortak:sigorta rücu davası · rücu davası · ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · sigorta sözleşmesi · husumet
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının «sigorta sözleşmesi» kapsamında olmayan ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sarıyer Şubesinde çalıştığı sırada kullandığı kredi borcunu ödemediğinden bahisle işbu dava açılmış olup, yapılan ödeme «poliçe özel şartlarında» mevcut poliçe «teminatı kapsamında» bir ödeme olmadığı kuşkusuzdur.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5661 E. 2012/13283 K.
Ortak:sigorta rücu davası · rücu davası · ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu her iki poliçenin de «emniyeti suistimal» poliçesi olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapılması için belli başlı «rizikoların» belirtildiği, davacı tarafından bu rizikolardan herhangi birinin gerçekleştiği yönünde delil sunulmadığı, davacının zararının riziko gerçekleşmediği halde ödeme ya …
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Reyhanlı/Hatay Şubesi'nde çalıştığı sırada kullandığı kredi borcunu ödemediğinden bahisle işbu dava açılmış olup, yapılan ödeme «poliçe özel şartlarında» mevcut poliçe «teminatı kapsamında» bir ödeme olmadığı kuşkusuzdur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9032 E. 2012/21243 K.
Ortak:rücu davası · halefiyet · ibraname · riziko · rücu · temlik · teminat
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının sigortalısı banka tarafından düzenlenen «ibraname» ile toplam 165.000 YTL'nın davalıdan tahsil edildiği, «emniyeti suistimal» poliçesinin vadesinin 10.10.2001-10.11.2011 olmasına rağmen, dava konusu usulsüz işlemlerin («virmanlar») tarihlerinin 31.02.2002-04.02.2002 tarihleri arası olduğu, poliçe «teminatı» dışında kalan «riziko» için davacı ... şirketinin talep hakkının bulunmadığı, kaldı ki davalıyı «ibra» eden davacı sigortalısı Banka'nın davalıdan talep ve dava hakkının bulunmadığı, bu nedenle de davacı ... şirketinin «halefiyete» dayalı dava hakkının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6762 sayılı E-TTK'nın 1301. maddesine dayalı «rücu davası» olup, uyuşmazlık esas itibariyle davacı tarafından yapılan ödemenin ex gratia bir ödeme olup olmadığı ve dava konusu edilen tutarın davacı sigortalısının davalıyı «ibra» ettiği, tarihsiz «ibraname» kapsamında kalıp kalmadığı noktasındadır.
Her ne kadar mahkemece ödemenin ex gratia bir ödeme olduğu redde gerekçe yapılmış ve gerçekten de ödemenin ex gratia bir ödeme olduğu anlaşılmakta ise de, davacı taraf aynı zamanda sigortalısından aldığı «temliknameye» de dayandığından ve bu durumda da davacı bu nedene dayalı olarak «aktif husumete» ehil bulunduğundan, mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emniyeti suistimal · virman · bilirkişi raporuna itiraz · aktif husumet · ibra · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının sigortalısı banka tarafından düzenlenen «ibraname» ile toplam 165.000 YTL'nın davalıdan tahsil edildiği, «emniyeti suistimal» poliçesinin vadesinin 10.10.2001-10.11.2011 olmasına rağmen, dava konusu usulsüz işlemlerin («virmanlar») tarihlerinin 31.02.2002-04.02.2002 tarihleri arası olduğu, poliçe «teminatı» dışında kalan «riziko» için davacı ... şirketinin talep hakkının bulunmadığı, kaldı ki davalıyı «ibra» eden davacı sigortalısı Banka'nın davalıdan talep ve dava hakkının bulunmadığı, bu nedenle de davacı ... şirketinin «halefiyete» dayalı dava hakkının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece ödemenin ex gratia bir ödeme olduğu redde gerekçe yapılmış ve gerçekten de ödemenin ex gratia bir ödeme olduğu anlaşılmakta ise de, davacı taraf aynı zamanda sigortalısından aldığı «temliknameye» de dayandığından ve bu durumda da davacı bu nedene dayalı olarak «aktif husumete» ehil bulunduğundan, mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemez.
Dava, 6762 sayılı E-TTK'nın 1301. maddesine dayalı «rücu davası» olup, uyuşmazlık esas itibariyle davacı tarafından yapılan ödemenin ex gratia bir ödeme olup olmadığı ve dava konusu edilen tutarın davacı sigortalısının davalıyı «ibra» ettiği, tarihsiz «ibraname» kapsamında kalıp kalmadığı noktasındadır.
İş Mahkemesi'nde açılan dava sonucunda düzenlenmiş olup, davalı tarafça da yargılama sürecinde verdiği dilekçelerinde ve «bilirkişi raporuna itirazında», dava konusu edilen alacağın «ibraname» kapsamında olmadığı bildirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1054 E. 2011/4270 K.
Ortak:teminat kapsamı · riziko · temlik · sigorta poliçesi · kusur · teminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Bu durumda mahkemece, davacının «teminat» dışı ödeme yapıp yapmadığı, yaptığı ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olup olmadığı incelenmek, yapılan ödeme lütuf (ex gratia) ödemesi ise davacının alacağı, sigortalıdan «temlik» alıp almadığı hususu da belirlenmek suretiyle davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olup olmadığının tespit edilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken anılan hususlar değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararı …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, «rizikonun» «teminat kapsamında» olduğu, davalı sürücünün 2/8 oranında kusurlu şekilde davacının sigortalısına çarparak yaralanmasına neden olduğu, sigortaca yapılan tedavi giderlerinden davalıların «kusuru» oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair tesis ettiği karar, davalılar vekillerinin temyizi üzerine, «sigorta poliçesinin» kaza tarihinden sonra 11.12.2006 günü düzenlendiği, «sigorta ettirenin» poliçenin düzenlenmesinden önce kazanın olduğunu bildiğinden TTK’nun 1344. maddesi uyarıca sigorta akdinin hükümsüz bulunduğu, davacının yaptığı ödemenin et gratia yani lütuf ödemesi olduğu, ortada dava hakkı veren bir «temliknamenin» mevcudiyetinin de iddia ve ispat edilmediği, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta ettiren
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, «rizikonun» «teminat kapsamında» olduğu, davalı sürücünün 2/8 oranında kusurlu şekilde davacının sigortalısına çarparak yaralanmasına neden olduğu, sigortaca yapılan tedavi giderlerinden davalıların «kusuru» oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair tesis ettiği karar, davalılar vekillerinin temyizi üzerine, «sigorta poliçesinin» kaza tarihinden sonra 11.12.2006 günü düzenlendiği, «sigorta ettirenin» poliçenin düzenlenmesinden önce kazanın olduğunu bildiğinden TTK’nun 1344. maddesi uyarıca sigorta akdinin hükümsüz bulunduğu, davacının yaptığı ödemenin et gratia yani lütuf ödemesi olduğu, ortada dava hakkı veren bir «temliknamenin» mevcudiyetinin de iddia ve ispat edilmediği, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/3292 E. , 2013/19572 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.10.2012 tarih ve 201/909-2012/765 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin konut paket sigorta poliçesi ile sigortaladığı dairede meydana gelen hırsızlık sonucu toplam 17.100,00 TL tazminatın sigortalıya ödendiğini, dairenin bulunduğu sitenin güvenliğinin davalı tarafından sağlandığını, yeterli güvenlik hizmeti veremeyen davalı şirketin sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek ödenen tazminattan 12.800,00 TL'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hırsızlık tarihinde güvenlik kameralarının bozuk, çevre tellerinin ve duvarlarının ise engin olduğunu, bazı bölgelerde sarmaşık ve ağaçların duvarları tamamen kapsadığını, eksik hususların defalarca site yönetimine bilidirildiğini, ancak önlem alınmadığını, görevini eksiksiz yapan müvekkiline bir kusur yüklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya 2/8 oranında kusur izafe eden bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, davalı şirketin kusuruna isabet eden zararı tazminle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.275,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 6762 sayılı TTK'nın 1301. maddesine dayalı rücuen tazminat davasıdır. Sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseye rücu edebilir. Bunun dışında poliçede teminat dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı sigortacının rücu davası açması mümkün değildir. Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa ibraname getirtilip devir ve temlik beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Halefiyet ilişkisine dayalı olarak açılan bu davada, halef sıfatının mevcut olup olmadığının belirlenmesi dava ehliyetine ilişkin olmakla davalı tarafından her zaman ileri sürülebileceği gibi, mahkeme tarafından da re'sen dikkate alınması zorunlu bulunmaktadır.
Somut olayda; görüşüne başvurulan bilirkişi, poliçede ziynet eşyası, mücevherat ve değerli madenlerden oluşan eşyaların kilit altında iken sigorta teminatı altına alındığını, ancak sigortalının ziynet eşyalarını masa ve dolap üzerinde ve açıkta bulundurduğunu kolluk ifadesinde beyan ettiğini belirtmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının teminat dışı ödeme yapıp yapmadığı, yaptığı ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olup olmadığı incelenmek, yapılan ödeme lütuf (ex gratia) ödemesi ise davacının alacağı, sigortalıdan temlik alıp almadığı hususu da belirlenmek suretiyle davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığının tespit edilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken anılan hususlar değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temiz itirazlarının kabülü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/730200900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz