Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5661 E. 2012/13283 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta rücu davası↗ lütuf (hatır) ödemesi↗ poliçe özel şartları↗ emniyeti suistimal↗ rücu davası↗ halefiyet↗ aktif husumet ehliyeti↗ ibraname↗ alacağın temliki↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ teminat kapsamı↗ riziko↗ rücu↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ sigorta poliçesi↗ teminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu her iki poliçenin de emniyeti suistimal poliçesi olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapılması için belli başlı rizikoların belirtildiği, davacı tarafından bu rizikolardan herhangi birinin gerçekleştiği yönünde delil sunulmadığı, davacının zararının riziko gerçekleşmediği halde ödeme yapması nedeniyle kendi kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, emniyeti suistimal sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseye rücu edebilir. Bunun dışında poliçede teminat dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı sigortacının rücu davası açması mümkün değildir. Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa ibraname getirtilip devir ve temlik beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Halefiyet ilişkisine dayalı olarak açılan bu davada, halef sıfatının mevcut olup olmadığının belirlenmesi dava ehliyetine ilişkin olmakla davalı tarafından her zaman ileri sürülebileceği gibi, mahkeme tarafından da re'sen dikkate alınması zorunlu bulunmaktadır.
Somut olaya gelince, davalının T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Reyhanlı/Hatay Şubesi'nde çalıştığı sırada kullandığı kredi borcunu ödemediğinden bahisle işbu dava açılmış olup, yapılan ödeme poliçe özel şartlarında mevcut poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olmadığı kuşkusuzdur.
Ancak, davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen ibraname ve temlikname belgesiyle davacı ... şirketi, sigortalının davalıya karşı olan takip ve dava haklarını temlik almıştır. Başka bir deyişle, dava dışı banka, dava konusu kredi ilişkisi ile ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını BK'nun 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı ... şirketine temlik etmiştir. Bu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı aktif husumet ehliyetine sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, davanın açıklanan gerekçelerle kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11011 E. 2010/2174 K.
Ortak:sigorta rücu davası · poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · rücu davası · aktif husumet ehliyeti · ibraname · alacağın temliki · aktif husumet · dava şartı · Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı, Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu her iki poliçenin de «emniyeti suistimal» poliçesi olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapılması için belli başlı «rizikoların» belirtildiği, davacı tarafından bu rizikolardan herhangi birinin gerçekleştiği yönünde delil sunulmadığı, davacının zararının riziko gerçekleşmediği halde ödeme ya …
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının «sigorta sözleşmesi» kapsamında olmayan ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10494 E. 2010/1579 K.
Ortak:sigorta rücu davası · rücu davası · ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa «ibraname» getirtilip, devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · taşıyıcı · eksik inceleme · teslim
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıya sigortalı emtia davalılardan Ran Lojistik A.Ş. tarafından taşındığı, alıcıya «teslim» edildiği sırada bir kısım emtianın hasarlandığına dair 15.07.2005 tarihli tutanağın tutulduğu, davalı «taşıyıcı» sürücüsünün de bu tutanakta imzasının olduğu sabittir.
Dava, Nakliyat Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminatın «rücuen tahsili» amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9032 E. 2012/21243 K.
Ortak:emniyeti suistimal · rücu davası · halefiyet · ibraname · aktif husumet · riziko · rücu · temlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu her iki poliçenin de «emniyeti suistimal» poliçesi olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapılması için belli başlı «rizikoların» belirtildiği, davacı tarafından bu rizikolardan herhangi birinin gerçekleştiği yönünde delil sunulmadığı, davacının zararının riziko gerçekleşmediği halde ödeme ya …
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının sigortalısı banka tarafından düzenlenen «ibraname» ile toplam 165.000 YTL'nın davalıdan tahsil edildiği, «emniyeti suistimal» poliçesinin vadesinin 10.10.2001-10.11.2011 olmasına rağmen, dava konusu usulsüz işlemlerin («virmanlar») tarihlerinin 31.02.2002-04.02.2002 tarihleri arası olduğu, poliçe «teminatı» dışında kalan «riziko» için davacı ... şirketinin talep hakkının bulunmadığı, kaldı ki davalıyı «ibra» eden davacı sigortalısı Banka'nın davalıdan talep ve dava hakkının bulunmadığı, bu nedenle de davacı ... şirketinin «halefiyete» dayalı dava hakkının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6762 sayılı E-TTK'nın 1301. maddesine dayalı «rücu davası» olup, uyuşmazlık esas itibariyle davacı tarafından yapılan ödemenin ex gratia bir ödeme olup olmadığı ve dava konusu edilen tutarın davacı sigortalısının davalıyı «ibra» ettiği, tarihsiz «ibraname» kapsamında kalıp kalmadığı noktasındadır.
Her ne kadar mahkemece ödemenin ex gratia bir ödeme olduğu redde gerekçe yapılmış ve gerçekten de ödemenin ex gratia bir ödeme olduğu anlaşılmakta ise de, davacı taraf aynı zamanda sigortalısından aldığı «temliknameye» de dayandığından ve bu durumda da davacı bu nedene dayalı olarak «aktif husumete» ehil bulunduğundan, mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · bilirkişi raporuna itiraz · ibra
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının sigortalısı banka tarafından düzenlenen «ibraname» ile toplam 165.000 YTL'nın davalıdan tahsil edildiği, «emniyeti suistimal» poliçesinin vadesinin 10.10.2001-10.11.2011 olmasına rağmen, dava konusu usulsüz işlemlerin («virmanlar») tarihlerinin 31.02.2002-04.02.2002 tarihleri arası olduğu, poliçe «teminatı» dışında kalan «riziko» için davacı ... şirketinin talep hakkının bulunmadığı, kaldı ki davalıyı «ibra» eden davacı sigortalısı Banka'nın davalıdan talep ve dava hakkının bulunmadığı, bu nedenle de davacı ... şirketinin «halefiyete» dayalı dava hakkının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6762 sayılı E-TTK'nın 1301. maddesine dayalı «rücu davası» olup, uyuşmazlık esas itibariyle davacı tarafından yapılan ödemenin ex gratia bir ödeme olup olmadığı ve dava konusu edilen tutarın davacı sigortalısının davalıyı «ibra» ettiği, tarihsiz «ibraname» kapsamında kalıp kalmadığı noktasındadır.
İş Mahkemesi'nde açılan dava sonucunda düzenlenmiş olup, davalı tarafça da yargılama sürecinde verdiği dilekçelerinde ve «bilirkişi raporuna itirazında», dava konusu edilen alacağın «ibraname» kapsamında olmadığı bildirilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3292 E. 2013/19572 K.
Ortak:sigorta rücu davası · rücu davası · ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı · rücuen tazminat · denetime elverişlilik · kusur · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya 2/8 oranında «kusur» izafe eden bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» bulunduğu, davalı şirketin kusuruna isabet eden zararı tazminle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.275,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, 6762 sayılı TTK'nın 1301. maddesine dayalı «rücuen tazminat» davasıdır.
Somut olayda; görüşüne başvurulan bilirkişi, poliçede ziynet eşyası, mücevherat ve değerli madenlerden oluşan eşyaların kilit altında iken «sigorta teminatı» altına alındığını, ancak sigortalının ziynet eşyalarını masa ve dolap üzerinde ve açıkta bulundurduğunu kolluk ifadesinde beyan ettiğini belirtmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/5661 E. , 2012/13283 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Reyhanlı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/11/2010 tarih ve 2006/159-2010/555 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı olarak, dava dışı T.C.Ziraat Bankası A.Ş. tarafından personeli olan davalıya kullandırılan kredinin borçlu tarafından ödenmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından 7.249,50 TL’nın sigorta ettiren bankaya ödendiğini, bu suretle müvekkilinin dava dışı sigortalısının hakkına halef olduğunu ileri sürerek, söz konusu tutarın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilin davalı sıfatı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu her iki poliçenin de emniyeti suistimal poliçesi olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapılması için belli başlı rizikoların belirtildiği, davacı tarafından bu rizikolardan herhangi birinin gerçekleştiği yönünde delil sunulmadığı, davacının zararının riziko gerçekleşmediği halde ödeme yapması nedeniyle kendi kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, emniyeti suistimal sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseye rücu edebilir. Bunun dışında poliçede teminat dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı sigortacının rücu davası açması mümkün değildir. Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa ibraname getirtilip devir ve temlik beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Halefiyet ilişkisine dayalı olarak açılan bu davada, halef sıfatının mevcut olup olmadığının belirlenmesi dava ehliyetine ilişkin olmakla davalı tarafından her zaman ileri sürülebileceği gibi, mahkeme tarafından da re'sen dikkate alınması zorunlu bulunmaktadır.
Somut olaya gelince, davalının T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Reyhanlı/Hatay Şubesi'nde çalıştığı sırada kullandığı kredi borcunu ödemediğinden bahisle işbu dava açılmış olup, yapılan ödeme poliçe özel şartlarında mevcut poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olmadığı kuşkusuzdur.
Ancak, davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen ibraname ve temlikname belgesiyle davacı ... şirketi, sigortalının davalıya karşı olan takip ve dava haklarını temlik almıştır. Başka bir deyişle, dava dışı banka, dava konusu kredi ilişkisi ile ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını BK'nun 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı ... şirketine temlik etmiştir. Bu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı aktif husumet ehliyetine sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, davanın açıklanan gerekçelerle kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062432200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz