İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/10494 E. 2010/1579 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta rücu davası↗ lütuf (hatır) ödemesi↗ rücu davası↗ nakliyat sigortası↗ ibraname↗ rücuen tahsil↗ aktif dava ehliyeti↗ teminat kapsamı↗ riziko↗ rücu↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ sigorta poliçesi↗ eksik inceleme↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Nakliyat Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir. Bunun dışında poliçede teminat dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı sigortacının rücu davası açması mümkün değildir. Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa ibraname getirtilip, devir ve temlik beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Somut olayda, davacıya sigortalı emtia davalılardan Ran Lojistik A.Ş. tarafından taşındığı, alıcıya teslim edildiği sırada bir kısım emtianın hasarlandığına dair 15.07.2005 tarihli tutanağın tutulduğu, davalı taşıyıcı sürücüsünün de bu tutanakta imzasının olduğu sabittir. Öte yandan, davacı sigortalısı ödemeye dair Tazminat Makbuzuyla alacağını davacıya temlik etmiştir. Bu durumda yapılan ödemenin poliçe kapsamında olduğu ve davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gereklidir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11011 E. 2010/2174 K.
Ortak:sigorta rücu davası · rücu davası · ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa «ibraname» getirtilip, devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · sigorta sözleşmesi · husumet
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının «sigorta sözleşmesi» kapsamında olmayan ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sarıyer Şubesinde çalıştığı sırada kullandığı kredi borcunu ödemediğinden bahisle işbu dava açılmış olup, yapılan ödeme «poliçe özel şartlarında» mevcut poliçe «teminatı kapsamında» bir ödeme olmadığı kuşkusuzdur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3292 E. 2013/19572 K.
Ortak:sigorta rücu davası · rücu davası · ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa «ibraname» getirtilip, devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nın 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı · rücuen tazminat · denetime elverişlilik · kusur · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya 2/8 oranında «kusur» izafe eden bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» bulunduğu, davalı şirketin kusuruna isabet eden zararı tazminle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.275,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, 6762 sayılı TTK'nın 1301. maddesine dayalı «rücuen tazminat» davasıdır.
Somut olayda; görüşüne başvurulan bilirkişi, poliçede ziynet eşyası, mücevherat ve değerli madenlerden oluşan eşyaların kilit altında iken «sigorta teminatı» altına alındığını, ancak sigortalının ziynet eşyalarını masa ve dolap üzerinde ve açıkta bulundurduğunu kolluk ifadesinde beyan ettiğini belirtmiştir.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5661 E. 2012/13283 K.
Ortak:sigorta rücu davası · rücu davası · ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa «ibraname» getirtilip, devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu her iki poliçenin de «emniyeti suistimal» poliçesi olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapılması için belli başlı «rizikoların» belirtildiği, davacı tarafından bu rizikolardan herhangi birinin gerçekleştiği yönünde delil sunulmadığı, davacının zararının riziko gerçekleşmediği halde ödeme ya …
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Reyhanlı/Hatay Şubesi'nde çalıştığı sırada kullandığı kredi borcunu ödemediğinden bahisle işbu dava açılmış olup, yapılan ödeme «poliçe özel şartlarında» mevcut poliçe «teminatı kapsamında» bir ödeme olmadığı kuşkusuzdur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4324 E. 2011/16485 K.
Ortak:ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti · taşıyıcı · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaBu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa «ibraname» getirtilip, devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve «hasara» uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da «sigorta teminatı» altında bulunmadığı, davacının «teminat kapsamında» olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının «rücu hakkını» kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca «taşıyıcının» bir «kusuru» var ise de bunun «taşıma sözleşmesinin» tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuen «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Ancak somut olayda, 16.11.2007 tarihli tazminat makbuzu ve «ibraname» başlıklı belge ile davacı sigortalının davalıya karşı olan talep ve dava haklarını «temlik» almıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı kapsamı · nakliyat emtia sigortası · rücu hakkı · sigorta teminatı · alacağın temliki · rücuen tazminat · taşıma sözleşmesi · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve «hasara» uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da «sigorta teminatı» altında bulunmadığı, davacının «teminat kapsamında» olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının «rücu hakkını» kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca «taşıyıcının» bir «kusuru» var ise de bunun «taşıma sözleşmesinin» tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, nakliyat emtea taşıma poliçesinden kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup mahkemece meydana gelen «hasarın» «sigorta teminatı kapsamında» olmadığı ve davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacının sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/10494 E. , 2010/1579 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.04.2008 tarih ve 2007/1027-2008/604 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı emtianın davalılardan Ran Lojistik A.Ş. tarafından taşındığı sırada hasarlandığını, diğer davalı ... şirketinin CMR sigortacısı olduğunu, oluşan 702,90 EURO hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, başlatılan icra takibine davalıların haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Nakliyat Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir. Bunun dışında poliçede teminat dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı sigortacının rücu davası açması mümkün değildir. Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa ibraname getirtilip, devir ve temlik beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Somut olayda, davacıya sigortalı emtia davalılardan Ran Lojistik A.Ş. tarafından taşındığı, alıcıya teslim edildiği sırada bir kısım emtianın hasarlandığına dair 15.07.2005 tarihli tutanağın tutulduğu, davalı taşıyıcı sürücüsünün de bu tutanakta imzasının olduğu sabittir. Öte yandan, davacı sigortalısı ödemeye dair Tazminat Makbuzuyla alacağını davacıya temlik etmiştir. Bu durumda yapılan ödemenin poliçe kapsamında olduğu ve davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gereklidir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009579500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz