Cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7435 E. 2022/141 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çalışma ve sözleşme hürriyeti↗ sözleşme özgürlüğü↗ çalışma hürriyeti↗ tenkis↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ çerçeve sözleşme↗ rekabet yasağı↗ istifa↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ oy yasağı↗ ispat yükü↗ tbk 99↗ geçersizlik↗ yasal faiz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan rekabet yasağının ihlal edilmediğini ispat yükünün davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten istifa ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San. A.Ş.’de aynı pozisyonda çalışmaya başladığı, dava dışı Nobel İlaç San. A.Ş'nin rakip firma olduğu, davalının pazarlama stratejileri ile ilgili olarak bilgi sahibi olduğu, bu durumun tehlikenin ve zararın varlığı için yeterli olduğu, davalının aksini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak toplam 1.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işçi ile iş akdinin hitamından sonra geçerli olmak üzere yapılan rekabet etme yasağına aykırılığa dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
Davalının iş akdinin sona erdiği ve yeni bir iş yerinde çalışmaya başladığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesinde “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir ış yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.”, aynı Kanun'un 349. maddesinde de "Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir” hükümleri düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlığı altında düzenlenen 48. ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alınmıştır. 818 sayılı BK'nın 19. maddesinde de bir akdin mevzunun, Kanun'un gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunabilir denilmekle birlikte 20. maddesinde ise akdin mevzunun gayrimümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) aykırı olması halinde o akdin batıl olacağı belirtilmiştir. Bu durumda sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemede özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. 818 sayılı BK'nın 19, 20, 349. maddelerinde bu özgürlüğün sınırları çizilmiştir. Sözleşmede öngörülen rekabet yasağı; ancak işçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi tenkis yetkisi verilmemiştir.
Dairemizce verilen 2014/9016 esas, 2015/6155 sayılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin geçersizliği sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette hakkaniyete aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, ispat yükünün davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Yukarıda izah edilen nedenlerle, somut olayda davalının, davacı şirkette çalıştığı pozisyonu, mesleki yeterliliği ve bilgi birikimi hususları da gözetilerek, davaya konu sözleşmede belirtilen rekabet yasağı hükmünün yer bakımından davalının çalışma hürriyetine zarar verip vermediği hususunu, yazılı bozma ilamımızı karşılar nitelikte inceleyen bilirkişi raporu olmadan ve dahi bu husus hüküm yerinde değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin yukarıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1642 E. 2020/4806 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · yasal faiz · teminat
İncelediğiniz karardaSözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan «rekabet yasağının» ihlal edilmediğini «ispat yükünün» davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten «istifa» ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San.
Benzer bu kararda… rılığı sebebiyle takdiren 1.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalı ... ile davacı arasında düzenlenen 10.11.2006 tarihli iş sözleşmesinin IX/2 maddesindeki «rekabet yasağı» hükmünden sonra, 31.07.2011 tarihinde düzenlenen «sulh» ve «ibraname» anlaşması ile doğmuş ve doğacak haklardan karşılıklı «feragat» edildiği anlaşılmakla bu ibranamenin tarafları bağlayacağı açık olup davacı «tacir» olduğundan tüm iş ve eylemlerinde basiretli davranması gerektiğinden, IX/2 maddesindeki rekabet yasağına dayalı talepte bulunamayacağı ve 31.07.2011 tarihinde düzenlenen sulh ve ibraname anlaşması 5. maddesinde rekabet yasağına dair hüküm olmadığından davalı ... yönünden «cezai şart» talebinin reddine, davalı ...
Kararı davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir. (1) Davacı, müvekkili ile davalı ... arasında akdedilen iş sözleşmesinde «rekabet yasağına» ilişkin madde bulunduğunu, davalının işten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başlayarak bu hükmünü ihlal ettiğini iddia ederek, «cezai şart» talebinde bulunmuştur.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · ticari sır · ibraname · feragat · sulh · taahhütname · tacir · maddi tazminat
Benzer bu kararda… rılığı sebebiyle takdiren 1.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalı ... ile davacı arasında düzenlenen 10.11.2006 tarihli iş sözleşmesinin IX/2 maddesindeki «rekabet yasağı» hükmünden sonra, 31.07.2011 tarihinde düzenlenen «sulh» ve «ibraname» anlaşması ile doğmuş ve doğacak haklardan karşılıklı «feragat» edildiği anlaşılmakla bu ibranamenin tarafları bağlayacağı açık olup davacı «tacir» olduğundan tüm iş ve eylemlerinde basiretli davranması gerektiğinden, IX/2 maddesindeki rekabet yasağına dayalı talepte bulunamayacağı ve 31.07.2011 tarihinde düzenlenen sulh ve ibraname anlaşması 5. maddesinde rekabet yasağına dair hüküm olmadığından davalı ... yönünden «cezai şart» talebinin reddine, davalı ...
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacının manevi tazminat istemi yönünden, davalıların davacı şirketin «ticari sır» niteliğindeki müşteri listelerini kullanmaları sebebiyle eylemleri hukuka aykırı olduğundan, davalı ..., davalı şirketin kurucusu olduğu ve davalı şirket yönünden menfaat elde edildiği ve eylemin ağırlığı olayın özelliği dikkate alınarak davalı ... ve davalı Berussa Patent Dan.
Şti. ve davalı ...'tan 1.000' er TL «maddi tazminatın» ayrı ayrı olmak üzere 30.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'ndan 5.500 TL «cezai şart» alacağının 30.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
… leaynı iştigal konusuna haiz bir kuruluşun herhangi bir kademesinde ücretli veya ücretsiz olarak görev almamayı ve aynı işi kendi nam ve hesabına yapmamayı kabul ve «taahhüt» eder...aksi davranışı halinde işverenin uğrayacağı zararların karşılığı olarak 30 aylık brüt ücret tutarında «cezai şart» ödemeyi kabul eder" şeklindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9016 E. 2015/6155 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · ispat yükü · geçersizlik · Cezai şart
İncelediğiniz kararda… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan «rekabet yasağının» ihlal edilmediğini «ispat yükünün» davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten «istifa» ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak ...’un belirlenmesi sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsenmiş ise de, bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı, «rekabet yasağı sözleşmesi» ile ... ilinin tamamının rekabet yasağı kapsamına alınmış olmasının rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek şekilde olduğunu gösterdiği, TBK'nın 445. maddesinde (eBK m 349 ) öngörülen sözleşmenin «geçerlilik şartının» olayda oluşmadığı gerekçesiyle ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, Mülga BK’nın 349.maddesine göre “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir.” Somut olayda davaya dayanak yapılan «rekabet yasağı sözleşmesinde» süre iki yıl olarak öngörülmüş, coğrafi sınır da ... ili olarak belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · bilirkişi ücreti · karine · kesin süre · eksik inceleme · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı, «rekabet yasağı sözleşmesi» ile ... ilinin tamamının rekabet yasağı kapsamına alınmış olmasının rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek şekilde olduğunu gösterdiği, TBK'nın 445. maddesinde (eBK m 349 ) öngörülen sözleşmenin «geçerlilik şartının» olayda oluşmadığı gerekçesiyle ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
… , caizdir.” Buna göre işçinin müşterileri tanıdığı ve (veya) esrara nüfuzunun bulunduğu ve bunun da iş sahibine etki edecek derecede zarara sebebiyet verebileceğini «ispat yükü» bunu iddia eden davacıda olmakla birlikte, daha önce bir ilaç şirketi olan davacı firmada ürün müdürü olarak çalışan davalı işçi, davacıdan ayrıldıktan sonra dava dışı başka bir ilaç firmasında aynı pozisyonda ürün yöneticisi olarak ve etken malzemesi aynı olan ürün yönünden çalışmaya başlamış olup, davalının çalışma pozisyonu dikkate alındığında davacıya etki edecek derecede zarara sebebiyet verebileceği «karine» olarak kabul edilmelidir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, somut olaya özgü olarak işin niteliği de gözetilerek «ispat yükünün» davalıda olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken «eksik incelemeye» ve ispat yükü konusunda yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13834 E. 2018/4613 K.
Ortak:çalışma hürriyeti · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · Cezai şart
İncelediğiniz kararda… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
… erle, somut olayda davalının, davacı şirkette çalıştığı pozisyonu, mesleki yeterliliği ve bilgi birikimi hususları da gözetilerek, davaya konu sözleşmede belirtilen «rekabet yasağı» hükmünün yer bakımından davalının «çalışma hürriyetine» zarar verip vermediği hususunu, yazılı bozma ilamımızı karşılar nitelikte inceleyen bilirkişi raporu olmadan ve dahi bu husus hüküm yerinde değerlendirilmeden kara …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rekabet yasağı sözleşmesinde» öngörülen 3 yıllık sürenin Kanunda belirtilen süreyi aştığı, coğrafi bölge anlamında 4.maddede Ege Bölgesi ve Marmara Bölgesi ile sınırlı olmak üzere denilmiş ise de ambalaj sektöründe yer alan firmaların büyük çoğunluğunun anılan bölgelerde bulunduğu, sözleşmenin geçerli sayılması halinde özellikle ambalaj sektöründe eğitim aldığı anlaşılan davalının 3 yıl gibi uzun bir süreyle çalışmasının engellenmesinin «çalışma hürriyeti» ve «hakkaniyet» ile bağdaşmayacağı, sözleşmenin sadece işçi aleyhine hükümler taşıdığı, bu nedenle rekabet yasağının «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. ve 445/1. maddesi gözetilerek «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «çalışma hürriyeti» ve «hakkaniyetle» bağdaşmayacağı, bu sebeple «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davalının iş akdinin sona erdiği ve yeni bir iş yerinde çalışmaya başladığı tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup, uyuşmazlıkta BK'nın 348 ve 349. madde koşullarının mevcudiyeti tartışılmaksızın ve işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeye aykırılık · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. ve 445/1. maddesi gözetilerek «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «çalışma hürriyeti» ve «hakkaniyetle» bağdaşmayacağı, bu sebeple «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davalının iş akdinin sona erdiği ve yeni bir iş yerinde çalışmaya başladığı tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup, uyuşmazlıkta BK'nın 348 ve 349. madde koşullarının mevcudiyeti tartışılmaksızın ve işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15601 E. 2017/2522 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan «rekabet yasağının» ihlal edilmediğini «ispat yükünün» davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten «istifa» ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
… de çalışırken daha sonra ayrılarak davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir iş yerinde çalışmaya başladığı, taraflar arasında akdedilen 16/05/2003 tarihli «rekabet yasağı sözleşmesi» uyarınca davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde 12.000 USD ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir iş …
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen ''Rekabet Yasağı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde ''İşbu «rekabet yasağı sözleşmesi», zaman açısından personelin her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile, coğrafi açıdan ... ve ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeye aykırılık · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
… acıya ait iş yerinde çalışırken daha sonra işten ayrılarak davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir yerde çalışmaya başladığı, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesi» uyarınca davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde 12.000 ABD doları ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının da davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir iş yerinde çalışmaya başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere uyuşmazlıkta BK'nın 348 ve 349. madde koşullarının mevcudiyeti tartışılmaksızın ve sadece sözleşmede bu hususta hüküm bulunduğundan bahisle «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3810 E. 2020/2260 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · Cezai şart
İncelediğiniz kararda… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan «rekabet yasağının» ihlal edilmediğini «ispat yükünün» davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten «istifa» ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen ''Rekabet Yasağı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde ''İşbu «rekabet yasağı sözleşmesi», zaman açısından personelin her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile, coğrafi açıdan Ege ve Marmara Bölgesi ve sektör açısından ambalaj sektörü ile sınırlı olmak üzere düzenlenmiştir'', 5. maddesinde de ''Rekabet yasağına aykırı davranılması durumunda Pilenpak şirketinin uğradığı ya da uğraması muhtemel zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak üzere 30.000 ABD doları tutarındaki «cezai şart» personel tarafından Pilenpak şirketine ödenecektir.
Şu halde mahkemece, «rekabet yasağı sözleşmesinin» batıl olduğunun kabul edilmesi doğru olmadığı gibi davacı şirkette mühendis olarak çalışmış olan davalının, davacı şirketin ticari bilgilerine vakıf olabilecek bir pozisyonda çalıştığı, edindiği bilgileri 3. kişilere aktarma ihtimalinin bulunduğu, bu halin ihtimalinin bile rekabet yasağı sözleşmesinde öngörülen «cezai şartın» tatbiki için yeterli görülebileceği, eş anlatımla edinilen bilgilerin kullanıldığının ispat edilmesinin gerekmediği dahi gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın red …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · hizmet akdi · sözleşmeye aykırılık
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalının imzaladığı «hizmet akdinin» «rekabet yasağına» ilişkin maddesinde Ege ve Marmara Bölgesine ilişkin rekabet yasağı coğrafi alan sınırlamasının işçinin iktisaden mahvına sebep olacak mahiyette olduğu, «çalışma özgürlüğüne» aykırı, akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda taraflar arasında imzalanan hizmet akdinde yer alan anılan düzenlemelerin batıl olduğu, kaldı ki …
Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1270 E. 2015/13764 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan «rekabet yasağının» ihlal edilmediğini «ispat yükünün» davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten «istifa» ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San.
Benzer bu karardaDava, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi kapsamında açılmış «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
… olarak görev yaparken 11.07.2011 tarihinde işten ayrılmış, bilahare dava dışı ilaç firmasında kurumsal ilişkiler uzmanı olarak göreve başlamış, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» ise davalının herhangi bir nedenle işten ayrılmasından sonra 2 yıl içerisinde ... illerinde davacı firmanın iş dalında çalışamayacağı, aksi halde en «son» aylık brüt maaşın 10 katı tutarında «cezai şart» uygulanacağı hüküm altına alınmış, mahkemece davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kolunun farklı olduğu gere …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının somut olarak «rekabet yasağına» aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kollarının farklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · kısıtlılık · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… olarak görev yaparken 11.07.2011 tarihinde işten ayrılmış, bilahare dava dışı ilaç firmasında kurumsal ilişkiler uzmanı olarak göreve başlamış, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» ise davalının herhangi bir nedenle işten ayrılmasından sonra 2 yıl içerisinde ... illerinde davacı firmanın iş dalında çalışamayacağı, aksi halde en «son» aylık brüt maaşın 10 katı tutarında «cezai şart» uygulanacağı hüküm altına alınmış, mahkemece davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kolunun farklı olduğu gere …
Oysa, davalı taraf ilaç firmasındaki konumu itibariyle 818 Sayılı BK'nın 348/2. maddesi uyarınca, davacı firmanın «üretim sırlarına», işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olduğu gibi, bu bilgileri kullanması ve işverenin önemli bir zararına sebep olması da kuvvetli ihtimal dahilindedir.
Kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşmedeki yer, zaman, işin nevi hususundaki «kısıtlamalar» BK'nın 349. maddesindeki şartlara uygundur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5174 E. 2010/2044 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · teminat
İncelediğiniz kararda… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan «rekabet yasağının» ihlal edilmediğini «ispat yükünün» davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten «istifa» ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San.
1- Dava, işçi ile iş akdinin hitamından sonra geçerli olmak üzere yapılan rekabet etme «yasağına» aykırılığa dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2- Asıl dava, satış «temsilcisi» olan davacının davalıdan «komisyon alacağı» istemine, birleşen dava ise, davalıya ait işyerinden ayrılan davacının «rekabet yasağı sözleşmesine» aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Oysa, Borçlar Kanunu’nun 348 ve devamı maddelerinde «rekabet yasağı» düzenlenmiş olup, anılan maddesinin 1. fıkrasında “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizme …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan 6.640 USD alacaklı olduğu; ancak, «teminat» amaçlı «bono» verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 6.640 USD’nin davalıdan tahsiline, bono iptali isteminin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · reeskont faizi · olumsuz oy · komisyon · bono · eksik inceleme · temsil
Benzer bu kararda2- Asıl dava, satış «temsilcisi» olan davacının davalıdan «komisyon alacağı» istemine, birleşen dava ise, davalıya ait işyerinden ayrılan davacının «rekabet yasağı sözleşmesine» aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
3- Davacı vekili dava dilekçesinde, hükmedilecek alacağa «reeskont faizi» uygulanmasını talep etmiş olup, mahkemece davacının faiz konusundaki istemi hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan 6.640 USD alacaklı olduğu; ancak, «teminat» amaçlı «bono» verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 6.640 USD’nin davalıdan tahsiline, bono iptali isteminin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı-birleşen davacı vekilinin talebinin BK’nın 348 ve devamı maddelerine göre değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2050 E. 2020/5916 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · rekabet yasağı sözleşmesi · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · Cezai şart
İncelediğiniz kararda… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
… erle, somut olayda davalının, davacı şirkette çalıştığı pozisyonu, mesleki yeterliliği ve bilgi birikimi hususları da gözetilerek, davaya konu sözleşmede belirtilen «rekabet yasağı» hükmünün yer bakımından davalının «çalışma hürriyetine» zarar verip vermediği hususunu, yazılı bozma ilamımızı karşılar nitelikte inceleyen bilirkişi raporu olmadan ve dahi bu husus hüküm yerinde değerlendirilmeden kara …
Benzer bu karardaBorçlar Kanunu’nun 348. maddesinde de «hizmet sözleşmesinin» sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme yapılabileceği kabul edildikten sonra 349. maddesinde ise, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir …
Bu durumda mahkemece, «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «geçersiz» olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine «cezai şarta» hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba/bs formları · sözleşmeye aykırılık · hizmet sözleşmesi · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, 818 sayılı B.K.'nın 348. maddesinde düzenlenen işçinin rekabet yasağından ve işçi ile işveren arasında düzenlenen «sözleşmeye aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 348. maddesinde de «hizmet sözleşmesinin» sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme yapılabileceği kabul edildikten sonra 349. maddesinde ise, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir …
Somut olayda, «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama, tarım makineleri üretim, satış ve pazarlanması ve benzeri konularda Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren herhangi bir şirkette 1 yıl süreyle «haksız rekabet» yaratacak çalışmalarda bulunulmaması şeklindedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7435 E. , 2022/141 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.07.2020 tarih ve 2019/684 E. - 2020/404 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili ile 11.09.2009 tarihinde akdetmiş olduğu rekabet yasağı sözleşmesine ve taahhütlerine aykırı olarak olarak rakip firmada çalışmaya başladığını, davalının, müvekkili nezdinde çalıştığı dönemde ürün müdürü olarak vakıf olduğu müşteri çevresine, pazarlama tekniklerine, pazar payına, muadil ilaçlara vb. hususlara ilişkin bilgileri rakip firma için kullanmak suretiyle rekabet yasağına ilişkin sözleşmeyi ihlal ettiğini, bu hususta ihtarname gönderildiğini, cezai şartın ise davalının son aldığı brüt ücret tutarının on katı tutarında olduğunu ileri sürerek sözleşmede öngörülen 25.000 TL cezai şarttan şimdilik 1.000 TL'sinin 24.08.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin geçerliliği için gerekli koşulların oluşmadığını, müvekkilinin çalışma özgürlüğü kapsamında davacı nezdindeki işinden ayrılarak karşılıklı ibra edildiklerini, işin sırrına vakıf olma ve zarar hususunun ispatlanamadığını, müvekkilinin davacı yanında çalıştığı dönemde ticari sır veya bilgilere vakıf olmadığını, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün hakkaniyete aykırı olduğunu, talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan rekabet yasağının ihlal edilmediğini ispat yükünün davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten istifa ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San. A.Ş.’de aynı pozisyonda çalışmaya başladığı, dava dışı Nobel İlaç San. A.Ş'nin rakip firma olduğu, davalının pazarlama stratejileri ile ilgili olarak bilgi sahibi olduğu, bu durumun tehlikenin ve zararın varlığı için yeterli olduğu, davalının aksini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak toplam 1.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işçi ile iş akdinin hitamından sonra geçerli olmak üzere yapılan rekabet etme yasağına aykırılığa dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
Davalının iş akdinin sona erdiği ve yeni bir iş yerinde çalışmaya başladığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesinde “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir ış yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.
İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.”, aynı Kanun'un 349. maddesinde de "Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir” hükümleri düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlığı altında düzenlenen 48. ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alınmıştır. 818 sayılı BK'nın 19. maddesinde de bir akdin mevzunun, Kanun'un gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunabilir denilmekle birlikte 20. maddesinde ise akdin mevzunun gayrimümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) aykırı olması halinde o akdin batıl olacağı belirtilmiştir. Bu durumda sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemede özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. 818 sayılı BK'nın 19, 20, 349.
maddelerinde bu özgürlüğün sınırları çizilmiştir. Sözleşmede öngörülen rekabet yasağı; ancak işçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi tenkis yetkisi verilmemiştir.
Dairemizce verilen 2014/9016 esas, 2015/6155 sayılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin geçersizliği sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette hakkaniyete aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, ispat yükünün davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Yukarıda izah edilen nedenlerle, somut olayda davalının, davacı şirkette çalıştığı pozisyonu, mesleki yeterliliği ve bilgi birikimi hususları da gözetilerek, davaya konu sözleşmede belirtilen rekabet yasağı hükmünün yer bakımından davalının çalışma hürriyetine zarar verip vermediği hususunu, yazılı bozma ilamımızı karşılar nitelikte inceleyen bilirkişi raporu olmadan ve dahi bu husus hüküm yerinde değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin yukarıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı taraf lehine BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/729331700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz