Cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2050 E. 2020/5916 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çalışma ve sözleşme hürriyeti↗ sözleşme özgürlüğü↗ çalışma hürriyeti↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ ba/bs formları↗ çerçeve sözleşme↗ rekabet yasağı↗ sözleşmeye aykırılık↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ geçersizlik↗ yasal faiz↗ haksız rekabet↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın davalının işten ayrılış tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı kanunun 348. maddesinin eldeki davaya uygulanmasının gerektiği, davalının ayrıldığı ve sonradan çalıştığı şirkette aynı alanda faaliyet gösterdiği, davacı ürün yelpazesinin dava dışı çalıştığı şirket ile şirket ürünlerini kapsadığı, davalının her iki yerde satış departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS formları ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, rekabet yasağının Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden yasal faize ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 818 sayılı B.K.'nın 348. maddesinde düzenlenen işçinin rekabet yasağından ve işçi ile işveren arasında düzenlenen sözleşmeye aykırılık iddiasından kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki iş sözleşmesi 01.07.2006 tarihinde tanzim edilmiş, 05.12.2011 tarihinde sona ermiştir. Bu durumda 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
Sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Anayasa, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümleri ile sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48. ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alınmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş; 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı, MK. 23/2. maddesinde de kimsenin özgürlüklerinden vazgeçemeyeceği veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamayacağı düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 348. maddesinde de hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına ilişkin sözleşme yapılabileceği kabul edildikten sonra 349. maddesinde ise, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir.” denilerek rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin sınırları belirlenmiştir.
Somut olayda, rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama, tarım makineleri üretim, satış ve pazarlanması ve benzeri konularda Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren herhangi bir şirkette 1 yıl süreyle haksız rekabet yaratacak çalışmalarda bulunulmaması şeklindedir. Söz konusu düzenleme Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir. Bu durumda mahkemece, rekabet yasağına dair sözleşme maddesinin geçersiz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18347 E. 2015/3086 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · Cezai şart
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «geçersiz» olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine «cezai şarta» hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece tarafların «sözleşme serbestisi» kapsamında düzenledikleri «taahhütnameye» itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Bu yasal düzenlemeler karşısında taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme serbestisi · ticari faiz · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «taahhütnamenin» davalı tarafından imza altına alındığı, taahhütname içeriğinin kanun hükümlerine aykırı olmayıp «sözleşme özgürlüğü» sınırları içerisinde kaldığı, davalı yanın taahhütnameye aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 25.10.2013 tarihinden işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece tarafların «sözleşme serbestisi» kapsamında düzenledikleri «taahhütnameye» itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu 12.11.2012 tarihli sözleşmede yer alan, davalının, davacı kooperatifin iş yapmış olduğu yerlerde iş yapmayacağına dair beyan ve «taahhüdünün», yukarıda anılan yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan «geçersiz» bulunduğu kabul edilerek, davanın redddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yer ve süre yönünden ölçüsüz rekabet yasağı çalışma hürriyetine aykırı ve geçersizdir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5108 E. 2020/2422 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · çalışma hürriyeti · sözleşme özgürlüğü · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama, tarım makineleri üretim, satış ve pazarlanması ve benzeri konularda Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren herhangi bir şirkette 1 yıl süreyle «haksız rekabet» yaratacak çalışmalarda bulunulmaması şeklindedir.
Bu durumda mahkemece, «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «geçersiz» olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine «cezai şarta» hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «rekabet yasağı» ihlali nedeniyle «cezai şart» isteminin kabulüne, 2.500 USD'nin 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, «haksız rekabetin» önlenmesine dair istemi yönünden hüküm tesisine mahal bulunmadığına, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat ve koşulları bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağının» geçerli olacağı ilçe sınırlarının belirtilmediği gibi, maddede belirlenen iki yıl da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olup; tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün olmayıp, buna göre «cezai şart» talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmadığından hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3828 E. 2015/11197 K.
Ortak:çalışma hürriyeti · sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama, tarım makineleri üretim, satış ve pazarlanması ve benzeri konularda Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren herhangi bir şirkette 1 yıl süreyle «haksız rekabet» yaratacak çalışmalarda bulunulmaması şeklindedir.
… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Benzer bu kararda1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet karlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlıbaşına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
Şti'yi kurduğu ve 5 yıl süreyle müdür olarak seçildiği, bu durumun BK 348. maddesi ve devamı hükümlerine ve iş sözleşmesinin «rekabet yasağını» düzenleyen hükümlerine aykırı olduğu, 2010-2013 yılları arasında davacı şirketin satışlarında azalma olduğu, ancak A.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · olumsuz oy · limited şirket · maddi tazminat · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas · e-defter
Benzer bu karardaBeton'un «defter» ve kayıtları incelendiğinde düşen satışlar nedeniyle sorumlu olmadığı, şirketin faal olmadığı ve ticari faaliyetinin bulunmadığı, ancak davalının sözleşmeye ve kanuna aykırı eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığının kabulü gerektiği, BK 42/2. maddesi gözetilerke makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının talebinin makul ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının rekabet etmeme hükümlülüğünü ihlal ettiğinin ve ayrıca davacı şirkete karşı «haksız rekabet» ettiğinin tespitine, 1.000,00 TL «maddi tazminatın» 12/05/2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının «iltibaslı» ürünle ilgili talebinden vazgeçmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık bu noktada «son» bulduğundan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet karlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlıbaşına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1642 E. 2020/4806 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · yasal faiz · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 348. maddesinde de «hizmet sözleşmesinin» sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme yapılabileceği kabul edildikten sonra 349. maddesinde ise, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir …
Somut olayda, «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama, tarım makineleri üretim, satış ve pazarlanması ve benzeri konularda Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren herhangi bir şirkette 1 yıl süreyle «haksız rekabet» yaratacak çalışmalarda bulunulmaması şeklindedir.
Benzer bu karardaBu husus gözetildiğinde davacının «cezai şart» talebinin esasında taraflar arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin düzenlemenin batıl olduğundan bahisle reddi gerekeceğinden, davalı ... yönünden cezai şart isteminin reddine ilişkin sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının, HUMK 438/«son» madcesı uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı, davalıların tamamı hakkında «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece kararın hüküm kısmında "Davanın kısmen kabulü ile davalı ...
… rılığı sebebiyle takdiren 1.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalı ... ile davacı arasında düzenlenen 10.11.2006 tarihli iş sözleşmesinin IX/2 maddesindeki «rekabet yasağı» hükmünden sonra, 31.07.2011 tarihinde düzenlenen «sulh» ve «ibraname» anlaşması ile doğmuş ve doğacak haklardan karşılıklı «feragat» edildiği anlaşılmakla bu ibranamenin tarafları bağlayacağı açık olup davacı «tacir» olduğundan tüm iş ve eylemlerinde basiretli davranması gerektiğinden, IX/2 maddesindeki rekabet yasağına dayalı talepte bulunamayacağı ve 31.07.2011 tarihinde düzenlenen sulh ve ibraname anlaşması 5. maddesinde rekabet yasağına dair hüküm olmadığından davalı ... yönünden «cezai şart» talebinin reddine, davalı ...
Kararı davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir. (1) Davacı, müvekkili ile davalı ... arasında akdedilen iş sözleşmesinde «rekabet yasağına» ilişkin madde bulunduğunu, davalının işten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başlayarak bu hükmünü ihlal ettiğini iddia ederek, «cezai şart» talebinde bulunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · ticari sır · ibraname · feragat · sulh · taahhütname · tacir · maddi tazminat
Benzer bu kararda… rılığı sebebiyle takdiren 1.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalı ... ile davacı arasında düzenlenen 10.11.2006 tarihli iş sözleşmesinin IX/2 maddesindeki «rekabet yasağı» hükmünden sonra, 31.07.2011 tarihinde düzenlenen «sulh» ve «ibraname» anlaşması ile doğmuş ve doğacak haklardan karşılıklı «feragat» edildiği anlaşılmakla bu ibranamenin tarafları bağlayacağı açık olup davacı «tacir» olduğundan tüm iş ve eylemlerinde basiretli davranması gerektiğinden, IX/2 maddesindeki rekabet yasağına dayalı talepte bulunamayacağı ve 31.07.2011 tarihinde düzenlenen sulh ve ibraname anlaşması 5. maddesinde rekabet yasağına dair hüküm olmadığından davalı ... yönünden «cezai şart» talebinin reddine, davalı ...
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacının manevi tazminat istemi yönünden, davalıların davacı şirketin «ticari sır» niteliğindeki müşteri listelerini kullanmaları sebebiyle eylemleri hukuka aykırı olduğundan, davalı ..., davalı şirketin kurucusu olduğu ve davalı şirket yönünden menfaat elde edildiği ve eylemin ağırlığı olayın özelliği dikkate alınarak davalı ... ve davalı Berussa Patent Dan.
Şti. ve davalı ...'tan 1.000' er TL «maddi tazminatın» ayrı ayrı olmak üzere 30.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'ndan 5.500 TL «cezai şart» alacağının 30.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
… leaynı iştigal konusuna haiz bir kuruluşun herhangi bir kademesinde ücretli veya ücretsiz olarak görev almamayı ve aynı işi kendi nam ve hesabına yapmamayı kabul ve «taahhüt» eder...aksi davranışı halinde işverenin uğrayacağı zararların karşılığı olarak 30 aylık brüt ücret tutarında «cezai şart» ödemeyi kabul eder" şeklindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7435 E. 2022/141 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · rekabet yasağı sözleşmesi · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · Cezai şart
İncelediğiniz karardaBorçlar Kanunu’nun 348. maddesinde de «hizmet sözleşmesinin» sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme yapılabileceği kabul edildikten sonra 349. maddesinde ise, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir …
Bu durumda mahkemece, «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «geçersiz» olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine «cezai şarta» hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
… erle, somut olayda davalının, davacı şirkette çalıştığı pozisyonu, mesleki yeterliliği ve bilgi birikimi hususları da gözetilerek, davaya konu sözleşmede belirtilen «rekabet yasağı» hükmünün yer bakımından davalının «çalışma hürriyetine» zarar verip vermediği hususunu, yazılı bozma ilamımızı karşılar nitelikte inceleyen bilirkişi raporu olmadan ve dahi bu husus hüküm yerinde değerlendirilmeden kara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenkis · istifa · ispat yükü
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, Dairemizin 2014/9016 Esas ve 30/04/2015 tarihli 2015/6155 karar sayılı ilamı gereği sözleşmede yazan «rekabet yasağının» ihlal edilmediğini «ispat yükünün» davalıda olduğu, yine Dairemizin 08/04/2019 tarih, 2018/989 Esas, 2019/2742 sayılı bozma ilamı gereği olaya uygulanması gereken yasa maddesinin mülga 818 sayılı BK 348 vd. maddeleri olduğu, davalının 08/11/2010 tarihinde davacı şirketten «istifa» ederek ayrıldığı, dava dışı Nobel İlaç San.
Sözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir; zira mülga kanunda 6102 sayılı TBK hükümlerinin aksine hakime sözleşmeyi «tenkis» yetkisi verilmemiştir.
… ılı bozma ilamında da, 2013/385 esas, 2014/45 karar numaralı mahkeme kararında, rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin «geçersizliği» sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinde» yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette «hakkaniyete» aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, «ispat yükünün» davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13747 E. 2012/356 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · oy yasağı · geçersizlik · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama, tarım makineleri üretim, satış ve pazarlanması ve benzeri konularda Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren herhangi bir şirkette 1 yıl süreyle «haksız rekabet» yaratacak çalışmalarda bulunulmaması şeklindedir.
Bu durumda mahkemece, «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «geçersiz» olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine «cezai şarta» hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen 5.5. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Dava, «franchising sözleşmesine aykırılık» iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi · fesih · ihbar · taahhütname
Benzer bu kararda… ihli sözleşmeye aykırı davranarak işyerinde davacının ürünlerinden başka ürünler sattığı, davacının da haklı nedenle ve usulüne uygun şekilde sözleşmeyi feshettiği, «fesih» «ihbarının» davalıya 20.03.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davalının anılan sözleşmenin 5.5. maddesi uyarınca fesih tarihinden itibaren bir yıllık süre boyunca imtiyaz bölgesi …
Dava, «franchising sözleşmesine aykırılık» iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
… veya aynısını satan rakip bir işletme ile iş yapmaktan ve genelde de Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınmayı «taahhüt» ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından davalının sözleşmenin feshinden sonra anılan maddede yasaklanan işleri yapmaya devam ettiği ileri sürülerek işbu dava aç …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9270 E. 2018/2596 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Borçlar Kanunu’nun 348. maddesinde de «hizmet sözleşmesinin» sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme yapılabileceği kabul edildikten sonra 349. maddesinde ise, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir …
Benzer bu kararda… 19/1. maddesinde (TBK 26) bir aktin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağının belirtildiği, BK 20. maddesinde (TBK 27) ise kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin «kesin» olarak hükümsüz olduğunun düzenlendiği, her ne kadar sözleşmenin tarafları «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür kabul edilse de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olamayacağı, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü …
Dava, davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddiasına dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik hakları · emredici hüküm · kamu düzeni · kesin hüküm
Benzer bu kararda… 19/1. maddesinde (TBK 26) bir aktin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağının belirtildiği, BK 20. maddesinde (TBK 27) ise kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin «kesin» olarak hükümsüz olduğunun düzenlendiği, her ne kadar sözleşmenin tarafları «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür kabul edilse de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olamayacağı, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4955 E. 2017/6834 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «geçersiz» olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine «cezai şarta» hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ş departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS «formları» ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, «rekabet yasağının» Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden «yasal faize» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Benzer bu karardaDavalının yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında, davacı şirkete karşı getirilen «rekabet yasağının» yer veya bölge olarak sınırlarının belirlenmemesi durumu başlı başına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olduğundan rekabet yasağına ilişkin İş Sözleşmesinin 10. maddesinin «geçersiz» olduğu göz önünde bulundurulmaksızın mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulma …
… nı alanda faaliyet gösteren başka şirketlerde çalıştığı, davacı şirkete ait tasarımları bu şirketlerin kullanımına sunmak suretiyle iş sözleşmesinde öngörülmüş olan «rekabet yasağına» aykırı davrandığı, ayrıca iş sözleşmesinde öngörülen 3 yıllık çalışma süresi dolmadan işten ayrılmış olması nedeniyle kendisine verilen eğitimlerden kaynaklanan «cezai şart» alacağının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000 Euro cezai şart ve 2.000 Euro eğitim bedeli olmak üzere toplamda 12.000 Euro'nun karar tarihi itibari …
1- Dava, iş sözleşmesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanunun 348. vd. maddelerine dayalı «cezai şart» istemi ile eğitim giderinin tahsiline ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin hüküm
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 2013/17004 Esas 2014/6068 sayılı Kararı ile onandığı göz önüne alındığında bu konuda oluşan «kesin» hükme rağmen eğitim giderlerine ilişkin talep ile ilgili karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2050 E. , 2020/5916 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.09.2017 tarih ve 2015/285-2017/637 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.12.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının New Holland traktör ve Ziraat Makineleri Tic. A.Ş. ile 01.01.2006 tarihinde Belirli Süreli Hizmet Akdi imzalamak suretiyle çalışmaya başlandığını, ardından 01.07.2006 tarihinde taraflar arasında Belirsiz Süreli Hizmet Akdine ilişkin iş sözleşmesi imzalandığını, davalı ile birleşen şirket New Holland Traktör ve Ziraat Makineleri Tic. A.Ş. arasında 23.08.2006 tarihinde yapılan "Bilgi Koruma Taahhütnamesi Gizlilik ve Güvenliğin sağlanması Hakkında Anlaşma" ile şirket bilgisinin korunacağını, kabul ve taahhüt ettiği, New Holland traktör ve Ziraat Makineleri Tic. A.Ş. ile müvekkili Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş.'nin birleştiğini, müvekkilinin birleşmenin ardından 2009 yılında İzmir'de bulunan şirket faaliyetini sonra erdirerek Ankara'da devam etme kararı aldığını, çalışma şartlarındaki değişikliğin davalı tarafça kabul edildiği, davalı ile 01.03.2011 tarihinde ilave iş sözleşmesi imzalandığını, davalının 05.12.2011 tarihli istifa dilekçesi ile iş akdini feshederek görevinden ayrıldığını, davalının iş akdini ihbarsız feshettiğini ve müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren John Dere Makinaları Ltd.
Şti.'nde "Ürün Satış Uzmanı, Traktör" pozisyonunda çalışmaya başladığını, davalının çalıştığı pozisyon gereği müvekkili şirketin müşterilerini tanıdığını, işin esasına nüfuz ettiğini, şirketin ticari ve teknik faaliyetleri sonucu elde ettiği bilgileri müvekkili şirket aleyhine kullanabilecek bilgi birikimine sahip olduğunu, müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir firmada çalışmaya başlamış olmasının davalı taraf ile imzalanan 01.03.2011 tarihli sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek davalının sözleşmeye aykırı hareketinden dolayı müvekkiline aylık ücretinin 12 katı tutarında cezai şart ödemesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili ile davacı taraf arasında yapılan Hizmet Sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için akdedilen "Rekabet Etmeme Sözleşmesi" Anayasanın ve Borçlar Kanunu'nun ilgili maddelerine açıkça aykırı olası süre, yer ve işin türü bakımından açık sınırlandırma getirilmemiş olan bu sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu, davacı tarafın hukuken geçersiz olan bir sözleşme dayanak gösterilerek herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağını, müvekkilinin davacı şirket nezdinde çalışması nedeni ile hizmet akdi sonra erdikten sonra rekabet etmeme hükmünün uygulanmasını gerektirecek ticari bir sırra ve bilgiye vakıf olmadığını, şirket bilgilerinin gizliliğinin ihlal edici herhangi bir işlem ve eylemi bulunmadığı ve davacı tarafa zarar verme ihtimalinin de olmadığını, davacının uğradığı zararı delilleri ile birlikte hukuken somut olarak ortaya koyması gerektiğini, iddiaların gerçek dışı olduğunu, cezai şart talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın davalının işten ayrılış tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı kanunun 348. maddesinin eldeki davaya uygulanmasının gerektiği, davalının ayrıldığı ve sonradan çalıştığı şirkette aynı alanda faaliyet gösterdiği, davacı ürün yelpazesinin dava dışı çalıştığı şirket ile şirket ürünlerini kapsadığı, davalının her iki yerde satış departmanında görev yaptığı, konunun tarımsal ekipman ve traktör olmasının farketmeyeceği esasen traktör sahibi müşterilerin aynı ekipman ihtiyaçlarının olduğu BS formları ile beş ortak şirket ile çalışıldığı, rekabet yasağının Türkiye genelinde yazıldığı ancak bunun Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgeleri kapsayan bölge içinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu konunun rekabet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalının iş yerindeki pozisyonu itibari ile işletmenin müşteri ve satışa ilişkin iş ve işlemlerine vakıf olacağı ve bunları çalışmaya başladığı yerde kullanabilme ihtimalinin söz konusu olduğu somut olarak kullanma veya zarara uğratma şartının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne, 38.496,00 TL'nin dava tarihinden yasal faize ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 818 sayılı B.K.'nın 348. maddesinde düzenlenen işçinin rekabet yasağından ve işçi ile işveren arasında düzenlenen sözleşmeye aykırılık iddiasından kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki iş sözleşmesi 01.07.2006 tarihinde tanzim edilmiş, 05.12.2011 tarihinde sona ermiştir. Bu durumda 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
Sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Anayasa, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümleri ile sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48. ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alınmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş;
20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı, MK. 23/2. maddesinde de kimsenin özgürlüklerinden vazgeçemeyeceği veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamayacağı düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 348. maddesinde de hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına ilişkin sözleşme yapılabileceği kabul edildikten sonra 349. maddesinde ise, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir.” denilerek rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin sınırları belirlenmiştir.
Somut olayda, rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama, tarım makineleri üretim, satış ve pazarlanması ve benzeri konularda Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren herhangi bir şirkette 1 yıl süreyle haksız rekabet yaratacak çalışmalarda bulunulmaması şeklindedir. Söz konusu düzenleme Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir. Bu durumda mahkemece, rekabet yasağına dair sözleşme maddesinin geçersiz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/626626600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz